SİLİVRİ’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam eden duruşma bugün, Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun'un savunmasıyla sürüyor.
Savunmasına dün başlayan Ongun, "İddianame ülkemizde seçkin ve özel insanların, biz fanilerle kanun önünde eşit olmadığını kanıtlıyor. İddianame bağıra bağıra 'siyaset yapıyorum’ diyor" ifadelerini kullanmıştı.
Ongun, Beliz Özkan adında bir avukat tarafından eşinin tahliyesi için 1 milyon dolar istendiğini de öne sürerken, suçlandığı eylemlere ilişkin ayrıntılı savunma yaptı.
9 Mart’ta başlayan davada tutuklu savunmalarının alındığı ilk duruşmanın, 20 Temmuz’daki adli tatil öncesi ara karara bağlanması bekleniyor. Ongun'un ardından bugün avukatlarının da savunma yapması beklenirken, davada geriye Tuncay Yılmaz, Fatih Keleş, İnan Güney ve Ekrem İmamoğlu'nun savunması kaldı.
13:20 | İLK ARA VERİLDİ
Murat Ongun'un savunması sona ererken Mahkeme Başkanı duruşmaya öğle arası verdi. Aradan sonra Ongun’un çapraz sorgusu ve avukat savunmalarıyla devam edilecek.
13:00 I "TÜRK AİLESİNİ DOKUNULMAZ KILAN NEDİR?"
Murat Ongun, etkin pişmanlıkçı Ertan Yıldız’a ait olduğu öne sürülen bir telefonun emniyet yetkililerine teslim edilme süreci üzerinden dikkat çeken iddialarda bulundu. Yıldız’ın şoförü Bayram Yıldırım’ın Temmuz 2025’teki "Ertan Yıldız’a ait olan ve ele geçirilemeyen iki telefon vardı. Telefonlardan biri bende, diğeri Fatih Türk’teydi" ifadesini hatırlatarak bu cihazların bilerek yok edildiğinin bizzat ifade edildiğini aktardı.
Ongun, buna rağmen delil niteliğindeki telefonu kırıp kanalizasyona attığını itiraf eden Bayram Yıldırım’ın serbest bırakıldığını ancak İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun uzun süre tutuklu kaldığını belirtti:
"Kadriye Hanım delil saklamadan yaklaşık bir yıl tutuklu kaldı, telefonu kırıp attığını söyleyen kişi serbest. Ancak savcılığa göre örgüt yöneticisi ve 30 iştirak şirketinden sorumlu Ertan Yıldız’ın sır telefonunu saklayan Fatih Türk’e kimse hesap sormuyor. Kimse Fatih Türk’ü merak etmiyor!"
Yıldız’ın emniyete teslim edilen telefonunun şifresinin 40 gün sonra verildiğini belirten Ongun, “Bazı telefonlar çok merak edilir, insan tutuklatır. Bazı telefonlar da ise hayat farklı akar. Neden?” İfadelerini kullandı.
Ongun ayrıca, Türk ailesine ilişkin ihaleler ve şirket bağlantılarıyla ilgili iddiaların iktidara yakın medya kuruluşlarında geniş şekilde yer aldığını, buna rağmen soruşturma ve dosya kısmında unutulduklarını öne sürdü.
Mehmet ve Fatih Türk’ün farklı şirketler üzerinden İBB iştiraklerinden yüksek tutarlı ihaleler aldığı yönündeki iddiaların kamuya açık şekilde yazıldığını aktaran Ongun, "Eş dost akraba, yüz milyonlarca liralık ihale kazanmışlar. Üstelik tamamını, aynı adreste firması bulunan iştiraklerden sorumlu danışman Ertan Yıldız döneminde almışlar. Ertan’a suç atfı yok. Türk ailesine suç atfı yok. Kim şeytan? Emrah Bağdatlı şeytan! Murat Ongun şeytan! Fatih Keleş şeytan! Bunlar savcılık meleği! Haberlere göre İmamoğlu ile dostlar, ihaleler almışlar, Ertan’ın gizemli telefonunu saklamışlar, koli içinde telefon-tablet vermişler ve hâla merak edilmiyorlar! Çok çarpıcı, değil mi? İmamoğlu’na selam veren gözaltına alınırken, bu arkadaşlar çok rahat. Çok özgür!" dedi.
