THY denetimden nasıl kaçırıldı?

Türk Hava Yolları (THY) eski Başmüfettişi Bilal Yıldız, THY’nin denetimden nasıl kaçırıldığını anlattı.

Türk Hava Yolları (THY) eski Başmüfettişi Bilal Yıldız, THY’nin denetimden nasıl kaçırıldığını anlattı.

Airport Haber yazarı Çetin Özbey, yazısını Bilal Yıldız’a ayırarak denetim sorununu ele aldı.

THY eski Başmüfettişi Bilal Yıldız, yazısında “THY nin gerektiği gibi denetlenmediği yönündeki eleştiriler, kamuoyunda defalarca dile getirildi. Ancak, bu önemli konu, bu güne kadar ilgililerce, ya dikkate alınmadı ya da bir takım samimiyetsiz ve gerçek dışı beyanlarla geçiştirildi. Gerçek şu ki; Türk Hava Yolları'nın 2007 yılında yapılan son Halka Arzını takiben kurum sadece TBMM ve kamu denetimi kapsamından çıkarılmakla kalmamış, iç denetim yapan THY Teftiş Kurulunun Yönetmeliği de iptal edilerek, sistem oldukça rahatlatılmıştır” ifadelerini kullandı.

İşte Bilal Yıldız’ın yazısı…

"Bu ülkede, eskiden müfettişler görev yapardı. Elbette hepsi tam liyakatli ve yüksek performanslı değillerdi. Ama bazı kötü örnekler dışında, Müfettişlik mesleğinin gerektirdiği ahlak, inanç, öz güven ve bağımsızlığa sahiplerdi. Çetin bey yukarıdaki görselde bu türlere değinmiş. Keşke hatırladıklarımız, ve seneler sonra hatırlayacaklarımız da hep böyle olsalardı.

Kamu Teftiş Kurullarında yaşanan yozlaşmanın en beteri, özellikle memur kadrosunda olmadıkları için, "Müfettişlik Güvencesi" nden yoksun olan bazı KİT ve benzeri kuruluşlardaki Teftiş Kurullarında yaşandı. Denetim neden yozlaştırılır anlamak zor değil. Ancak, yine de yapılan bazı uygulamaların denetim kurullarının yozlaşması ve bu kurullarda görev yapan müfettişlerin mağdur edilmeleriyle, işlerini kaybetmeleriyle sonuçlandığını görmek üzücüydü.

Bazı kuruluşlardaki deneyimli müfettiş kadroları, çeşitli gerekçelerle tasfiye edilerek, yerlerine müfettişlik eğitim ve nosyonundan yoksun, siyaseten atamayı yapanlarla aynı görüşte olan kişiler müfettiş vb unvanlarla istihdam edilmeğe başlandı.

TEFTİŞ KURULLARI GENELDE TAHRİP EDİLDİ İŞTE ÇARPICI BİR ÖRNEK THY TEFTİŞ KURULU
Ekonomik açıdan çok büyük kapasiteleri olan bu kuruluşlar, göstermelik ve tarafgir yeni denetim kadroları ile usulen teftiş edilmeğe başlandı.Evet, şekil şartı yerine getiriliyordu. Görünüm bu kuruluşların organizasyonlarında mevcut olan Teftiş Kurulları ile denetlendiği şeklindeydi. Malesef, Türk Hava Yolları Teftiş Kurulu’nda yapılan maksatlı düzenlemeler ve idari değişiklikler, bir teftiş kurulunun yozlaştırılarak işlevsizleştirilmesi açısından çok çarpıcı bir örnek teşkil ediyor.

