• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Ankara : 12 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • İzmir : 23 °C
  • Çankırı : 14 °C
  • Antalya : 21 °C
  • Eskişehir : 13 °C

Eğitim ve Eğitim Planlaması

Serdar Karaman

Eğitim, Öğretmen okullarından itibaren bizlere öğretilen ve bunu uygulamaya döktüğümüz tanım ile, Eğitim; bireyin davranışlarındaki yaşantısı yoluyla kasıtlı olarak ve isteyerek değişme meydana getirme sürecidir.

Eğitim bir süreçtir. Bu süreç, ülkelerin belirledikleri politikaları, ulaşmak istedikleri hedefleri yakinen içerir. Çünkü eğitim yolu ile ülkeler gelecek planını hazırlar. Böylece eğitim, ülke geleceğine hizmet eden amaçlı bir programdır.

Eğitimden beklenen temel amaçlar şunlardır; Sivil toplum sorumluluk, fikir ve girişimci eğitimli vatandaşlara dayalıdır. Her alandaki ilerleme okullaşmanın meydana getirdiği eğitimin kapasitesine bağlıdır. Bu durumda eğitim bireyin, toplumun ve gelecekteki insanlığın gelişim ve refahını güçlendirmeyi amaçlar.

Eğitimin planlanması müfredatın oluşturulması ile başlar. Müfredat, planlı eğitsel faaliyetlerin bir okul tarafından önceden belirlenmiş bir alan içinde (okul binası, atletizm sahası, hastane gibi) yürütülmesi olarak tanımlanmaktadır. [Todd, E. A.(1965) Curriculum Development and Instructional Planning]

Tyler [1949] Müfredatı tanımlarken 4 ana soru içinde çalışılması gerektiğini önermektedir.

- Hangi eğitimsel amaçlar güdülmekte

- Hangi eğitsel metotlar ile belirlenen amaçlara ulaşılacak

- Belirlenen süre, amaç ve metotların nasıl organize edileceği

- Organize olmuş (planlanmış) süre, amaç ve metotların nasıl ölçüleceği

Beşeri Sermaye
Beşeri sermaye kısaca emeğin sahip olduğu nitelikleri ifade etmektedir. Beşeri sermaye kavramı, ekonomik kalkınmanın önemli unsurlarından biri olarak özellikle 1960’lı yıllarda ortaya çıkmış ve sonrasında bilgi ve teknoloji yoğun üretimin hız kazanmasıyla birlikte büyüme ve kalkınma sürecindeki önemi de artmıştır.

Beşeri sermaye olgusu, büyüme modellerinde önemli bir işleve sahiptir.  Yapılan araştırmalar sonucunda beşeri sermayenin, ekonomik büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Beşeri Sermaye ve Eğitim İlişkisi
Beşeri sermaye genellikle bir ülkedeki işgücünün eğitim ve sağlık standartlarını gösteren değişkenler kullanılarak ölçülmektedir. (Karataş ve Çankaya, 2010: 31)

Eğitim ve sağlık yatırımları beşeri sermaye birikimini belirleyen temel faktörler olarak ortaya çıkmaktadır (Bekmez vd., 2009: 68).

Beşeri Kalkınma Endeksi insani gelişmenin eğitim, sağlık ve gelir şeklinde ifade edilen üç boyutuna ilişkin bileşik bir ölçüt sunmaktadır. Eğitim standardı: Endekste eğitim düzeyinin tespit edilmesinde iki ayrı unsurdan yararlanılmaktadır.

(i) 25 yaş ve üzeri kişilerin hayatı boyunca aldıkları eğitim yıllarının ortalaması olan yetişkin eğitiminin ortalama yılı,

(ii) Yaşa bağlı okula kayıt oranlarının mevcut şekilde kalması halinde okula başlama yaşındaki bir çocuğun öğrenim hayatının toplam yıl sayısını gösteren okula başlama yaşındaki çocukların beklenen okullaşma yılı göstergeleri ile ölçülmeye başlanmıştır.

serdar-karaman-tablo-resim-05-001.jpg

Beşeri kalkınma endeksinin unsurlarından konumuza bağlı olarak üzerinde duracağımız eğitimdir. Endekste eğitimin en önemli göstergeleri beklenen okullaşma yılı ve ortalama okullaşma yılı olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla eğitimin bu göstergeleri insani kalkınmayı ölçen yöntemler için zorunlu bir unsurudur.

