İBB Davası’nda 76. gün: İmamoğlu’nun avukatlarından 'duruşma saati' itirazı!

Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 51’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonunda 76. gününde bugün devam ediyor.

İBB Davası 75. gününde devam ediyor. Davada Perşembe günü yapılan son duruşmada mahkeme heyeti, tutukluluk incelemesi kapsamında Bakırköy Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz ve iş insanı Serkan Öztürk’ün tahliyesine karar verdi. Yakınları bir buçuk yıldan uzun süredir tutuklu yargılanan pek çok aile ise 53 tutukludan yalnızca iki kişinin tahliye edilmesine tepki gösterdi.

Mahkeme heyetinin kararını açıklamasından önce tahliye talebinde bulunan Ekrem İmamoğlu ise duruşmaların canlı yayınlanmasına yönelik talebini yinelerken, "Davanın canlı yayınlanmasını istiyorum hem de misliyle istiyorum. Başladığı ilk günden bugüne geçmiş duruşmalar da yayınlansın. Milletimiz her anını izlesin. Tarihler tutmadı, rakamlar tutmadı, iftiracıların beyanları birbirini yalanladı. Aylarca delil diye anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı. Geride delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı" diye konuştu.

Geçen hafta tutukluların tahliye taleplerinin alındığı dava bu hafta, tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam edecek. 17 Ağustos’ta başlayan ikinci celse kapsamında, 325 tutuksuz sanıktan 81’i savunma yapmıştı.

İşte davada anbean yaşanan gelişmeler...

15.15 - SAVUNMALAR DEVAM EDİYOR

Aranın ardından, iş insanı Necmeddin Şimşek adına eski CHP milletvekili Turan Aydoğan’a hukuki danışmanlık için 200 bin dolar verdiği iddia edilen iş insanı Hüseyin Aydın, savunmasına başladı.

Soruşturma aşamasında tanık olduğunu, daha sonra sanık konumuna getirildiğini belirten Aydın, "Bu olayları ortaya çıkaran aslında benim ama tanıkken şimdi sanık oldum. Necmeddin Şimşek benim 25 yıllık dostumdur. Okulla ilgili bir mevzusu olmuştu. ‘Ne yapalım’ dedi. Ben de ‘Turan Aydoğan var, hem avukat hem milletvekili, gidelim danışalım’ dedim" ifadelerini kullandı.

Aydoğan ile Şimşek’i kendisinin tanıştırdığını söyleyen Aydın, üçüncü görüşmede toplam 500 bin dolar üzerinden anlaştıklarını ve 200 bin doların peşin istendiğini belirterek, "Taksim’de kardeşinin ofisinde parayı teslim ettim" dedi.

Mahkeme Başkanı'nın, ödemenin neden resmi bir sözleşme ya da belge olmadan elden yapıldığı ve neden bu kadar güven duyulduğu yönündeki sorularını yanıtlayan Aydın, Aydoğan’ın hem avukat hem milletvekili olduğunu ve aralarında dostluk bulunduğunu söyledi. Ödemenin rüşvet olmadığını savunan Aydın, Aydoğan’ın dosyayı hukuki yollardan takip edeceğini, siyaseten de süreci izleyeceğini söylediğini aktardı. Mahkeme Başkanı'nın "İşimiz görülsün de ne parasıysa parası dediniz yani?" sorusuna ise Aydın, "Yok öyle bir şey yok. Yani Necmettin Bey öyle bir insan değil. 25 senedir tanırım" diye yanıt verdi. Aydın ayrıca, geri ödenen 50 bin doları kendisinin karşıladığını belirterek, "Çünkü benim 25 yıllık dostum" dedi.

Daha sonra kürsüye gelen iş insanı Seyfettin Taştan da kendisinden talep edilen ödemenin rüşvet değil ‘hayır ve hasenat’ amacı taşıdığını savundu. Ramazan döneminde etkin pişmanlıkçı İBB Harita Mühendisi Yakup Öner tarafından yardım talebinde bulunulduğunu belirten Taştan, istenen miktarın bütçesini aştığını, bunun üzerine miktarın yarıya indirildiğini söyledi. "Benden talep edilen rüşvet değildi çünkü benim o dönemde herhangi bir belediyeden talebim veya bir ihtiyacım da yoktu zaten" diyen Taştan, yardımı faturalı ve kurumsal olarak yaptığını belirtti.

Mahkeme Başkanı'nın "Hayır pazarlıkla mı yapılıyor?" sorusuna ise "Bütçeyi fazla söylediler. Benim üç tane işletmem var ama o kadar bütçem yoktu" yanıtını verdi. Taştan, savunmasının sonunda beraatini istedi.

