Yaparsın...

Av. Pakize Duvarcı

Türkiye’de, 1980 sonrası feminist hareketin erkek şiddetiyle mücadelesinde, referans noktalarından birini oluşturan Çankırı Aile Mahkemesi’nin ünlü kararı 10 Eylül 1985’de verilmişti. Çankırı’da bir kadın, kendisine şiddet uygulayan eşine boşanma davası açtı. Mahkeme başkanı Mustafa Durmuş kadının talebini reddetti. Red gerekçesinde, kadının hamile olduğunu ve bölgenin örf ve adetlerinde “Karının sırtını sopasız, karnını sıpasız bırakmamak gerekir.” anlayışı olduğunu belirtti. 

Bu kararı kadınlar, Yargıtay Dergisi’nden öğrendiler ve bu karar, 1987’de başlayan Dayağa Karşı Kampanya’nın fitilini oluşturdu...

Yargının erkek egemenliğini açığa çıkaran bu mahkeme kararını protesto etmek için kadınlar mahkemeye telgraflar çektiler, adliyelere gidip itiraz dilekçeleri verdiler ve gazetelerde, televizyonlarda, gittikleri her meydanda davanın tarafı olduklarını söylediler.

Bu eylemler, hukuka feminist müdahale anlamında dönemin ilk eylemleriydi. 1980’lerin sonu, Dayağa Karşı Kadın Kampanyası, Yoğurtçu Parkı’nda düzenlenen Dayağa Karşı Yürüyüş ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın kuruluşuna kadar giden kadınların erkek şiddetine karşı örgütlenmelerinde  önemli bir dönemdir.

Çankırı'da bir kadına yapılan haksızlık bütün ülkedeki kadınlara yapılmıştı aslında. İlk feminist hareketinin tam anlamıyla bu olaydan sonra Çankırı'da başladığını biliyor muydunuz?

Çankırı'da başlayıp tüm yurdu saran bir kadın dayanışmasından bahsediyorum.

Şimdilerde ise şehrimizde ne yazık ki kadınlar suskun ve ne yaşarsak yaşayalım içimize atmayı öğrenmişiz.

Telefonda konuştuğumuz eşinden şiddet gören bir çok kadın oluyor. "Şikayet edelim" dediğimizde ise kadınlar hep geri çekiliyor. Maalesef  'el alem ne der, burada boşanan kadına iyi gözle bakmazlar' düşüncesiyle ve maddi kaygılar güttükleri için ömür boyu şiddete ve baskıya katlanmayı tercih ediyorlar.

Debbi Fields'ın da dediği gibi "İnandığınız şeyi yapmanız için süper güçlere sahip olmanız gerekmiyor". Sadece korkuları geride bırakıp bir yerden başlamak gerekiyor. Bütün yolculuklar tek bir adımla başlıyor ve en zor olanı da o adımı atabilmek...

Biliyor musunuz? İnsan 18 yaşında değil, "el alem" denilen duvarı yıkmayı başardığı zaman reşit ve özgür olur. O işi yapmak istiyorsanız tek yolu başlamak. Yıllar sonra yarım bıraktığınız okula dönmek istiyorsanız tek yolu başlamak, eşinizden gördüğünüz şiddete tahammül edemiyorsanız da bir karar verip bir yerden başlamalısınız.

Yıllardır yakınıyorsunuz ve yakınmak size bir şey kazandırmadı öyle değil mi?

Çıkmaza girmiş hissediyorsanız geriye dönmek bile ilerlemek sayılır. Kaygıları bir tarafa bırakmanın, (yeniden) başlamanın zamanı gelmedi mi? Yaparsınız, ben yaptıysam, o yaptıysa, siz de yaparsınız... Çok daha iyisini yaparsınız hem de, yeter ki "el alem ne der?" diye düşünmeden bir yerlerden başlayınız!

(Çankırı Asliye Hukuk Mah. Esas :1985/179 Karar: 1985/254)

Yorum Yap
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Yorumlar (8)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.