Eğitimde başarı sağlanması açısından, gruplar arası farklılıklara da bakılmasının birtakım önemli avantajları söz konusudur. Kadın ve erkekler arasında eğitim başarısı bakımından mevcut farklılıklar özellikle hem cinsiyetler arası adalet sorunu için hem de kadın eğitiminin kadın ve erkeğin birlikte ve sosyal olarak daha iyi bir yaşam sürdürmesi üzerindeki etkisi için önem taşımaktadır (Anand ve Sen, 1995: 7)

Beşeri sermaye, işgücü piyasalarında bireylerin verimliliğini arttıran; eğitim, sağlık, meslek içi eğitim, deneyim, göç gibi faaliyetlerden oluşur. Daha geniş anlamda potansiyel bilgi birikimi ve hüneri içerir. Bilgi ve hüner ise aynı zamanda bireyin yaşam boyunca kuşaklar arası bilgi, görgü transferi, kişisel iletişim, iş deneyimi, meslek içi eğitim öğretim, sosyalleşme gibi unsurların bir birikimidir. (Söylemez, 2004)

Çalışmaların çoğu, beşeri sermayenin eğitim yönünü vurgulamaktadır. Yeni büyüme kuramında uzun dönem ekonomik performansa temel belirleyici bir rol atfeden yaklaşımlarda beşeri sermaye; öğrencilerin oranı, okuryazarlık oranı veya eğitim düzeyine dayandırılmıştır. Çalışmalar genel olarak eğitimin teknolojik gelişme üzerindeki önemini doğrular niteliktedir ve nitelikli işgücü ve teknolojinin birbirini tamamlayıcı niteliği üzerinde durulmaktadır. (Söylemez, 2004)

Genellikle eğitim yoluyla ortaya çıkan beşeri sermaye kavramı çalışma sürecinde “yaparak öğrenme” yoluyla da oluşabilmektedir (Taban ve Kar, 2006: 163). Böylelikle beşeri sermaye, bilgi veya fikir üretiminde önemli bir girdi olarak ortaya çıkmaktadır (Mathur, 1999: 205).

Özellikle eğitimde, “yaparak ve yaşayarak öğrenme” yöntemi kalıcılığı sağlayan en ideal yöntemler arasındadır. Hatta 21.yy becerileri açısından istendik yönde bu becerilerin gelişmesi, örnek olaylara somut kurgular ile çözüm sunması son derece önemlidir.

Teknolojinin üretim sürecinde kullanılması faktör verimliliğinde önemli artışlara yol açmaktadır. Teknoloji geliştirme ve teknolojinin üretim sürecinde kullanımı ise ülkenin sahip olduğu beşeri sermaye ile yakından ilişkilidir; daha eğitimli ve deneyimli işgücü daha hızlı teknolojik ilerlemeye katkıda bulunmaktadır (Keskin, 2011: 127).

Özellikle günümüzde teknolojik gelişmeler ışığında eğitim, sağlık, sosyokültürel alanlarda değişim ve gelişim gözlenmektedir. Her insanın yurttaş kimliği gibi oluşturulup kendi yansıması olan sosyal medya (facebook, twitter, instagram vb.) teknolojik gelişmelerin en başında gelmektedir. Sosyal medya üzerinden yeni bilgi akışı, toplumsal yönelim söz konusudur. Yine kod yazımı, robotik ve endüstriyel ürünler, “Sanayi 4.0” için öncül şartlar arasında yer alacaktır.

Bu bakımdan eğitim sistemini çağa uygun ve çağın gereksinimleri karşılayacak şekilde planlamalıyız. Planlamanın eğitim üzerinden olamaması ciddi sorunlar doğurmaktadır. Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminden itibaren beşeri sermaye birikimini hızla tüketmesi ve gelişmelerden uzak kalması bunun en önemli göstergesidir. Beşeri sermayenin gerilemesi, fen bilimleri ve ilim ihtisası yapan kişilerin bu gelişmeleri takip eden Avrupa ülkelerini tercih etmesine yani beyin göçüne kadar sürmüştür.

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren başlayan iktisadi ve ekonomik kalkınma hamlelerini eş zamanlı olarak eğitim reformları takip etmiştir. Bunun sebebi, sanayi devrimini kaçıran bir devletin (Osmanlı Devleti) parçalanmaya giden serüvenidir.

Türkiye Cumhuriyet’i kurucusu M.K.Atatürk'e göre, "en önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir". Çünkü "eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.

