Bahçeli'den Davutoğlu'na yakıştırma: Çamur Ahmet

Bahçeli'den Davutoğlu'na yakıştırma: Çamur Ahmet

MHP Genel Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında partililere hitap etti. Bahçeli konuşmasında Başbakan Ahmet Davutoğlu'na sert sözlerle yüklendi.

MHP Genel Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında partililere hitap etti. Bahçeli, Başbakan Davutoğlu'na sert sözlerle yüklendi. 

Bahçeli şunları söyledi: "Davutoğlu ilk okul çağlarında çamurlu çizmelerle bir müsamerede konuşma yaptığını bir müddet kendisine çamurlu başbakan denildiğini anlatmıştır. Bu şahsa çamurlu başbakan diyenleri uzak görüşlülüklerinden dolayı kutluyoruz. Davutoğlu çok iyi bil ki, çocukluğunda çamurlu çizme giyip müsamereye katılmak bir şey, şu son günlerde önüne gelen iftira atarak çamur Ahmet olmak başka birşey. Başbakan çamur at izi kalsın mantığıyla hareket etmekten çamur gibi üzerimize sıçramaktadır. Sen tasalanma merhum Başbuğumuz yaşasa aynen bizim gibi davranır, maskenizi düşürür, yakanızdan tutardı." 

Bahçeli'nin konuşmasından satır başları:

Enflasyon hedefleri bir bir çarçur olmaktır. Hükümet ölüm saçan madenlere kafa yorsun.

Türkiye başkalarının eline bakan ülke haline geldi. Ekonomide 12 yıldır hiçbir yapısal adım atılmadı.

Son açıklanan ekonomik programında sayın Davutoğlu önüne konulan planı coşkuyla okumuş ancak hata üstüne üstüne hata yapmıştır. Ekonomik kuvvet olmadan bölgede sözümüz geçmez.

Davutoğlu hangi hikayeyi uydurursan uydursun Türkiye kazancından fazlasını yabancıdan satın almak için harcamaktadır. AKP hükümeti gelecek nesilleri rehin vermektedir. Mali egemenlik olmadan milli egemenlik asla sağlanamayacaktır. 

Kabul ve itiraf edelim ki Türkiye Cumhuriyeti yokluk içinde kurulmuştur. Türk milleti nice felakete katlanarak bağımsızlığını kazanmıştır. Emanetimiz büyük ve kutsaldır. Miras aldığımız milli ve manevi değerler fazilet şaheseridir.

Gazi Mustafa Kemal Ankara'ya geldiğinde toz yığını içinde kalan bomboş bir yerdeki küçük evde Türkiye'nin bağımsızlığını düşlemiş onurlu yaşamının rotasını çizmiştir. Işıksız, bakımsız bir Anadolu kasabasında Türklüğün yeni bir destanı yeni bir Ergenekonu için hazırlıklar yapılmıştır. 

Yüksek cesaret sahibi milliyetçi irade gösterişe kapılmadan ninelerin dedelerin kefen parasıyla yeni bir devlete nefes vermişlerdir. İktidarı elinde tutan bugünkü gaflet ve dalalet ehilleri iyi bilmeli ki millet hazinesindeki her kuruşun vebali iki cihanda da hesabı vardır. 

İsraf edilen her kaynağın asıl ve yegane sahibi Türk milletidir. Bir düne bakın bir de bugüne dikkat edin. Dündeki tevazuya bugündeki vicdansız saltanata bakın. 

Türkiye'nin nasıl bir soygun ve talanla yüzyüze olduğunu etraflıca sorgulayalım. Atatürk Orman Çiftliği üzerinde kanunsuz ve kaçak bir saray yaptırılıyor 1 katrilyon 370 milyar para harcanıyor. Yaklaşık 400 trilyona uçak alınıyor. Bu da yetmiyor dünya devi Erdoğan için 50 dönümlük koruya yerleşik Vahdettin köşkü çalışma ofisi olarak hazırlanıyor, 150 trilyon sokağa saçılıyor. Erdoğan milletin gözünün içine baka baka devlet hazinesini boşaltıyor. Emeklinin, yetimin, kısacası 77 milyonun parasını tek kelimeyle götürüyor. 

