CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 92’si tutuklu, toplam 414 sanıklı İBB davasının duruşması beşinci haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de iddianamesinin İBB Dosyası ile birleştirilmesiyle birlikte dosyadaki tutuklu sayısı 92’ye yükselmişti. Fakat iddianamenin birleştirme talebinin kabulüyle İnan Güney ile birlikte 3 tutuklu isim Silivri’ye getirilmedi.
İBB davasında 18. duruşma günü, tutuklu isimlerin savunmalarıyla devam edecek.
Günün ilk savunmasını, eylem 13 kapsamında "veri sızdırmak" iddiasıyla yargılanan CHP Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan yapacak.
20:00 | DURUŞMA SONA ERDİ
20:00 | BOĞAZI DÜĞÜMLENDİ, "BURASI BİRAZ ZOR" DİYEREK ANLATMAKTA ZORLANDI: İMAMOĞLU SARILARAK TESELLİ VERDİ
Son olarak İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek, Eylem 13 ve 16 kapsamında savunma yaptı. Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler için internet kolaylığı sağlamak amacıyla proje geliştirdiklerini anlatan Melih Geçek, halkın çocukları için çabalarken, tutuklanmasının ardından LGS sınavında kendi kızının yanında olamadığını söyledi:
"Kızım LGS'ye hazırlanıyordu ve internet çok fazla işine yarıyordu; soruların cevaplarını almak için. ‘Bu imkanı olmayan çocuklar için ne yaparız?’ diye düşündük. Ve bizim kendi fiber ağımızın olduğu alanlarda ihtiyaç sahibi öğrenciler için LGS ve üniversiteye hazırlananlara 1 yıl ücretsiz interneti nasıl veririz diye bir proje yaptık ve yazın bunun lansmanına hazırlanıyorduk. Tutuklandık, buradayız. Bu projeyi yapamadık. Ama daha önemli bir şey oldu. Burası zor biraz; ben kızımın yanında olamadım sınavda. Bizim insan olduğumuz unutuluyor. Ben kızımın yanında olmak istiyorum."
İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek savunmasında gözaltı sırasında çekilen görüntülere değindi. Polislerin aralarında geçtiği iddia edilen diyalogu paylaştı.
"26 Nisan’da gözaltına alındığımızda akşam saati olmuştu. Sağlık kontrolüne gidileceği sırada hazırlanırken, ilk önce benim adım söylendi: 'Melih Geçek hazır mısın?' Ben 'hazırım' dedim, hatta şahidim de var; o sırada kameralar da kayıttaydı. Polislerin elinde plastik kelepçe vardı. Biri diğerine 'Ne yapıyorsun?' dedi, diğeri 'Görüntü vereceğiz, takmayacağız' diye yanıt verdi. Araçlara bindirildik. Yoldayken polis memurlarından biri birini arayıp, 'Vatan aşağısını getiriyoruz, görüntü alacakmışsın, orada mısın?' dedi. Karşıdaki kişi henüz geçmediğini söyleyince, 'Neyse, biz araçla bekleriz' dediler. Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne götürüldüm. Bir süre araç içinde bekletildikten sonra tek başıma içeri alındım. O gazeteci şahıs kimse artık, ben içeri girerken çekim yaptı. Polis memuruna, bu muamelenin emniyetin bir prosedürü olup olmadığını sordum; kendisi de bunu amirlerinin bildiğini söyledi. Biz iki kişi bu muameleyi gördük; diğer 48 arkadaşım ise otobüslerle normal şekilde getirildi. Devam eden günlerde biz de diğerlerine katıldık ama başlangıçta bize böyle özel bir muamele yapıldı."
Geçek, savunmasının bu bölümünde oldukça zorlandı, boğazı düğümlendi, gözyaşlarını akıtmamak için kendisini tuttu... Geçek’in duygusal savunmasının ardından salonda alkış sesleri yükseldi.
Duruşma sona erdi. Yarın Geçek’in avukatının savunmasıyla devam edecek. Sanıklar salondan götürülürken, Ekrem İmamoğlu Geçek’in yanına gelerek teselli vermek amacıyla kendisine sarıldı.