Ongun, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sayın Başkan Mehmet ve Fatih Türk isimli insanları iyi tanıyan biri var. O da Sayın Adalet Bakanımız. Ben bizzat Mehmet Türk’ten, Akın Bey’le iyi ahbap ilişkisi olduğunu, dinledim. Belki Ekrem Başkan daha fazlasını da biliyordur. Evet Mehmet Türk ile Sayın Gürlek’in samimi bir tanışıklığı vardır. Mehmet Türk söyledi bana bunu. Fatih Türk de Mehmet Türk ile çalışan kardeşidir. Asıl patron abi Mehmet tabii ki. O zaman şüphe sorduruyor: Acaba Ertan’ın itirafçı olarak devşirilmesinde, iddia makamının dostu Türk ailesi etkili oldu mu? Türk ailesinin İBB ile olan ilişkilerine dair iddialar dosyada yer alıyor. Buna rağmen bu aile herhangi bir yaptırımla karşılaşmadı. Bu aileyi dokunulmaz kılan nedir?"
"MİLYAR LİRALIK İŞİN RÜŞVETİ 400 BİN Mİ?"
Daha önce kendisi hakkında şikayette bulunan ve sosyal medya hesabının kapatılmasına da neden olan Cübbeli Ahmet’in yeğeni Muhittin Palazoğlu’nun iddiaları hakkında ise Ongun, şunları söyledi:
"İddia makamı şuna inanmanızı istiyor. Muhittin Palazoğlu ifadesinde belirttiği gibi Tuzla’daki inşaat projesi için kamu bankası Halkbank’tan 5-6 yıl önce 3 milyar 89 milyon TL kredi kullanmış. Üçte biri olarak 1 milyar TL de kendi öz kaynağını işe dahil etse karşımızda, 4 milyar liralık devasa bütçeli bir inşaat projesi var. Bugünün parasıyla 10 milyarlık iş. Tuzla Belediyesi de 2024 Mart seçiminde CHP’ye geçmiş, sözde buna iskân vermiyor. Kendi beyanına göre milyarlarca liralık bu iş dahil, tüm işlerinde batma riskiyle karşı karşıya. İskân alamadığı için.
Bana geliyor. Ben hem milyarlık sorununu çözüyorum, bu da yetmiyor on milyonlarca liralık ihaleyi Muhittin ve adamlarına hediye ediyorum, öyle diyor. Yani, iskân işini çözüp yoluma bakma kolaylığı varken bir de adamla tuhaf bir ihale sistematiğine giriyorum.
Ve tüm bu dev kıyakların karşılığında, eşim, el emeği tasarımıyla günlerce kuyumcu titizliğiyle üretip yaptığı 200 tesbihi yılbaşı hediye kutusuyla 500 bin TL'ye bu firmaya satıyor. Böylece milyarlık kurtuluşu, tespih bileklik rüşvetiyle hallediyorum. Tespihler gerçek mi gerçek. 200 tespih kutusuyla yollanmış. Eşimin, abartalım 500 bin liralık ticarette 400 bin TL kâr ettiğini düşünelim. Milyar milyarlık işin rüşveti 400 bin lira mı olur? 400 bin liraya mı ticari yaşamını kurtardım? İddianamenin başında kapı gibi, sözde örgüt komisyonumuzu yazmış savcılar! Yüzde 10-15 demişler. Benimki 10 binde 1 olmuş."
"BU ÜLKEYE KAST SİSTEMİ Mİ GELDİ?"
Ongun, savunmasında, dava için hazırlanan iki ayrı iddianamede (ıslak imzalı ve imzasız) yer alan şirket listeleri ve soruşturmanın kapsamına ilişkin dikkat çeken ifadeler de kullandı. Ongun, "Bu ülkeye bir kast sistemi geldi de, AK Parti ve iktidarla yakınlığı olanlar dokunulmazlık mı kazandı? Adalet Bakanı'nın iyi tanıdığı bir aileden olmak, dostu, hemşehrisi olmak, dokunulmazlık mı kazandırır oldu?" diye konuşarak şöyle devam etti:
"İmzasız iddianamenin 69. sayfasında bir paragraf var. Yurtdışından gelen finansmanın bir kısmının aktarıldığı iddia edilen şirketleri yazmış savcılarımız. Okuyorum: Otto Akıllı Şehircilik, Maf Bilişim- Yazılım, Mişel Organizasyon, BBM Büyük Baskı Merkezi, İlt. P. San. Tic. A.Ş. Bu 5 şirketin sahibi de örgüt üyesi değil. Dahası 4 şirket sahibi hiç suçlanmıyor, sanık değil. Mişel’in sahibi de ifade bile vermemiş! Tek eylemden tutuksuz sanık. Değerli heyet, ekranda imzalı ve imzasız iddianamelerin aynı sayfasını görüyorsunuz. Dikkat ederseniz İlbaklar'ın BBM’si, Türk ailesinin Maf Bilişimi – Otto’su imzalı iddianameden özenle çıkarılmış. İlbaklar'la, Mehmet Türk ve ailesi de buharlaşmış!"