Taştan, İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun kendisinden herhangi bir maddi ya da ayni talepte bulunmadığını söyledi.

"BURADA NE İŞİM VAR BİLMİYORUM"

Sonrasında savunma yapan tutuksuz sanık Ayşegül Kayabay, 2021’de Kuruçeşme’deki evinin çatı ve pencere tadilatı için etkin pişmanlıkçı Süleyman Atik’e üç aşamada toplam 500 bin lira verdiğini, Atik’in daha sonra 250 bin lira daha istediğini ancak bu parayı karşılayamadığını söyledi.

Atik’in kendisine "Siz parayı bulursunuz, bir yerden bulursunuz" dediğini aktaran Kayabay, tadilat nedeniyle evine yıkım kararı ve yüksek para cezaları geldiğini belirtti. Boğaziçi İmar’a ulaşmaya çalıştığını ancak yetkililerle görüşemediğini söyleyen Kayabay, "Ben aslında mağdurken burada ne işim var bilmiyorum? Adam beni mahvetti" dedi.

Sonrasında Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun sorularını da yanıtlayan Kayabay, kendisinin Karaoğlu tarafından herhangi bir kişiye yönlendirilmediğini ve kendisinden maddi ya da ayni bir talepte bulunulmadığını söyledi. Karaoğlu ise Kayabay’ın yaşadıklarını dinledikten sonra, "Sizi dinlerken açıkçası ben de şuna çok üzüldüm, keşke bize en öncesinde gelseydiniz. En kötü belediyeye gelseydiniz" dedi. Kayabay ise Karaoğlu’na hak vererek Boğaziçi İmar’a birkaç kez gittiğini ancak yoğunluk nedeniyle kimseyle görüşemediğini belirtti.

14.00 - İLK ARA VERİLDİ

Torun’un avukatının kısa savunmasının ardından duruşmaya ilk ara verildi.

Hüseyin Aydın, Seyfi Taştan, Ayşegül Karabay, Okan Akkaş, Burak Korzay, Sarp Yalçınkaya, Cem Çelik ve Gülten Koç’un savunmalarıyla devam edecek.

Salonda bulunan ve İBB soruşturmasının ilk etkin pişmanlıkçısı olan Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas’ın da akşam saatlerinde savunma yapması bekleniyor.

13.15 - TORUN RÜŞVET İDDİALARINI REDDETTİ

Daha sonra, 2024 yerel seçimlerinden sonra Şişli Belediye Başkan Yardımcısı olan İlker Çelebi savunma yaptı. İddianamede suçlandığı eylemlerde tamamen görevleri gereği, olağan görüşmeler yaptığını belirten Çelebi, suçlamaları reddetti.

Daha sonra Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Çelebi’ye "Belediye başkanlığı ve yardımcılığı dönemimde, herhangi bir iş için, konunun, projenin, yetkimiz dahilinde olan bir işin yürütülmesi veya bir projenin devam ettirilmesine ilişkin kişilerden, müteahhitlerden kişisel bir menfaat talebime tanıklığınız var mı?” diye sordu. Çelebi ise olmadığını söyledi.

Çelebi’nin ardından, iddianamede hem şüpheli hem müşteki olarak yer alan Torunlar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanvekili Mehmet Torun savunma yapmak için kürsüye geldi.

Aylık gelirinin ortalama 200 milyon TL olduğunu söyleyen Torun, kısa savunmasında "Hakkımdaki suçlama hayır yapmak" derken İstanbul'da işyerleri olan bir firma olarak İBB ve diğer devlet kurumları ile iyi geçinmek zorunda olduklarını ifade etti.

"RUHSAT İLE BAĞIŞIN ALAKASI YOK"

Ekrem İmamoğlu ile daha önce toplam üç kez görüştüğünü ve sorunlarını aktardığını söyleyen Torun, "O görüşmelerde yardımcısı Yakup Öner’i çağırarak sorunlarımla ilgilenmesini istedi" diye konuştu.

Mahkeme Başkanı, Torun’a Beykoz’daki ruhsat süreci ve Feshane’ye yapılan bağış kreş bağışının birbirinden bağımsız olup olmadığını sorarken Torun, Beykoz’daki ruhsatın Nisan ayında alındığını, belediyeye yapılan bağış ödemelerinin ise Eylül ve Ekim aylarında gerçekleştiğini belirterek, Mahkeme Başkanı'nın "Kreş işi ruhsatın karşılığı mı?" sorusuna "Hayır, ben ruhsatı öncesinde aldım. Onunla hiçbir alakası yok" yanıtını verdi.

