Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor.
OKUL SALDIRILARINA DAİR AÇIKLAMA
Özel'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
"Grup toplantısına bu yüksek katılım, sürekli bir kötülükle karşımızda olanlara, arkadaşlarımıza saldıranlara yani dost olmayanlara kaygı, dost olana da güven veriyor. İyi ki varsınız... Zor bir haftayı geride bıraktık, önce Şanlıurfa ardından Kahramanmaraş'taki saldırılarla içimiz yandı.
TOM BARRACK'IN SÖZLERİNE TEPKİ
Bunun ardından bir saldırı da Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik hadsiz bir saldırı da gerçekleşti. ABD'nin büyükelçisi Tom Barrack, duvarında "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözünün yer aldığı, Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu Meclis'in çatısı altındayız. Gelip bu ülkeyi yönetene güven mektubu sunan, bu ülkeye saygılıyız diyenler oturuyorlar bacak bacak üstüne atıp gerilip, yayılıp özensiz cümleler kuruyorlar...
Trump'ın düzenini Türkiye'de ilan etmeye kalkıyorlar, bu olurken Erdoğan oğlundan Trump ile görüşmek için randevu istiyordu.
Bu topraklarda güçlü lider monarşisi lazım denince susanlara söylüyorum... Aslında saflar net. Dünyada da netleşiyor.
Dünyanın bütün otokratlarını bir arada tutan, birbirinden öğrenmesi, birbirini desteklemesi.. Nerede onlara yarayacak model varsa birbirlerinden öğrenip, demokrasileri gerileterek, halk yerine zümreleri koyarak, halkları yoksullaştıran yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar.
Onlar Trump ile, Trump'ın desteklediği Netanyahu ile aynı saftalar, biz Gazze ile, Brezilya'da Lula ile İspanya'da Sanchez ile dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız.
ERDOĞAN'A VİDEOLU GÖNDERME
"Şimdi çaresiz kalınca gruplarında perde indirip izletiyorlar... Geçmişteki konuşmalardan parçalar kesip yalanı oynatıp onun üzerine CHP'ye, kurumsal kimliğine, geçmişine.. Ecevit'ten utanmadan, Sevr'i yırtıp atanlardan utanmadan, Gazi'nin hattını tutturamayan, CHP'ye demokrasi dışı yeni bir hat tarif edemezler" diyen Özel, daha sonra Tom Barrack'ın Türkiye ve AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ilişkin sözlerinin yer aldığı bir video izletti.
TOM BARRACK NE DEMİŞTİ?
ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Antalya Diplomasi Forumu’nda, “Ortadoğu'da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu: Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen, insan hakları adına üzerine gittiğimiz ülkeler başarısız oldu" ifadelerini kullanmıştı.
"TÜRKİYE'YE YENİDEN DEMOKRASİYİ GETİRECEĞİZ"
Yapılacak ilk seçimi bekliyoruz. Herkes emin olsun ki, yapılacak ilk seçim aynı Macaristan'da olduğu gibi demokratlarla otokrat arasında olacaktır. Otokrat ve ondan medet umanların hepsini birden yeneceğiz. Türkiye’ye demokrasiyi geri getireceğiz
"OKUL SALDIRILARI MÜNFERİT DEĞİL"
Bu hafta 23 Nisan haftası, ama biz okullardaki kanlı saldırıları konuşuyoruz. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki saldırılar münferit değil. Bunlar devletin sosyal alandaki çöküşünün göstergesi. Yıllardır söylüyor, sorunları tespit ediyor ve önerilerde bulunuyoruz. Bu bakan döneminde okullarda 45 şiddet olayı oldu. 6 öğretmen, 11 öğrenci, 2 okul çalışanı ve 1 veli hayatını kaybetti. CHP olarak bu sorunu sadece fiziki bir güvenlik sorunu olarak ele almadık, almıyoruz. Maalesef sosyal bir çöküş var.
Sorumluluğu dizilere, filmlere atıp kurtulamazsınız. Bu ülkeyi 23-24 yıldır tüm yönleriyle, hiçbir mazeretiniz olmaksızın siz yönetiyorsunuz. Yönetimdeki çürüme, bir sosyal kriz olarak karşımızdadır. Bugün Sayın Bahçeli'nin, Erdoğan'ın yaptıkları tespitler dahi bir krize, bir çürümüşlüğe, bir boşvermişliğe işaret etmektedir.
