SEÇİLMİŞ İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB davası, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonunda görülen 98’inci gününde devam ediyor.
İMAMOĞLU SAVUNMASINA BAŞLADI
Davanın ilk celsesinin son duruşma gününde savunmasını yapamadan duruşma salonundan çıkarılan ve susma hakkını kullandığını öne sürülen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bugün savunmasını yapıyor.
İmamoğlu'nun savunmasının 4 gün sürmesi bekleniyor.
Mahkeme başkanının duyurduğu programa göre İmamoğlu ve avukatlarının savunmaları için çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günleri ayrıldı; duruşma 17 Ekim Cumartesi günü de sürecek.
ARA KARAR NE ZAMAN AÇIKLANACAK?
Heyet, ara kararını İmamoğlu ve avukatlarının savunmalarının tamamlanmasının ardından açıklayacak.
İşte Silivri'de anbean yaşananlar...
12.31 | İMAMOĞLU'NDAN HALK TV MESAJI
Savunmasına devam eden İmamoğlu, bu sabah polis baskınıyla operasyon düzenlenen ve kayyım atanan Halk TV'ye de değindi:
"Sabahleyin kalktım hazırlıklarımı yaptım. Bugün telefon günümdü, haftada 10 dakika bir kişiyi arayabiliyorum. O görüşmelerimi bugün annemi babamı arayarak gerçekleştirdim. Cuma günü duruşma olacağından görüşemeyecektik. Annecim 'Halk TV’yi kapattılar, niye kapattılar?' dedi. Önce anlamadım. Sonra babam 'Kayyum atamışlar Ekrem' dedi. 'Ne diyeyim oğlum yakında da kulağımızı keserler' dedi. Bu memlekette çok enteresan şeyler oluyor. Ferhan Şensoy’un ‘tesadüfün iğne deliği’ diye bir lafı var, bugüne Halk TV kayyumu tesadüf herhalde, öyle yorumlayalım."
12.15 | İMAMOĞLU: "BU SÖZLER SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA AİT"
İmamoğlu, yargılama sürecinde hem tutukluların ailelerinin hem de avukatların baskı ve hukuksuzluklarla karşı karşıya kaldığını savundu.
Masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ve tutuklu yargılamanın cezalandırma yöntemine dönüştürüldüğünü belirterek şöyle devam etti:
"Burada başka tutukluların yaşadığı sıkıntılara, hukukçulara yapılan baskılara da değineceğim. Hatırlatmalıyım ki gerçekten derin bir hukuksuzluk yaşadık. Sadece ailelerimiz, yakınlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz, babalarımız, dedelerimiz ve annelerimiz değil, hukukçularımız da burada bir ızdırabın ve baskının muhatabı oldu.
Hayatımın en ilginç bilgilerini dinledim. Yüzlerce ziyaretçim geldi, muhatap oldukları konuşmaları anlattı. Yargı mensuplarıyla yaptıkları görüşmeleri, yargı mensuplarının kendilerine yönelik tutumlarını, tehditlerini ve parmak sallamalarını dinledim. Türk Ceza Kanunu'na baktım. Bir savcı ya da iddia makamını temsil eden kişi, bırakın avukatı, bir vatandaşa bile parmak sallayamaz, tehdit edemez. Bunları okudum ama tam tersini yaşadım, yaşayanlardan dinledim.
Buradaki aileler gerçekten çok acı günler yaşadı. Ama en acısı neydi, biliyor musunuz? Haysiyet cellatlığı. Lekelenmeme hakkının ihlali. Masumiyet karinesinin yerle bir edilmesi. Soruşturmanın gizliliğinin, tutuklu ya da gözaltındaki insanların aleyhine işletilmesi. Tutuklu yargılamanın bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmesi.
Bir söz okuyacağım size: ‘Türkiye'de şahsım dahil hiç kimse eleştirilemez değildir. Çamur at, izi kalsın mantığıyla, tamamen nefret siyasetiyle kamu görevlilerimize, kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. İfade özgürlüğü, önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalıdır.’
