PKK’nın oyununa gelecek miyiz?

Serdar YALÇIN

 

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün “herkesi kör, âlemi sersem sanarak” tezgâhladığı “kaçırılma” olayının ve ardından BDP’li milletvekillerinin PKK eşkıyalarıyla öpüşüp koklaşması rezaletinin arka plânında neler yattığını artık herkes biliyor, görüyor, anlıyor. Aygün’ün de, diğer pisliklerin de amacı, terörü ve teröristi meşrulaştırmak; terörü de teröristi de bir “hak savaşı”nın doğal parçası hâline getirmektir.

Görüldüğü üzere, PKK uşaklarının bu amaca ulaşmak için sergiledikleri iğrençliklerin destekçileri de az değil. Medyada ve sivil toplum kuruluşlarında konuşlanan bir takım “aydın görünümlü hainler” de bu olayları destekleyici mahiyette yazılar kaleme alıyor, sözler sarfediyorlar. Gidip Kandil’de elleri kanlı teröristlerle görüşmeleri, konuşmaları, oturup sohbet etmeleri yetmezmiş gibi, hem Aygün’ün hem de BDP’li hain milletvekillerinin bu davranışlarını onaylayıcı, hoş görücü, hatta kutlayıcı ifadeler kullanıyorlar.

Hainlerin de, bu hainlerin destekleyici uşaklarının da bugüne kadar sergilediklerini gördüğümüz ve bildiğimiz için, bu son olaylar sonrasındaki tavırlarını pek yadırgamadık. Çünkü, kanıbozukluk bir kere başlamışsa dün de olacaktı, bugün de var ve yarın da olacak. Kanı bozulmuş insanların değişmesini ve farklı davranmalarını beklemek beyhudedir; çünkü sorun, genetiktir. Geldiği gibi öyle devam eder…

Gaziantep’teki bombalı eylem, PKK-KCK-BDP şer üçlüsünün son aylardaki stratejilerinin bir parçası, devamı, bir halkası niteliği taşıyor. Dokuz vatandaşımızın, hem de bayram günü gerçekleştirilen bu menfur eylem sonrasında ölmesi, bu örgütün nasıl bir anlayış içinde olduğunu bir kere daha ortaya koydu. İçlerinde bir nebze olsun, bir kırıntı olsun, bir gram olsun insan sevgisi olmayan; kendi üyeleri de dahil, adına savaştıklarını söyledikleri Kürt halkının mensuplarını da insan yerine koymayan bir örgüt, artık zıvanadan çıkmış şekilde, çoluk çocuk demeden, bayram seyran demeden kanlı eylemlerine devam ediyor.

Türk milletinin ve insanının sabrını zorlamak ve sabır taşını çatlatmak için peşpeşe gerçekleştirilen bu eylemler, amacına ulaşacak mı, ulaşmayacak mı bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Yani PKK’nın oyununa gelinecek mi, gelinmeyecek mi? PKK’nın attığı oltaya gelecek miyiz, gelmeyecek miyiz? İşte mesele bu…

Gaziantep’teki insanlıkdışı eylem sonrası, vatandaşların BDP binasını yakması; canı yanan insanların intikam hissiyle gerçekleştirdikleri bir tepki mahiyetindedir, evet ama, bu, önümüzdeki günlerde daha da artar ve mesela hedefleri arasına masum insanları da alırsa bunun sonucu ne olur? Bugün kadar, sağduyuyla ve basiretle sergilediğimiz soğukkanlı tavrımız ve sabrımız nihayete erer de kendimiz hesap görmeye kalkar isek ne olur?

Ne olacağı basit: PKK’nın istediği olur. Onun ekmeğine yağ sürülür. Bu kadar basit.

“Artık yeter, ne olacaksa olsun, bu böyle mi gidecek, ateş düştüğü yeri yakıyor…” ve benzeri itiraz ve tepkilerin, söylemlerin, isyanların hepsine canü gönülden hak vermemek mümkün değil. Evet, artık milletin sabrı taşmıştır ve dayanacak gücü kalmamıştır. Fakat, zaten terör örgütünün bizi çekmek istediği kulvara girip, onların istediği oyunun içinde yer almak, ta baştan bu oyunu kaybetmek anlamına gelecektir.

Elbette ki hesap sorulacaktır. Elbette ki, o pisliklere gerekli cevap verilecektir. Elbette ki önünde sonunda defterleri dürülecektir. Ama, bunu illâki devlet yapacaktır. Devletin güvenlik güçleri yapacaktır. Elinde hukuk, yasa ve silah olan devlet yapacaktır. Başlıca görevi ülkenin ve devletin güvenliğini korumak olan devlet yapacaktır. Vatandaş değil…

Vatandaş olarak biz de elimiz kolumuz bağlı durmayacağız elbette. Tepkilerimizi ve isyanımızı legal ve meşru yollardan göstereceğiz. Mitinglerle, protestolarla, yürüyüşlerle göstereceğiz. Terör örgütüne karşı daha kesin, daha etkili, daha sonuç verici yöntemlere yönelmesi için devleti uyaracağız. Her şeyi yapacağız ama… ama, PKK’nın oyununa gelip misilleme ve intikam amacıyla şiddete başvurmayacağız. Kaş yaparken göz çıkarmayacağız…

Yüreklerimiz yanıyor, ciğerlerimiz dağlanıyor, sinirlerimiz harap oluyor, hırsımızdan çatlıyoruz, evet, doğru, ama bize düşen aklıselim davranmak ve eli kanlı örgütün tezgâhına düşmemektir.

Peki bu hep böyle devam ederse?... Biraz daha bekleyeceğiz… Biraz daha sabır göstereceğiz… Baktık olmuyor mu, işte o zaman oturup bir kez daha düşüneceğiz. Zamanı biz belirleyeceğiz. Oyuna girmek gerekiyorsa gireceğiz ama bu oyuna giriş zamanını terör örgütü değil, biz belirlediğimiz zaman gireceğiz…

Terör olaylarında ölen şehitlerimize, vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum. Buruk bayramımız mübarek olsun…

Yorum Yap
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.