Çankırı Merkez ölmüş de, ağlayanı yok!

Yavuz PEHLİVANOĞLU

Bir haftadır hayvanlar alemini geziyorum... Tek tek karşılaştığım her hayvana, Çankırı vilayetinde geride bıraktığımız hafta yaşanan olayı anlatıyor ve soruyorum:

- Sizin de başınızdan böylesi bir olay geçti mi? Bu olayı kolayca anlatabileceğim bir hikayeniz var mı?

Hayvanlar aleminin üyeleri böylesi bir soru karşısında önce şahsıma bön bön bakıp sonra cevap vermeye tenezzül etmeden arkalarını dönerek çekip gidiyorlar...

Anlayacağınız hayvanlar alemi üyelerinin dahi Çankırı'nın içler acısı durumunu anlatacak bir hatırası yok!

En son 'karga' ile karşılaştım ve "Bizim Çankırı Belediye Başkanının ve Merkez'deki STK'larının basın açıklamalarına ne dersin?" diye sordum...

Karga kardeş önce hınzır hınzır güzelce bir sırıttı, sonrasında da gaklaya gaklaya uçup gözden kayboldu...

İşte bundan sonrasında ayaklarımda derman kalmadı ve bulunduğum yere çöküverdim ve; Vay be! Çankırı ölmüş de ağlayanı yok! Kara karga bile alaylı alaylı güldü... dedim.

Nasıl gülmesin ki!

Çankırı'nın çocuklarına parkı Ankara Büyükşehir Belediyesi yapıyorsa!

Yollarını, pazar yerini, Yaren Kapısını, hele hele tenekeden saat kulesini dahi Ankara Büyükşehir Belediyesi yapıyorsa, Çankırı Merkez'de yaşayanlar ölmüş de ağlayanları yok!

Burada şapkayı önlerine alıp düşünmesi gerekenler Çankırı Merkez'de yaşayanlar olmalı...

Aslında Merkez'i 3 dönemdir yöneten Belediye Başkanı geç bile kaldı!

Belediyenin tabelasını; Ankara Vilayeti Çankırı Nahiyesi Belediye Başkanlığı olarak değiştirmekte...

Daha dün gibi hatırımda... Çankırılı olduğum için bu şehirde okumuş, eğitim görmüş astsubay çavuşundan yediğim dayak!

Nedenini çavuşa sorduğumda; "Ben Çankırılılar'a gıcığım!"

Meğer on kişi bir olmuş adamı haksız yere dövmüşler vakti zamanında... Adam da hırsını benden almış!

Çankırı'ya feda olsun! Bir dayağın hatırımı olurmuş...

Helali hoş olsun olmasına da Çankırı'nın tüm geleceğini hem de 2015 yılında mahpushaneye bağlaması çok gücüme gitti...

Çankırı, geçmişte de mapushanesiyle meşhurdu... Meşhur mahpuslar yatmıştı zamanında Çankırı'da...

Aklıma ilk etapta gelenler; Kemal Tahir ve Nazım Hikmet...

Kimbilir Çankırı'nın yeni mapushanesinde devrin hangi üçkağıtçıları, dolandırıcıları, yetim hakkı yiyenleri yatacak?

Bunları yaşayarak öğreneceğiz...

Allah'tan şehre bir vali geldi de 'tuz' deyince Çankırı anılır oldu. Vali de gelmeseydi Çankırı'nın yapamadığı elekle ve de Ankara'nın bir semti olarak bilinmeye devam edecekti...

Ne zoruma gitmişti televizyondaki o yarışma programında genç kızın Çankırı'nın vilayet mi ilçe mi olduğu sorusunu bilememesi...

Kız haksız mı?

Ortalı olarak ben; paylaşılamayan mapushanenin Çankırı'ya yapılmasını istiyorum...

Mahpus'dan, mahpus yakınlarından, onlarındın sırtından para kazanmaya kalkmak... Geleceğini, umutlarını mapushanede yatanlara ve de yatacak olanlara bağlamak...

Çok acı bir durum...

Birazcık düşünelim: Aylardır babasını görememiş bir sabi'ye balon satarak para kazanmak ve eve ekmek götürmek...

Lafı uzatmadan söyleyeyim: Çankırılı, 'Çankırı' ismini bizlere bıraksın ve acilen Ankara'ya bağlansın...

Kocaman da bir mapushane kursunlar ve mahpusların yakınlarına fındık fıstık, leblebi satarak mutlu ve müreffeh bir şekilde yaşasınlar...

Bizler; Taşyakası'nın çocukları olan Çerkeşli'si, Ilgazlı'sı bir olur mapushanesiz Çankırı'yı yeniden kurarız...

Ey Merkez'de yaşayan çok bildik ağalar! Sizlere sesleniyorum:

- Taşmescid'i, Tuz Mağarası'nı, Karatekin Hazretleri'nin kabrini bize bırakın, taşı toprağı ile geride ne varsa sizin olsun. Varın gidin Ankaralı olun!

Hem bedava halk ekmek de verirler size... 

Tabii ki; sabah erken kalkıp sıraya girerseniz!

Uyanabilirseniz içinde bulunduğunuz gaflet uykusundan...

 

Yorum Yap
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Yorumlar (20)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.