Çok güzel söylemiş. Bu söz Sayın Cumhurbaşkanı'na ait. Ben de buradan söylüyorum: Kim ki yargılaması bitmeden, sonuçlanmadan birisi hakkında iftira atıyor, kim ki bir insan hakkında haysiyet cellatlığı yapıyor, kim ki bir insanın ailesini aşağılıyor, çocuğunu, gencini, evladını, annesini, babasını hırsız ilan ediyor; haysiyetsizdir, namussuzdur, şerefsizdir."
12.13 | HUKUKÇULARA TEŞEKKÜR
İmamoğlu şöyle devam etti:
"Bu mücadelede bana bilgi veren kendi avukatlarım var. Ancak bu mücadelenin içinde olan hiçbir hukukçuyu elbette birbirinden ayırmıyorum. Bu büyük mücadelenin paydaşı oldukları için bütün hukukçulara teşekkürlerimi ve minnet duygularımı iletiyorum.
Hukukçu olmanın, avukat olmanın ne kadar önemli bir meslek olduğunu, ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu burada milim milim, santim santim yaşadım. Avukatlık, hava gibi, su gibi insan yaşamının kaynağıdır. (Sesi titredi, duygulandı)
Her birinin gözlerinin içine bakarken, kendi mesleklerine en az benim kadar saygı duyduklarını hissettim, hissediyorum. Elbette mesleklerinin karşılığını bulamadıkları bir ortamda bulunmanın ıstırabını da yaşadıklarını görüyorum. Dertleşiyoruz, paylaşıyoruz."
12.10 | "EKMEĞİMİ DE AŞIMI DA O AİLELERLE PAYLAŞACAĞIM" DİYEREK EŞİ DİLEK İMAMOĞLU’NA TEŞEKKÜR ETTİ
“İstekleri vardı, hukuksuz istekleri vardı. Bu hukuksuz isteklere cevap alamayınca onlara zalimlikler yaşattılar. Bu büyük ızdırabı onlar yaşarken, dışarıda en az onlar kadar acı çeken ailelerini de kucaklıyorum. Allah bana ömür verdikçe, özgür günlerinde hangi yetkiye ve imkâna sahip olursam olayım, evimdeki ekmeğimi de aşımı da o ailelerle paylaşacağım. Ekmeğimi paylaşmaya kadar bu insanların kaderdaşı olacağım.
Yalnızca onların değil, bu ülkede 500 bine yakın insanı hapishaneye koymakla övünenlerin karşısında, cezaevlerindeki kader mahkûmlarının da yanında olacağım. Onların yaşadığı sıkıntıları hayatım boyunca gözeteceğim. Bu ülkeyi adaletli bir ülke haline getirmek için bir nefer gibi çalışacağımı ve kendimi bu konuda en az onlar kadar sorumlu hissederek mücadele edeceğimi buradan belirtmek istiyorum.”
İmamoğlu, ailelere olan desteği için eşi Dilek İmamoğlu'na teşekkür ederek şöyle devam etti:
“Dilekciğim seninle gurur duyuyorum. Bir tanesin sen. İyi ki varsın. İyi ki o ailelerin yanındasın.”
Salondaki izleyiciler İmamoğlu’nun bu sözlerini alkışladı.
12.05 | İMAMOĞLU: "HER BİR ARKADAŞIMI KAHRAMAN GİBİ GÖRÜYORUM"
İmamoğlu şöyle devam etti:
"Arkadaşlarımız vardı. Her birinin yaşamı bir kitaptır. Her birinin hayatı; başta aileleri olmak üzere insanlara yaşatılan zulmün, zalimliğin, tarifsiz duygularla kaleme alınması ve geleceğe aktarılması gereken hikâyelerini barındırıyor.
