Komedyen Deniz Göktaş’ın 24 Haziran’da YouTube’da yayımlanan 'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisinin ardından başlayan soruşturma süreci, 88 günlük tutukluluğun ardından bugün ilk duruşma görüldü.
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi planlanan duruşma, kapasite yetersizliği nedeniyle aynı hakim ve savcı heyeti tarafından, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ancak bu salonun kapasitesi de yetersiz kaldı.
Çok sayıda avukat, gazeteci ve izleyici, duruşmanın yapıldığı mahkemenin hemen karşısındaki salonda duruşmayı görüntülü ve sesli bağlantı ile takip etmek zorunda kaldı.
14.35 - DENİZ GÖKTAŞ HAKKINDA TAHLİYE KARARI
Mahkeme, "suçu ve suçluyu övme" suçundan beraat kararı verdi. İddianamede "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" olarak yer alan suçlamayı "dini değerleri aşağılama" kapsamında değerlendirerek Göktaş’a 7 ay 15 gün, "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan ise 11 ay 20 gün hapis cezası verdi.
Mahkeme Göktaş hakkında hükümle birlikte tahliye kararı verdi.
Göktaş, böylelikle sonradan tutuklandığı "Suçu ve suçluyu övme" suçlamasından da beraat etmiş oldu.
13.20 - HEM CEZA HEM TAHLİYE İSTEMİ
Hakim, duruşma savcısından mütalaa istedi. İlk duruşmadan esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcı; Komedyen Deniz Göktaş’ın "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", basın ve yayın yoluyla "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" ile "suçu ve suçluyu övme" iddialarından cezalandırılmasını ve tahliye edilmesini istedi.
Duruşmaya yaklaşık 1 saatlik ara verildi. Aradan sonra hakim bir ara karar kuracak.
13.15 - "TELETABİLERE BİLE 185'TEN FAZLA ŞİKAYET GELİRDİ
Göktaş savunmasına şöyle devam etti:
Bir yanda 185 CİMER şikayeti, bir yanda biletli 100 bin izlenme ve Youtube’da milyonlarca izlenme. Şikayetlerin 184’ü, 27 Haziran’da başlıyor. Bu da "dini konuşursan gidelim oradan yürürüz" diyen trolün mesajından sonra... Şikayetlerin çoğu YouTube’daki orijinal kayıttan değil, 30-40 saniyelik kesilmiş, manipülatif kesitlerden geliyor.
Kadir Mısıroğlu adına açılmış bir Instagram hesaptan, onun sevenlerinin açtığı hesaptan birçok şikayet gelmiş. Hesap sahibi ‘iğrenç komedyen dinimize hakaret ediyor’ yazmış, altına da ‘CİMER’e bildirin’ yazmış. 100 bin takipçili hesaptan bahsediyorum, yani şikayetçilerin hiçbiri organik değil. Bence şikayet eden 185 kişi bu manipülasyonlardan etkilenenler. Ama internette öyle bir hava yaratıldı ki ben 185 olmasına şaşırdım. Onlarca hesap hedef gösterirken sadece 185 kişi şikayet etmiş. ‘Teletabiler’e bile 185’ten fazla şikayet gelirdi, savcılık neden bu şikayetleri gerekçe gösterdi anlamış değilim."
"SADECE YASAKLAMAK İSTİYORLAR"
"Troller sadece yasaklamak istiyorlar, sanatla başka hiçbir iletişimleri yok" diyen Göktaş, şu ifadeleri kullandı:
"Bahsettiğim basın yayın organları yarın ‘stand-up, konserler yasaklansın’ çağrısı yapabilirler. Beni en çok hedef gösteren yayın organında ‘Karma eğitim kaldırılsın’ diye kampanya başlatılmış. Umarım ‘halk böyle istiyor’ diye kaldırılmaz.
185 şikayeti tek tek okudum. İki kişi idam edilmemi istemiş. Biri ‘Ben bu kişinin sınır dışı edilmesini ya da idam edilmesini en kısa zamanda istiyorum’ yazmış biri de ‘İdam olan bir ülkede idam edilsin’ yazmış. ‘Şikayetiniz işleme alınmıştır’ yazıyor. Bu dava dosyasında mevcut. Umarım işleme alınmaz...
CİMER’deki 185 kişi halk da gösteriyi izleyen yüzbinlerce, minyonlarca kişi halk değil mi? Herhangi bir aşağılama, hakaret olduğu iddialarını reddediyorum.
İddianamedeki alıntılar çok eksik ve yönlendirici. Yanıltıcı bi nitelik taşıyor. Üç yıl boyunca bu gösteriyi biletli seyirciye oynadım. Bu süreçte de hiçbir polisten, infaz koruma memurundan, hastane çalışanlarından kötü bir şey duymadım. Herkes ‘neden döndün?’ diyordu, sevgiyle yaklaşıyordu. Cezaevinde manevi hizmet servisi var, oradaki hoca, ‘Çok iyi komedyensin ama o şakayı neden yaptın?' dedi. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum."