18:00 | "ORTADA DELİL YOK, ŞÜPHE YOK: 6 AYDIR TUTUKLU"
Yusuf Utku Şahin'in avukatı Muhammed Afşin Gayretli:
"Bizim müvekkilimiz İBB çalışanı değildir. Medyaya 'İBB çalışanı' diye haberler düşüyor, yapay zekaya sordum o bile 'İBB çalışanı' dedi; ancak İBB ile hiçbir ilgi ve alakası yoktur. Bizim müvekkilimiz 'Reklam İstanbul' isimli şirketin çalışanıdır ve orada 2 dönem çalışmıştır.
Henüz 'İstanbul Senin' uygulaması kullanıma açılmadan önce istifa ediyor ve 3 gün sonra başka bir şirkette hemen çalışmaya başlıyor.
Bu çalışma dönemi 16.07.2024 tarihinde başlıyor ve 30.12.2025 tarihine kadar devam ediyor. Suç tarihi 2022 ile 2025 yılları arasını kapsıyor. İlk dönem zaten suç tarihlerine denk gelmiyor; ikinci dönemde ise sadece 5 ay kadar bir sürelik kesişme var. Kendisinin de ifade ettiği gibi, 8-9 ay sonra şirket kayyumlar tarafından yönetilmeye başlanıyor.
İddianamede İBB Hanem ile ilgili değerlendirmeler yapılıyor ancak müvekkil yönünden hiçbir ifade yok, ismi bile geçmiyor. Gerçekten de alakası yoktur; sevk maddesinde neden istenmiş, biz bunu anlamadık.
'İstanbul Senin' uygulaması 18.11.2021 tarihinde aplikasyon olarak kullanıma açılıyor. Dosyada USOM'dan alınan bir rapor var. Hem sanıklar hem de müdafileri bu rapora köklü bir şekilde itiraz etti ancak USOM raporu bizi bağlamıyor; çünkü raporun hiçbir yerinde adımız dahi geçmiyor.
USOM raporu, müvekkil yönünden herhangi bir tespit yapmadığı gibi verilere ulaşabilen kişileri tablolar halinde sunmuştur. Raporun ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır ancak biz o tabloda bile yokuz. Yani USOM raporunun tespiti şudur: 'Yusuf Utku Şahin verilere ulaşamaz.' Yine aynı raporda, Google Analytics kodlarıyla bu uygulamanın herhangi bir ilgisi olmadığı ifade ediliyor.
Tutukluluğun devamına gerekçe gösterilen MASAK raporunda da müvekkil yönünden hiçbir tespit söz konusu değildir. Dosyadaki özel raporların hiçbirinde Yusuf Utku Şahin ile ilgili bir bulgu yoktur. Müvekkil; 2 iş bilgisayarı ve 1 şahsi bilgisayarını bizzat şifrelerini not ederek vermiştir. Bu cihazlarda yapılan incelemelerde de suça konu eylemler yönünden hiçbir tespit yapılamamıştır.
Emrah Yüksel, huzurdaki ifadesinde beyanlarını düzeltti; müvekkili tanımadığını ve 'İletişim Çadırı' ekibinden olmadığını ifade etti. Sayın Başkan, bu beyanı söylemeseydi bile anlattıklarında ceza vermeyi gerektirecek hiçbir şey yok; sadece suyu bulandırıyor.
Müvekkilimiz yönünden dosyada hiçbir delil yoktur. Ortada bir ifade vardı, artık bu ifadeye de itibar edilemez; çünkü ifadenin muhatabı 'Ben bunları söylemedim' dedi. Bırakın kuvvetli suç şüphesini, ortada şüphe dahi kalmamıştır. Müvekkil burada 6 aydır tutukludur."
17:30 | "İDDİA MAKAMI DELİL SUNMADI, SİZE ‘YOK OLANI’ ANLATACAĞIM”
İBB Davası’nda veri sızıntısı iddialarını kapsayan Eylem 13 kapsamında yargılama devam ediyor.