Ongun, bu tabloyu “adamına göre suç üretimi” olarak nitelendirerek “Buradan AK Partili yöneticilere ve Sayın Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum. Bunca tuhaflığa rağmen siz de ‘gaye, vasıtayı meşru kılar’ tarafında mısınız?” ifadelerini kullandı.
12:30 I "CEZAEVİNDE OLDUĞUMUZ DÖNEMDE KAMU ZARARI YARATMAKLA SUÇLANIYORUZ"
Savunmasında, iddianamede yer alan 105 ve 106 numaralı eylemlere ilişkin kamu zararı hesaplamalarına da tepki gösteren Ongun, suçlama konusu yapılan ihalelerde İBB iştirakleriyle yapılan sözleşme tarihlerinin sırasıyla 26 Şubat 2025 ve 4 Mart 2025 olduğunu hatırlatırken, bu tarihlerden sonra alt yüklenici süreçlerinin başlamasının en erken mart ayının ikinci yarısını bulacağını ve cezaevinde oldukları dönemde kamu zararıyla suçlandıkları belirtti:
"Ben 19 Mart 2025'te gözaltına alındım ve tutuklandım. Bu iki ihalenin işleri yapıldı mı, yapılmadı mı, yapıldıysa ne kadarı yapıldı; benim de burada yargılanan arkadaşların da bunu bilmesi mümkün değil. Çünkü hepimiz cezaevindeydik. Cezaevinde olduğumuz dönemde bize kamu zararı yazmışlar. 105'inci eylem için 130 milyon lira, 106'ncı eylem için ise 204 milyon lira kamu zararı yaratmışız. Siz yıl daha bitmeden bu hesabı nasıl yaptınız? Hangi incelemeyle, hangi raporla bu rakamlara ulaştınız?"
Savunmasında daha sonra, nisan ayındaki savunmalarda da eylem 13 kapsamında çok kez gündeme 'İstanbul Senin' uygulamasına ilişkin suçlamalara geçen Ongun, iddianamede dayanak gösterilen ses kaydında kendisi ile eski Kültür AŞ Genel Müdürü Serdal Taşkın’ın yer aldığının öne sürüldüğünü belirtirken “Serdal Taşkın, Kasım 2020'de görevden ayrıldığına göre bu kayıt en geç 2020'ye ait olabilir ama iddianamede suç tarihi için 2022 deniyor. Ses kaydı başka tarihe ait, suçlama başka tarihe kurulmuş” dedi.
Etkin pişmanlıkçı İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner ile uygulamayı geliştiren şirketin temsilcisi İsmet Koyun’un ifadelerinin de tarihlerle çeliştiğini belirten Ongun “Dosyadaki tüm ifadeler, benim sürece 2024 yılında ve yalnızca tanıtım amacıyla dahil olduğumu gösteriyor. Buna rağmen suç tarihi 2022'den başlatılarak burada da sanık yapıldım. Üstelik dosyadaki ifadelere göre bu konu hakkında 2022-2024 döneminin sorumlusu Ertan Yıldız olmasına rağmen o sanık değil, ben sanığım. Bu çelişkiyi anlamak mümkün değil” dedi.
11:15 I FİRARİ EMRAH BAĞDATLI İLE İLGİLİ KONUŞTU
Ongun, savunmasında ilk olarak dosyada firari konumda bulunan iş insanı Emrah Bağdatlı hakkında beyanlarda bulundu. Bağdatlı ile gazetecilik döneminden başlayıp medya çevresinde gelişen 20 yıllık bir dostluğu olduğunu belirten Ongun, Bağdatlı’nın prodüksiyon ve etkinlik alanında 15 yıldan fazla tecrübesi olduğunu söylerken "On binlerce vatandaşın huzuruna çıkan İBB etkinliklerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi konusunda fikir danıştığım, pek çok insan vardı. Onlardan bir tanesi de yakın arkadaşım Emrah’tı" diye konuştu.
Bazı gizli tanık ve etkin pişmanlıkçı ifadelerinde Bağdatlı’nın Medya A.Ş.’de odası olduğunun öne sürüldüğünü belirten Ongun, bunun doğru olmadığını belirtti. Ongun, Bağdatlı’ya İBB’den düzenli iş verildiği iddialarına yönelik de "Dün AKP döneminde 5 ayda 600 milyon lira ihale alanlardan bahsettim. O adamlar geziyor, Emrah'ı şeytan yaptılar. Savcılığınızın fenomen zanlısı Emrah Bağdatlı ve ortağının bizlerden 2,5 yılda kayıtlı kuyutlu resmi olarak aldığı işlerin toplamı 7,5 milyon lira" ifadelerini kullandı.
