• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Ankara : -1 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • İzmir : 4 °C
  • Çankırı : 1 °C
  • Antalya : 8 °C
  • Eskişehir : 2 °C

Özerklik Talepleri

Ömer Lütfi KANBUROĞLU

Eline silah alıp sağa sola ateş ederek insanları öldürenlere yapılacak iki şey vardır:

Elindeki silahı bırakarak teslim olması için uyarmak.

Silahını bırakıp teslim olmuyor ve ateş etmeye devam ediyorsa, vurup öldürmek.

Bu kurallar, güvenlik güçlerince dünyanın her yerinde istisnasız aynı şekilde uygulanır. Haklı olduğunuzu düşündüğünüz gerekçelere sahip olsanız da akli dengenizi yitirmiş olsanız da eğer silahını bırak, teslim ol uyarısına ateşle karşılık verirseniz öldürülürsünüz.

Türkiye’de bir grup terörist yıllardır askeri birlikleri, karakolları, sivilleri hedef alarak eylem yapmaktadır. Yaptıkları bu eylemler neticesinde on binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Bir grup terörist düşünün, bunlar bir banka şubesine soyma amacı ile girmiş ve ellerinde de çok ağır silahlar olsun. Bunların ellerindeki silahların ateş üstünlüğünün çok yüksek olması ve ateş ettikleri herkesi öldürüyor olmaları, o ilin mülki amirinin bunlarla pazarlığa oturarak “tamam ne isterseniz verelim, hatta size bir de uçak verelim tatile filan gidin” diyerek serbest bırakmasına imkân verir mi?

Yani, bir devletin güvenlik güçleri kanunları uygularken karşısındaki suçluların sayısı ve ateş gücüne göre mi karar verir?

Eğer güvenlik güçleri yoğun ateş altındaysa teslim olmalı ve korumakla mükellef olduğu vatandaşları teröristlerle pazarlığa oturmaya mecbur mu bırakmalıdır?

Teröristler ateş üstünlüğüne dayanarak talepler öne sürmeye başlayınca yöre halkının onların isteklerine destek vermesi (Stockholm Sendromu) mantıklı mı yoksa zorunluluk mudur?

Her şeyden önemlisi bir terör eylemi yıllarca sürerse, artık rehineler de eline silah alıp teröristlere katılmaya başladıysa bu Stockholm Sendromu’nu da geçmiş midir?

Veeee,

Halkın yarısına yakın bir kesimi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi'nde dile getirdiği “iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler” sözünü ciddi ciddi düşünür hale gelirse.

Sizce ne yapılmalıdır?

Not: Teröristlerin talepleri ile ilgili olarak KCK Yürütme Konseyi’nin açıklamalarına dayanarak 16 Eylül 2010 tarihinde kendi köşemde yayımladığım Kürdistan Özerk Bölge Anayasası’nın http://www.kanburoglu.com/makale130.htm okunmasında fayda vardır.

Bu yazı toplam 515 defa okunmuştur.
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 539 871 23 98 | Haber Yazılımı: CM Bilişim