İmamoğlu'ndan mahkemede Kılıçdaroğlu'na zehir zemberek sözler

Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı makam aracı olarak kullandığı ve masraflarını belediyeye ödettirdiği iddiasıyla açılan davada hakim karşısına çıktı. İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'na göndermede bulunarak; "Beni siyasi tutsak olarak görmüyormuş ama bunu söyleyen zihniyet özgürlüğü ancak saraya yakınlıkla ölçen zihniyettir. Hatta, kendini oraya tebaa olarak gören zihniyetin tezahürüdür" dedi.

TUTUKLU İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı makam aracı olarak kullandığı ve bakım, yakıt gibi giderlerinin belediye tarafından karşılandığı iddiasıyla açılan 'görevi kötüye kullanma' davasının ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Büyükçekmece Cumhuhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu dahil sanıklar hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

"MAKAMIN HAYATIMDA HİÇBİR ZAMAN ÖNCELİĞİ OLMADI"

Savunmasına, yargılamanın yanlış olduğunu düşündüğünü belirterek başlayan İmamoğlu, son 6 ayda 100'üncü duruşmaya katıldığını söyledi. İmamoğlu, "Bana yönelik yürütülen yargı saldırısının parçası olarak doğmuş siyasi davalardan birisindeyiz ne yazıık ki" dedi. Yargıya güvenin düşük olmasından rahatsızlık duyduğunu belirten İmamoğlu, "Bundan rahatsız olmayan varsa ben onun vatanseverliğini sorgularım" ifadelerini kullandı. Makamın hayatında hiçbir zaman öncelik olmadığını savunan İmamoğlu, "Makam milletin verdiği geçici görevdir. Seçimle gelen seçimle gider" diye konuştu.

"YALAKALARI, EL ÖPENLERİ SEVMEM"

İmamoğlu, kendisinin belediye başkanlığını büyük odalarda oturup uzun konvoylarla dolaşmak olarak görmediğini belirterek, "Yalakaları sevmem! Makamdan beklentisi olanları sevmem! Kınarım. El öptürenleri de sevmem! Kula kulluk etmenin inancımıza aykırı olduğunu bilen bir kulum" dedi. Dava konusu araçla ilgili olarak ise belediyenin sunduğu araçların fiyatlarını gördüğünü, daha iyi bir seçenek olarak kendi aracını bedelsiz şekilde belediye tarafından kullanılması konusunda protokol yapıldığını, ancak aracına iki kez belediye hesabından yakıt alındığını ve bir kez lastik alındığını belirterek, bu giderlerin daha sonra tespit edildiğini ve şirketi tarafından 2025'te faiziyle birlikte 400 bin lirayı aşan tutarın belediyeye ödendiğini ifade etti.

"BİNALİ YILDIRIM'A 42 ARAÇ TAHSİS EDİLDİĞİ BELGELENDİ"

Göreve geldiğinde 15 makam aracı bulunduğunu öğrendiğini ve bunları Saraçhane'de sınırlandırarak diğer araçları ihtiyaç duyulan birimlere tahsis ettiğini anlatan İmamoğlu, kendisinin yaklaşık 20 bin liralık yakıt gideri nedeniyle yargılandığını söyledi. İmamoğlu, 2019 seçimindeki rakibi Binali Yıldırım'a İBB tarafından 42 araç tahsis edildiğini, 2019 öncesinde Cumhurbaşkanlığı makamı, Cumhurbaşkanlığı korumaları ve yakın aile fertleri için de İBB tarafından çok sayıda araç tahsis edildiğinin belgelendiğini savundu. Bunlarla ilgili soruşturma veya kovuşturmaya yer olmadığı yönünde kararlar çıktığını belirten İmamoğlu, siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu. Ardından Kılıçdaroğlu'na gönderme yapan İmamoğlu, "Gerçi birileri beni siyasi tutsak olarak görmüyormuş ama bunu söyleyen zihniyet özgürlüğü ancak saraya yakınlıkla ölçen zihniyettir. Hatta, kendini oraya tebaa olarak gören zihniyetin tezahürüdür" ifadelerini kullandı.

İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASINDAN

"Diplomamı tartışıyorlar, belediyeciliğimi tartışıyorlar, çalışma arkadaşlarım soruşturmalara dahil ediliyor, casusluk gibi davalar icat ediliyor; şimdi ise en az bu örnekler kadar absürt olan, yıllar önce kendi arabamı makamımda kullandığım için o otomobili ve o otomobile konan mazotu tartışıyoruz.

