• BIST 107.439
  • Altın 142,531
  • Dolar 3,5528
  • Euro 4,1372
  • Ankara : 33 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Çankırı : 35 °C
  • Antalya : 32 °C
  • Eskişehir : 34 °C

"Tezgahın bir ayağı MHP içi uzantılar"

Tezgahın bir ayağı MHP içi uzantılar
Kaset skandalının ardından MHP'den ve parti yönetiminden uzaklaşan Bölükbaşı, 'üç ayaklı bir yapı' olarak nitelediği tezgahın bir ayağını da MHP içi uzantıların oluşturduğunu belirtti.

12 Haziran seçimi öncesinde art arda gelen kasetlerle, MHP'de adaylıktan çekilen ve aktif siyasetten kopan Deniz Bölükbaşı, o süreci kaleme aldı. 

Emekli büyükelçi, eski MHP Milletvekili Bölükbaşı, 724 sayfalık 'Siyaset İskelesi' kitabında, yaşananları ve tahminlerini şöyle özetledi: 
 
'Karşımızdaki bilinmeyenler, karanlık ve gölgeli noktası çok olan bir denklemdir, üç ayaklı bir yapıdır. Bu tezgahın içinde her kim ise bir emniyet - istihbarat boyutu olduğu açıktır. Diğer iki ayağını da siyasi destek ve himaye ile tezgahın MHP içindeki uzantıları olduğu en akla yakın ihtimal olarak ortaya çıkmaktadır.' 
 
TARAF'LI SORU
Bölükbaşı'nın kitabında ilgi çekici bazı bölümler şöyle:
- MHP aleyhine yayın yapmak amacıyla kurulan ilk internet sitesi Ülkücü gazete ismini kullanmıştır...  Bu sitenin ABD'yle temaslarında iletişim numarası olarak verdiği telefon numarasının sahibi görünen Onur Kurutçu'nun, forum sitelerinde kendisine 'Abim' diye hitap ettiği Taraf Gazetesi yazarı Bülent Şirin'in, Rasim Ozan Kütahyalı ve Önder Aytaç'la bu site üzerinden bir bağı var mıdır?
 
YÜKSELEN BAŞDANIŞMAN
Bu sitelerin aleyhimdeki yayınlarından birisi de Bahçeli'nin yıldızı parlayan başdanışmanı hakkındaki konuşmalarımdı. Başdanışmanın ismi verilmiyordu, hızla yükselen olarak tanımlanıyordu. Bu tanımdan hareketle bunun Zuhal (Cafoğlu) Topçu olduğunu sanıyorum... İşlerimiz ve görevlerimiz çok farklı olduğundan benim bu danışmanla bir temasım ve diyaloğum olmamıştı. Paylaştığımız fikri, entellektüel ve kültürel bir pencere yoktu... Hiç ilgilenmedim, ciddi bir muhatap olarak da görmedim. Hazzettiğim de söylenemezdi....
 
YADIRGANACAK GARABET
Seçim sürecinde strateji belirlenmesi, reklam ve propaganda malzemeleri, sloganları ve afişler gibi konularda son anda bir değişiklik oldu. Bu konularda değerli hizmetler veren reklam-tanıtım firmasının sahibi Sadi Tarım tamamen devreden çıkarıldı. Yerine TRT kökenli bir grup getirildi.... Bu grubu Semih Yalçın ve danışman Zuhal Topçu bulmuştu. Bahçeli'nin söz konusu danışmanı hakkında bu bilgileri paylaşmamın nedeni MHP aleyhine görülmemiş bir hakaret ve karalama kampanyası yürütmek için kurulan şaibeli korsan sitelerin kendisini koruma altına almış olmasıdır.... MHP aleyhine yayın yapan, Devlet Bahçeli'ye da ağır hakaretlerde bulunan özel görevli bu sitelerin Bahçeli'nin bu danışmanını koruma altına alması en azından yadırganacak bir garabetti. Bu sitelerin bu danışmana kol kanat gererek bize saldırı vesilesi olarak kullanmasının gerçek nedenlerini bugüne kadar ben bulamadım. Belki ilerde bu garabet aydınlanır.  Bu sitede Semih Yalçın'ın da Bahçeli'yi iyi niyetle uyaran şahıslardan biri olduğu iddia ediliyordu...Diğer iyi niyetli uyarıcılar ise Meral Akşener, Celal Adan ve Mansur Yavaş'tı...
 