"BİZİM YÖNETTİĞİMİZ HİÇBİR OKULDA VELİNİN AKLI ÇOCUĞUNDA KALMAYACAK"
Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda, dışarıdan gelenlerin okulun güvenliğini tehdit etmesi ya da akran zorbalığıyla baş edilememesi gibi ya da hijyen sorunları gibi sorunlar olmayacak.
Evladını okula yollayanın aklı okulda kalmayacak. Okula giden hiçbir çocuk okulda yeni sorunlar edinerek, dertlerle, tasalarla, sorunlarla evine dönmeyecek. Bu sistem her birimizin evladını eşit, ayrımsız ve günü gelince de tam olarak ücretsiz okutacaktır.
MADEN İŞÇİLERİNE DESTEK AÇIKLAMASI
"Emekliye acımayan işçiye acır mı? Soma'dan önce olabilecekleri anlattım, o gün dinlemeyenler sonra dinledi. Bugün hala madencilerle sorunları var. Soma'da kalanlara söz vermişlerdi. Orada adalet sözünü tutmadılar, kişi başına 5,5 gün yatanları saldılar. Geride kalan madencilere verdikleri sözlerin hiçbirini tutmadılar. 7 yıl mücadele etti madenciler tazminatlarını alabilmek için.
Bir sendika kurdular Bağımsız Maden-İş diye, seslerini duyurmak için her şeyi yaptılar, Ankara'ya yürüdüler. Her geldiklerinde Süleyman Soylu karşılarına jandarmayı dikti.
O işçiler, iki arkadaşları hak arayışı sırasında hayatını kaybedince haklarını aldılar. Şimdi aynı sendika Eskişehir'de Doruk Madencilik işçilerinin yanında. FETÖ'den el konulan, TMSF'nin satarken hakkını vermediği, şirketin de ödemediği madenciler ite kaka enerji Bakanlığı önüne geldiler.
Çıplak ayakla yürüyen, çocuğunun hakkını savunan 110 madenciyi gözaltına aldılar. Biz CHP olarak sendikalaşmaya engel olan tüm yasal düzenlemeleri işçi lehine değiştireceğiz.
TUTUKLU GAZETECİLER
Devletteki yozlaşmaya, birilerinin haklı birilerinin haksız çıkmasına bir örnek vaka üzerinden bakmaya geldi sıra. 29 Ekim 2025. Boşuna ölümler ülkesinde sıradan bir gün. Gebze'de 7 katlı Aslan Apartmanı çöküyor, anne, baba, iki çocuk ölüyor, bütün sokak boşaltılıyor...
O sırada meslek odasının metro inşaatı nedeniyle 'bu bina çöker' dediği raporu gazeteci Alican Uludağ haberleştiriyor. Bunun üzerine Ulaştırma Bakanı önce haberi yalanlayıp ardından Uludağ hakkında halkı yanıltıcı bilgi yayma suçu nedeniyle soruşturma açılıyor. Şu anda da Alican Uludağ iktidarı rahatsız eden haberleri nedeniyle cezaevinde yatıyor.
Şimdi elimde Gebze'ye ilişkin bilirkişi raporu var. 'Tünel kazılarının başlamasıyla ile yeraltı suyunun seviyesi değişiminin etkisiyle hacim kaybı oluştuğu, 2025 Ekim ayı sonuna doğru zemindeki hacim kaybının bina stabilitesini etkilediği ve bina temelinin zeminle temasının kaybolması neticesinde binanın aşağı yönde çöktüğü kanaatine varılmıştır...'
Bu haberi yapan yanıltıcı bilgi diye soruşturma geçirdi, çökmenin metro inşaatıyla ilgisi yok diyen bakan, yani yanıltıcı bilgiyi yayan o makamda oturmaya devam ediyor. İşte AK Parti'nin kara düzeni budur, cezalandırılması gereken budur...
ATAŞEHİR BELEDİYESİ OPERASYONU
İstedikleri her şeyi yapıp asla hesap veremeyecekleri bir düzen kurdular. Bu yönetimi değiştirmeyi taahhüt edenler de tehdit olarak görülüyor. Bu iktidara göre, Türkiye’de cezalandırılması gereken tek suç AK Parti’ye karşı tehdit oluşturmak. Gazeteciler, sendikacılar siyasetçiler cezalandırılıyor.