Nedir bu makam arabası konusu?

Yine ifade ettim ya, kamuya ait kamu tarafından kiralanmış bir makam aracının, rakamını yüksek bulduğum için, o aracın yerine kendi arabamı kullanma meselesi.

Dedim ya o dönem 7 bin 200 lira, 3 bin doların üzerindeydi aylık kirası; Onu reddetmemden dolayı.

Bakın, dedim ki: "Sorun bakalım bugün bu araba kaç lira?" diye.

Güncel bir fatura arkadaşlarım temin ettiler ve bana getirdiler.

Yani benim aracımın bugünkü faturası kesilmiş; Hatta banka kiralaması yapmış şirketten, diye buradan anlayabileceğim kadarıyla öyle anladığımı ifade edeyim, aylık kirası 258 bin lira.

O arabanın aylık kirası 258 bin lira, bugünün güncel rakamı.

Esasen 11 yılda ben, 30 milyon liranın üzerinde bir kamu zararı değil, kamu faydası üretmişim.

30 milyon liranın üzerinde.

Ve kaldı ki, madem böyle bir tespit yapılmış, müfettişler devreye girmiş, çok azgın müfettişler var, çok azgın bilirkişiler var, devreye girmiş ve bu tespit edilmiş, rapor yazılmış.

Benim ortağı olduğum şu an TMSF'nin yönettiği firmam da faizi ile beraber o mazotun ve diğer sair masrafların da giderini belediyeye yatırmışlar.

Toplam faizi ile beraber 215 bin lira civarında rakamı da yaklaşık 1 yıl önce belediyeye faizi ile de yatırmış.

Ona rağmen bu dava açılmış.

Evet, şunu da ifade edeyim, bunu da söylemek isterim, çünkü önemli olduğunu düşünüyorum.

Efendim neymiş, makam aracı kiralaması ilçe belediyeleri yapılmazmış.

Çok tesadüf Tuzla Belediyesi, mesela 29 Mayıs 2014 yılında ismi de makam aracı kiralanması diye, çok tesadüf o günün rakamıyla da bugün 7200 lira bile pahalı buldum, çok pahalı ki pahalı, yani bugün 350 bin lira büyük para, o günün parasıyla Tuzla Belediyesi aylığı 9500 liraya araç kiralaması yapmış.

Mesela Arnavutköy Belediyesi de 3250 lira bir makam aracı kiralaması yapmış.

Avukatlarım detayları sizlere sunacaklar.

Dolayısıyla yani olmayan bir şeyi yapmış gibi, bu işimiz üzerine azgınca saldırmanın alt yapısını ben biliyorum.

Bunun müfettişliğini yapan müfettiş, İsmail Yıldırım,

AK Parti'de geçmişte belediye, pardon, milletvekili adaylığı yaşamış, dönemin İçişleri Bakanı 'terörist işe aldılar, 700 küsur tane terörist var' dediğinde koşa koşa Büyükşehir Belediyesi'ne yollayıp, burada çalışıp, '700 tane terörist tespit ettik' diye çalışma yapmış müfettişin ta kendisidir.

Aynı müfettiş, yine Büyükşehir Belediyesi'ne koşa koşa Beylikdüzü'ne gitmiş, bu araştırmayı yapmış ve bu dosyayı çıkartmıştır.

Aynı kişi Beylikdüzü Belediyesi'ne gittiğinde dönmüş Ekrem İmamoğlu'nun 30 yıl önce yaptığı inşaatların bile ruhsatlarını çıkarttırmış.

Didik didik edildi Ekrem İmamoğlu.

Onun için 30 yıllık diploması bile iptal edildi.

O bakımdan bu azgın saldırının ne olduğunu ben çok iyi biliyorum.

Bu müfettişe eşlik eden iddia makamını da kendi duygularımla, kendi hukuk veya adalet bilincimle kınıyorum.

Hep söyledim, yine tekrar ediyorum.

Bu hukuksuzlukları planlayanlar, bunlara aracılık edenler, hukuku siyasi amaçlarının hizmetine sokanlar bir gün bağımsız, tarafsız yargı önünde yaptıklarının hesabını hukuk çerçevesinde vereceklerdir.

Ve şunu çok net ve açık söylüyorum: Bu davanın açılması hukuki bir hata diye adlandırılacak kadar basit değildir.

Bu dava adeta hukuk yolsuzluğudur.

Kendi siyasi vurgunlarının üstünü kapatma çabasıdır.