SOPALI, BIÇAKLI SALDIRI
28 Nisan 2011 Genel Başkan Yardımcısı Recai Yıldırım ve Metin Çobanoğlu'nun görevlerinden ve milletvekili adaylığından istifa ettikleri gündü....Genel Merkez'de küme küme gençlerden oluşan olağan dışı bir kalabalık dikkatimi çekti. Akşamüstü iki arkadaşımız YSK'ya giderek istifa dilekçelerini verdiler. Yıldırım'ın kullandığı arabayla Genel Merkez'den ayrıldık. Önde ben, arkada Çobanoğlu oturuyordu. Genel Merkez'in önünde birkaç gencin bize bakarak birşeyler söylediğini gördük. Anormal bir durum olduğunu hissettim....Konya Yolu'na dönüş, Konya yolundan Gölbaşı istikametine sapış ve Konya yolunda olmak üzere üç kez sopalı ve bıçaklı saldırıya uğradık. 6-7 genç arabaya saldırdı, camları kırmaya, kapıları açmaya çalıştı. Arabanın lastikleri bıçak darbeleriyle patlatıldı. Devlet Bahçeli ile saldırıdan iki gün sonra daveti üzerine makamında görüştüm... Bahçeli ile neler konuşulduğunu açıklamak bana düşmez. Şunu söyleyebilirim: Çok üzüldüğünü gördük. Bu olayı en kısa sürede aydınlatacağını söyledi.
 
İÇİMDEKİ UKDE
Diyarbakır'da miting yapmayı Genel Başkan'la sık sık konuşurduk. Zamanını bekleyin derdi. Zamanı geldi ve Bahçeli seçim öncesi son mitinglerinden birisini Diyarbakır'da yaptı. Büyük bir heyecanla ekranların başındaydık. İçimde kalan belki de tek ukde Diyarbakır mitinginde, Cumhuriyet Meydanında olamamaktı. Bunu bir vasıtayla kendisine ilettim. Bende kalacak olan çok zarif bir cevap geldi.
 
SİYASİ HAYATIM TEK EŞLİ MONOGAMİ
Ben rahmetli babam Osman Bölükbaşı nedeniyle siyasetin içinde büyüdüm. Ancak ilk milletvekili adayı olduğumda 53 yaşındaydım. 58 yaşında da milletvekili oldum, 62 yaşında da ayrıldım. Siyaset sahnesinde farklı dönemlerde farklı siyasi partilerde siyaset yapanlar çoktur. Bunu yadırgamıyorum. Benim siyasi hayatım tek eşli, monogamiydi. Tek bir siyasi partide ve tek bir genel başkanla siyaset yaptım: MHP ve Devlet Bahçeli.
 
MHP'DEN İSTİFAYA ELİM GİTMEDİ
MHP'nin siyasi varlığına kast etmeyi amaçlayan hain saldırılar sürüyordu. Benim de aralarında bulunduğum MHP'nin A takımıyla yaptığımız konuşmaların ses kayıtlarının açıklamasının bomba etkisi yapacağı tehditleri artmıştı... Bahçeli'yi aradım, bizim üzerimizden yapılmakta olan tartışmaların seçim arifesinde MHP'ye zarar verdiğini, bu nedenle ayrılmak istediğimi bildirdim. Bahçeli, 'İstifanızı istemiyorum' dedi. Telefonu kapattım. Bahçeli'nin bu sözlerine rağmen esasen telefon konuşmasından önce kararımı vermiştim. MHP MYK üyeliği ve genel başkan yardımcılığı görevimden istifa ettiğimi, milletvekili adaylığından çekildiğimi bildiren dilekçeleri imzalayarak MHP Genel Merkezi'ne gönderdim.... Bir tek MHP üyeliğinden istifa etmeye elim gitmedi. (Kaynak: Akşam-Volkan Yanardağ)
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Yorumlar
Turan
16 Mayıs 2012 Çarşamba 18:42
Babanın ilmi oğlunu kurtarmaz!!!!!!!!!!!!!!!!
sizler kadar cesaret sahibi olmadıkça, bir yerde kötülük gördüğümüzde elimizle, dilimizle ve buğzle vazife yapmadıkça, fuhşun arttığı, sapıklıkların çoğaldığı, cinsel istismarların ayyuka çıktığı bir vasatta sessiz kalır sadece buğzederek kalırsak Lut kavmi gibi helak olacağımız günler uzak değildir.
95.65.223.49
Turan
16 Mayıs 2012 Çarşamba 18:38
Babanın ilmi oğlunu kurtarmaz!!!!!!!!!!!!!!!
Netice olarak babanın ilmi oğlunu kurtarmaz derler. Osman Bölükbaşı nireeee serkeş diplomat Deniz efendi nire. Babalar oğullar aynı olmuyor. Kardeş kardeşe benzemiyor. Çıkar çelişkileri içinde yaşadığımız bir çağda namussuzlar da ahlak fazilet nutku atıyor sıklıkla. Hangi cemiyet biriminde olursa olsun namuslu ve şerefli insanlar en az namussuz ve şeref
95.65.223.49
Turan
16 Mayıs 2012 Çarşamba 18:30
Babanın ilmi oğlunu kurtarmaz!!!!!!!!!!!!!!!!
dövüle dövüle tavlanıp, genede her parçamızdan bir kıvılcımiher kıvılcım çaktırarak, ne bitmez tükenmez feyzin var ey türk diyebileceğimiz günlerin hasretiyle yanıp tutuşulacak ki bu şartlarda hiç bir ümit emaresi görülmüyor... Zulme alkış tutup, gelenin keyfi için geçmişe küfredemem... Hak ile yeksan olurlar inşaallah...
95.65.223.49
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : .../... | Haber Yazılımı: CM Bilişim