"E şimdi ben de yapılacak işte bir arkadaşımın daha önce edinmiş tecrübesi, bilgisi varsa ona danışmayayım mı? İş yapmak için firmalara ihtiyacımız olduğunda insanlara danışmayayım mı?" diyen Ongun, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Soruşturmanın başında 2,5 ay İBB'nin en küçük şirketi Medya A.Ş. üzerinde tepinildi, benim üzerimde tepinildi. Doğal olarak benle yakınlığı nedeniyle Emrah'ın üzerinde tepinildi. Medyaya, gazetelere aynı yönde yazılar yazdırıldı. Burada söyledi bu tanıklar, bunları gazetelerden okuyarak gelip itirafçı oldular. Beni ve Emrah'ı suçladılar, ondan sonra da çekip gittiler. Ben ve Emrah şeytan olduk. Ben bu kaygıyı da haksız görmüyorum ve eleştirmiyorum ama ben savcıların hayali olarak bize çizdiği istikamette devam edemem. Şu an herkes Emrah'tan fellik fellik kaçıyor da normalde onu tanıyana 'Emrah' dedin mi herkesin yüzünde tebessüm oluyor. Adam neşeli, esprili, sevimli bir insan. Bu katı, bu bulanık, bu kötü dünyada, herkesin birbirini karaladığı dünyada benim için neşeli bir insan. Ben neşeli insanları da seviyorum. Ama HTS kayıtlarına bir baksınlar bakalım, 2011-2020 arası Emrah ile kaç kez görüşmüşüm? Kayıt yok çünkü herkesin hayatı başka yönlere akabiliyor, ayrılıyorsun."
"CEZAEVİNDE OLDUĞUMUZ DÖNEMDE KAMU ZARARI YARATMAKLA SUÇLANIYORUZ"
Savunmasında, iddianamede yer alan 105 ve 106 numaralı eylemlere ilişkin kamu zararı hesaplamalarına da tepki gösteren Ongun, suçlama konusu yapılan ihalelerde İBB iştirakleriyle yapılan sözleşme tarihlerinin sırasıyla 26 Şubat 2025 ve 4 Mart 2025 olduğunu hatırlatırken, bu tarihlerden sonra alt yüklenici süreçlerinin başlamasının en erken Mart ayının ikinci yarısını bulacağını ve cezaevinde oldukları dönemde kamu zararıyla suçlandıkları belirtti:
"Ben 19 Mart 2025'te gözaltına alındım ve tutuklandım. Bu iki ihalenin işleri yapıldı mı, yapılmadı mı, yapıldıysa ne kadarı yapıldı; Benim de burada yargılanan arkadaşların da bunu bilmesi mümkün değil. Çünkü hepimiz cezaevindeydik. Cezaevinde olduğumuz dönemde bize kamu zararı yazmışlar. 105'inci eylem için 130 milyon lira, 106'ncı eylem için ise 204 milyon lira kamu zararı yaratmışız. Siz yıl daha bitmeden bu hesabı nasıl yaptınız? Hangi incelemeyle, hangi raporla bu rakamlara ulaştınız?"
Savunmasında daha sonra, Nisan ayındaki savunmalarda da eylem 13 kapsamında çok kez gündeme 'İstanbul Senin' uygulamasına ilişkin suçlamalara geçen Ongun, iddianamede dayanak gösterilen ses kaydında kendisi ile eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın’ın yer aldığının öne sürüldüğünü belirtirken "Serdal Taşkın, Kasım 2020'de görevden ayrıldığına göre bu kayıt en geç 2020'ye ait olabilir ama iddianamede suç tarihi için 2022 deniyor. Ses kaydı başka tarihe ait, suçlama başka tarihe kurulmuş" dedi.
Etkin pişmanlıkçı İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner ile uygulamayı geliştiren şirketin temsilcisi İsmet Koyun’un ifadelerinin de tarihlerle çeliştiğini belirten Ongun "Dosyadaki tüm ifadeler, benim sürece 2024 yılında ve yalnızca tanıtım amacıyla dahil olduğumu gösteriyor. Buna rağmen suç tarihi 2022'den başlatılarak burada da sanık yapıldım. Üstelik dosyadaki ifadelere göre bu konu hakkında 2022-2024 döneminin sorumlusu Ertan Yıldız olmasına rağmen o sanık değil, ben sanığım. Bu çelişkiyi anlamak mümkün değil" dedi.