CHP'yi film platosuna çevirdiler!

Abbas SATIR

SİYASETİN zaten yeterince tiyatroya benzediği söylenirdi. Meğer biz bugüne kadar eksik biliyormuşuz. Artık sahne dekoru, figüranı, provası ve alkış koreografisiyle tam anlamıyla bir film setine dönüşen siyasi organizasyonlardan söz ediyoruz.

CHP'nin başına mahkemenin mutlak butlan kararıyla getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul’da katıldığı üye katılım töreninde salonunun cast ajansları aracılığıyla getirilen figüranlarla doldurulması, Türk siyasetinin hafızasına trajikomik bir olay olarak geçti.

Siyasi toplantıyı film platosuna çevirme planının iç yüzü kısa zamanda ortaya çıktı.

Cast ajansının ilanını gören BirGün Gazetesi’nin genç muhabiri Ebru Çelik de ismini yazdırıp figüran ekibinin arasına katıldı ve yaptığı haberle bu büyük skandalı ortaya çıkardı.

Ayrıca bana göre Ebru Çelik bu haberle “Yılın Gazetecilik Ödülünü” hak etti.

Para ödenmeden kendisi gibi diğer katılanların kimliklerinin toplandığını da belirten Ebru Çelik, Cast ajansının aralarında işsizler, emekliler, atanamayan öğretmenler, İranlı ve Mısırlı olan göçmenlere "Halkın umudu Kılıçdaroğlu" sloganı attırdığını yazarak 103 yıllık CHP'nin düşürüldüğü skandalı ortaya çıkardı.

Ebru Çelik gerçek bir gazetecilik yaparken, diğer yandan siyasi tartışmanın da fitilini ateşledi.

Kılıçdaroğlu taraftarları olayı "provokasyon" olarak değerlendirirken, BirGün Gazetesi Genel Yayın Müdürü Yaşar Aydın haberlerinin arkasında olduğunu açıkladı.

Bu acı olayın Türkiye’nin sosyo-ekonomik durumunu düşünün...

Hayat mücadelesi veren gençler... Atanamayan öğretmenler, aylarca iş bulamayan gençler, ekonomik sıkıntı içinde yaşayan emekliler...

Sabah kendilerine gelen çağrıyı kabul ediyorlar. Kendilerine 3 saat için 950 lira vereceklerini söylüyorlar. Zannediyorlar ki yine bir reklam filmi, bir televizyon dizisi ya da bir sinema sahnesi çekilecek.

Servis araçlarına biniyorlar. Sete gidiyoruz diye yola çıkıyorlar. Karşılarına çıkan ise kamera değil, siyasi kürsü oluyor. Belki de o gün hayatlarının en ilginç rolünü oynadılar. Üstelik senaryoyu da kendileri yazmadı.

Önce slogan provaları... Sonra alkış provaları... Ardından ıslıkların nerede başlayacağı... Hangi cümlede ayağa kalkılacağı... Adeta bir yönetmenin megafonundan çıkan talimatlar gibi...

"Halkın umudu Kılıçdaroğlu”

"Hak, hukuk, adalet..."

"Gençliğin umudu Kılıçdaroğlu”

"Kahraman Kemal..."

Siyaset mi? Yoksa açık hava stüdyosu mu?

İşte tam bu noktada gülsek mi ağlasak mı bilemiyoruz!

Çünkü traji-komedi tam da budur...

İş bulamadığı için figüranlık yapan insanların, gerçek hayatın ekonomik dramını yaşarken, bir siyasi gösterinin dekoruna dönüştürülmesi yalnızca siyasetin değil, toplumsal tablonun da acı bir özetidir.

Asıl alkışlanması gerekenler, günlük yevmiye peşinde koşan o insanlar değil miydi? Asıl umut bekleyenler onlar değil miydi?

Onlar bir siyasi sloganın değil, geçim derdinin figüranlarıydı. Bugün Türkiye'de milyonlarca genç iş arıyor.

Milyonlarca emekli ay sonunu getiremiyor. Üniversite mezunları market kasalarında iş bulabilmek için sıraya giriyor.

Böyle bir tabloda insanların siyasi kalabalık oluşturmak amacıyla kullanıldığı yönündeki iddialar, tartışmanın odağına yalnızca bir partiyi değil, siyasetin geldiği noktayı da yerleştiriyor.

Çünkü demokrasi, kiralanan alkışlarla güçlenmez. Sipariş edilen sloganlarla toplumsal karşılık oluşturulamaz.

Organize edilen coşku, gerçek heyecanın yerini tutmaz. Kameraya göre ayarlanmış kalabalıklar, sandıkta oy kullanmaz. Milletin vicdanını figüranla dolduramazsınız. Siyasetin en büyük sermayesi samimiyettir. Samimiyet kaybolduğunda geriye sadece dekor kalır. Dekorun ömrü ise ışıklar sönene kadardır.

Perde kapanınca figüranlar evine döner. Kameralar kapanır. Sloganlar unutulur.

Ama geriye şu soru kalır: Eğer bir siyasi organizasyonun coşkusunu oluşturmak için gerçekten figüranlara ihtiyaç duyuluyorsa, ortada sorgulanması gereken kalabalığın sayısı değil, o kalabalığın neden doğal olarak oluşmadığıdır.

Çünkü siyaset sinema değildir.

Vatandaş da figüran değildir.

CHP’yi film platosuna çevirdiler...

(Kaynak: www.sonsoz.com.tr)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.