THY STATÜSÜNÜN GÜYA DEĞİŞTİRİLMESİYLE BAŞLADI HER ŞEY
Statü derken yıllardır sorulan meşhur soruyu ve cevabını kastediyoruz elbette: THY devlet şirketi midir? Yoksa özel şirket statüsünde midir? Sorusudur bu. Çünkü bu sorunun cevabını özel maksatlarına göre veren kamu yöneticileri, hem THY yi yönetmeye devam ettiler, hem de THY yi planlı bir biçimde kamu denetiminden kaçırdılar. Bunun için, sermaye yapısı, yani özelleştirilen hisse oranı yüzde elliyi geçtiği halde, yeni hisse yapısına uygun bir şekilde, Yönetim Kurulu üyeliklerini belirlemediler ve bunu yaparken Ana Statüdeki “oranı belirtilmeyen kamu payı” kavramını istismar ettiler. Çünkü, mevcut düzenlemeye göre kamu payının, yüzde 0,0000001’e (milyonda 1’e) düşmesi halinde dahi, kamu dışındaki hissedarlar, Yönetim Kurulu’nda en fazla 2 üye (Toplam üye sayısı 6'dan 9'a çıkarıldıktan sonra 3 üye) ile temsil edilebiliyorlardı. Böylece,THY’nin kamu tarafından yönetilmeye devam edeceği ama kamuya hesap vermeyeceği çarpık bir yapı oluşturulmuştu! O tarihten beri kamu yönetiminden, kamu denetiminden ve en önemlisi TBMM denetiminden kaçırılmış THY yi, azınlık hissesine dayanarak istediği gibi yöneten siyasi kadrolar, iş hesap vermeye, kamu tarafından denetlenmeye gelince, THY' nin özel bir şirket olduğunu aldatmacasına sarıldılar. Mevcut THY yönetimi, işine geldiği zaman kamu hissesini öne süren, işlerine gelmediği zaman ise özel statüye sarılan anlaşılmaz bir tavır izlemekte.

ŞİMDİ ASIL SORUYA GELELİM. THY GEREKTİĞİ GİBİ DENETLENİYOR MU?
THY'nin gerektiği gibi denetlenmediği yönündeki eleştiriler, kamuoyunda defalarca dile getirildi. Ancak, bu önemli konu, bu güne kadar ilgililerce, ya dikkate alınmadı ya da bir takım samimiyetsiz ve gerçek dışı beyanlarla geçiştirildi. Gerçek şu ki ; Türk Hava Yollarının 2007 yılında yapılan son Halka Arzını takiben kurum sadece TBMM ve kamu denetimi kapsamından çıkarılmakla kalmamış, iç denetim yapan THY Teftiş Kurulunun Yönetmeliği de iptal edilerek, sistem oldukça rahatlatılmıştır (?)

BİR ŞİRKET NEDEN DENETİMDEN KAÇIRILIR (?)
Oysaki; İç denetim, sistemin kalitesini bağımsız olarak değerlendiren ve sistemin iyileştirilmesi yönünde yönetime öneri ve tavsiyeler sunan bir mekanizmadır. Diğer bir ifadeyle iç denetim, bir kurum bünyesinde bulunan ve kurum yönetimi tarafından olası yolsuzlukları, hataları ve verimsiz uygulamaları en aza indirmek amacıyla, kurumun sistemlerini, usullerini kontrol etmek ve değerlendirmek üzere görevlendirilen birimin faaliyetidir. Bu sistem neden paralize edilir? Kime sorarsanız sorun, bu sualin cevabı tekdir. Ve de suale muhatap herkes birbirine benzer cevaplar verecektir. Biz bu sualin cevabını burada tekrar etmeyeceğiz. Çünkü, cevap yukarıdaki tariflemede zaten mevcut.

OYSA HUKUK UYGULAYICILARI, HATADAN DÖNDÜRÜR DİYE ÜMİTLENMİŞTİK!
Türk Hava Yolları A.O. Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin usullere aykırı biçimde iptal edilmiş olması sebebiyle, dönemin müfettişleri tarafından açılan “yürütmenin durdurulması davası”, mahkemelerde yıllarca bekletilmiş ve hayli uzun süren (11 yıl) yargılama süreci sonucunda reddedilmiştir.

Bu arada, yani 11 yıllık dava sürecinde, THY nin son dönemdeki yönetimleri, Teftiş Kurulunu istedikleri gibi değiştirmiş ve arzu ettikleri / edilen formata sokmuşlardır. Müfettişlik mesleği için gerekli öğrenim şartını taşıyan ve mesleğin, müfettiş yardımcılığı sınavı ile girebilen kimselerin uzun bir yetiştirme döneminden sonra yeterlik sınavı ile kazanabildikleri bir kariyer mesleği olduğu; Müfettişlerin istekleri dışında Teftiş Kurulundan çıkarılamayacakları, idari görevlere atanamayacakları kuralının güvence altına alındığı prensiplerini içeren mevcut yönetmelik iptal edildikten sonra, teftiş usul ve esaslarına aykırı “özel maksada matuf” bir “prosedür” hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur.