Sayıları 5.5 milyonu bulan işsizlerin hüznü, atanamayan öğretmenlerin ahı, kıt kanaat geçinen milyonların çığlığı kaçak Saray'ın vip odasında çınlamaktadır. Vatandaş bir torba kömür bir paket makarna ile uyutulurken saray bahanesiyle millet hazinesi hortumlanmaktadır. 

Aziz milletim hazine sana aittir. Süslü sözlere kanma bu kötü gidişata ortak olma. Aziz vatandaşlarım sizden alınan vergiler Erdoğan'ın lüksü ve egoları için feda edilmekte 17-25 rüşvet lobisi gücüne güç katmaktadır. Bu millet yatacak kalkacak Erdoğan'ın kibri yüzsüzlüğü için mi çalışacaktır. Bu devran nereye kadar sürecektir. Bu teslimiyet bu hüsran nereye kadar gidecektir?
 
TÜRKİYE ERDOĞAN'IN TAPUSUNA MI GEÇTİ?
Türk milleti nerededir? AKP'ye oy veren kardeşlerim haram ve ahlaksız düzene nereye kadar suskun kalacaktır. Türkiye sanki Sodom ve Gomorre'ye döndü. Türkiye sanki Erdoğan'ın tapusuna geçmiştir. Türkiye sanki Recep Tayyip Erdoğan'ın mirasına geçmiştir. 

Türkiye ekonomisi iflas sınırına dayanmıştır. Erdoğan'a Çankaya köşkü az gelmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan uçakta "güçleri yetiyorsa yıksınlar" diyerek meydan okuduğu Kaçak Saray'ın bir ihtiyaç olduğundan bahsetmiştir. Erdoğan konuştukça batmaktadır. 

Erdoğan'a kadar şerefle Cumhurbaşkanlığı üstlenmiş hangi isim misafirlerini sokakta karşılamıştır? Bilen varsa söylesin Çankaya Köşkü sokak ortasında da biz mi göremedik? Keçiören'de bir apartman dairesinde oturduğunu söyleyerek kendini acındıran Erdoğan'a Çankaya yetmemiş midir?

Kurayla belirlenecek vatandaşlarımızla buluşacakmış. Cumhurbaşkanı yüzü kızarmadan, amacının kalıcı eser bırakmak olduğunu söylemiştir. Erdoğan saray yaparak ecdadımıza layık olacğaını düşünüyorsa 400 çadırlık Türkmen ruhuna alenen ihanet etmiştir. Türk milletinin tarihi dokusuna sadakatle bağlı olmak ecdadın manevi eseridir. Mesele liyakatli olmaktır. Sayın Erdoğan bina yaparak, haram yiyerek, teröristlerle müzakere edilerek ecdada layık olunmaz, asla hürmet gösterilmez. Ya senin ecdad anlayışında bir maraz vardır ya da ecdad olarak bildiklerin ve bellediklerin başkadır. 

NİCE DESPOT VE TİRAN SARAYLARIN HAYRINI GÖREMEDİ
Nice despot ve tiran saray yapmış ama hayrını görememiştir. Erdoğan ve Davutoğlu saraylara doluşarak dünyaya yön vereceklerini mi zannediyor? Bunlar saraylara kurularak itibar kazanacaklarına mı inanmaktadır? İhtişam saraylarda değil hukuka, adalete, demokrasiye duyulan saygıda gizlidir. maalesef bunlardan mahrum küçücük bir azınlık Türkiye'yi çembere almıştır. Başbakan, saray ve uçakların milletin ve devletin itibarını temsil ettiğini söylemiştir. Bu ne sorumsuzluk bu ne pişkinlik, bu ne maskaralıktır. Ne yani kaçak ve karanlık saray bir de Erdoğan'ın üzerine mi geçirilecekti? İma edilen bu mudur? Gayri meşru siyaseti kul affetse Allah affetmeyecektir. Millet iradesi bu zulmeti de aşacak, ahlaki değerlerden kopan, cenazeden farkı olmayan sağları acınacak hale getirecektir.

Kaçak ve karanlık saray Erdoğan'ın yüzünü güldürmeyecek mazlumların ahı gün gelecek sarayın çatısını uçuracaktır. Davutoğlu bıktırıcı nakaratlarla konuşmakta ve defolu zihnini ele vermektedir. 

