• BIST 99.028
  • Altın 281,557
  • Dolar 5,8739
  • Euro 6,4829
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Çankırı 8 °C
  • Antalya 22 °C
  • Muğla 14 °C

Anlayana...

Yavuz PEHLİVANOĞLU

Yorgun argın eve geldiğim bir gündü; işler piyasa, aile içi çekişmeler derken hayatın tadı tuzu kalmamış, bir sürü olaylar zincirinin içindeydim.. Kanapeye uzandım ve cam dolabın içinde ne var ne yok diye ora bura karıştırmaya başlamıştım...

Oldum olası hayvanlar alemi ilgimi çeker bu nedenle hayvanlar alemindeki bir izlenceye takıldım.. Olay bir dağın nerdeyse zirve denecek yerine yakın bir bölgesinde cereyan ediyordu... Her yer yemyeşil, yüksek kayalar kovuklar, akan pırıl pırıl sular... Anlayacağınız anlatmakla bitmeyecek doğa harikası bir yer..

Bazen ben de ayılar gibi böyle bir yerde yaşamak isterim bu nedenle arada bir de olsa dağlara giderim...

Neyse biz cam dolaba dönelim ve filmi izlemeye başlayalım...

Anlatamayacağım kadar güzel bu doğa parçasının üç sevimli kahramanı kendi hallerinde birbirleri ile boğuşup şakalaşarak ve gelecekteki yaşama kendilerini hazırlamak için sürekli hareket ve oyun halinde yaşamaya devam ettiler.

Bir ana iki de yavrudan oluşan bu komin baharı ve sonbaharı neşe içinde içinde yaşayıp durdular.. Yavrular da anaları kadar olmasa da artık ergin birer avcı oldu, ama bir türlü anaları gibi av yapamıyorlardı..

Bir gün ana olan sırtında bir avla yuvanın yanına geldi... Bizim tosuncuklar birbirleri ile şakalaşmayı bırakıp analarına doğru iştahla koşuştular... Bir tek ellerinde çatal bıçak yoktu. Öyle keyifli öyle zındıktılar ki neşeleri dünyaya, nerdeyse yaşam kaynağı olacak kadar şenlikli iken birden olmayacak bişi oldu..

Ana olanı bir sümsük birine bir sümsük de öbürüne vurdu ikisi de nerden geldiklerini bilemeden sırt üstü yuvarlandılar.. Oturdukları yerden önce analarına sonra da birbirlerine bakındılar, tekrar ava saldırmak istediler bu sefer ana olanın daha sert ama yaralamayacak kadar ağır darbelerle yavrularını avın başından kovaladı...

Yavrular ne kadar şellebilicik ettiyse de ana onları ava yanaştırmadı üstelik ikisini de bölgesinden kovaladı..

İki ahpab yan yana epeyce yürüdüler hiç neşeleri kalmamıştı.. Artık birbirleri ile oyun oynamıyor, birbirlerinin kulaklarını kuyruklarını çekiştirmiyor, habire dağlarda gezinip kendilerine sığınacak yer arıyor bu arada dağın otsu bereketinden karınlarını doyurmaya, ayakta kalmaya çalışıyorlardı..

Sonunda sahipsiz bir dağ yamacı buldular.. Bir de en önce in için kavgaya tutuştular, biri baskın geldi ini sahiplendi öbürü de dağın aynı yamacında başka bir in buldu... Yaşamaya başladılar..

Elbette dağın başka konukları da vardı ama bu ikisi dağın diğer konuklarından ziyade birbirleri ile bir türlü geçim edemiyorlar sürekli birbirleri ile molotoflaşıp kendilerine zarar veriyorlardı..

Böyle molotoflaşma anlarından birinde, biri feci şekilde yaralandı.. Yara ağırdı günlerce yerinden kalkamadan bağırdı durdu.. Öbür kardeş yuvasının artık kardeşi tarafından işgal edilemeyeceğini anladığındanmıdır, ya da onu bertaraf etmenin muzafferiyeti ile dağın sahibi olduğunu herkese göstermek için midir nedir bilemediğim için adını koyamıyorum, tıpkı anası gibi bölgeyi bırakıp başka bir bölgeye doğru yola çıktı ve kocaman bir av avladı...

Avı tıpkı anası gibi sırtına vurdu ve kendi bölgesine döndü..

Allah var ya ben de umutlanmıştım kardeşi gibi.. Elde ettiği avı kardeşi ile paylasır sandım ve duygulanmıştım ki ayı oğlu ayı avı kendi ininin önüne sırtından attığı gibi, başladı kardeşini molotoflamaya,..

Biri yardım istiyor öbürü onu ve koca dağı kıskanıp var gücü ile kardeşini taş yağmuruna, pardon molotoflamaya devam ediyordu...

Avını unuttu tüm gayretini kardeşine verdi.. Avı önce tilki tırtıkladı, peşinden porsuk nasibini aldı üstelik porsuk ava sahip çıkıp, leş kargalarına aman vemmemek için onları kovaladı... Peşinden akbabalar derken avda hayır kalmadı, yaralı kardeş sürünerek de olsa bölgeyi terk etti...

Bizim koca ayı oğlu ayı avına döndüğünde kemik parçaları ile karşılaştığı gibi yeni düşmanları ile de yüzleşmiş oldu... Avı ile beraber ininden de olduğunu söylemeyeceğim söylemesine de koca bir kurt sürüsünden kaçısı nerdeyse bir Şener Şen klasiği kaçışı idi! Kaçarken arada bir geri tıskarıyor ama her seferinde başka bir yerinden ısırık alıyor kuyruğunu koca poposu bile koruyamıyordu.. Kuyruğu başına bela oldu...

Son günlerde bizim dağın yamacını da nedense böyle görmeye başladım...

Anlayana...

Bu yazı toplam 636 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05333732940