Çankırı'nın gururu Nevzat Ayaz

Metin YILMAZ

Çankırı’nın son yıllarda yetiştirdiği en önemli devlet adamı Nevzat Ayaz 90 yaşında hayata veda etti. Allah mekanını Cennet eylesin.

İstanbul ve İzmir Valiliği, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı gibi önemli görevlerinde bulunan Nevzat Ayaz, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı döneminde Çankırı’nın her bir köşesini okul binaları ile donatarak eğitime büyük katkı sağlamıştı.

NEVZAT AYAZ ve DEĞİŞEN ÇANKIRI GERÇEĞİ kitabının yazarı ve Nevzat Ayaz’ın en yakınında olan kıymetli büyüğümüz Yaşar Ateşsoy; kitabının önsözünde rahmetliyi şu 2 uzun cümleyle özetliyor:

“Çankırı’nın Bayramören İlçesinde dünyaya gelen ve mütevazı bir Anadolu ailesinin evladı olarak büyüyüp yetişen, kendi kabiliyet ve gücüyle Devlet’in zirvesinde mevkilere ulaşan ama yarım asırlık hizmet dolu hayatının her anında “Çankırı’ya hizmet aşkıyla “ yanıp, tutuşan Nevzat Ayaz, 1991 yılı Ekim ayından itibaren, bir döneme kendi imzasını koymuş, adını vermiştir.

Çankırı adını duyanların hep, “Ankara’nın Çankaya’sı mı?” diye sordukları suali ters çevirip, “Ayaz’ın Çankırı’sı mı?” şekline dönüştüren ve kısa zaman diliminde Çankırı’ya kalkınma çabasını yakalatan; bir zamanlar, imkânları ve fırsatları tutmayı” öğrenen Çankırı’ya , “tuttuğu imkân ve fırsatları kopartmayı da öğreten” Ayaz’ın, Devlet Adamlığı birikimi ve tecrübesiyle verdiği “Çankırı’yı büyütmek, kalkındırmak ve neticede zenginleştirmek…” mücadelesi idi…” (1)

Dönemin Refah Partisi Çankırı Milletvekili İsmail Coşar, 20 Mart 1994 tarihinde yaptığı konuşmada günümüzde pek fazla duymadığımız şu sözlerle Nevzat Ayaz’a seslenmişti:

Çankırı’nın 70 yıldan beri beklediği hizmetleri Çankırı’mıza kazandıran… Hizmetleri sınırsızca Çankırı’ya akıtan ve hükümetteki diğer tüm bakanlardan farklı ve bize göre üstün olan Ayaz’ı saygıyla selamlıyorum…

Nevzat Ayaz devlet adamlığının, memleketseverliğin, hemşericiliğin kendisinde vücut bulduğu müstesna bir isimdi. Onun bu özelliklerine Yaşar Ateşsoy’un tanık olarak kaleme aldığı şu örnek yetecektir:

27 Mart 1994 yerel seçimleri için tüm partiler kıyasıya mücadele ediyor…

Çankırı’da DYP, MHP ve RP adayları iddialı durumda… Seçimlere 10-15 gün var… DYP’nin diğer iki partiye nazaran şansını yitirmekte olduğu herkesçe görülüyor.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı ve DYP Çankırı Milletvekili Nevzat Ayaz, seçimlere tüm ilçelerde olduğundan daha çok, merkez ilçeye ağırlığını koyuyor ve “kendisi adaymışçasına” çalışıyor; hatta siyasi anlamda hiç göze alınamayacak ölçüde risklere giriyor.

Ancak MHP adayı Ahmet Bukan son haftaya girildiğinde, diğerleriyle arasındaki farkı açmış görünüyor.

DYP’nin Çankırı Merkez Belediye Başkanlığını kaybedeceğine ilişkin görüşler ağırlık kazandığı bir günün gece yarısı Ayaz, bir ilçe gezisinden dönmüş, Polisevi’nde istirahat ederken, bir yandan da yerel gazeteleri okuyup, seçim çalışmalarını organize eden bir partilinin ısrarlı taleplerini dinliyor…

Partili: “ Sayın Bakanım, bu seçimler gidiyor, kaybediyoruz! Ama çok az bir farkla kaybederiz veya kazanabiliriz. Seçimlerin kaderini bir anda değiştirecek önerim olacak, şayet kızmazsanız…” diye söze giriyor ve Ayaz’ın sessiz onayını aldığına kanaat getirince devam ediyor:

“Yanlış bilmiyorsam, siz 1969 yılında Hacca gitmişsiniz. Hacı olduğunuzu bizim seçmenimizin pek çoğu bilmiyor. Vakit varken, şayet uygun görürseniz, süratle bir ihramlı resminizi, Kâbe’de çektirdiğiniz resim varsa onu afiş yaparak tüm seçime dağıtalım…”

Konuşmanın daha yarısında iken, neler duyacağını anlamış olan Ayaz, gecenin saat 02.00’sinde aldığı bu teklife hiddetle tepki gösteriyor:

  • Yahu sen ne söylediğini biliyor musun? Ne alakası var şimdi, Nevzat Ayaz’ın Hacca gitmesiyle siyasetin, seçimin? Hiç böyle şey olur mu? Ayaz Hacca gittiyse, kulluk görevini yapmıştır; siyasete alet edilir mi bu? İbadeti siyasete, siyaseti ibadete; her ikisini ticarete karıştıra karıştıra ülkeyi ne hale getirdiler, yetmiyor mu daha?

Adamın sert üsluptan incinmiş olacağını hatırlayıp, ses tonunu yavaşlatan Ayaz, bir süre “Lahavle…” çekerek sürdürdüğü suskunluğunu, yavaş tebessümlerle tekrar söze devamla bozdu:

  • Bak evladım, tekrar söylüyorum, böyle bir şeyin yapılmasına asla müsaade etmem! Seçimi hak eden kazanır, hak edemeyen kaybeder. Bu normaldir. Yarın sandıkta bir memlekete evladı kaybeder, öbür memleket evladı kaybeder. Bunlar olağan şeylerdir. Şimdi kalkıp, şu gece yarısında seçimlerin arifesine gelmişken, benim Hac ihramımın fotoğrafından medet bekleyeceğinize, seçimlerden önce seçimi nasıl kazanacağız diye doğru dürüst çalışsaydınız. İnsanlara güzel görünmek değil önemli olan… Önemli olan her zaman güzel olmak ve güzel işler yaparak güzel kalmaktır. Seçimlerde bunca seçmenin size oy vermesini sağlayacak güzel güzel propagandalar yapsaydınız.
  • Çankırı’ya, memlekete hizmet zaten ibadet değil mi? Bu şevkle çalışmakla ancak siyaset güzelleşir evladım…
  • 1969’da Nevzat Ayaz’ın Kâbe’de giydiği ihramdan medet ummanın siyasette başarı sebebi olmayacağını anladığınız gün, beni daha iyi anlayacaksınız, tamam mı?

Adam konuyu açtığına pişman olur ve "Özür dilerim sayın bakanım. Size Allah rahatlık versin ben kalkayım artık" diyerek çıkar…

Kaynaklar

1. Nevzat Ayaz ve Değişen Çankırı Gerçeği, Cem Ofset-İstanbul, Mayıs 1996, s. 8
2. Nevzat Ayaz ve Değişen Çankırı Gerçeği, Cem Ofset-İstanbul, Mayıs 1996 s.152, 153

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.