Türkiye ile birlikte eğitimin çöküşü

Ömer Lütfi KANBUROĞLU

Herkesi zeki, zengin, sarışın veya esmer yapamayacağınız gibi herkesi de üniversite mezunu yapamazsınız. Bunu gerçekleştirebilseniz dahi hiçbir işe yaramayacaktır; altın niye pahalıdır? Çünkü doğada az bulunur, eğer çöpten altın üreten bir makine yapsak ve bütün çöpleri altına çevirebilseydik altın madeninin fiyatı demirden bile daha ucuz olurdu.

Herkese üniversite diploması dağıtma merakı sonucunda geldiğimiz nokta ortada, eğitim artık beş para etmiyor. Hiçbir şey araştırmayan, hiçbir şey okumayan ve hatta hiçbir şey bilmeyen milyonlarca üniversite mezunumuz var.

Evet, hiçbir şey bilmiyorlar, mezun oldukları bölümün asgari düzeydeki bilgilerine bile haiz değiller; sadece diplomaları var. Atanmayı bekliyorlar. Nereye? Devlete; çünkü başka bir yerde iş yok…

Özellikle son onbeş yılda eğitimi yazboz tahtasına çevirerek kendisinde hiç kusur bulmayan mucitler sayesinde eğitim sistemimiz çöktü, yok oldu…

Üniversite eğitimini bir ahırın kapısına üniversite tabelası asmakla eş gören taşra zihniyeti bizi bu günlere getirdi. Ana cadde üzerinde bir apartman kiralayan üç beş uyanığın açarak diploma dağıttığı üniversitelerden mezun olanlar mı ararsınız, liseyi dahi bitiremeyip ittire kaktıra soluğu Kıbrıs’ta alıp parası ile diploma alan mı?

Kapısında üniversite yazan ama içinde öğretim üyesi dahi bulunmayan binalar, herhangi bir araştırmaya imza atmamış, kütüphanesi dahi olmayan üniversiteler…

Allı pullu, cafcaflı ilanlar veren geleceğin mesleklerini kazandırdığını iddia eden ama mezun olursanız kamuda memur olabilirseniz yıllarca göbek atacağınız üniversiteler…

BEN YAPTIM OLDU

Ben yaptım oldu mantığı ile önce liseleri Anadolu, fen vs. diye ayıralım, sınavla öğrenci alalım dediler. Öğrenciler ilkokuldan itibaren dershane kapılarında çürümeye başladı. Neymiş? Anadolu Lisesine gidecekmiş çocuk, nerede bu okul? Çocuğun evinden 30 km uzakta. Sonra baktılar olmuyor hepsinin tabelasını Anadolu Lisesi yaptılar, bir gecede bütün liseler Anadolu lisesi oldu. Yıllarca çalışan çocuklar bir anda “keriz” oldu.

Dershane rezaletine engel olabilmek için buldukları çözüm ise bütün dershaneleri kapatmak oldu; oysa dershaneler bir sebep değil sonuçtu. Böyle boktan, rezalet, çapsız ve içi boş bir eğitim sisteminde öğrencilerin dershaneye gitmekten başka çaresi kalmıyordu.

Şimdi AYM dershanelerin kapatılmasını hukuka aykırı olduğu için iptal etti; çünkü kapanan bir şey yok, sadece dershanelerin adı değişti, ücretleri arttı başka bir şey yok…

Ben yaptım oldu diyerek olmuyor işte, olmuyor.

Olması için hukuka ve sosyal hayata uygun olması lazım.

Kafana göre takılarak sadece bu ülkenin geleceğini yok ediyor, insanların hayatlarıyla oynuyorsun.

Yeter!

GÖRMÜYOR MUSUN?

En iyi çocuklar dahi okulu bırakıp açık liseye geçerek üniversiteye hazırlanıyor. Ankara Fen Lisesini bırakıp açık liseye geçerek üniversiteye hazırlanan gençler var; Ankara Fen Lisesi ne demek biliyor musunuz? Girebilmek için bütün soruları doğru cevaplamanız lazım. Oraya giren gençler bir tek soru dahi yanlış cevaplarlarsa Fen Lisesine giremiyorlar ve böyle bir okulu bırakıp açık liseye geçiyorlar; çünkü Fen Lisesini bitirmiş olmanın bir avantajı yok. Çocuklar “okula gidip salak, saçma şeylerle vakit harcayacağıma üniversiteye hazırlanırım” diye düşünüyor.

Açık lisede çocuk hiç değilse ailesinin denetiminde, oysa okula gittiğinde itin kopuğun içinde serserilik mi yapıyor, ne yapıyor belli değil. Öğretmenler hiç oralı değil canlarından bezmiş.

İşte eğitim sisteminin geldiği nokta.

Ne olacak şimdi gençlerin durumu? Binlerce genç dershanelerden çakma liselere kayıt yaptırdı. Dershanelerin bir kısmı kapattı gitti. İnsanlar sizin yüzünüzden, size inanarak gene kazık yedi. Ne olacak şimdi, kim bunun sorumlusu?

Ve hala utanmadan bu konuda konuşabilen yetkili yetkisizler var.

Beyler, içine ettiniz.

Yeter artık!

Yapabileceğiniz en iyi şey defolup gitmek…

Yorum Yap
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Yorumlar (20)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.