İBB Davasında 72. duruşma günü... Şahan: 'Bana emanet edilene sahip çıktım'

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine 72. gününde devam ediliyor. Bu hafta, tutuklu isimler ve onların avukatları tahliyeye ilişkin beyanda bulunacak. Bugün, Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık’ın söz alması bekleniyor.

İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin yeni duruşma salonunda, 72. gününde devam ediyor.

Bu hafta, 53 tutuklu isim ve avukatlarının tahliyeye ilişkin beyanda bulunacak. Bugün, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın söz alması planlanıyor.

Öte yandan, Perşembe günü Ekrem İmamoğlu’nun da söz almasıyla tahliyeye ilişkin beyanların tamamlanmasının ardından duruşma savcısının ara mütalaa vermesi ve mahkeme başkanının bir ara karar kurması bekleniyor. Bu haftanın sonunda, dosyada yeni tahliye veya tahliyeler olması öngörülüyor.

Günün ilk beyanda bulunan ismi ise tutuklu CHP’li eski milletvekili Aykut Erdoğdu’nun avukatı ve aynı zamanda eşi Tuba Torun oldu.

"AYKUT ERDOĞDU VERİLEBİLECEK CEZAYI PEŞİNEN ÇEKMİŞ OLDU"

Günün ilk beyanda bulunan ismi ise tutuklu CHP’li eski milletvekili Aykut Erdoğdu’nun avukatı ve aynı zamanda eşi Tuba Torun oldu.

Torun, Erdoğdu hakkında TCK 282 kapsamında doğrudan ve somut delil bulunmadığını savunarak suçlamanın Ertan Yıldız’ın etkin pişmanlık beyanı, Serkan Aydın’ın ifadesi, baz kayıtları ve bir dekonta dayandırıldığını söyledi. Bu delillerin birbiriyle örtüşmediğini belirten Torun, Yıldız ile Aydın’ın ifadelerinde iddia edilen paranın 'bağış' olarak nitelendirildiğini, miktarlara ilişkin anlatımların da farklılık gösterdiğini kaydetti.

Dosyadaki HTS ve baz kayıtlarında Erdoğdu’nun Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu veya İSTAÇ yetkilileriyle suçlamaya konu bir görüşmesinin bulunmadığını belirten Torun, Vega Hereko projesine ilişkin işlemlerin hukuka uygun biçimde yürütüldüğünü savundu. Torun, İSTAÇ Yönetim Kurulu’nun sözleşmeyi rüşvet olduğu iddia edilen paranın verildiği ileri sürülen tarihten bir gün önce onayladığını, işlemin daha sonra Belediye Encümeni tarafından da oy birliğiyle kabul edildiğini söyledi. Ertan Yıldız’ın beyanlarının çelişkili olduğunu öne süren Torun, Serkan Aydın’ın sağlık durumu ve ifadesindeki “hatırlamıyorum” şeklindeki anlatımlar nedeniyle beyanının güvenilirliğinin de tartışmalı olduğunu savundu.

Erdoğdu’nun 15 aydır tutuklu olduğunu vurgulayan Torun, "Müvekkil ne yazık ki verilebilecek cezayı peşinen çekmiş oldu" dedi. Torun, delillerin toplandığını, kaçma veya delil karartma şüphesinin bulunmadığını belirterek Erdoğdu’nun tahliyesini istedi.

14.10 | ALİ SUKAS’IN AVUKATINDAN TAHLİYE TALEBİ

Aradan sonra, Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın avukatı Kaptan Yılmaz tahliye talebinde bulundu. Yılmaz, iddianamede Ağaç A.Ş. üzerinden kurulan suçlamaların şirketin resmi kayıtlarıyla örtüşmediğini savundu. İddianameye konu edilen 12 şirketten 10’unun 2019 öncesinden beri Ağaç A.Ş. ile çalıştığını belirten Yılmaz, şirketlerin 2019 öncesi ve sonrasındaki iş hacimleri arasında da kayda değer bir fark bulunmadığını öne sürdü. Yılmaz, bu nedenle firmaların 2019’dan sonra sisteme dahil edilerek kayırıldığı yönündeki iddianın dosyaya sundukları kayıtlarla çürütüldüğünü söyledi.

Savunmasında Ertan Yıldız’ın duruşmadaki beyanlarına dikkat çeken Yılmaz, Yıldız’ın soruşturma aşamasında 2020’de kendisi, Fatih Keleş ve Ali Sukas arasında yapılan toplantıda bazı firmaların belirlendiğini ileri sürdüğünü, ancak duruşmada bu sürecin işletilmediğini söylediğini aktardı. Yıldız’ın, “O bahsettiğiniz süreç yürümüyor. Çünkü zaten desteklenmiyor. Ali Sukas da niyetli değil, yapmıyor.” şeklindeki ifadesini hatırlatan Yılmaz, iddianamede sistematik bir organizasyonun delili olarak gösterilen “firma listesi” konusunda da Yıldız’ın duruşmada herhangi bir listenin hazırlanmadığını, yalnızca bazı firma isimlerinin konuşulduğunu söylediğine işaret etti.

