Adil Gür'den seçim analizi

Adil Gür: Seçmenin yüzde 35-40'ı ideolojik; 55-65'i ise cebine bakarak karar veriyor

AK Parti'nin 2023 vizyonu ve yeni Anayasa vaatleri; CHP'nin aile sigortası ve bedelli askerlik stratejisi; MHP'nin Hilalkart projesi seçimler öncesi siyasetin ateşini yükseltti.

Akşam gazetesinden Hakkı Kurban'ın haberine göre;  A&G Araştırma'nın sahibi Adil Gür, 'vaatlerin sandığa yansıma' oranını AKŞAM için yorumladı. Gür'e göre seçim döneminde yapılan vaatler, oy trendlerinde dramatik değişiklikler yaratmıyor. MHP'nin baraj altında kalacağına inanmadığını belirten Gür'ün tespitleri şöyle:

10 PUAN ARTIRIP, 10 PUAN DÜŞÜRMEZ:

 Seçim dönemindeki vaatler, seçmen davranışlarını ve oy trendlerini dramatik şekilde değiştirmez. Türkiye'de halen yüzde 18-20 civarında sandığa gitmeyeceğini, boş oy vereceğini söyleyen kitle var. Bu kitle vaatlerden ne kadar etkilenir; 1 puan mı, 5 puan mı o tartışılır. Ancak vaatler, bir partiyi 10 puan yükseltip, diğerini 10 puan düşürmez. Buradaki sihirli sözcük şudur: Ne kadar inandırıcı olur ve güven verirseniz, o kadar etki sağlarsınız.

DOLAR KURU DAHA BELİRLEYİCİ:

Her seçim döneminde karşılaştığımız tablo şu: Türkiye'deki seçmenin yüzde 35-40'ı ideolojik nedenlerle; 55-65'i ekonomiye ve günlük yaşamına bakarak karar veriyor. Ben, önümüzdeki dönemde ekonomideki ve dolar kurundaki değişimlerin daha belirleyici olacağını düşünenlerdenim. İnsanlar cebine bakarak karar veriyor ama oy vereceği partinin de kendisi için oy verilebilir bir parti olması gerekiyor. Bugün AK Parti'ye oy verenlerin büyük çoğunluğu 'dindar-muhafazakâr' olduğu için değil, günlük yaşamı ve ekonomideki değişikliklerden dolayı oy veriyor.

BEDELLİYE HALK 'HAYIR' DEMİŞTİ:

AK Parti bedelli askerliği gündeme getirdiği dönemde yaptığımız araştırmalarda, kamuoyunun büyük çoğunluğunun karşı olduğunu gördük. "Sizin maddi imkanınız olsa; çocuğunuzun, sizin veya eşinizin askerliğini bedelli yapmasını ister miydiniz?" sorusuna yüzde 70 "Hayır" yanıtı vermişti. AK Parti'nin, bedelli askerlikten geri adım atmasında, Genelkurmay'ın değerlendirmeleri kadar, bu araştırmaların etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabii CHP'nin önerisinde 'Parası olmayan ücretsiz yapacak' denilmesi nasıl yansır onu kestirmek zor. Askerliğin kademeli olarak 9 ay ve 6 aya düşürüleceği açıklamaları daha etkili olabilir.

SIRALAMA 2007'YE BENZER:

 1987'den bu yana seçim araştırmalarının içinde oldum. Gördüğüm hep şu: Seçimlerden 3-6 ay önce yapılan araştırmalarla, seçim günü yapılan araştırma sonuçlarındaki değişiklik bir elin parmaklarını geçmiyor. Tek istisna 1999 seçimleri oldu. Bunda da Abdullah Öcalan'ın getirilmesiyle tercihler değişti. Bu seçimler öncesinde yapılan anketlere bakılırsa, oy oranları itibariyle olmasa da, sıralama itibariyle 2007'ye benzeyecek.

AK PARTİ 2007 SEVİYESİNDE:

Anketlerden çıkan sonuçların ortak değerlendirmesi; bugün AK Parti'nin 2007 seviyelerinde olduğu görülüyor.

CHP'NİN OYLARI ARTTI:

CHP, 2007 seçimlerinde yüzde 20.9 oy almıştı. Lider ve parti yönetimindeki değişiklik oyları bir hayli yukarı çekti. Oran vermek istemiyorum ama 2007'yle karşılaştırılmayacak kadar artıyor. CHP'nin seçmen kitlesi daha çok yüksek gelirli, yüksek eğitimli. Varoşlarda yaşayan, düşük gelirlilerden daha az oy alıyordu. Aile sigortası, askerliğin süresinin düşürülmesi, TV'lerde dönen reklamlar bu kesimlere yönelik görünüyor. CHP şayet derdini iyi anlatabilirse karşılığı olacaktır. Ancak seçmen, bir vaatte bulunulduğunda, vaadin gerçekleşme olasılığından çok, vaadi yapanların verdiği güvene ve ikna gücüne önem veriyor. Aile sigortasıyla ilgili kaynak tartışmalarında da, 'Kaynak var mı, yok mu'dan çok, 'Bu lider, bu parti yapabilir mi'nin cevabı oyda belirleyici olur.

MHP, BARAJIN ÜSTÜNDE:

MHP'nin normal şartlarda barajın altına kalacağına inanmıyorum. Son araştırmalarda barajın birkaç puan üzerinde. MHP'ye oy veren her iki seçmenden biri 28 yaşın altında. Dolayısıyla genç seçmenin ilgisini çekecek, yeni ve genç, tabanda karşılık bulan adaylar gösterilmeli diye düşünüyorum. İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde adayın kim olduğu çok çok önemli görünmese de, orta ölçekli Anadolu kentlerinde ve küçük kentlerde aday etkisi daha fazla. Bu diğer partiler için de geçerli. Partiler, ekstra 3-5 bin oy getirecek adaylar bulmalı.

BDP 28-32 ARALIĞINDA BAĞIMSIZLA GELİR:

BDP, son dönemin karlı partilerinden birisi. 3–4 aydır milliyetçi söylemlerin BDP oylarına yansıdığı aşikar. Bağımsız adaylarla girmeyip parti olarak seçimlere katılırlarsa barajı aşmaları mümkün değil. Ben, bağımsız adaylarla girerlerse, 2007'deki sayının yüzde 40-50 fazla olacağını düşünüyorum 28-32 bağımsızla gelir. Bunun iki nedeni var: Birisi BDP'nin 2007'ye göre oyunu artırması. İkincisi bağımsız adaylarla girme konusunda daha tecrübeli olması. Bağımsız adayları daha iyi tanzim edebilirler.

İŞBİRLİĞİ MODELLERİ ZOR:

Önümüzdeki hafta sonuna kadar partilerin seçimlere nasıl girecekleri belirginleşecek. Bugüne kadar seçim birlikteliklerinden sadece 1991'deki Refah Partisi - MÇP ve IDP arasında yapılanı olumlu karşılık buldu. Yani bazen 5 tane 2'yi topladığınızda 10 değil, 5 bile etmeyebiliyor. Bazen de tam tersi, 4 tane 1 bir araya gelerek 4 değil, 7-8 olabiliyor. Bugünkü tabloda işbirliği modellerinin zor olduğunu düşünüyorum. Bunun nedeni, hem siyasi kutuplaşmadan dolayı seçmenlerin büyük partiler etrafında kümelenmeleri hem de umut olacak alternatif bir işbirliği modelinin kendisini göstermemesi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.

Seçim 2011 Haberleri