• BIST 83.067
  • Altın 146,397
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara : -3 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • İzmir : 4 °C
  • Çankırı : -5 °C
  • Antalya : 5 °C
  • Eskişehir : -2 °C

"Bunların amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek"

Bunların amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek
"Sen 'öğretmen' olamazsın" başlıklı haberimizle Nevzat

Ayaz Öğretmen Lisesinde yaşanan olayları gündeme taşıdığımızdan bu yana konuyla ilgili olarak başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere, herhangi bir kurum ya da sivil toplum örgütünden "açıklama" ya da "düşünce" gelmezken, Eğitim-Sen İl Temsilcisi Nurcan Yanık, Genel Yayın Yönetmenimiz Vedat Beki'ye "yazılı" bir mesaj gönderdi. Yanık, Çankırı ile ilgili yoğun bir gündemden geçtiklerini belirtirken, gerek iş ortamı gerekse emek mücadelesinin konuyla ilgili açıklamayı biraz geciktirdiğinden söz ederek "Böylesi bir olaya hem kişisel hem de sendika olarak duyarsız kalamayacaklarını" belirtti. Nurcan Yanık'ın yazılı mesajı şöyle:

"Öncelikle yanıt vermekte bu denli geç kaldığım için özür diliyorum. Yoğun bir süreçten geçiyoruz. Gerek emek mücadelesi, gerek iş ortamı, gerekse Çankırı'da yaşanan olaylar sizin mesajınıza dönmemi öteledi. Beni duyarsız biri olarak değerlendirmeyeceğinizi umuyorum.

Nevzat Ayaz Anadolu Öğretmen Lisesinde yaşanan olayları ne çağdaş bir birey olarak ben, ne de sendikam kabul edilebilir bir davranış olarak göremeyiz.

Yaşananlar bize tehlikenin boyutunun ne kadar yüksek olduğunu, ortaçağ karanlığının ürünü olan zihniyetin ne kadar da yaşamın her alanında yuvalanmaya çalıştığını gösteriyor. Laik Cumhuriyetle, Cumhuriyetin kazanımlarıyla içten pazarlıklı, sinsi bir savaş sürdürmeye çalışan bu zihniyetin sahipleri, gelecekte ülkenin idareci, öğretmen, doktor, mühendis vb.iş kollarında görev alacak beyin kadroya şimdiden ulaşarak, kendi cemaatlerine adam, karanlık düşüncelerine ise yandaş yetiştirmeye çalışmaktalar.

Bu zihniyete sahip olanlar örümcekli beyinlerinde, karma eğitimi özümseyememiş, içlerine sindirememişlerdir.

Takiye yaparak, din bezirganlığı yaparak düşüncelerini yerleştiremediklerinde, baskı ve şiddet uygulayarak yarattıkları korku kültürü ortamıyla diğer öğrencilerde de mahalle baskısı hissini yaratmaya çalışıyorlar.

Ancak takip edebildiğim kadarıyla gördüğüm o ki, bu olayda oldukça sağlam duran, sınırlarını belirgin bir şekilde çizen, bunların ezberini bozmaya kararlı olanlar da var.

Öğretmenlik, pedagojik formasyon gerektiriyor. Adı geçen okulun disiplin kurulundaki görevli öğretmenlerin bu alandaki yoksunluklarının irdelenmesi gerekiyor. Bunların amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Kendilerine benzemeyenleri, onlar gibi düşünmeyenleri elimine etmek. Eğitim öğretim gibi bir dertleri yok. Amaç kendi çarklarını döndürecek müritler toplamak.

İçler acısıdır ki, işgal ettikleri koltuklara oturmadan önce ettikleri “Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkarak, koruyup kollayacaklarına” dair yemini unutmuş gibi görünen, cumhuriyetin yöneticisinden, yargısından, emniyetinden hiçbir tepki yok. Sanki üstlerine ölü toprağı serpilmiş gibi.

Atatürk bir sözünde der ki, “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin çağdaş gerekleri kazanmasıyla yetinirse, o toplum yarı yarıya güçsüz kalmış demektir. Bir millet ilerlemek ve medenileşmek isterse özellikle bu noktayı esas olarak kabul etmek zorundadır... İnsanlar dünyaya alın yazılarındaki kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bu nedenle bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı hareketsiz kalırsa o toplum felçlidir. Bir toplumun hayatta çalışması ve başarılı olması için, çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve şartları kabullenmesi gerekir. Bunun için, bizim toplumumuzda ilim ve fen lâzım ise bunları aynı derecede hem erkek ve hem de kadınlarımızın kazanmaları lâzımdır. Bilinmektedir ki, her safhada olduğu gibi toplum hayatında da iş bölümü vardır. Bu genel iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan vazifeleri yapacakları gibi, aynı zamanda toplumun refahı, mutluluğu için çok gerekli olan genel çalışma hayatına da gireceklerdir. Kadının ev işleri çok küçük ve önemsiz bir vazifedir. (1923)"

Nasıl bir zihniyettir ki bu, kazanılmış haklardan geri adım atılmasını, kadınların toplumsal hayattan soyutlanmasını düşünebiliyor.

'Kral çıplak' demenin zamanı değil midir artık..."


 

UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 539 871 23 98 | Haber Yazılımı: CM Bilişim