• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara : 17 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • İzmir : 19 °C
  • Çankırı : 18 °C
  • Antalya : 23 °C
  • Eskişehir : 15 °C

Yalak ve salaklar siz ne işe yararsınız?

Ömer Lütfi KANBUROĞLU

Ülkenin yarısının  “yapma, etme, bu yapılanlar yanlış” diye bas bas bağırdığı bir ortamda bütün bunları dinlemeyip yangına körükle gidenlerin yaptığının yanlış olduğunu anlaması 5 sene sürdü.

Peki, bugün yapılan yanlışları anlamaları kaç yıl sürecek?

Yapılan her yanlış ülkemize telafisi asla ve kat’a mümkün olmayan zararlarveriyor. Bu yanlışları düzeltmek kesinlikle mümkün değil, Türkiye beka tehlikesi ile karşı karşıya, kolay kolay da atlatabilecek gibi gözükmüyor.

Peki, biliyorlar mı?

Hayır, bilmiyorlar;

Ama daha da kötüsü bilmediklerini de bilmiyorlar

Yalak ve salakların tek yaptığı şey Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği her şeyin kayıtsız şartsız doğru olduğunu kabul ederek kraldan fazla kralcı olmak.

Ya hu Erdoğan bile çıkmış “özür dilerim, ben yanlış yaptım” diyor, oysa yalak ve salaklar korosu hep bir ağızdan zerre kadar yanlış yaptıklarını kabul etmiyor, sütte leke var bunlarda yok…

Beyler, bayanlar önemli olan Erdoğan söyledikten sonra hidayete ermek değil. Yanlışı, yanlışken göreceksiniz. İş olmuş bitmiş, Sayın Erdoğan fikir değiştirmiş, yaptığının yanlış olduğunu anlamış, tevazu göstermiş sen de bunu onaylıyorsun.  

Bunun kime, ne faydası var?

İstersen onaylama…

İstiyorum ki yanı başınızdaki bir kişi, tek bir Allah’ın kulu, yanlış yaparken sizi uyarsaydı; mesela, afra tafra ile NATO’dan çıkmış ve elli yıldır dönemeyen “Fransa’nın NATO’ya dönmesine müsaade etmek hatadır” deseydi. Sayenizde NATO’ya dönen Fransa’nın ertesi gün Libya’yı bombalamasına böylece izin vermiş olmak “hatadır”deseydi.

Suriye’de olmayacak duaya amin demek “hatadır” deseydi.

Suriye için ilan ettiğimiz angajman kurallarına göre Rus uçağını düşürmek “hatadır”deseydi.

Rusya ile ilişkilerimizi bozulduğunda yangına körükle gitmek “hatadır” deseydi.

FETÖ terör örgütüne teslim edilen Türkiye’nin dış politikasının her zerresinin yanlış olduğunu yalak ve salak avanesinin bir tanesi, bir tek Allah’ın kulu çıkıp da yanlış olduğunu söyledi mi? Bu iş için tonlarca maaş alan bir sürü insan var, bunlar ne işe yarıyor?

Ülkenin Başbakanından, Genelkurmay başkanına varana kadar hepsinin odasına, tuvaletine kamera ve dinleme cihazı yerleştiren bu terör örgütü Türkiye’yi yok etmeye çalışırken bunlardan bir tanesi, bir Allah’ın kulu çıkıp da “bu yanlış” dedi mi?

Gezi Olayları sırasında FETÖ mensubu polisler ‘halk ayaklanıp hükümete karşı isyan etsin’ diye kafede, restoranda, lokantada, parkta oturan insanların üzerine ateş açıyor, saldırıp biber gazı sıkıyordu.

O sırada ne olduğu anlamak yerine FETÖ mensuplarının gazına gelip medyadan halka küfrediyordunuz. Gezi olaylarında neler yaptıklarının detayını o zamanın İstanbul Valisi ve bugün FETÖ mensubu olduğu için tutuklanan, o gün size sürekli yanlış bilgi veren İstanbul valisine bir sorun da anlatsın.

Bütün bunların yanlış olduğunu yalak ve salaklarınızdan bir tanesi bile size söyledi mi?

Hayır!

Söylemez, söyleyemez…

Aksine sürekli yanlış bilgi ve dezenformasyonla kendi kazdığınız kuyuya düşmenize çalıştılar.

Bir şeyler düzelsin istiyorsanız;

İlk yapmanız gereken yanı başınıza kimler tarafından yerleştirildiğini hepimizin bildiği ABD, İngiliz ve Alman vatandaşlarını uzaklaştırmanız şart.