Tutuklu Emrah Yüksel’in beyanının ardından tutuklanan reklamcı Yusuf Utku Şahin savunmasını yaptı.
Neredeyse savunma yapan tüm sanıklar gibi o da iddianamedeki çelişkilere dikkat çekti:
"Sayın Başkan, ben aslında bir ifadeden dolayı tutuklanmış biriyim. İddianamenin sadece tek bir yerinde, Emrah Yüksel'in ifadesinde geçen bir kısımda adım geçiyor. İddia makamı tarafından karşıt bir delil sunulmadığı halde tutuklandığım için, bugün size aslında 'yok olanı' ispat etmeye çalışacağım."
“POLİS, ‘DOĞRU EVE Mİ GELDİK?’ DEDİ”
"30 Ekim sabahı polisler eve geldiğinde, neden geldiklerini sorduğumda; "İstanbul Senin uygulaması için geldik" dendi.
"Sordular: "İBB çalışanı mısınız?" Hayır. "İBB rakip şirketlerinde misiniz?" Hayır, orada da hiç çalışmadım. Hatta amirlerine "Doğru adrese mi geldik?" diye teyit ettiler. Ondan sonra dediler ki: "Biz İstanbul Senin ile alakalı geldik." Medyadan bildiğim için "Peki, buyurun" dedik."
"BU KODDAN TUTUKLANDIĞIMI SEKTÖR DUYSA, REKLAMCILIK SEKTÖRÜ İSTİFA EDER"
Yusuf Utku Şahin, Eylem 13’te veri sızıntısı iddiasının ortaya atıldığı "kaynak kodları" üzerine çarpıcı ifadelerde bulundu:
"Sayın Başkanım, bir tane ifade ve hiç alakası olmayan sorular yüzünden buradayım. Yazılımcı değilse, bugün kime sorsanız o sorulara cevap veremez. Gittiğimde bir ara yukarıya falan baktım; Kamera mı var, bir yerden bir şaka mı yapılacak sandım. Çünkü bahsettiğimiz şey, bugün Türkiye'deki bütün medya kuruluşlarının web sitesinde reklam performansını ölçmek için kullandığı bir koddur. Sayın Başkan, şöyle söyleyeyim: Türkiye'nin 2025 yılındaki reklam harcamaları 244 milyar lira. Bunun yüzde 72,2'si dijitaldir ve bu harcamalarda kullanılan bir koddur bu. Benim bundan dolayı tutuklandığımı reklamcılık sektörü duysa, 150 milyarlık sektör istifa eder gider."
“ŞU İFADEYİ GOOGLE GÖRSE SAVCIYI AMERİKA’YA ÇAĞIRIR”
İddialara konu edilen ‘GOOGLE TAG MANAGER’ uygulamasını da anlatan Yusuf Utku Şahin: "Google Tag Manager'ı isteseniz de uygulamaya ekleyemezsiniz; uygulama üzerinde çalışmaz, öyle bir yapısı yoktur. Çünkü uygulamalara eklenen kodlar bu tarz şeyler değildir; Google Tag Manager bir web teknolojisidir. Ayrıca Google teknolojisinden kişisel veri de alınmaz. Ben anlamıyorum; Savcılığın benimle bir husumeti mi var? Beni bir tane ifadeyle -ki o da yanlış bir ifadeyle- ve benim ağzımdan çıkmayan maillerle karga tulumba tutukladılar Sayın Başkanım.
Yani şu ifadeyi Google görse, savcılığı Amerika’ya çağırır; 'Gelin, bu ürünü biz yaptık ama bize bir anlatın bakalım; Bu uygulamada nasıl çalışıyormuş, nasıl kişisel veri alıyormuş? Bize bir öğretin' derler.