En son hedef Ataşehir Belediye Başkanı olmuştur. Onursal Adıgüzel AK Parti’nin Kadıköy’den koparıp kendisine ayırdığı Ataşehir’de yüzde 56’yla rekor oyla başkan seçilmiş. Tek bir kanıt yok. Ne baz vermiş ne yanlış birine selam vermiş. Bırakın teknik takip, dinleme filan hiçbir şey yok. Ataşehir Belediye Başkanını tutuklayacak bir şey bulamamışlar. Genç bir siyasetçi üzerinden CHP’nin iktidar olma yürüyüşüne engel olmaya çalışıyorlar. Ataşehir’de mahşeri kalabalığı gördük. Onursal’ın adı geçtiğinde nasıl destek gördüğünü gördük. Öyle bir noktadayız ki ya kötülük kazanacak ya da direnenler ve mücadele edenler kazanacak.
Göreve geldiklerinde şafak operasyonları bitecek diyenler, bir yıldır ne yaptıklarını görmüştük. Bu bakan geldi 'Artık şafak operasyonları olmayacak' Keşke dedik ama Onursal’ın evine gece 01:00’de geldiler. Konu CHP olunca kanun uygulanmıyorlar. Ne zaman ki yerel seçimleri kazandık, o gün bugündür huzurumuz yoktur. O gün bugündür saldırı altındayız. Bizimle siyasette yarışamayanlar AK Parti yargı kollarıyla üzerimize saldırmaktadır. Onlardaki Allah korkusu yerine sandık korkusudur.
"MELİH GÖKÇEK'E BİR SORU SORULMAZKEN..."
Ekrem Başkan her gün bir yalanı çökertirken, ortaya çıkan psikolojik ortamla, bir başka mahkemede 700 yılla yargılanan kişi serbest gezerken, en son Aziz İhsan Aktaş’ın mal varlığındaki tedbiri de kaldırdılar.
12 tane iftiraya bulaşmış kişi pişman olduğunu ifadesini geri çektiğini ve artık şikayetçi olmadığını ifade etti. Kanser bu alın götürün anasını ağlatın, tam da gerçekten anasını ağlatmak için bunları yapın eninde sonunda çözülecektir.
Hiç kimse onlar bu zulmü yaptı diye çözülmezken, bu kötülüğü yapanlar çözülmektedir. Millet iftiraya değil arkadaşlarımıza inanmakta.
Kendinden sonraki cumhurbaşkanına kumpasla görevi temsil etmemek ve bin bir kötülükle bir seçim daha kazanmak için elden geleni yapmaktadırlar. Millet Melih Gökçek’e bir soru sorulmazken ömrünü Ankara’ya vakfetmiş Mansur Yavaş’a 'soruşturma izni verdik, endişe yaratın' algısını görmektedir.
ÖZEL, SEÇİM ÇAĞRISINI YİNELEDİ
Korkmuyorsanız getirin seçim sandığını millet karar versin. Biz hırsız mıyız yoksa siz iftiracı mısınız? Yargılanmaktan asla kaçmıyoruz. Canlı yayında sorun soruyu alın cevabı diyoruz. Nerede bir yıldır yalanların üzerinde tepinenler? Hani asrın yolsuzluğuna ne oldu? Getirin bakalım sandığı millet karar versin. Tabii, bunlar erken seçimden kaçınca bir sandık lazım bize, koyalım milletin önüne duyusun sesini...
BAHÇELİ'YE 'ARA SEÇİM' YANITI
Sayın Bahçeli bugün 'Ne erken ne ara seçim' deyip ara seçime karşı olduğunu söylemiş. Her türlü partinin görüşüne saygım var ama buna itirazım var. Sayın Bahçeli erken seçime karşı olabilir. Söyleyecek sözüm yok. Yapılacak seçimin kayıp olduğunu görmektedir. Ama ara seçime karşı olunmaz. Ara seçime karşı olmak anayasaya karşı olmaktır. Alparslan Türkeş’in kaçınmadığı sandıktan Bahçeli’nin kaçınması doğru değil."