Ardı ardına yapılan sanayi reformları ve kadın-erkek eşitliğini vurgulayan programlar, eğitim konusunda herkese okuma-yazma becerisi kazandırma, tıpkı onuncu yıl marşında yerini bulan; “Demirağlarla ördük Anayurdu dört baştan” ve “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.” İfadeleriyle vurgulanmıştır. Böylece bu tür faaliyetler ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Türkiye’de beşeri sermaye birikimi hızlı şekilde sağlanmıştır. Sanayi inkılapları ileri ki dönemlerde her ne kadar amacının dışına sapsa da, durağanlaşsa da, hatta AB’ye uyum sürecinde yara alsa da bugün “Sanayi 4.0” ı kaçırmamak için yine başvuracağımız temel planlama eğitimden geçmektedir.

Eğitim, ekonomik büyümeyi sağlamanın ötesinde, bireysel gelir düzeyini yükseltmesi, gelir dağılımını iyileştirmesi ve yoksulluğu azaltması gibi birçok önemli görevi yerine getirmektedir.

Beşeri sermayeyi geliştiren alanlarda iyileştirilmeler yapılmalı, eğitimin kalitesinin arttırılması ve beşeri sermayenin getirisini arttıracak ilave önlemlerin alınması önerilmektedir.

Eğitim sistemini, daha çok bilimsel veriler ışığında ve güncel hayatta ki sorunlarda kullanılabilir şekilde yenilemeliyiz. Çocuklarımızı sınav soruları ile değil hayat sorunları ile test etmeliyiz. Yenilikleri moda kavramları olmaktan çıkarmalı ve içedönük projeler üretmeliyiz.

Türkiye’nin başta eğitim politikaları olmak üzere, AR-GE ve eğitim teknolojilerinin daha akıllıca tasarlanması, maliyet hesabı yapılırken 3-4 yıl sonra çöpe dönüşecek teknolojik araçlar yerine eğitim sürecinde öğrencilerin teknoloji becerilerini ve teknoloji okuryazarlığını arttıran araçlara öncelik verilmelidir. Dünya kod yazmanın önemini kavramışken, bizim değeri 650 TL’yi bulan ve muhtemelen birkaç yıl sonra sistemde atıl olarak yazılım ve donanım desteği alamayacak tabletlerle eğitim tarihi yazmak istememiz kadar ayakları yere basmayan ayrıca dünyada örneği olmayan uygulamalardan vazgeçilmelidir.

Bilişim tabiri ile “Download (indirme) kültüründen, Upload (yükleme) kültürüne” yani hazırcılıktan üretkenliğe geçmemizin zamanıdır. Üretkenliğin olmaması, bilgi üret(e)meme, dolayısıyla katma değer yarat(a)mama anlamına gelir ve bu durum ilerleyen dönemlerde ülkenin dışa bağımlılığını daha da yoğunlaştıracak bir sonucun ortaya çıkmasına; ülke ekonomisinin ise yabancı sermaye ve işletmelerin daha fazla pay sahibi olduğu bir yapıya mahkûm olmasına neden olacaktır.

Sonuç olarak eğitimli ve sağlıklı bireylerden oluşan toplumlarda sosyo-kültürel gelişme, ekonomik büyümenin önemli kaynaklarından birini oluşturmakta ve aynı zamanda diğer kaynakların da verimliliğini artıran bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.

Kaynakça

Çakmak, E. ve Gümüş, S. (2005), “Türkiye’de Beşeri Sermaye ve Ekonomik Büyüme: Ekonometrik Bir Analiz (1960-2002)”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 60(1), 59-72.

Demir, S. (2011), Türkiye’nin İnsani Gelişme Endeksi ve Endeks Sıralamasının Analizi, Ankara: Kalkınma Bakanlığı, Yayın No: 2.

Kar, M. ve Ağır, H. (2006), “Türkiye’de Beşeri Sermaye ve Ekonomik Büyüme ilişkisi: Eşbütünleşme Yaklaşımı ile Nedensellik Testi, 1926-1994”, Selçuk

Üniversitesi, ĠĠBF, Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 6(11), 51-68. [56] İsmail Hakkı Yücel, Bilim-Teknoloji Politikaları ve 21.Yüzyılın Toplumu, DPT Yayını Ankara:1997, s.91.

Söylemez, S.A. (2004), Türkiye’de Teknoloji ve Eğitim Yatırımları: Karşılaştırmalı Bir Bakış Açısı, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 1/2004, 63-82.

Bu yazı toplam 897 defa okunmuştur.
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 539 871 23 98 | Haber Yazılımı: CM Bilişim