Resmen şöyle bir durumdayız: Bu kodu veri tabanına gösterseniz, 'Hadi kişisel veri alayım' deseniz, öylece kalır. 'Bu nedir, nasıl yapacağız?' der yani. Bu artık bir iddianame değil Sayın Başkan; Bu şahsi bir durum mu, üzerime mi alınmam lazım; emin değilim. Kelimelerimi Emrah Yüksel'in beyanlarından sonra çok dikkatli seçmeye çalışıyorum. Ona 'Kişisel veri alındığını söylemişsin' dedim; 'Hayır, öyle bir şey söylemedim' dedi. 'Neden o zaman iddianamede böyle bir durum var?' diye soruyorum. 'İletişim Çadırı ekibinde olduğumu söylemişsin' dedim; 'Hayır, hiçbir çadırda olduğunu söylemedim' dedi. Beni hayatı boyunca görmediğini de zaten dile getirdi. O zaman neden iddianamede böyle bir şey var?"
15:30 | 'İFTİRANAME' VE 'TERFİNAME'DEN SONRA İDDİANAME İÇİN BİR BENZETME DAHA : 'SUÇLAMA AŞURESİ"
Ulaş Yılmaz'ın avukatı Enes Ermaner, Uğur Mumcu'nun "Sakıncalı Piyade" kitabındaki "fikir aşuresi" tanımlamasından alıntı yaparak, ifadelerini kullandı.
15:00 | "SAVCI İFADE ALIRKEN BANA, 'MÜVEKKİLİNİZE YÜKSELEMİYORUM' DEDİ"
Ulaş Yılmaz'ın ifadesini alan dönemin savcısının, "Benim bir sorgu usulüm var ama onu uygulayamıyorum, müvekkilinize yükselemiyorum" dediğini belirten avukatı Hüseyin Ersöz:
"Müvekkilimiz Ulaş Yılmaz, 30 Ekim 2025 tarihinde gözaltına alınıp 31 Ekim 2025 tarihinde savcılık ifadesine girdiğinde; müvekkilimizin ifadesini alan savcı tarafından şöyle bir ifade kullanıldı: ‘Ya avukat bey, ben sizi de tanıyorum; Daha önceden de bir ifadeye girmiştik. Siz benim yöntemimi de biliyorsunuz, bu sebepten dolayı müvekkilinize de yükselemiyorum’ dedi. ‘Sayın Savcım, yükselmek ne demek?’ dedim. ‘İşte, benim bir sorgu usulüm var, o sorgu usulünü uygulayamıyorum’ anlamında bir şey söyledi. ‘Vallahi ben sorgu usulünün hukuka uygun olup olmadığına bakarım; Onun dışında 'yükselmek' gibi bir tabir benim hukuk lügatimde yok, devam edelim’ dedim ve sorgu işlemine bu şekilde devam ettik.2
14:10 | DURUŞMA YENİDEN BAŞLADI: 'ANNE, BABA, KIZIM' SESLERİ
Tutuklu sanıklar, duruşmaya verilen 1 saatlik aradan sonra tekrar salona getirildi.
Mahkeme salonundaki sessizlik, sanıklar salona giriş yaptığı esnada yerini; "Anne", "baba", "oğlum", "kızım", "seni çok seviyoruz", "başkanım", "cumhurbaşkanı", "yalnız değilsiniz" seslenişlerine bıraktı.
İzleyici bölümündeki aileler ve siyasetçiler alkış ve sloganlarla destek verdi.
Heyetin de mahkeme salonuna gelmesiyle birlikte duruşma tekrar başladı.
Ulaş Yılmaz’ın ardından avukatı Hüseyin Ersöz savunma yapıyor.
12.55 | DURUŞMAYA İLK ARA
Mahkeme heyeti, duruşmaya 1 saatlik ara verdi.
11.45 | "SOMUT DELİL DAHİ MEVCUT OLMADIĞI AÇIK"
CHP Genel Merkez Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan’ın avukatı Egemen İnaltay, müvekkili hakkında ileri sürülen iddianın hem teknik hem de hukuki zeminde ciddi çelişkiler barındırdığını, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını ve isnadın somut delillerle desteklenmediğini söyledi.
İnaltay, "Sayın Başkan, iddia edilen fiil yalnızca ispatlanmamış değildir; Baştan sona kurgulanmış ve teknik olarak imkansız bir senaryodan ibarettir. Bu imkansızlığı sanık çok net bir şekilde açıklamıştır" dedi.
