BİR yılda batı cephesinde yine bir şey değişmedi. Seçime kadar değişemez de.
Sermaye sopası TSK, ABD'nin Irak Tezkeresine destek vermediği için yıkıldıktan sonra, Türk sağı kaderine razı, seçimi bekliyor. Bu arada pasaportlar hazırlanacak, servetler; altına, vergisiz pırlantaya, çevrilecek, göze çarpmayan iki göz evler alınacak, yurt dışına kaçmış eski ortak Cemaat'ten arkadaşlarla ara düzeltilecek, çocuklara okullar araştırılacak...
Eskiden kolaydı, sağ hacet giderip, memleketi bir güzel sıvardı; sermaye (ABD'den izin alıp), TSK'ya darbeydi, muhtıraydı yaptırır, ne kadar solcu, cumhuriyetçi varsa ezdirir, ardından da bir Özal çıkartıp, kaldığı yerden devam ederdi.
15 Temmuz bu hayali bitirdi. Birbirine güvenmeyen subay kadrosu ile "ne yapacağı belli olmaz" diye depremde bile kışlasından çıkartılamayan TSK sopası kırıldı.
Bu yüzden, Özgür Özel "hesap soracağız" dedikçe; soğuk terleme nöbetleri, bağımsız mahkemede yargılanmayı tehdit gören korkulu muhabbetler yapılıyor. Orban'ın hali paniği daha da artırıyor. Muhalifimsi tayfanın CHP'yi bölme gayreti de bu yüzden.
Şükür ki korkunun ecele faydası yok!
"Geçmişe bakıp, biraz bugünü yazayım...
İkiz kızçe büyüttük. Tek başına uğraşan eşim, "biz en iyisi bunu bilimle yürütelim" dedi, pedagoglardan, psikologlardan yardım aldık.
Söyledikleri "Çocuk sizin tahmin ettiğiniz gibi aşırı özgürlükten mutlu olmaz, tam tersine dengeli bir disiplin ile kontrol edilmek ister. Yoksa kendini güvende hissetmez" uyarısıydı. Neyse, sapasağlam büyüttük.
Türk sağı benim gözümde kontrolsüz büyüyen çocuktan farksızdır.
Özellikle 1980 sonrası doğumlular; Menderes, Demirel, Milliyetçi Cephe, Özal, Çiller dönemlerinde olanları birazcık incelerseler, bugünden çok da farklı olmadıklarını görecekler.
Türk sağı, siyaset sahnesinde, her zaman mızmız, gördüğü her şeyi isteyen, kifayetsiz muhteris olarak dolanır. Ellerine verilen her kuruşu; şekere, oyuncağa harcayıp; sonra da arkadaşlarından borç alan veletlerdir.
Bugün Kanal İstanbul yağmasının benzerini; Demokrat Parti Suriçi İstanbul'da, ANAP Tarlabaşı'nda yapmıştı. Dünyanın en muhteşem şehrini; Geniş caddeler, devasa binalar için yıktılar, meraklı(!) oldukları 'ecdad' eserlerini yağmaladılar.
Kafa 70 senedir aynı kafa anlayacağınız...
AKP iktidarının geçmiştekilerin yaptığı zararın toplamından fazla zarar verecek kadar uzun sürebildi. Çünkü, eski ortak Cemaat, kontrolden çıkan çocuğu yola getiren, solu ezen TSK'yı yıkmıştı ve Sermaye'ye baskının getirdiği istikrarla büyük kazanç elde etme havucu uzatılmıştı.
Neydi olan? Türk sağı iktidara gelir, ülkeyi yağmalamaya başlar, sermaye payını alır; çocuk durması gereken noktayı aşar ve korkulan "sol" iktidarın kapısı aralanmaya başlardı.
İşte o noktada sermaye TSK'ya yol verir, ağırbaşlı amca NATO'dan izin alır, darbe yapardı. Ya fatura?
Fatura sola çıkardı. Birkaç sağcı cezaya çarptırılır, birkaç bin solcu ezilir, sigaya çekilir ve yeni sağcılar, mahsun bakışlı kediler gibi "tam her şeyi düzeltiyorduk, mağdur edildik" diye ortaya çıkar.
Okuyun; Menderes sonrası Demirel, Demirel sonrası Özal, Özal sonrası Çiller, Ecevit sonrası Erdoğan. Her yeniden gelişte, yanlarında sermayenin bekçisi yürür: Başında Türkeş ya da Bahçeli olan MHP ekibi. Oyun aynıdır 1960'ta, 1971'de, 1980'de, 1997'de...
Çocuğun eline kırması için vazo verilir, Evren'in deyimi ile "şartların olgunlaşması" beklenir, kırınca Sermaye odaya girer TSK amcasına çocuğu tutturup, hırsını sol arkadaşlarından aldırır.
Halka dönüp der ki; "bizim çocuk çok akıllı, iyi ama arkadaşları kötü". Kim o kötü arkadaşlar? Solcular, vatanseverler, üniversiteler, sendikalar, muhalif basın...
Ardından "demokrasi" getirir(!)
AKP de o sağ çocuklardan biri. Dinbazlıkla yola çıktı, yine yanına MHP verilip, ırkbazlıkla yürüdü.
Sermaye sağ çocuğunun bu kadar rezil hale gelmesine izin vermezdi. Daha 17-25 Aralık'ta, bir muhtıra ile, sağ çocuğun kulağını TSK'ya büktürür, sol çocukların kafasını ezerdi.
"Tam da herşeyi düzeltecekken" AKP'yi mağdur(!) ederdi.
Engelleyen; Boğaz Köprüsü'nün bir yönünü kapatmaya gelmeyenlerin, Cemaat kurusunun yanında, KHK yaşını da yaktığını görüp, ders alan TSK amca.
Şükür, yoksa şimdi Demokrat Parti gibi masum(!) AKP muhabbetleri dinleyecektik.
Sermaye bey ilk defa TSK sopası olmadan, sağ çocuğu kurtarmaya çalışıyor fakat o kadar yüz verdi ki bir türlü laf da dinletemiyor.
Akışına bıraktı, her zaman yanına kattığı MHP ağabeyin müdahalesi ile iknaya çalışıyor. Korkusu çok büyük çünkü solcu çocuğu bütün mahalle seviyor."
SELİM AKMEN KİMDİR?
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi 1986 yılı mezunu.
MKS DevO A.Ş.'de Genel Müdür.
Emekli. Halen dokuz8haber.net'te köşe yazarı
X hesabı, yazının giriş kısmı 27 Nisan 2026, büyük bir bölümü 30 Nisan 2025 paylaşımları... @DarlamaRadyosu