MEVCUT KADRO DIŞLANDI YERLERİNE GELENLERE, MÜFETTİŞ ÜNVANLARI BİR LÜTUF GİBİ DAĞITILDI
Bu prosedürle, “Müfettiş Güvencesi” ortadan kaldırılmış ve davacı kariyer müfettişleri peyder pey görevden alınarak, (uzman kadrolarına tayin edilerek ya da zorunlu emekliliğe tabi tutularak) Teftiş Kurulundan çıkarılmıştır. Yerlerine, müfettişlik mesleği yeterlik şartlarını taşımayan siyasi torpile sahip personel, sınavsız olarak Müfettiş Yardımcısı unvanıyla alınmış ve bir süre sonra da yine sınavsız olarak Müfettiş yapılmıştır.

İşten atılan kariyer Müfettişlerinin yerine alınan elemanlarla oluşturulan kadrodaki kifayetsizliğin sonuçları kısa zamanda görüldü. Birçoğu Müfettişlik mesleğinin yeterlik şartlarını taşımayan bu kişilerin amiyane tabirle, “torpil” leri ile ilgili detaylar basında haber değeri! bulmuş olup; halen internette bu haberleri bulmak, okumak mümkün.

Müfettişlik mesleğinin gerektirdiği muhasebe, denetim, finans, hukuk, vb. yetkinlikleri haiz olmayan; mühendislik, filoloji, açık öğretim vb alakasız okullardan mezun kişilere, doğru dürüst bir hizmet içi eğitim bile verilmeden ve tecrübe kriteri gözetilmeden, daha doğrusu Müfettiş olma yeterlilikleri objektif ve mesleki ölçüm ve kriterleriyle değerlendirilmeden, Müfettiş unvanı verilmiştir.

Böylece, teftiş hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin objektif kurallar yok edilerek, kamu yararı ile hissedarların haklarının korunması ilkesi ve hizmet gerekleriyle bağdaşmayan etki ve düşüncelere açık, teftiş görevinin keyfi olarak kullanılmasını olanaklı kılan bir ortam yaratılmıştır.

THY, SAYIŞTAY DENETİMİNDEN DE AZADE KILINDI
Sayıştay Kanunu'nda yapılan son düzenlemeyle, sermayesinin yarısından azı devlete ait olduğu gerekçesiyle, Sayıştay denetiminden (yani dış denetimden) kanuni olarak da kaçırıldı. Ama olsun! 2018 rakamlarıyla yaklaşık 13 milyar USD'lik bir bütçe büyüklüğüne sahip kamu-özel sektör ortaklığı olan THY de, göstermelik de olsa, bir Teftiş Kurulu mevcut. Denetimin ne denli hassasiyetle (?) yapıldığı ise ayrı bir konu.

TEFTİŞ KURULUNUN THY HİYERARŞİSİNDEKİ YERİ DEĞİŞTİ AMA?
Bu arada, THY Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın, şirket organizasyon şemasında, Genel Müdürlükten ayrılıp, İcra Komitesine bağlanmış olmasını Teftiş Kurulu'nun etkinliği açısından rasyonel bir düzenleme olarak değerlendirmek ve bunu bir iyileşme belirtisi olarak düşünmek mümkün. Çünkü Genel Müdürün şirketin birincil karar alma süreçlerinden dışlanmış olduğu mevcut durumda, Teftiş Kurulu'nun bu makama bağlı olmaması, Teftiş Kurulu’nun hiyerarşideki yeri açısından elbette mantıklı ve doğru olmuştur, denilebilir.

Ancak, Teftiş Kurulu ve üyeleri açısından bu değişikliğin, emir alınan makam değişikliğinden başka hiçbir anlamı yoktur. Kaldı ki; mevcut prosedürle, görev ve yetki çerçevesi maksatlı olarak sınırlanan ve Müfettişlik Güvencesinden yoksun bırakılan mevcut kadronun ve yazdıkları raporların, bir organizasyon değişikliği yapıldı diye objektif ve nesnel olacağını düşünmek zaten mantıkla bağdaşmayacaktır.

ASLINDA THY DEKİ KURULUNUN DENETİM İŞLEVİ DE DEĞİŞMİŞ!
Bu çerçevede, belki başlangıçta belirtilmesi gereken önemli bir hususu şimdi vurgulayalım. Benzer Teftiş Kurullarında görüldüğü üzere THY deki kurulun 'Teftiş' işlevinin de değiştiğini, denetim fonksiyonunun ikinci plana düştüğünü görüyoruz. Bunu şirketin Faaliyet Raporundaki Teftiş Kurulu Hizmetleri ile ilgili bölümde yer alan, “Ortaklık kurumsal yönetişim, risk ve kontrol süreçlerinin verimli ve etkin çalışması konularında danışmanlık ve güvence hizmeti vermek; görüş ve önerilerde bulunmak üzere Teftiş Kurulu Başkanlığı bulunmaktadır.” ifadesinden anlıyoruz. Bu ifadeyi yukarıda yapılan açıklamalarla birlikte değerlendirdiğimizde, THY Teftiş Kurulu’nun varlık sebebinin, teftiş ve denetimden ziyade, “danışmanlık ve güvence hizmeti” ile kaim olduğunu görüyoruz. THY Teftiş Kurulundan beklenen birincil hizmet denetim değil, rehberlikmiş! Bunu anlıyoruz.