İnaltay, 68 yaşındaki Orhan Gazi Erdoğan’ın sadece, dosya içerisinde hakkında birçok suç isnadı bulunan ve etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen Erol Naim Özgüner’in "soyut beyanı" nedeniyle 6 aydır tutuklu bulunduğunu vurguladı.
İnaltay, Özgüner’in ifadesine ilişkin şu detayları aktardı:
"Erol Naim Özgüner'in soyut ve çelişkili beyanı... Bu beyanın dikkat çekici bir yönü var: ‘Tam olarak hatırlamamakla birlikte’ demektedir. Müvekkil buna rağmen tutuklanmıştır. Bu noktada isnat edilen herhangi bir somut, doğrulanabilir, teknik veya maddi delille desteklenmemiş bir iddianamedir bu. Bu durumda ortada somut delil yoktur, teknik doğrulama yoktur, maddi destek yoktur; sadece tek bir soyut beyan vardır.
Somut olayda müvekkile isnat edilen yegane fiil, iddianameye de yansıdığı üzere Ankara'da bulunan bilgi işlem sorumlusu müvekkilin sınırlı bir verinin Erol Naim Özgüner'e iletilmesinden ibaret. Bunun dışında müvekkilin İBB Hanem uygulamasıyla, İBB'nin veri tabanlarıyla veya dosyadaki diğer sanıklarla herhangi bir bahsetmiş olduğumuz gibi hiyerarşik, fiili ya da organizasyonel bağı bulunmadığı ve bu noktada somut delil dahi mevcut olmadığı açıktır.”
11:30 | AVUKAT KOÇOĞLU: SAVCI'NIN HİSSİYATI İLE Mİ YARGILANIYORSUNUZ?
Orhan Gazi Erdoğan "Babası Balyoz'da 1,5 yıl yatan genç bir avukat vardı, hayatlarının bir daha aynı olmadığından bahsetti" dedi. O avukat, Kurmay Albay Erdoğan Koçoğlu'nun oğlu Yiğit Gökçehan Koçoğlu... Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu Orhan Gazi Erdoğan'a önemli sorular sordu:
Yiğit Gökçehan Koçoğlu: Dediniz ki; Savcı Bey size "Bunun içerisinde olsa olsa seçmen verisi olur" demiş. Bu kısmı biraz açmanızı istiyorum; çünkü açıkçası tam anlamadım. Savcının elinde herhangi bir delil yok muydu? Size bunu bir tahminle, hatta benim geçen hafta söylediğim gibi "hissiyatıyla" mı sordu? Bir delil göstermedi mi? Şunu mu dedi size: "Kardeşim, sen bunu WhatsApp’tan RAR dosyası olarak göndermişsin; RAR ise sıkıştırmışsındır, olsa olsa bu seçmen verisidir."
Orhan Gazi Erdoğan: Evet, aynen öyle dedi. Çünkü ben daha sonra "Sayın Savcım, varsa tıklayın, zaten orada görürsünüz" dedim. O da "Şu anda erişemiyorum" dedi.
Yiğit Gökçehan Koçoğlu: Yani ifadeniz sırasında paylaştığınız iddia edilen seçmen verileri size gösterilmedi. Savcının tamamen tahminleriyle yürüyen bir süreçti.
Orhan Gazi Erdoğan: "Bu veriyi RAR ile gönderdiğine göre içerisinde 11 milyon seçmen verisi olabilir, ben öyle düşünüyorum" dedi.
Yiğit Gökçehan Koçoğlu: 6 Kasım’da ifade verdiniz, 11 Kasım’da iddianame çıktı. 6 Kasım’dan bugüne kadar paylaştığınız iddia edilen seçmen verilerini gördünüz mü?
Orhan Gazi Erdoğan: Hayır.
Yiğit Gökçehan Koçoğlu: Savcının dahi görmeyip sadece hissiyatıyla yola çıktığı bir iddiayla mı yargılanıyorsunuz?
Orhan Gazi Erdoğan: Şu anda öyle gözüküyor.