Torun, Yakup Öner’in kendisinden 10 milyon dolar talep ettiği yönündeki ifadesine ilişkin ise rüşvet istenmediğini, belediyeye doğrudan para vermek yerine Feshane’nin yenilenmesine katkı sunmayı kabul ettiğini anlattı. Beykoz sürecinde Öner ile görüştüğünü anlatan Torun, kendisinden yurt yapılmasının istendiğini, bunu kabul etmediğini ancak ardından Feshane için yardım teklifinin geldiğini ve bunu kabul ettiğini söyledi.

"ERTAN YILDIZ’A ULAŞAMADIM, İMAMOĞLU TARAFININ BİR MENFAAT TALEBİ OLMADI"

Daha sonra duruşma savcısının Ekrem İmamoğlu dönemindeki belediyedeki temaslarını sorması üzerine Torun, İmamoğlu’nun başdanışmanı Ertan Yıldız’ın sorunlarını paylaşabilmek adına, kendisine ait iki telefon numarası verdiğini ancak Yıldız’a hiçbir ulaşamadığını söyledi.

Torun, bunun üzerine İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu ile görüştüğünü belirterek, İmamoğlu ile yaptığı üç görüşme için "Kendisinin bu görüşmelerde bizden maddi bir talebi olmadı" dedi.

“ŞAHAN BENDEN BİR MENFAAT TALEBİNDE BULUNMADI”

Daha sonra Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan Torun’a soru sormak için söz aldı.

İddianamede Torun’dan rüşvet istediği öne sürülen Şahan, şirketine belediye tarafından ceza yazılmasından sonra yaptıkları görüşmede Torun’dan herhangi bir kişisel menfaat, hukuksuz talep veya yönlendirmede bulunup bulunmadığını sordu. Torun bu soruya "Hayır" yanıtını verdi.

Şahan’ın, kendisinin Belediye Başkan Yardımcıları dışında başka bir isimle görüşmesi yönünde yönlendirme yapıp yapmadığını sorması üzerine de Torun, böyle bir yönlendirme olmadığını söyledi. Torun ayrıca Şahan’la yaptığı görüşmede Şahan’ın kendisine saygılı ve nazik davrandığını, belediyenin kestiği cezanın hatalı olduğunu ve düşürülebileceğini söylediğini aktardı.

Sonrasında tutuklu İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun soruları üzerine de Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nde yaptığı görüşmeyi anlatan Torun, ruhsat süreci nedeniyle yetkililerle görüştüğünü, Karaoğlu ile de nezaket çerçevesinde bir görüşme gerçekleştirdiğini söyledi.

Torun, bu görüşmede de herhangi bir maddi talep ile karşılaşmadığını belirterek, “Benden herhangi bir para, pul vesaire böyle bir talebi olmamıştır” dedi.

12:30 - ESKİ ŞİŞLİ BELEDİYE BAŞKANI KILIÇ: "EMRAH BAŞKAN’LA PARA VEYA MENFAAT TALEBİ GİBİ BİR GÖRÜŞMEMİZ OLMADI"

Daha sonra savunma sırası, eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’e geldi.

Keskin, hakkında yöneltilen irtikap suçlamasını reddederek, belediye başkanlığı yaptığı dönemde hiçbir kişiden kendisi veya başkası adına menfaat talep etmediğini söyledi. İddianamede 41. eylem kapsamında suçlandığını belirten Keskin, Şişli Bomonti’deki Rotana projesinin iskan sürecinde yasa dışı bedel talep edildiği iddiasına ilişkin kendisine herhangi bir şikayet, talep ya da hukuka aykırı işlem isteği gelmediğini belirtti.

Büyükşehir Belediyesi’nden de Rotana projesiyle ilgili kendisine herhangi bir telefon gelmediğini ifade etti. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın, iddianamede yer alan ve kendisinden 5 milyon dolar istendiğine yönelik iddiayı sorması üzerine ise Keskin, "Ben bu konuyla ilgili mahkemede de açıkça ifade ettim, bana direkt herhangi bir kişi bu konuyla ilgili ne bir talep, ne bir şikayet, ne de bir destek istediler" dedi.

Şahan’ın iddianamede belediyedeki işleyiş için kullanılan "eş başkanlık" ifadesine ilişkin sorusunu da yanıtlayan Keskin, belediyede böyle bir uygulamanın bulunmadığını söyledi.

