Çankırı kadını Amazondur!

Yavuz PEHLİVANOĞLU
Amazon mu?
 
Amazon ne demek?
 
Herkes gibi ben de arada bir haber dinler; "Her yerden bir haber var; bizim Çankırı'dan hiç haber yok derim" bazan.
 
"Çankırı öldümü ki ne" demekten de geri kalmam.
 
Öyle ya, birinden kötü haber yok, peki iyi haber? İyi haber de yok...
 
Eğer birinden kötü ve iyi haber yoksa ya ölmüştür ya da uyuya kalmıştır.
 
Haksız mıyım?
 
Evvelsi gün, nerden aklıma geldi bilmem, bir duygu geldi içimden, yazdım şiirimsi bir yazı...
 
Sonra anladım ki dışarda yağan kar aldı götürdü Orta dağlarına... Kar ne güzel yağar Orta'ya, 'gidip görmek lazım' dedim, düştüm yollara.
 
Sanayi çıkışında benim gibi bir Çankırı delisi ile karşılaştım. Bağırdım; "Ne haber lan deli Necoo?"
 
"Senden ne haber lan deli" diye o da bana bağırdı. "Köye gidiyorum" dedim... "Dur ben de geliyorum" dedi.. Arabasını kenara kaldırıma eylediği gibi koştu geldi.
 
İkimiz birden düştük yollara. Anayola gelince yanımızdan faslaya fıslaya kocaman bir otübüs bizi geçmeye başladı. Maviii, beyazzz... Üstünde mütevazi bir yazı: ÇANKIRISPOR'.
 
"Ulan deli bu ne?" dedim. Çankırı ile ilgili herşeyden haberi olan iki delinin otobüsten haberi yok.
 
Yerinde incelemeye karar verdik. O saat takıldık peşine. Otübüs gitti, biz gittik. Bir     de eksoz sesi var namussuzun Allah nazarlardan esirgesin. Büyüledi bizi.
 
Deliyiz ya Orta'ya giderken varıverdik Çankırı'ya.
 
Delilik işte böyle bir şey. "Çaya gönderirsin deliyi göle gider hesabı", biz de öyle yaptık zaten. Kendimizi deli sanıyoruz ya vara vara vardık Çankırı'ya.
 
Otobüs şehir turu attıktan sonra yeniden Ankara istikametine döndü. Epeyce gittikten sonra da, demir yolunun kıyısından kocaman bir binanın içine girdi.
 
Deliye sual olmaz, biz de daldık peşinden. Meğer geldiğimiz yer Çankırıspor'un tesisiymiş. Sorduk ordan cengaverin birine "Bu ne?"
 
"Otobüsü yeni aldık" dediler. Hemen döndük izimizin üstüne çarşıdan bir tepsi tatlı aldık, yeniden "hayırlı olsun" demeye dikildik kulübün önüne.
 
Buyur etti adamın biri bizi... Çıkardı kulüp başkanının karşısına. Karşımızda güzel mi güzel alımlı mı alımlı bir kadın.
 
İki deli biz kadına, kadın bize bakıyor. "Kulüp başkanı ile görüşeceğiz" dedik. "Buyrun benim" dedi...
 
Kulüp başkanının sekreteri sandığımız kadın meğerse kulübün başkanıymış.
 
Erkek ve bir deli olarak "Anam, karizmamız çizildi" dedim. Diğer deli de hemen onayladı. "He la vallaha karizma çizildi bizim Çankırı'da ya la" dedi bana.
 
Kadın bize tesisi gezdirdi. Gezdikçe utandık, utandıkça da terledik.
 
Utandım erkekliğimden. 'Biz neden bu işleri bir kadına bıraktık ki' dedim. Sonra iyi bir küfür ettim kendime.
 
'Ulan bilmem n'aptımın delisi, anan da bir kadın değil miydi, o yok yıllarında? Diktiği yorganların parasıyla eve destek olmaz mıydı? Babam evin parası ile kumar oynayıp sabahlara kadar eve gelmezken, anam yorgan parası ile bir avukat bir de öğretmen yetişdirmedi mi? Kurtuluş Savaşında, İnebolu'dan gelen cephaneyi kağnılarla taşıyan Çankırı kadını değil miydi? Değil miydi top mermisine vatan emaneti deyip sırtındaki peştamali ile örten Çankırı kadını?'
 
Bu hesaplaşmaları içimde yaşarken Amazon kadınları aklıma geldi birden. O zaman anladım Çankırı kadınlarının birer Amazon olduğunu. Yaptıkları ve başardıkları, Çankırı gibi bir yerde çoğu erkeği çoktan gölgede bırakmış. Hiç bir şaibeye bulaşmadan, sıfır imkanla çıkılan yolda emin adımlarla savaşlarına devam kararlılığını gözlerinde gördüm başkanın.
 
Karşımdaki ufak tefek kadın, gerçek bir Amazondu. İnanmayan gidip yerinde başardıklarını görebilir. Kadının yüzünde anamı, ablalarımı, hanımımı ve tüm Çankırı kadınlarını gördüm.
 
Kutluyorum ve saygı duyurum seni Sevda Hanım.
 
Şunu da gayet iyi anladım. Çok yakın zamanlarda Çankırı'nın adını TV'lerde görebilmek için artık hava durumunu beklemeyecegiz.
 
Bir sevdanın gözlerinde Çankırı sevdasını, Çankırıspor sevdasını görmek iki deliyi fazlasıyla mutlu etti. Sen de sevdalısın o topraklara adın gibi.
 
Helal olsun sana, helal olsun seni yetiştirene. İşin gücün rastgelsin...
 
Kocaman bir alkış bizden sana…
 
Yazar'ın notu: Yazıya biraz 'bodozlama' girdiğimin farkındayım. Sizler bunu benim deliliğime verin... Bundan böyle Sözcü18 yazı ailesinin bir ferdi olarak sizlerle bu köşede buluşacağım... Genel Yayın Yönetmenimiz Vedat Beki'ye şahsıma bu fırsatı verdiği için teşekkür ederken, sizlere de selam ve sevgilerimi yolluyorum... 

Yorum Yap
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.