SEÇİLMİŞ CHP yönetimi tarafından Kırklareli'nde Lüleburgaz Halk Buluşması düzenlendi.
Seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel, buluşma öncesi geldiği İstanbul Havalimanı çıkışında gençler tarafından karşılandı. Özel, gençlerle birlikte "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganı attı.
Özel ardından Kasım 2025’te Gürcistan’da düşen askeri uçakta hayatını kaybeden Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Berkay Karaca’nın Kırklareli Lüleburgaz’da yaşayan ailesini ziyaret etti. Özel'e Kırklareli İl Başkanı Bora Terzi ile CHP Kırklareli Milletvekili Fahri Özkan eşlik etti.
Ziyaretin ardından Özel, buluşma alanına geçti. Buluşma öncesi alandaki kalabalık dikkat çekti.
Lüleburgaz’da vatandaşlarımızla buluşuyoruz. https://t.co/0m5aqS6IZZ
— Özgür Özel (@eczozgurozel) June 13, 2026
Saat 17:20 sıralarında konuşmaya başlayan Özel'in açıklamalarda öne çıkanlar şunlar:
"Milletin partisine, CHP'ye çökmeye çalışanlar bilsin. Siz çökmeye kalkarsınız ama bu millete diz çöktüremezsiniz. Elinizdeki tüm güçler ile saldırsanız da ne kadar kötü ne kadar acımasız olsanız da siz bizi yenemezsiniz.
Bugün burada akrabalarımızla birlikteyiz. Ama bir akrabamız şu an bizden ayrı. Silivri'nin seçilmiş Belediye Başkanı Bora Balcıoğu iftiralarla, haksızca, partisine ve ülkesine sahip çıktığı için, dik durduğu için şu an gözaltında.
Bugün madenciler yer altında açlık grevcine başladı. Vicdansız patron telefonları, haberleşmeyi kesti. Elektriği kesti. Buradan ilgili bakanları uyarıyorum. Bir tek madencinin burnu kanarsa bunun hesabını size soracağım. Sonuna kadar arkanızdayız, emekle beraberiz, emekçiyle beraberiz.
Milletin değiştirmesine saldırıyorlar. Sömürülenlerin sömürüye boyun eğmesini istiyorlar."
Bir diğer yandan tabii Kırklareli olunca, Trakya olunca, mevsim buğday mevsimi olunca ve maalesef buğdayın fiyatı 16,5 lira olunca aslında bizim ana gündemimizin, esas gündemimizin ne olduğunu hatırlamak; aynı madencinin emeğini savunduğumuz gibi alnının terini toprağa damlatan, o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan çiftçilerin durumunu görmek lazım, onlara sahip çıkmak lazım!
"BU DÜZENİ YIKACAĞIZ"
Bugün ben, bir bahçıvan torunu olarak 12 yaşından beri traktör üzerinde çalışan bir kardeşiniz, bir evladınız olarak; bugün buğdaya yüzde 22 zam vermişler. Mazot yüzde 50 artmış. Gübre yüzde 115 artmış. Kırklareli'nde ekmek 17,5 lira, 1 kilo buğday 16 lira.
Alnının terini toprağa damlatanlara sesleniyorum: Bu haksızlığa son vereceğiz. 21 lira maliyeti olan buğdaya 16,5 lira ödeyen bu kara düzenin karşısında hep birlikte duracağız. Biz çiftçiye, AK Parti'nin kanundaki desteklemenin 5'te 1'ini verdiğini, yani yüzde 1 vereceğine binde 2 verdiğini biliyoruz. Biz zirai kredilerde yapılan büyük haksızlıkları biliyoruz. Biz Türkiye'de Trakya kadar bir alanın, çiftçilerin mallarının bankalarda ipotekli olduğunu, bankaların eline geçtiğini biliyoruz
Ve buradan açıkça söylüyoruz: Bu düzen değişecek! Bir devir kapanıp yeni bir devir başlayacak. O dönemin ilk başında çiftçilerin bütün kredilerinin faizleri bir seferlik silinecek! Ana para 3 ila 5 yıla bölünecek. Bundan sonraki süreçte yeni bir sayfa açılacak ve zenginlere geçiş garantisi, uçuş garantisi, gelir garantisi verilmesi bir tarafta artık onlar duracak ama çiftçiye geçim garantisi, üretim garantisi, alım garantisi verilecek!
Şunu söyleyelim: En büyük değişimi siz hissedeceksiniz. Sonuncusu gibi çiftçiye 'Ananı da al git' diyen bir Cumhurbaşkanı gidecek, birincisi gibi çiftçiyi 'Milletin efendisi' gören bir Cumhurbaşkanı gelecek! Bu AK Parti'nin bu kara düzenini bitirmeye var mısınız?
İşte AK Parti'nin kara düzeni bitecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak!
Hiç şüphe yok, hiç şüphe yok bu kara düzenin tek mağduru sadece çiftçiler değil... Tam da dedikleri gibi, Lüleburgaz'da farklı bir kalabalık, değişik bir kalabalık, muhteşem bir kalabalık ve enteresan bir heyecan var bugün!
"ARKAMIZDA DURUŞUNUZ BİZE KAZANDIRACAK"
Bugün Lüleburgaz'da bu enerjiniz, öfkenizi enerjiye dönüştürdüğünüz bu azminiz, bu kararlılığınız, bu sahip çıkışınız, bu yola koyuluşunuz, arkamızda duruşunuz bize kazandıracak, size kazandıracak, Türkiye'ye kazandıracak! Asla korkmayacağız, asla durmayacağız, asla teslim olmayacağız!
Bu kara düzenin mağduru sadece çiftçiler değil; her zaman meydanları dolduran, 20 bin lira maaşa mahkum edilen emekliler; 28 bin lirayla geçinmek zorunda bırakılan asgari ücretliler; sayısı 10 milyonu aşan işsizler; siftah yapamayan esnaflar hep birlikteler. Gelecekten ümidi kesmiş gençler ve aileleri yeni bir umut için, yeni bir başlangıç için, yarına umutla bakabilmek için buradalar.
Bizim başlangıcımız, bizim başlangıcımız, bizim yürüyüşümüz bir kişisel ihtiras, bir parti ya da bir partinin kendi içindeki mücadelesi değil; bizim yürüyüşümüz varsa yoksa 103. yılında yeniden halkın iktidar olması, yeniden Gazi'nin evlatlarının iktidar olması mücadelesidir!
Tam da mesele burada. Herkes bu kara düzenin bize saldırdığını sanıyor. Hayır, aslında topyekün millete saldırıyorlar.
Milletin değiştirme umuduna, değiştirme ihtimaline saldırıyorlar. Esas saldırdıkları Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandık, seçme ve seçilme hakkı. Ekrem İmamoğlu'na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime, siyasi partiler sistemine saldırıyorlar. Eğer bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse kim yürüyecek bu madencilerle beraber? Bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? Emekçinin koluna girip iktidara biz yürümezsek kim yürüyecek?"