ERDOĞAN'IN AVUKATI: ŞİKAYETİMİZ DEVAM EDİYOR
Göktaş’ın savunmasının ardından salondaki izleyiciler uzun süre alkışlayarak destek verdi.
Daha sonra savunma yapan Göktaş’ın avukatı, suçlamaları reddetti, emsal kararları gerekçe göstererek Göktaş’ın tahliyesini ve beraatini talep etti.
Ardından Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı söz alarak, "Yazılı beyanlarımızı tekrar ederiz. Şikayetimiz devam etmektedir. Katılma talebimizim kabul edilmesini talep ediyoruz" dedi.
13.00 - "30 SANİYELİK BİR ÖZGÜRLÜK OLDU"
Göktaş, savunmasının devamında iddianamenin hazırlanma sürecini ve tutukluluğuna ilişkin yaşadıklarını anlattı:
"4 cümlelik iddianamenin hazırlanması 64 gün sürdü. Ben bu belirsiz bekleyiş sırasında psikolojik olarak yeterince yorulmuşken 57. günde, beni tutuklayan hakim SEGBİS ile karşımdaydı. ‘İtiraz sonucu 2 suçlamadan tahliye oldun’ dedi, ‘başka suçlamadan tutuklama istemi var’ dedi. 30 saniyelik bir özgürlük oldu SEGBİS odasında. Daltonlar suç örgütünü övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım. Pazartesi günü önceki iki suçtan yine tutuklandım.
Mahkeme hakkımda hiç tahliye kararı vermemiş olsa, hakkımda şu an daha az suçlama olacakmış gibi hissediyorum..."
"DİKTATÖR’ BİR HAKARET DEĞİL, SİYASİ BETİMLEMEDİR”
Göktaş, hakkındaki suçlamalara konu olan ifadelerinden birine ilişkin ise şunları söyledi:
"‘Diktatör’ bir hakaret değil, siyasi betimlemedir. Başka bir komedyen ‘demokrat’ diyebilir ve benden daha çok güldürebilir.
Bir şakadan rahatsız olursanız verebileceğiniz cezalar bellidir; Gülmemek, gösteriye gitmemek ve aynı sertlikte eleştirmektir. Komedyenler yalnız insanlar, onları korumak savcılığın görevidir."
"NASRETTİN HOCA BUGÜN STAND-UP YAPSA..."
Politik mizaha ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göktaş, savunmasını şöyle sürdürdü:
"Politik mizah bugünün Türkiye’sinde yasak değilse, diktatör şakasında bir suç yoktur. Nasrettin Hoca bugün stand-up yapsa gösterinin yarısı Recep Tayyip Erdoğan hakkında olurdu. Kimse göle maya çalmayı dinlemek istemezdi."
"ÇIKINCA BU YAŞADIĞIM SÜRECİ AYNI DİLLE ANLATMAYA DEVAM EDECEĞİM"
Göktaş, gösterisinin yalnızca bir bölümünde Recep Tayyip Erdoğan'dan söz ettiğini belirterek savunmasının bu bölümünü şu ifadelerle tamamladı:
"90 dakikalık gösterimin sadece 5 dakikası Recep Tayyip Erdoğan hakkındadır. Bunun da sadece 1 cümlesi iddianameye girmiş. Çıkınca bu yaşadığım süreci aynı dille anlatmaya devam edeceğim. Bunların hepsi hiciv sanatının bir parçasıdır, herhangi bir hakaret kastım yoktur."
DURUŞMA BAŞLADI
Duruşmayı Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, TİP İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile SOL Parti'den Alper Taş takip etti.
Mahkeme heyetinin salondaki yerini almasının ardından Göktaş savunmasını yapmak üzere kürsüye çıktı.
12.35 - "SAVUNMASINDA 88 GÜNLÜK TUTUKLULUK SÜRECİNİ ANLATTI
Deniz Göktaş, savunmasına şu ifadelerle başladı:
"Umarım yazan çizen insanlar sadece bardağın dolu tarafına odaklanırlar; Her cümlemiz sandığımızdan daha büyük anlam taşıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2026 yılında, 88 gün hapse gönderilmesine sebep olacak kelimeleri sorsak aklına bunlar gelmez. Bu davaya sebep olan 4 cümle komedyen kimliğimle söylediğim ve karşılığında alkış ve kahkaha aldığım cümleler.