DAVUTOĞLU PANİKLEDİ
Başbakan sözde Dersim katliamını modern Kerbela'ya benzeterek Hz. Hüseyin'e ve ehli beyte hürmetsizlik etmiştir. Biz bunun üzerine hemen açıklama ile Davutoğlu'na anladığı dilden cevap verdik. Davutoğlu bırakın özrü, yanlış ve sakat düşüncelerini ısrar ile tekrar etmiş konuyu farklı mecralara taşımıştır. Davutoğlu, paniklemiş her gittiği yerde cevap yetiştirmeyi aklınca bizi zorda bırakmayı hedeflemiştir. Ancak kendi kendine faka basan, basireti bağlanan ve tuzağa düşen yine Davutoğlu olmuştur. 

9 Kasım günü metro açılış töreninde işi gücü bırakmış bize saldırmış. Biz sözde Dersim katliamına modern kerbela dediği için eleştirdik. Davutoğlu'nun okuduğunu anlamayacak zeka fukarası olmadığını bilsek de, yazılı basın açıklamamızı çarpıtmasını kayıp olarak gördüğümüzü söylememiz lazım. MHP zalime karşıdır, haine hasımdır ve millet ve memleket aleyhine nifak saçan alçaklarla hesabı vardır. 

Davutoğlu zilletin rezaletin ne demek olduğunu neyi çağrıştırdığını merak ediyorsa, PKK ile yürütülen kanlı pazarlıklara, süreç ihanetiyle türkiye'nin bölünme arayışına bakmalıdır. 

Davutoğlu Erdoğan'dan aferin alabilmek onu mesut ve bahtiyar etmek için şunları söylemiştir. "Karşı çıktığında zulmün hepsine karşı çıkacaksın yoksa rahmetli Türkeş de hesap sorar. Çünkü o tabutluklarda o vardı"

Davutoğlu'nun çıkardığı gürültü bunlarla kalmamıştır. Bizzat demiştir ki Dersim 1937'de olmuştur. 3 Mayıs 1944'te bu kez Bahçeli'nin de öncü kabul ettiği milliyetçiler tutuklanmıştır. 

TERÖRİSTLERİ AKLAMAK SİZİN FITRATINIZDA MI VAR?

Dersim isyanının nasıl başladığı bellidir. Sayın Davutoğlu kulaklarını aç. 1937 yılında Şeytanköprü'de bulunan bir karakola dönemin PKK'lısı terörist Rıza ve çetesi tarafından baskın düzenlenmiştir. Burada 33 mehmetçik şehit edilmiştir. Dersim ayaklanması böylece başlamıştşır. Madem ki Dersim isyanındaki asilere mazlum diyorsun, özür seansı düzenliyorsun, o zaman şehit edilen bu 33 mehmetçiğe ne diyeceksin? Bu vatan evlatlarının alçakça katline nasıl yorum getireceksin? Teröristleri aklamak sizin fıtratınızda mı vardır? Seyit Rıza isimli bölücüyü masumlaştırmanın daha ötesi bu hainleri Kerbela şehitleriyle bir görmenin Hz. Hüseyin'e zulüm olduğunu görmüyor musun?

Bunlar iblis tarafından aklı çelinmiş cehennem taifesidir. Dersim isyanında hedef Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüdür. Dersim isyanını çıkaran soysuzların asıl amacı sömürgecilere hizmetkarlıktır. Hainlerle ehli beytin aziz büyüklerini bir göstermek namertliktir. Osmanlı'da tam 14 defa başgösteren Kürtçü ayaklanmaları da sahiplenecek misin? İşi Anadolu'nun fethine kadar götürüp Bizans'tan af dileyecek Sultan Alparslan'ı suçlayacak mısın? Sizden herşey beklenir.

DERSİM İSYANI KERBELA DEĞİL KİR BELASIDIR
Atatürk'ün bizzat emriyle Dersim isyanı bastırılmıştır. Başbakan Davutoğlu'nun terörist Rıza'ya hayranlığı terörist Öcalan'dan kaynaklanmaktadır. Başbakan'da vicdan erozyonu korkunç boyutlardadır. İdeolojisinde gayri millilik ileri boyuttadır. Dersim isyanı devrin PKK'lılarının isyanıdır. Alevi kardeşlerimizin bu olayla alakası yoktur. Ehli beyt sevdalısı Hz Ali Aşığı hiç kimse devletine milletine vatanına kardeşlerine kıymayacak sırt dönmeyecektir. Sayın Davutoğlu Dersim İsyanı Kerbela değil, "kir belasıdır". 