Yılmaz, Sukas’a isnat edilen eylemleri de ayrı ayrı değerlendirerek para teslimine ilişkin anlatımlar ile MASAK ve banka kayıtları arasında tarih ve miktar bakımından çelişkiler bulunduğunu savundu. Tamer Gümüş’e ilişkin eylemde 30 bin avronun Ocak-Şubat 2024’te teslim edildiğinin ileri sürüldüğünü, buna karşılık MASAK raporunda ilişkilendirilen 26 bin avroluk para çekme işleminin 14 Mayıs 2024 tarihli olduğunu belirtti. DY Group’a ilişkin suçlamada ise ödenmeyen hak edişler karşılığında rüşvet verildiği ve ihale fiyatının yükseltildiği iddialarının resmi cari hesap ve ihale kayıtlarıyla çeliştiğini öne sürdü. Yılmaz, ihaleye ilişkin rakamları aktarırken, "DY grubunun bırakın ihalede rakamı yükseltmesini, 4,5 milyonluk rakam düşürerek ihaleyi almış" dedi.

Diğer eylemlerde de “birikmiş hak ediş” iddialarının şirket kayıtlarıyla uyuşmadığını, bazı para çekme işlemlerinin ise iddia edilen teslim tarihinden aylar önce veya sonra gerçekleştiğini savunan Yılmaz, MASAK verilerinin suçlamaları doğrulamadığını ileri sürdü. Savunmasının sonunda Ali Üner ve Evren Şiroğlu’na ilişkin eylemlerde Sukas’a isnat edilebilecek somut bir fiil veya rüşvet delili bulunmadığını belirten Yılmaz, 12 eylem bakımından kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut delil olmadığını söyledi. Sukas’ın 15 aydır tutuklu olduğunu belirten Yılmaz, tahliyesini, aksi halde adli kontrolle serbest bırakılmasını talep etti.

15.00 | RESUL EMRAH ŞAHAN KÜRSÜDE: "BEN, BANA EMANET EDİLENE SAHİP ÇIKTIM"

Duruşmada tahliye talebinde bulunan diğer isim, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan oldu. 17 ay önce "kent uzlaşısı" dosyası kapsamında tutuklandığını, İBB davası kapsamında da 10 aydan uzun süredir tutuklu bulunduğunu belirten Şahan, "Tutuklanalı tam 17 ay oldu. Dile kolay tam 17 ay. 17 aydır makamımızda da kayyum oturuyor. Bugün bir kez daha tutukluluk incelemesinde karşınızdayım" ifadelerini kullandı.

İddianamede yer alan hakkındaki iddialara karşı ilk celsede detaylı savunma yaptığını ifade eden Şahan, "Ben bu dosyaya 3 soruyla bakacağım; Ben ne yaptım? Yetkim neydi? Şahsen ne elde ettim 17 aydır hücremde kendime aynı soruları soruyorum ve cevabını arıyorum. Ne kendim için para, menfaat istedim, ne görev yetkinim dışına çıktım... Ben, bana emanet edilene sahip çıktım. Ben işimi yaptım" dedi.

13:00 | İLK ARA VERİLDİ

Or’un avukatının kısa beyanlarının ardından duruşmaya ilk ara verildi.

Aranın ardından Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın tahliye talebinde bulunması bekleniyor.

12:30 | TALEPLER DEVAM EDİYOR

Daha sonra talep sırası gelen ve etkin pişmanlık ifadeleri vermesine rağmen tahliye olmayan Ağaç AŞ çalışanı Ümit Polat salonda yer almadığı için avukatı Sevgi Dağdemir söz aldı.

Dağdemir’in kısa konuşmasının ardından iş insanı Hüsnü Yüksel Tunar, tahliye talebi için kürsüye geldi.

Tunar, tahliye talebinde hakkındaki suçlamaların yalnızca Kadir Gümüş ve Ali İhsan Mengir’in beyanlarına dayandığını belirterek, özellikle Gümüş’ün ifadelerindeki çelişkilere dikkat çekti. Gümüş’ün birden fazla kez ifade verdiğini ve iki kez etkin pişmanlıktan yararlandığını söyleyen Tunar, “Birincisinde söylediği ile ikincisinde söylediği tamamen farklı. Ne rüşvetin miktarı, iddia edilen rüşvetin miktarı tutuyor ne sefer sayısı. Birinde diyor ki iki kez verdim, birisinde diyor üç kez verdim” dedi.

