ÇANKIRI hareketli bir haftayı geride bırakırken eski vali yeni görev yerinde mesaisine başladı, şehrin yeni valisi de koltuğuna oturdu!
Tabii ki yaşanan sürecin 'kulis arkası' ya da 'gözden kaçanları' diyebileceğimiz 'siyasi-kişisel' (!) malzemeleri de gün yüzüne ya da 'konuşulabilirlik' mertebesine erişmiş olanları sizlerden esirgeyecek değilim...
Öncelikle Iğdır'daki mesaisine başlayan arkadaştan (!) biraz sözetmek istiyorum...
Biliyorsunuz ki Iğdır nire, Çankırı nire?!
Durumun coğrafi olarak Ankara'ya uzaklığından söz etmeyeceğim tabii ki?
Benim kapsama alanıma giren kısım; 'Çankırı'nın yapısı (!) ile Iğdır'ın kökleşmiş 'genetik' yapısı (!)
Önüme düşen notlar arasında; Giden Vali'ye (daha Çankırı'yı terketmeden) Iğdır'ı temsil eden siyasetçi'den (!) kısa bir mesaj getirilmiş: Iğdır'da sokakta gezmeye kalkmasın, makamında otursun valiliğini yapsın!
Vay be! Olaya bak! Sen Çankırı'nın aklına gelebilecek her köşesinde oyna-zıpla (!), istediğin gibi sofra kur, sohbet eyle, daha yeni görev yerine gitmeden bölgenin milletvekilinden 'makamında otursun' (!) mesajı al!
Karşılığı ne olur / ne olmaz orasını zaman gösterecek! Ancak bildiğim şu ki; Iğdır'da sokaktaki vatandaşa yazılan trafik cezalarının 'iptal' (!) edilmesine gerek olmadığına adım kadar eminim! Bununla birlikte kapalı mekanlarda içilen sigaralar için esnafın ya da vatandaşın cezalandırılma alışkanlığının bulunmadığına da bir o kadar eminim...
Böylesi bir Iğdır'da sokaktaki vatandaşın 'vali'ye ihtiyacı olabilir mi?
Bence olmaz!
Böylesi ufak işler (!) Çankırı için geçerli akçe olabilir... Hatta daha da ileriye gideyim: Olur...
Çünkü; Sokaktaki Çankırılı'nın cebindeki parasını alacağına sırtındaki ceketi al, ayağındaki pantolonu al, bu onun adına 'sorun' olmaz! Yeter ki sen O'nun parasına dokunma!
Çankırı'da 'taraftar' toplamanın en kestirme yolu, motosikletine-şahin arabasına trafik polisinin kestiği cezayı halleden, cigarasının dumanına ses etmeyen, eh arada bir sokaktaki meşin yuvarlağa da iki tepik atanı bulduysa o iş tamamdır! Ha 'vali' olmuşsun, ha 'başkan'... Bir avuç 'Çarşı' arkandadır!
Bu arada sen, geldiğin özel aracı sıfır Mercedes'e çevirerek memleketten terk-i diyar eylemişsin kimin umurunda!
Öpüldüğünü her nedense sonradan anlar bizim Yaren oğlanları...
* * *
Unutmadım, aklımda! Giden Vali'nin Çankırı FK dosyasına 'Salı' günü giriş yapacağım...
* * *
Çankırı Valiliği koltuğunda 4'üncü gününü tamamlamamış (yazı kaleme alındığı saatler itibariyle) Hüseyin Çakırtaş için 'yorum' yapmam ne derece 'doğru' olur bilmiyorum ama 'ilk izlenimlerimi' yazma ihtiyacı hissediyorum...
Benden 20 yaş küçük... Benim yaşadığım Türkiye'yi yaşamadı! Ülkeye aynı pencereden bakmamız mümkün değil! Kendisinden 4 yaş küçük oğlum var... Ben olsam Çankırı'ya giriş yaptıktan 5/6 saat sonra Eldivan yerine, Tüney'deki Çankırı çöplüğünden mesaiye başlardım!
Ben olsam, Valiliğin 'sosyal medya hesabı' X'ten AK Parti İl Başkanlığı'nın 'hayırlı olsun' ziyareti ile ilgili 4 kare fotoğraftan bir'ini kesinlikle paylaşmazdım!
Ben olsam... Vazgeçtim...
'Bu kadarlık yeter' (!) diyeceğim ama 'elim' durmuyor!
Bu köşeden ve yaklaşık 800 km mesafeden nacizade bir öneride bulunarak yazımı sonlandıracağım:
Sayın Vali; İlk kez 'vali' ünvanı ile yapmış olduğunuz görevinizde hem sizin adınıza hem Çankırı adına kalıcı ve başarılı bir süreç yaşamak istiyorsanız yakın ekibinizde bulunan 3 isimden uzak durmanızı salık vereceğim... Şayet O 3 ismi çevrenizden uzaklaştırır, yerlerine kendinizin tespit edeceği 3 ismi görevlendirdiğinizde 'beyaz sayfa açarak' Çankırı mesainizin başladığını düşünebilirsiniz...
Ben dedim... Tavsiyeme uyarsınız ya da uymazsınız! Orasını bilemem... Görevinizde başarılar...
* * *
Geldik yazının ve de haftanın son mesai gününe... Lakin 'Çankırı gündemi' ile ilgili yaz(a)madıklarım var! Mesela Çerkeş'te son 72 saatte yaşanılanlar... Neler olmadı ki? Ülke gündeminde manşetlerden düşmeyecek olay yaşandı o küçük ilçede! Umarım yeni Vali şahsımı yanıltır da konuyla ilgili bir 'açıklama' yapar! Tabii ki 'Devlet' adına...
Ben kaçtım! 'Rastgele'lerinizi esirgemeyin...
Meraklısına: Yeni yılda 'her cuma' günü yazacağımı açıklamıştım. İki yazı arasındaki süre 'uzun' gelmeye başladı... Bundan böyle 'salı' günleri de bu köşede sizlerle buluşacağım.