Hz. Hüseyin bir idrak deryası ve gönül şelalesidir, bu derya herkesi bağrına basacaktır. Öyle ki Kerbela'yı karanlığa boğanlar Dersim'dekiler gibi bedduanın tarafındadır. Gerçek manada küfür kerbelada nasıl lanetlenmişse Dersim'de de aynı şekilde tepelenmiştir. 

Başbakan Dersim'i yapanların 3 Mayıs'ta milliyetçileri tabutluklara soktuğunu söylemiştir. Sayın Davutoğlu haberin olsun altından kalkmayacağın konulara girmen, bilmediğin yabancısı olduğun alanlarda polemik yapman sana ve zihniyetine çok pahalıya patlayacaktır. 3 Mayıs 1944'te 23 Türkçüyü tabuta sokanlarla milliyetçiliği çiğneyenler birinci derecede ideolojik akrabadır. Tabutlukları açanlarla milliyetçiliği silmeye çalışanlar aynı zeminden beslenmektedir. Davutoğlu milliyetçilikle hesaplaşılması gerekir derken nedense 3 Mayıs'ı aklına getirmemiştir. Kazım Aluç'un en büyük zulmü 23 kahramanı vatana ihanetle suçlamasıdır. Bugün hamdolsun Aluç'u hatırlayan yoktur ama 23 milliyet sevdalısı gönüllerde kor gibi yanmaktadır. 

KAÇAK SARAYDAKİ ŞAHISLA İRTİBATINI KES
Onlar Türk olduğu Türkçü olduğu için büyük zulümler gördü. Bugün de benzeri bir durum yok mudur? Sayın Davutoğlu öğren, 3 Mayıs sizin topluca saldırdığınız Türkçülüğün nirengi noktasıdır. Şayet bundan sonraki istismarlarını Türkçü olarak sürdüreceksen sana başarılar dileriz fakat önce milliyetçilere öfke kusan üslubunu düzelt ve kaçak saraydaki şahısla irtibatını kes. 

Davutoğlu'nun Türkçülüğe merak salması kendisi adına umut verici bir gelişmedir. Sayın Davutoğlu rüyanda merhum Türkeş beyi konuyla ilgili henüz görmedim. Görürsem rüyamı sana yorumlatmayı engin tecrübelerinden istifade etmeyi arzularım. Biz merhum liderimizin neler çektiğini defalarca kendisinden dinledik. Bu konuda en son konuşabilecek kişi sen bile değilsin. Peki sen rüyanda hala Hegel ve Gazali ile konuşuyor musun? 

"ÇAMUR AHMET" OLMAK BAŞKA BİR ŞEY
Davutoğlu ilk okul çağlarında çamurlu çizmelerle bir müsamerede konuşma yaptığını bir müddet kendisine çamurlu başbakan denildiğini anlatmıştır. Bu şahsa çamurlu başbakan diyenleri uzak görüşlülüklerinden dolayı kutluyoruz. Davutoğlu çok iyi bil ki, çocukluğunda çamurlu çizme giyip müsamereye katılmak bir şey, şu son günlerde önüne gelen iftira atarak çamur Ahmet olmak başka birşey. Başbakan Çamur at izi kalsın mantığıyla hareket etmekten çamur gibi üzerimize sıçramaktadır. Sen tasalanma merhum Başbuğumuz yaşasa aynen bizim gibi davranır, maskenizi düşürür, yakanızdan tutardı. 

Son olarak Merhum Hüseyin Nihal Atsız'ın tarihi savunmasının bir bölümünü Davutoğlu'na hatıraltıyorum. "Türk tarihi bir ibret tarihidir. Memleketin öz çocukları hizmet için yüksek mevkilere gelmeyi beklemişlerdir. Her zaman gösteriş yapmadan hizmet etmişler, kan ve can vermişlerdir. İnşallah bu vatanın öz çocukları bir gün ülkülerine ulaşacaklardır." 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Önceki ve Sonraki Haberler