Rüşvet iddiasının zaman bakımından da belirsiz olduğunu söyleyen Tunar, Gümüş’ün olayların yalnızca “2024 yılı içinde” gerçekleştiğini söylediğini, MASAK kayıtlarındaki para çekimlerinin ise mayıs ayına işaret ettiğini belirtti. Söz konusu tarihlerde Gümüş ile herhangi bir baz kaydının bulunmadığını aktaran Tunar, iddiayı tamamen reddetti.

Tunar’ın avukatı Elif Hilal Çopur ise Tunar’ın daha önce, aynı dönemde Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasına da bakan ve daha sonra HSK kararıyla Kahramanmaraş’a atanan hakim Ali Doğan tarafından tahliye edildiğini hatırlattı. Doğan, Tunar hakkındaki beyanların doğruluğunun henüz araştırıldığını ve bu beyanların tek başına tutuklama için yeterli olamayacağını belirterek tahliye kararı vermişti. Savcılığın itirazının reddedilmesinin ardından Tunar dört gün sonra yeniden tutuklandı.

Beyanları sırasında gözyaşı döktüğü görülen Çopur, “Müvekkilin kızı geçen hafta görüş sırasında bayıldı ve ambulans geldi. Babası dördüncü evre kanser hastası. Yani yanında olamıyoruz, telefonlarına çıkacak bir yüzüm yok. Anlatsam tesiri yok, sussam gönül razı değil. Tutukluluk çok ağır bir tedbir, hatta cezanın kendisi zaten. Mazlum olmak zalim olmaktan iyidir ama artık adil olmanızı istiyorum” diye konuştu.

“SAVCILIK İFADEM İDDİANAMEYE YANLIŞ YANSIMIŞ”

Daha sonra kürsüye, Ağaç AŞ çalışanı Murat Or geldi. Savcılıkta verdiği ifadesinin iddianameye yanlış yansıtıldığını hatırlatan Or, “Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas'ın herhangi birine para verdiğini kendi gözümle görmedim. Etkin pişmanlıktan yararlanmıyorum. Herhangi bir suça tanık olmadım” ifadelerini kullandı.

11.45 | SUÇUM BAKİ AYDÖNER’İN KARDEŞİ OLMAKSA BUNU DEĞİŞTİREMEM”

Daha sonra tahliye talebinde bulunmak için kürsüye CHP PM üyesi Baki Aydöner’in kardeşi Bulut Aydöner geldi. Aile şirketi üzerinden yaptığı bir ticari işleme yönelik iddialarla suçlanan Aydöner, şu ifadeleri kullandı: “Benim anlattıklarımın ve sunduğum resmî belgelerin hangi kısmı inandırıcı bulunmuyor? İnandırıcı kelimesi aslında tam buraya oturmuyor çünkü sunduğum belgeler sorgulanabilir değil. Tapu kayıtlarını, ödeme sürecini ve ticari işlemin bütün aşamalarını gösteren Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî belgelerini sundum. Buna rağmen benim delilli ve belgeli beyanlarıma değil, Serbülend Danış’ın uydurma beyanlarına itibar edilerek tutuklandım halen de tutukluyum.”

Beyanlarıyla tutuklandığı Serbülend Danış’ın önce İBB dosyası kapsamında firari duruma düştüğünü, daha sonra CHP’li abisi Baki Aydöner’in tutuklanmasıyla ifade vermek için savcılığa gittiğini aktaran Aydöner, “İddia ettiği bir zararı varsa bile Serbülend kamu kuruluşu mu? Neden tutuklanıyorum? Neden gidip hukuk davası açmıyor? Çünkü derdi arsalar değil, şüpheli olduğu dosyadan kurtulmak için Ekrem İmamoğlu diyor, ‘sistem’ diyor, Baki Aydöner diyor ve beni tutuklatıyor. Aklım, mantığım almıyor artık” diye konuştu.

Aydöner, savunmasının sonunda şu ifadeleri kullandı: “15 metrekarelik odada 9 kişi kalıyorum Tuvalet için 1 saat, duş almak için ise saatlerce sıra bekliyorum. Bir yandan da sağlığımla ilgili mücadele veriyorum. Ameliyatımı daha iyi koşullarda olabilmek, sonrasında hayati risk yaşamamak için aylardır bekliyorum. İnsan onuruna yakışır şekilde tedavi olmak benim hakkım değil mi? Allah kimseye bu kötü koşulları yaşatmasın diyeceğim ama bana suç isnatında bulunan şahıs ben bunları yaşarken teknesinde tatil yapıyormuş. Tutuklu olma sebebim Baki Aydöner’in kardeşi olmamsa bunu değiştiremem. 14 aydır sabrediyorum, hala adaletin gerçekleşeceğine inanmak istiyorum.”

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

BİRLEŞEN DOSYA

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu bulunuyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.

Türkiye Gündemi Haberleri