THY BİLANÇOSUNDAKİ CEZALAR VE ŞÜPHELİ- ÇÜRÜK ALACAKLAR NEYİN GÖSTERGESİDİR?
Dünya’da en çok noktaya uçan hava yolu şirketi olmakla övünen, yani 2018 yılı itibarıyla 52 iç ve 258 dış olmak üzere toplam 310 taşra ofisiyle güncel sayısını bilmediğimiz Merkez Müdürlükleri ve 10 dan fazla iştiraki bulunan THYnin, söz konusu birimlerinin düzenli ve makul aralıklarla denetlenemediğini bilmek için müneccim olmak gerekmiyor. Çünkü, açıklanan durum çerçevesinde, mevcut kurulun hem nicelik ve hem de nitelik olarak yetersiz olduğunu söylemek mümkün.

Zaten her yıl bilançolarına yansıyan ceza ve şüpheli-çürük alacakları gösteren büyük meblağlar, yaratılan korku iklimine rağmen basına yansıyan israf, yolsuzluk ve usulsüzlük haberleri, bu zafiyetin en pratik göstergeleri olarak, karşımıza çıkıyor.

Şirket yönetiminin, göstermelik de olsa hesap verdiği Genel Kurullarda, şirketin mali ve finansal raporlarında göstermek zorunda kaldıkları kayıp ve zararları sektör riski olarak açıklayıp, küçük ve önemsizmiş gibi lanse etmeleri ise bu vahim gerçeği gizleme çabasından başka hiç bir anlam ifade etmiyor.

THY, ÜLKEMİZİN GENEL ŞARTLARINDAN SOYUTLANAMAZ
Özetle, THY yönetimlerinin ve şirketin yönetim şeklinin, Türkiye’nin genel şartlarından soyutlanamayacağı, kabulü zorunlu olan bir gerçek. Aksine inanmak ya da iddia etmek için saf değil, art niyetli, cahil ya da siyasi fanatik olmak gerekiyor.

İSMİ KALDI YADİGÂR
Sonuç olarak, THY de yıllar içinde gerçekleştirilen denetim sistemi ve kadro tahribatıyla, teftiş fonksiyonunun ikinci plana düştüğünü ve kurulun daha çok rehberlik hizmeti veren bir kurul haline dönüştürülmüş olduğunu görüyoruz. Davacı müfettişlerin 11 yıllık direnişinin bu tahribatı önleyemediğini, mukdedir olanların maksadının kesin olarak hasıl olduğunu, bu direnişin tek olumlu sonucunun ise, “Teftiş Kurulu” isminin korunmasından ibaret kaldığını anlıyoruz.

TEFTİŞ VE MÜFETTİŞLER İLE İLGİLİ 8 CUMHURBAŞKANI MERHUM TURGUT ÖZAL’IN SÖZÜ
Benim müfettişlerle ilgili, teftiş elemanları ile ilgili genel kanım şudur: Türkiye’nin en değerli elemanlarıdır. Yani bu imtihanlar kolay değildir. En seçkin kimseler bu imtihanlara giriyorlar, ondan sonra üç sene veya daha fazla müfettiş yardımcılığı yapıyorlar, ondan sonra müfettiş olabiliyorlar. Okullarında genellikle en iyi, çalışkan olan kimseler, iyi bir dereceyle bitiren kimseler ve yine? Gördüğüm duruma göre de bilahare müsteşar olanlar, umum müdür olanlar umumiyetle müfettişlik mesleğinden gelir diye bizim mühendislerin böyle bir kanısı var; duyduğumuz, gördüğümüz şeyleri söylüyorum. Tabii bunun ifade ettiği bir mana var. Eğer bu böyle ise ki böyledir - bunun ifade ettiği mana; bu elemanlar Türkiye’nin en kıymetli elemanlarıdır manasını da beraberinde taşır; bunu böyle kabul etmemiz lazım? Turgut Özal: Eski Başbakan ve 8. Cumhurbaşkanı"

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.

Ekonomi Haberleri