"TAŞYAPI PROJESİNE KARŞI HERKES OLAĞANÜSTÜ BİR EMEK VERDİ"

Keskin, "Benimle ilgili bu ve buna benzer konularda asla akçeli bir şey Sayın Emrah Başkanla bu konuda ne bir görüşmem ne onun bana böyle bir talebi olmamıştır" dedi. Şahan ise ardından kendi belediye başkanlığı döneminde, özellikle Taşyapı’nın inşaatları konusunda 11 ay boyunca yoğun müfettiş baskısına maruz kaldığını belirterek, Keskin’in beş yıllık başkanlık dönemindeki deneyimini, özellikle Taşyapı sürecini sordu.

Keskin, Şahan’ın bu sorusu üzerine Taşyapı konusunda yalnızca kendisinin değil, önceki Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün ve ardından Şahan’ın da olağanüstü çaba gösterdiğini söyledi.

Taşyapı projesindeki imar değişikliğinin Şişli açısından olduğu kadar İstanbul açısından da büyük bir sorun yaratacağını belirten Keskin, "Ben de projenin olduğu mahallede oturuyorum. Mahallenin toplam inşaatından daha fazla bir inşaat hakkı verilmiştir" dedi.

Muhalif belediyelerde müfettiş baskısının yaşandığını belirten Keskin, kendi dönemlerinde müfettişlerin çalışması için özel odalar dahi hazırladıklarını, buna karşın kendi dönemine ilişkin herhangi bir Sayıştay raporunda suç unsuru bulunmadığını belirtti.

11.55 - SELİM İMAMOĞLU KÜRSÜDE: "BABAM ÜZERİNDE BASKI KURULMASI VE GERİ ADIM ATMAYA ZORLANMASI İÇİN BURADAYIM"

Davada daha sonra kürsüye, Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Selim İmamoğlu geldi. Selim İmamoğlu, siyasetle hiçbir ilgisi olmadığını belirterek davaya dahil edilmesinin nedeninin soyadı olduğunu savundu:

"Benim soyadım İmamoğlu olmasaydı bugün burada olmayacaktım. Burada olmamın gerçek sebebinin ise babam üzerinde baskı kurmak ve onu geri adım atmaya zorlamak olduğuna inanıyorum. Çok acı ki arkamda babam, kürsüde ben, maalesef Türkiye Cumhuriyeti tarihinde unutulmayacak bir kareye tanıklık ediyoruz."

Kendisi gibi, ailesinin de davanın hedeflerinden biri haline getirildiğini söyleyen İmamoğlu, dedesi Hasan İmamoğlu’nun emekli maaşına tedbir konulduğunu ve Balıkesir’deki evinin bahçesinde kazı yapıldığını, dayıları Cevat ve Ali Kaya’nın ise tutuklandığını hatırlattı.

İddianamede tek bir eylemden sorumlu tutulduğunu ve bunun iki konuya dayandığını anlatan İmamoğlu, bunların annesi, babası ve dedesinden aldığı borçlarla Hırvatistan’daki bir projeye yaptığı yatırım ve 2024 yılında satın aldığı yelkenli olduğunu söyledi. Aile şirketinde çalışırken şirketin faaliyetlerini yurt dışına genişletme fikri geliştirdiğini belirten İmamoğlu, "Yurt dışında bir projeye ortak olmak istediğimi babama ilettim. Babam ise bu konuya pek sıcak bakmadı çünkü siyaseten tartışmalara yol açabilecek bir konu olduğunu söyledi. Bunun üzerine ben de tamamen aile şirketinden bağımsız ve bana ait bir şirketle bu süreci ilerleteceğimi söyledim" diye konuştu.

"MASAK’IN BU HATAYI KÖTÜ NİYETLE YAPMADIĞINA İNANMAK İSTİYORUM"

Projeye ortaklık kapsamında İş Bankası üzerinden Hırvatistan’daki Kent Bank’a yaklaşık 390 bin Euro transfer ettiğini belirten İmamoğlu, banka hareketlerinin MASAK raporunda mükerrer yazıldığını ve gerçekte gönderilen miktarın iki katının transfer edilmiş gibi gösterildiğini söyledi:

"MASAK’ın yaptığı bu hatanın kötü niyetle yapılmadığına inanmak istiyorum. Ancak bunun yanlış şekilde medyaya sızmasına izin verilmemesi gerekirken bu engellenmedi ve medyada yalan haberler yapıldı. Takdir edersiniz ki bir yanlış, bir sorun düzeltilse bile o yanlışın kamuoyunda yarattığı zarar, yanlış algı kendiliğinden ortadan kalkmıyor."

Yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle akademik çalışmalarının da aksadığını anlatan İmamoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği eğitiminin yanı sıra fizik mühendisliği okuduğunu ve yüksek lisans eğitimine devam ettiğini belirtti. Alman Fizik Topluluğu’nun düzenlediği uluslararası konferansa, yaklaşık iki yıllık çalışmasının sonucunda hazırladığı poster sunumuyla katılmak üzere kabul aldığını ancak hakkındaki yurt dışı yasağı nedeniyle Almanya’ya gidemediğini söyledi.

"TÜRKİYE MAHKEME SALONLARINI DEĞİL BAŞKA BİR GELECEĞİ HAK EDİYOR"

"Bilim literatürüne küçük de olsa bir katkıda bulunmak benim için çok değerli ve bunun için çalışmaya devam edeceğim" diyen İmamoğlu, savunmasının sonunda şu ifadeleri kullandı:

"Ben ve benim gibi tüm gençler hayal kurabilmek, kurduğumuz hayalleri gerçekleştirebilmek istiyoruz. Fakat adaletsizliklerle karşılaştığımız bu ortamda sadece vakit kaybediyoruz. Bize bu yaşatılanlar kısa vadede birilerini rahatlatabilir ancak böyle devam ederse uzun vadede hepimizi zan altında bırakacak bir süreci yaşıyoruz. Haliyle yaşanılan hiçbir şeyin aslında hiç kimseye bir faydası yok. Bu yüzden tüm bu yanlışlıklardan geri dönülmeli ve herkesin huzurlu ve mutlu olduğu bir ülkeye sahip olmalıyız. Birbirimizin elinden tutmaya, omuz omuza vermeye ihtiyacımız var. Ülkemizin ortak değerlerini beraber yaşatmalıyız. Birbirimizi kırarak ve dökerek hiçbir yere varamayız. Etrafımız yangın yeriyken güçlü olmalıyız, birlik olmalıyız. Ülkemizde adil ve eşitlikçi bir ortam sağlandığında bizi uzun vadede kurtaracak yegane şeyin bilim ve teknoloji olduğuna inanıyorum. Türkiye artık üzerindeki ölü toprağını atsın, bitmeyen kavgalardan kurtulsun. Türkiye'nin geleceği biraz da gençlerinden aldığı güçle yola koyulsun. İlim bizim ışığımız olsun. Türkiye'nin bu mahkeme salonlarını değil, başka bir geleceği, başka bir hayali hak ettiğini düşünüyorum."

Konuşmasının sonunda hesaplarındaki tedbir ve yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep eden İmamoğlu, "En önemlisi sevgili babam Ekrem İmamoğlu ve tüm yol arkadaşlarımın tahliyesini talep ediyorum” dedi.

Mahkeme başkanının Hırvatistan’daki şirketin faaliyetlerine ilişkin sorularını da yanıtlayan İmamoğlu, tek başına kurduğu şirketin inşaat ve yatırım alanında faaliyet gösterdiğini, Hırvatistan’daki projede ana firmaya yüzde 20 ortak olduğunu ve geliştirdikleri bir projenin halen devam ettiğini belirtti.

Ardından Selim İmamoğlu’nun avukatları savunma yapmak için söz aldı.

11.30 - SAVUNMALAR BAŞLADI

Pekin’in itirazının ardından duruşma, tutuksuz iş insanı Necmeddin Şimşek’in savunmasıyla başladı. Daha sonra iş insanı Alptekin Polat, kısa bir savunma yaptı.

11.15 - "SAATLER BÖYLE DEVAM EDERSE İMAMOĞLU’NUN AVUKATLARI OLARAK SAAT 18’DEN SONRA BURADA OLMAYACAĞIZ"

Mahkeme heyeti ve tutuklular yerini aldıktan sonra duruşma, Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Tora Pekin’in duruşma saatlerine yönelik itirazıyla başladı.

Pekin, gece yarılarına uzayan duruşmalara itiraz ederken özel bir zorunluluk olmadıkça oturumların saat 18.00’den sonra devam etmemesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı'na hitaben uzun duruşma saatlerinin adil yargılanma hakkını zedelediğini belirten Pekin, heyetin bu konudaki kararının netleşmediğini ve bu gerekçeyle Türk Tabipleri Birliği’ne (TTB) başvurduklarını aktaran Pekin, duruşma saatleri ve avukatların şehir dışında olmasına ilişkin talep hazırladıklarını aktardı.

TTB’nin mütalaasının mahkeme önünde bulunduğunu belirten Pekin "Koşulların bu yönde sürdürülmesi halinde biz, en azından Ekrem İmamoğlu'nun avukatları olarak burada bulunmayacağız" diye konuştu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.

Türkiye Gündemi Haberleri