Bu anlamda her bir arkadaşım ile gurur duyuyorum. Buradaki arkadaşlarımın büyük bir kısmıyla burada tanıştım. Aralarında çok özel yoldaşlık yaptığım, İstanbul’a ve Beylikdüzü’ne birlikte hizmet ettiğim yol arkadaşlarım da var. Hepsini kucaklıyorum. Her birine kahraman gibi baktığımı bir kez daha vurguluyorum. Yalnızca ben değil, milletimizin büyük çoğunluğu da onlarla gurur duyuyor. Aileleri, dostları ve komşuları da onlarla gurur duyuyor.
Burada her gün kapıda hasretle ve umutla bekleyen insanlar var. Kilometrelerce yol katettiler. Belki de Silivri’ye geliş gidişlerinde dünyanın çevresini defalarca dolaşacak kadar yol yaptılar. Çünkü yalnızca duruşma dönemlerinde değil, duruşmaların dışında da buradaki insanların aileleri ziyarete geldi. Acılarını ve hasretlerini gidermeye çalıştılar. Bazıları görüşe gelemese bile kapıda bekledi.
Bu insanları hangi duygularla tarif edebilirim, bilmiyorum. Hepsini kucaklıyorum. Tarihi bir mücadele hattı kurdular. Aile Dayanışma Ağı adı altında bir araya geldiler.
Orada umutla bekleyen güzel aileler, eşler, çocuklar, anneler ve babalar var. Bazen fotoğraflarını gördüm, bazen televizyonda görüntülerini izledim. Henüz neden bu durumda olduklarını bilmeyen, anlam veremeyen küçücük çocuklar annelerini, babalarını ziyarete geldi. O minicik çocukların, gençlerin, evlatların ellerinden, yanaklarından öpüyorum. Hepsini sımsıkı kucaklıyorum."
12.00 | İMAMOĞLU KÜRSÜDE: TARİHİ SAVUNMA BAŞLADI
Gazeteciler oturdukları yerden daha yakın bir yere alındı, izleyicilere yer açıldı.
Giremeyenler salona giriş yaptı. Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu kürsüye geldi ve savunmasına başladı.
İmamoğlu, tutukluluğunun 19. ayında ilk kez savunma yapıyor.
Ekrem İmamoğlu'nun savunmasından öne çıkanlar şu şekilde:
"Bugün burada istemediğimiz bir ortamda, insanlarımızın büyük kısmının şiddetle reddettiği bir yargılamanın içerisinde, Silivri'de bir kampüste, Avrupa'nın en büyük duruşma salonu diye tasvir edilen bir yerdeyiz. Her zamanki gibi Silivri'de cezaevinden geldim. Halkımıza insanlarımıza sesleneceğim. Kıymetli halkıma, başta İstanbullu hemşerilerimize tüm ülkemize, hatta dünyada demokrasinin adaletin yaşaması için mücadele edenlere, o evrensel değerlere kendini bağlı hissedenlere sesleneceğim."
11.55 | ÖZGÜR ÖZEL: "EKREM BEY ORADA AYAKTA, HALK TV ORADA AYAKTA, BİZ BURADAYIZ AYAKTAYIZ"
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İBB davası duruşmaları için bulunduğu Silivri’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Özel, "Arkadaşlar Halk TV’ye kayyım atanmasını, muhalefetin sesini duyuran birkaç televizyonun kayyım atanıp kapatılmasını bekliyor muyduk? Bekliyorduk. Halk TV’ye kayyım atarlar mı? Atarlar. Ne zaman atarlar? En sona geldiklerinde artık onu da yaparlardı. Bu hükümetin en sona geldiği anlaşılıyor artık" dedi.
"O KADAR ÇARESİZLER Kİ..."
Özel, şunları söyledi:
"O kadar çaresizler ki fon meselesinin doğru düzgün tartışıldığı, milletin bilgilendirildiği bir noktada bu alanları tamamen kapatmak istiyorlar. Daha dün şunu gördük. İktidar seçmeni muhalefet televizyonlarını ilk kez bu kadar çok izliyor. Neden? Olan bitenden rahatsız. ‘Ne oluyor?’ diye dönüp Halk TV’ye bakıyor, Sözcü TV’ye bakıyor, Koza TV’ye bakıyor. İkincisi, 9 Mart’tan beri burada Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı engelleniyor. Temmuzda izin vermediler, ağustosta izin vermediler.