Çünkü şunu söyleyeyim: Bu sürecin eninde sonunda aydınlığa çıkacağını ve adil süreçlerde hesap vereceklerini ben net biliyorum.

Bakın söyleyeyim, dünya öküzün boynuzlarında dönmüyor, dünya eninde sonunda adaletle dönüyor ve dönecek.

Bugün burada kendi aracımı neden makam aracı olarak kullandığımı anlattım Sayın Hâkim.

Bir kuruşun hesabı soruluyorsa hesabını milletime vermekten geri durmadım, durmam.

Ama bir soruyu da ben sormak istiyorum: Kendi aracını kullanan bir belediye başkanını yıllar sonra neden Silivri’de yargılıyorsunuz, acaba neden?

Bu sorunun cevabını yalnızca bana değil, milletime de milletimize de aziz ve kıymetli milletimize de vermek zorundasınız.

Ben hep söylüyorum, hedefimiz zihniyet değişimidir, yeni bir dönemdir, yeni bir süreçtir, yeni bir Türkiye'dir.

Millet şahidimdir ki bunu her yerde anlattım, anlatıyorum.

Anayasa'yı ihlal etmeyen, hukukun üstünlüğüne inanan, demokrasiden şaşmayan, milletin iradesine saygı duyan, vatandaşlarına eşit davranan, tüm siyasi partilere eşit mesafede olan, halkı ne isterse, ihtiyacı neyse onu yapan, kendini Saray’a sıkıştırmayan, zırhlı araçları kendine itibar olarak görmeyen, şatafattan ve kibirden uzak duran bir gelecek arayışıdır.

Vatandaşın arasında; pazarda, sokakta, caddede, meydanda, her yerde insanlarıyla bir ve birlikte olan yönetim anlayışıdır.

Bizim arayışımız budur.

Bu davada vereceğiniz karar bunca siyasi gürültünün ortasında bir mahkemenin hukuka sadık kalıp kalmayacağının da cevabı olacaktır Sayın Hâkim.

Vereceğiniz kararın zaten ağır yaralar almış yargı düzenimize vurulan yeni bir balyoz olmamasını temenni ediyorum.

Bu absürt davalarla yargının yorulmasını istemiyorum.

Bunu yapanları tekrar kınıyorum.

Millet şahidimdir, inanın geride bırakacağım hiçbir soru işareti yoktur.

Dünya tarihinde ve Türkiye tarihinde bu kadar didik didik edilen, ailesiyle, kendisiyle bu kadar zalimlikle yüzleştirilen bir insan yoktur ama Yaradan'a şükür ki bunu yapandan 1000 kat daha dimdik ayaktayım.

1000 kat daha özgürüm, 1000 kat daha huzurluyum, tarifsiz kat daha da geleceğe umutla bakıyorum.

Allah bu tür zalimliği kendine bir siyasi strateji görenlerden bu milleti ve memleketi korusun.

Çünkü milletin parasına sahip çıkma konusunda samimi bir insan var karşınızda.

Makamı ayrıcalık değil, emanet olarak gören bir anlayış var karşınızda.

Bu savunmayı sizlerin huzurunda yaptım, milletimize de sesimi duyurdum, teşekkür ederim."

AVUKATININ SAVUNMASINDAN

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, İmamoğlu’nun özel bir şirkete ait aracın belediye hizmetinde kullanılmasına ilişkin teklifi Belediye Encümeni’ne havale etmesinin tek başına görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmayacağını belirtti. İddianamede 122 bin 305 liralık kamu zararı bulunduğunun ileri sürüldüğünü aktaran Polat, "Bir havale işlemiyle kamu zararına neden olunduğu iddia edilmiş ise de dosya kapsamında bir kamu zararı meydana gelmiş değildir" dedi.

Avukat Polat, belediyenin söz konusu araç için kira bedeli ödemediğine dikkat çekerek, aracın aynı koşullarda kiralanması halinde ortaya çıkacak maliyet ile mevcut uygulamadaki bakım ve yakıt giderlerinin karşılaştırılması gerektiğini söyledi. Aracın 12 Şubat 2015 ile 15 Nisan 2019 arasında 4 yıl 2 ay 3 gün belediye hizmetinde kullanıldığını belirten Polat, araç için yapılan bakım ve lastik giderlerinin toplamının kira maliyetiyle karşılaştırıldığında belediye açısından tasarruf ortaya çıktığını ifade etti. Polat ayrıca dosyada kamu zararı olarak gösterilen 122 bin 305 liranın yasal faiziyle birlikte ödendiğini söyledi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.

Türkiye Gündemi Haberleri