ABD, İngiliz ve Alman vatandaşı size doğruyu niye söylesin?

Diyorlar ki “MİT bize bilgi vermedi, darbeyi eşimizden dostumuzdan öğrendik”.

Tabi ki vermez…

Ben Sayın Erdoğan’ın yanında yıllarca Basın Müşavirliği yaptım, mekanizmayı çok iyi biliyorum; öyle şeylere şahit olduk ki yanlış olduğu çok açık belli olan maddi hatalarda dahi kendi inisiyatifimizle o yanlışı düzeltmek için günlerce uğraştığımız olurdu.

Yakın çevresinden (yanındaki üç-beş kişiden bahsediyorum) hiç kimse ama hiç kimse kendisine o konunun yanlış olduğunu söyleme cesareti gösteremezdi. Sebebi de O’nun gazabına uğramamaktı, herkes “işim tıkırında, bana ne, şimdi söylesem bana kızacak, alemin kerizi ben miyim” modundaydı.

Eğer bu makamlar liyakat esaslarına göre değerlendirilmiş ve hak eden insanlar layık oldukları yerde bulunsalardı asla böyle olmazdı.

Sayın Erdoğan’dan bir deneme yapmasını rica ediyorum;

Bizzat kendisi yanlış olduğu şüphe götürmez bir konu belirlesin, bunu kimseye açıklamasın, en yakınındakine bile!

Ondan sonra bu konuyu medyada gündeme getirip yanında çalıştırdığı, güvendiği insanların açıklamalarını bir dinlesin…

Bir tanesi, TEK BİR TANESİ dahi o konunun yanlış olduğunu, yapılmaması gerektiğini savunmayacaktır.

Bunun yanlış olduğunu ASLA ve ASLA ne kendisine, ne de kamuoyuna söylemeyecektir.

Emin olun Sayın Erdoğan bugün çıkıp “yarından itibaren ezan okunmasın, gerek yok” dese, hemen hepsi “Evet, ezan zaten gereksiz bir şey, hepimizin kolunda saat var, okunmasına ihtiyaç yok” diyecek binlerce yalak ve salak var bu ülkede.

Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun, özellikle de sürekli kandırılan, yalan söylenen, ülkenin gerçekleri kendisinden saklanan ve etrafındakiler tarafından kuyusu kazılan Sayın Erdoğan’a…

Bu yazı toplam 4051 defa okunmuştur.
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Yorumlar
Kemal Öztürk
17 Ağustos 2016 Çarşamba 16:23
16:23
Fetullah Terör Örgütünün suç kapsamı 17-25 Aralıktan sonrası olacakmış, yok yaa? Bu şerefsiz, haysiyetsiz insanlar bu tarihten önce suç işlemedi mi? Niye bu tarihten önce işledikleri suçlar görmezden gelinecek böyle şey olur mu? Kim suçluysa çeksin cezasını, her kim...
207.244.78.8
Mehtap Coşkun
16 Ağustos 2016 Salı 16:42
16:42
Onbeş sene içinde 15 bin kere fikir değiştiren bir siyasi hareketin bugün savunduğu fikirlerden 180 derece dönerek tam aksini savunmayacağını kim garanti edebilir? Hiç kimse...
Yıllardır bir gün öyle bir gün böyle fikir değiştirerek politika yaptılar ve her seferinde "kandırıldık" dediler. Geldiğimiz nokta ortada kelimenin tam anlamıyla BATTIK...
Bu kadar kolay kandırılan insanların ülkenin en önemli mevkilerinde sürekli bulunuyor olması ne derece doğru bilemiyorum...
207.244.72.246
Demet Parlak
15 Ağustos 2016 Pazartesi 11:24
11:24
Ömer bey bunu önlemenin tek yolu, ülkede demokratik düzenin tesisi, insan haklarına saygı ve adalettir. Hukukun üstünlüğü ve tüm vatandaşların kanun önünde eşit olduğu saygı sevgi çerçevesinde işleyen bir demokratik sistem bütün sıkıntılarımızın çaresi olacaktır.
Fakaaat, sizin de yazdığınız gibi ülke öyle bir kaos ortamına girdi ki bunları gerçekleştirmek artık pek mümkün değil herkes birbirine düşman, herkes birbirine diş biliyor. En ufak bir kıvılcımda bir haftada milyonlarca kişi ölür böyle bir ülkede. Yazık oldu güzelim ülkemize...
173.208.81.178
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 539 871 23 98 | Haber Yazılımı: CM Bilişim