Bugün, 589 gün sonra herhalde Ekrem Bey ilk kez savunma hakkını kullanacak. Bu sabah Halk TV’yi kapatıyorlar. Bu iktidarın tükenmişliğinin, çaresizliğinin ve acziyetinin göstergesidir. Kimse buradan ‘İktidar güçlü, Tayyip Erdoğan güçlü, bakın Halk TV’yi de kapattı’ diye bir umutsuzluğa kapılmasın. Bakın acz içerisinde olmayan, dünyanın en güçlü ülkelerini, en güçlü demokrasilerini, en güçlü liderlerini düşünün. Buna tenezzül edenin sonu gelmiştir, bitmiştir. Halk TV’deki bir yayına katlanamayan, ‘Susturayım ki fon meselesi tartışılmasın. Susturayım ki İmamoğlu’nun savunması duyulmasın. Susturayım ki muhalefet sesini duyurmasın. Susturayım ki Özgür Özel konuşacak mecra bulamasın’ noktasına geldiyse bir iktidar, o bitmiştir."
“BİZ BU CENDERENİN İÇİNDEN ÇIKACAĞIZ”
"Birilerinin sonu geldi, biz daha yeni başlıyoruz arkadaşlar. Kimse moralini bozmasın. Gün içerisinde Halk TV’yle dayanışmamızı göstereceğiz. Bunun dışında diğer muhalif kanallardan, yeni kanallardan ve sosyal medya üzerinden, yeni örgütlenmelerden, yeni imecelerle yeni kanallar kurarak biz bu cenderenin içinden çıkacağız. Halk TV’de çalışan arkadaşlarımıza ‘geçmiş olsun’ diyorum. Halk TV’nin yönetimine ‘geçmiş olsun’ diyorum. Halk TV’nin sahibi Cafer Bey’e ‘geçmiş olsun’ diyorum. Bütün gücümüz, desteğimiz ve mücadelemiz onlarla birlikte."
“MORAL ÜSTÜNLÜĞÜ BİZDE, AYAKTAYIZ, BİZ KAZANACAĞIZ”
"Herkes şunu bilsin, hiçbir şey kolay olmayacak. Ben bir gün çıkıp, ‘Tamam oldu’ diyeceğim. Ne zaman biliyor musunuz? Seçim sonuçlarında açık ara olduğumuz o gece, ‘Tamam oldu, başardık’ diyeceğim. O güne kadar zorlanacağız, acı çekeceğiz, zulüm göreceğiz. Belki başımıza çok kötü şeyler gelecek ama teslim olmayacağız. Bakın şu anda rejim, Erdoğan, saray rejimi bize karşı öne geçmedi. Gol falan atmadı.
O başka bir tabela. Orada zaten 50 tane gol attılar kendilerince. Siz şuna bakın, milletin gönlündeki tabelada, millet seçimi bekliyor ve bunları değiştirmek istiyor mu? Moral üstünlüğü bizde mi? Yıkılmadık, ayakta mıyız? O zaman biz kazanacağız. Esas skor tabelası milletin gönlünde olan, milletin vicdanında olandır. Bunlar Ekrem Başkanın mazbatasına çöktükleri gün kazanmışlardı değil mi? Ne oldu 40 gün sonra? Millet duman etti bunları. Bin beter olacaklar. Kimse moralini bozmasın. Dimdik ayaktayız. Ekrem Bey orada ayakta, Halk TV orada ayakta, biz buradayız, ayaktayız. ‘Yenildik, kaybediyoruz’ hissine biz kapılmadıkça onlar asla kazanamayacak. Korkak onlar."
11.50 | ÖZGÜR ÖZEL SİLİVRİ'DE
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB davasını takip etmek üzere duruşma salonuna giriş yaptı.
11.46 | BÜYÜK SALON TAMAMEN DOLDU
İBB davasının görüldüğü büyük salon tamamen doldu. İçeri giremeyenler dışarıda slogan atmayı sürdürüyor.