• BIST 83.048
  • Altın 147,065
  • Dolar 3,7593
  • Euro 4,0369
  • Ankara : -4 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • İzmir : 7 °C
  • Çankırı : -2 °C
  • Antalya : 9 °C
  • Eskişehir : -1 °C

Eminağaoğlu’ndan AKP kongresine suç duyurusu

Eminağaoğlu’ndan AKP kongresine suç duyurusu
Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, düşmüş olan bir hükümetin sürdürülmesinin sivil bir darbe olduğunu ileri sürdü...

Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yarın yapılacak AKP kongresine dikkat çekerek 12. Cumhurbaşkanı seçilen “Recep Tayyip Erdoğan’ın kanunlara göre parti genel başkanlığı düştüğü halde, kendisinden sonra parti genel başkanını belirlemek istemesinin ‘sivil darbe’ olduğunu” öne sürdü.

Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı’na Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmek üzere bir dilekçe sunan Eminağaoğlu, “Anayasa’nın ihlal edildiğini” belirterek “Kukla bir parti yönetimiyle veya böyle bir yönetim yaratılarak, partinin bu yolla yönetilmesi, iktidarda olan böyle bir partinin aynı yöntemle düşmüş olan bir hükümetinin de sürdürülmesi, anayasa dışı bir eylem, dolayısıyla bir anayasal darbe, bir sivil darbe halidir” dedi.

Eminağaoğlu’nun verdiği dilekçenin tamamı şöyle:

1- 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 14/5 nci maddesinin emredici nitelikteki hükmüne göre, siyasi parti genel başkanları, parti büyük kongresi tarafından ve gizli oyla seçilmektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının kesinleştiği 15.8.2014 tarihinde, Anayasa’nın 101/son maddesi uyarınca siyasi parti üyeliği kendiliğinden sona eren, buna bağlı olarak ta parti genel başkanlığı kendiliğinden sona eren Recep Tayyip Erdoğan’ın, parti üzerindeki gücü ve nüfuzunu kullanarak, parti mensuplarıyla veya organlarıyla teşekkür etme niteliğinde bir araya gelmenin ötesinde, kendisinden sonraki genel başkanı belirleme ve belirlenen bu genel başkanı da, gizli oyla seçimin yapılacağı genel kurul öncesinde tüm oyların yöneleceği tek aday gibi açıklaması, böylece kendisinden sonraki parti genel başkanını ve parti genel başkanının şahsında da partiyi biçimlendirmesi, bir partinin demokratik niteliği ile asla bağdaşmaması bir tarafa, söz konusu partinin iktidar partisi olduğu da gözetildiğinde; bu durum, kukla bir parti yönetimi, yine kukla bir hükümet yaratma ve yürütme iradesinin açık bir dışavurumu ve uygulamasıdır. (EK.-01)

Kukla bir parti yönetimiyle veya böyle bir yönetim yaratılarak, partinin bu yolla yönetilmesi, iktidarda olan böyle bir partinin aynı yöntemle düşmüş olan bir hükümetinin de sürdürülmesi, anayasa dışı bir eylem, dolayısıyla bir anayasal darbe, bir sivil darbe halidir.

27.8.2014 tarihinde yapılacağı açıklanan siyasi parti genel kurulu öncesinde, aday belirleme çalışmalarına gidilerek, belirlenen adayların açıklanması, ayrıca aday olanların bunu ifade etmesi doğal ise de, demokratik hakkı uyarınca kendi adaylığını bile açıklamamış ve bundan uzak duran Ahmet Davutoğlu’nun, genel kurula tek aday olarak girebilmesini sağlamaya yönelik olarak, Recep Tayyip Erdoğan’ın eski genel başkan nüfuzuyla, yapılmamış genel kurul ve kullanılmamış gizli oylar öncesinde, adı geçeni tek aday olarak da açıklayarak daha şimdiden fiilen genel başkan konumuna taşınması da, bu durumu ayrıca desteklemektedir.

2- İzleyen süreçte bu yöntemle seçilecek genel başkana hükümet kurma görevi de verilecek, böylece bir taraftan parti de, öte tarafta hükümette, görünürde serbest irade ile hareket etse de, gerçekte kendi iradesi ile hareket edemeyen, sıfatı Cumhurbaşkanı olan kişiye göre hareket eden bir yapılanma ortaya çıkacaktır. (Ek.-02)

Bu durum da, örgütün varlığı ve yapılanmasını ayrıca doğrulamaktadır.

3- Cumhurbaşkanlığı seçim sonucunun kesinleşmesiyle 15.8.2014 tarihi itibarıyla, Anayasa’nın 101/son maddesi uyarınca, başbakanlığının ve buna bağlı olarak hükümetin düşmüş olması, bu nedenle de tüm bakanların görevlerin kendiliğinden sona ermesi karşısında, bu dönemde eski bakanlarla ancak eski başbakan sıfatı ile bir araya gelebilecekken, Erdoğan’ın başbakan sıfatını kullanarak katıldığı ve eski bakanların da yer aldığı sözde bir hükümet toplantısı gerçekleştirilmesi ve toplantıda bakanların bir kısmının istifalarını bile sunması, Recep Tayyip Erdoğan’ın düşmüş bir hükümet üyeleri üzerindeki güç ve nüfuzunu gösteren, hukuk ve anayasa dışı bir eylemdir. (EK.-03, 04)

Hükümet toplantısı adı altında toplantı gerçekleştirilmesi, bu toplantıya, bakan veya başbakan sıfatıyla katılınması, bakan sıfatıyla katılanların bir bölümünün istifalarını da sunması, genel başkan sıfatının hala kullanılması, seçilecek genel başkanın dayatılırcasına seçim öncesi ilan edilmesi, hukuku dolanma konusunda ortaya çıkan, örgütün anayasa dışı eylemleridir.

SONUÇ VE İSTEK

Yukarıda belirtilen nedenlerle;

•  Şüpheliler hakkındaki bu ek dilekçenin soruşturma dosyasına eklenmesi,

•  Şüphelilerin önceki talebimiz doğrultusunda TCY'nın 309 ncu maddesinde düzenlenen anayasayı ihlal suçundan genel hükümlere göre soruşturularak, haklarında kamu davasını açmaya yeterli kuvvetli şüphe halinin varlığı gözetilerek kamu davası açılması,

•  Ayrıca açılan bu soruşturmanın, elde edilen ve edilecek kanıtların, sunulan dilekçelerin birer örneğinin, 2820 sayılı Yasa'nın 106 ncı maddesinin emredici nitelikteki hükmü uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na da gönderilmesi,

Arz ve talep olunur.

UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 539 871 23 98 | Haber Yazılımı: CM Bilişim