Yiğit Gökçehan Koçoğlu: Son bir sorum var: "İstatistiksel veri" dediğinizin ne olduğunu kısaca özetler misiniz?
Orhan Gazi Erdoğan: Seçmen listesinden süzülen; Demografik yapı, yaş, cinsiyet gibi bilgilerdir. "Şu ilçede, şu mahallede şu kadar kadın, şu kadar genç var" gibi verilerdir. Türkiye’de hemşehri dernekleri hala önemli; İstanbul’a geleli 45 sene olmuş ama kişi hala "Karslıyım" diyor. Siyasette bunlar önemlidir.
11:20 | "PAYLAŞTIĞIM VERİLER, 'İSTANBUL KARTAL'DA KAÇ TANE KARSLI YAŞIYOR?' GİBİ, TÜİK'DE DE OLAN, İSTATİSTİKSEL VERİLER"
Savunmasının ardından Mahkeme Başkanı, 68 yaşındaki Orhan Gazi Erdoğan'a soru yöneltti.
Mahkeme Başkanı: “'Naim Erol Özgüner isimli şahsı, 2019 yılından sonra tanıdım. Kendisiyle Melih Geçek ile beraber tanıştım. Bildiğim kadarıyla Turkcell'den ayrılmış ve teknoloji konusunda yetkin birisidir. Kendisiyle arkadaşlığımız oluştu; 2019 sonrası Bilgi İşlem Daire Başkanı oldu. Melih Bey ile olduğu kadar olmasa da Naim Erol Özgüner ile de seçim dönemlerinde veri talepleri gibi konularda görüşmeler gerçekleştiriyorduk. Tam hatırlamamakla beraber, Naim Erol Özgüner'in talebi uyarınca işlenmiş data verileri vermiş olabilirim.' Doğru mu bu ifade?"
Orhan Gazi Erdoğan: "Bu doğrudur. Ancak 'işlenmiş data' dediğim gibi yani içinde kişisel veri olmayan datayı birçok kişiyle paylaşabiliyorum."
Mahkeme Başkanı: "Bu 'işlenmiş data verisi vermiş olabilirim' cümlesinde bu dosya kapsamında bahsedilen veriyi kastetmiyorsunuz."
Orhan Gazi Erdoğan: "Hayır hayır, kesinlikle yok. 'İşlenmiş veri'ye bir örnek vereyim Sayın Başkan, mesela diyor ki; 'İstanbul Kartal'da yaşayan veyahut da şu mahallelerde yaşayan işte kaç tane Karslı var, kaç tane Erzurumlu var, kaç tane Tokatlı var?' Bunlar sayısal olarak TÜİK'te de olan veriler zaten. Veriler tamamen istatistik, bu kişilerle bir alakası yok."
11:00 | "OLMAYAN VERİYİ GÖNDERDİĞİM İDDİASIYLA 6 AYDIR TUTUKLUYUM"
CHP Genel Merkez Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan, görev tanımının partinin dijital altyapısını kurmak ve geliştirmek olduğunu, KVKK kapsamında kişisel veri sorumluluğunun ise parti tüzel kişiliğine ait bulunduğunu söyledi.
YSK’nin Siyasi Parti Portalı (SİPORT) üzerinden erişilen verilerin parti örgütüyle paylaşılmasının teknik bir görev olduğunu belirten Erdoğan, seçmen listelerinin ise kişisel veri niteliği nedeniyle hiçbir şekilde üçüncü kişilerle paylaşılmasının mümkün olmadığını vurguladı.
Savcılığın, belirli kişilere seçmen sandık listesi gönderdiği iddiasını reddeden Erdoğan, "Eylül ayında sandık bazlı liste oluşması teknik olarak imkânsız" diyerek suçlamaların somut veriye dayanmadığını ifade etti.
Tutuklama sürecinin ani geliştiğini belirten Erdoğan, teknik olarak var olmayan bir veriyi gönderdiği iddiasıyla aylardır cezaevinde olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Olmayan bir veriyi gönderdiğim iddiasıyla 6 aydır dört duvar arasındayım" diyerek tahliye ve beraat talebinde bulundu.