İddianame; Yayınlanan son gösterimden önce 197 kez, yüz binlerce biletli seyircinin izleyip alkışladığı 4 cümleden oluşuyor. Ben bu davaya konu olan 4 cümlelik şakayı, 2023 yılından 2026 yılına kadar yüz binden fazla seyirciye oynadım, hiçbir seyirci şikayetçi olmadı. Samsun’da, Mersin’de, Muğla’da, Trabzon’da, Hatay’da... Her gösteride en büyük salonda oynadım... Kendi aramızda halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettik de ayrıldık değil... Yüz binlerce kişiye oynadım. Gelen tek şikayet, bilet kalmamış olmasıydı."
"3 GÜNDE MİLYONLARCA KİŞİ İZLEDİ"
Göktaş, gösterinin internette yayımlanmasının ardından yaşananları şöyle anlattı:
"Gösteriden 23 gün sonra YouTube’a yükledim. Beklediğimden çok büyük bir ilgi gördü. 3 günde milyonlarca kişi izledi.
Sosyal medya gündemini troller belirliyor ve hoşlarına gitmeyen bir şey gündem olduğunda saldırarak kendi lehlerine çevirmeye çalışıyorlar. Trol ekibinden gördüğüm ilk paylaşım Şamil Tayyar isimli troldendi.
Üçüncü gün şakamın başını sonunu kesip, eş zamanlı olarak paylaştılar, bu kesinlikle organik değildir. Bu kişiler gösterinin varlığından rahatsız oldular. Tamamen kişisel bir saldırıya geçtiler, yurt dışına kaçtığımı yazdılar. Ben gösteriyi 24 Haziran’da yayınladım, 22 Haziran’da yarım milyonluk bedelli askerlik ücretimi yatırdım. Ben her yaz turnem bitince yurt dışına arkadaşlarımın yanına gidiyorum.”
“ONLARI HALA İKNA ETMEYE ÇALIŞMAK İSTİYORUM”
Göktaş, yurt dışında yaşayan arkadaşlarıyla ilgili olarak şunları söyledi:
"Bütün yakın arkadaşlarım Türkiye’de gelecek göremedikleri için yurt dışına göç ettiler. Ben onları Türkiye’ye dönmeye ikna etmeye çalışırım, ‘sandığınız kadar kötü değil, bana bir yol verin’ diye…
Onları hala Türkiye’ye geri dönmeye ikna etmeye çalışmak istiyorum ama işim biraz daha zorlaştı..."
"SALAK MISIN DENİZ, NEDEN DÖNDÜN?"
Türkiye'ye kendi isteğiyle döndüğünü belirten Göktaş, gözaltına alınma sürecini şöyle anlattı:
"Avukatımı arayıp sordum, tatilimi yarıda kesip Türkiye’ye döndüm. Polis geldi, havalimanında sakince yürüdük, havalimanı karakoluna gittik. Bütün polis memurları bana, ‘Salak mısın Deniz, neden döndün? Sendeki imkan bizde olsa dönmezdik’ dedi. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm.
Hem kelepçeye hem görüntüye rızam olmadığını söyledim, zorla yaptılar. Ters kelepçeyle, başım öne eğilerek çıkarıldım. Hepsinde başımı kaldırdım, gülümsedim. O yüzden uzak ve arkadan görüntü aldılar.
Bu süreç boyunca bütün polis memurları neden Türkiye’ye döndüğümü soruyordu. O sırada bile buna üzüldüm, ‘Türkiye’de görmediğim bir şey var herhalde’ dedim."
"88 GÜNDÜR SONUÇ ÇIKMADI"
Göktaş, gözaltı sürecinde uyuşturucu testine tabi tutulduğunu da belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Kan, idrar, saç örneği alındı, sıfır sebeple uyuşturucu testine sokuldum. Ne içtiysem artık 88 gündür sonuç çıkmadı..."
“KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞMEK İSTEMEDİĞİMİ SÖYLEDİM”
Savunmasında eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye de değinen Göktaş, şunları söyledi:
"O cümleleri izlememiş olan savcıya şakaları izah ettim. ‘Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?’ diye 3 kez soruldu, net bir şekilde görüşmek istemediğimi söyledim.
Emrivaki şekilde Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Bir tek o ‘Neden Türkiye’ye döndün’ demedi..
Üzerimden reklam yapılmasını istemediğim için görüşmek istemedim. Ona rağmen konuşmamı yalanladılar. Sözlerimi yalanlayacak bir parti genel başkanıyla neden görüştürüldüm? Neden Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğümü bilmiyorum gerçekten."
"HÜCREMDE 88 GÜN BOYUNCA BU DURUŞMAYA ÇIKMAYI BEKLEDİM"
Göktaş, savunmasının bu bölümünü şu sözlerle sürdürdü:
"Delil karartma sebebiyle tutuklandım, hücremdeki ilk haftamda televizyonda ters kelepçeli görüntülerimi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ısrarla söylediklerimi reddetmesini izledim.
Trol ekibinin derdi eleştirel her sesi sindirmektir. Hücremde 88 gün boyunca Cem Küçük’ün komşusu olarak bu duruşmaya çıkmayı bekledim."