ÇANKIRI Valisi Hüseyin Çakırtaş'ın başta İl Sağlık Müdürlüğü ve Çankırı Devlet Hastanesi'nde yaşanıldığı iddia edilen olaylarla ilgili olarak oluşturduğu "Komisyon" çalışmalarını tamamlayarak hazırladığı 'rapor'u valiliğe teslim etti.
Tamamlanan 'rapor' ile ilgili olarak haber yayına hazırlanana kadar herhangi bir 'açıklama' yapılmazken, Komisyon'un çalışma şekli ve ortaya çıkan ancak kamuoyundan saklanan 'rapor'la ilgili olarak farklı iddialar gündeme düştü.
Sözcü18 Haber Merkezi olarak önce 'Rapor' ile ilgili öncesi-sonrası iddiaları derleyip sunalım. Sonrasında ortaya çıkan fotoğrafla ilgili 'Editör' yorumumuzu gerçekleştirelim.
İşte o iddialardan en dişe dokunanlardan ikisi:
İDDİA 1 / "Sağlık Müdürlüğü'nün kurmuş olduğu Araştırma Komisyonu'na 80'den fazla dilekçe verilmesine rağmen neden 8-10 kişi çağrıldı? Neden diğer dilekçe verenler çağrılmadı? Komisyon suç işlemiştir! Neden konuşmak isteyenlerin, beyanda bulunmak isteyenler susturulmak istendi? Kimler izin vermedi? Neden korktunuz? Planlarınız suya mı düştü?"
İDDİA 2 / "Komisyon'a 60 kişiden fazla kişi dilekçe verdi! Sadece nerede devlet düşmanı, nerede sisteme karşı olan, çalışmak istemeyen, nöbet tutmaktan rahatsız olan kişiler varsa onlar çağrılarak dinlendi! Neden dilekçe veren herkes dinlenmedi? Dinlenmesi gerekenleri Tombik ve kayınpederi mi belirledi? Yoksa kameraları izleyerek çalışanları fişleyen bacaksız müdür mü belirledi? Verecekleri ifadelerden mi korktunuz? Komisyon'a bildirilen, şikayet edilen yolsuzluklarla ilgili haksız kazanç sağlayanlara, et hırsızlarına, boya hırsızlarına neden soruşturma başlatılmadı? Neden Komisyon raporunda yer verilmedi? Verdiğimiz ifadeleri paylaşmamızı ister misiniz? Komisyon'un nasıl bir yapıya hizmet ettiği ortaya çıkar değil mi? Pis kokular geliyor! Bunlar tam bir FETÖ ihanet çetesinin çalışma tekniği bu..."
BU SORULAR CEVAP BULMALI?
Yukarıdaki iki 'okuyucu yorumu'nda dile getirilenlerden Sözcü18 Haber Merkezi olarak çıkardığımız sorular:
- İlgili Komisyon'a kaç dilekçe verildi, hangi dilekçe sahipleri ifadeye çağırıldı?
- Dilekçe verdiği halde Komisyon tarafından 'ifadeye davet edilmeyenler'in verecekleri ifadeler neden görmezden gelindi?
- Komisyon'a ifade verecekleri kim ya da kimler belirledi?
- Komisyon'un raporunu kim, neden açıklamıyor?
EDİTÖR'DEN...
Kişisel yorumuma; "Biz size 'Komisyon' kuramazsınız?!" demedik sayın 'Komisyon' kurucular... Daha ilk günden itibaren de kurulacak-kurulan 'komisyon'un nasıl bir performans sergileyeceğini-sergilediğini de günlerce merak ederek heyecanla bekledik...
Ancak sonradan öğrendik ki; Komisyon'un kurulmasını isteyenler ile 'Komisyon'un muhatap (!) olacağı daha doğrusu -ifadelerine başvurulacak kişiler- ile Komisyon kurucularının 'sulh çubuğu' (!) tüttürdüğünü de öğrendik... Hatta hatta bu konuda da 'bilgilendirildik' (!)
Ortaya çıkan yeni durumu da ister istemez 'kabullenmek' zorunda kaldık...
Neden mi kabullendik?
Çünkü 'filler' züccaciye dükkanını 'dağıtmak' yerine 'barış çubuklarını' çoktan tüttürmeye başlamışlardı!
En önemli gerekçeleri de her zaman olduğu gibi 'kol kırılır yen içinde kalır' ile birlikte 'birlik ve beraberliğimize zeval gelmesin' masalı idi...
Bazılarına göre bu durum 'geçici' (!) de olabilirdi!
Sözün kısası yola çıkarken 'hesap sormak'tan söz edenler, baltalarını gömmüşlerdi!
Ve gelinen süreç kendisini çok net olarak ortaya koyuyor ki; "Vuslat başka bahara kaldı"...
Tüm bu yaşanılan süreç şahsen bana gösterdi ki; Çankırı'dan bir cacık olmaz!
Bu iddiamla ilgili tespitlerimi de ilerleyen günlerde kaleme alma ortamı oluşursa hiç esirgemem yaparım.
Son sözüm: Rapor'un üzerinde kim oturuyorsa bir an önce o RAPOR'u kamuoyuna açıklasın...
Hem de hiç zaman kaybetmeden...
Editör / Vedat Beki