‘Casusluk’ davasında üçüncü celse! İmamoğlu'ndan sert tepki: 'Bir tane delil yansıtılmaz mı?'
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü celsesi bugün görülecek. Önceki celsede MİT’ten beklenen yanıtın henüz dosyaya ulaşmadığı belirtilirken dört sanığın da tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti.
İSTANBUL 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, önceki celselerde Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) müzekkere yazarak sanıkların casusluk faaliyetinde bulunduğuna ilişkin herhangi bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığının sorulmasına karar vermişti.
İkinci celsede MİT’ten beklenen yanıtın henüz dosyaya ulaşmadığı belirtilmişti. Mahkeme ayrıca Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 29 Eylül’e ertelemişti.
Bugünkü üçüncü celsede MİT’ten beklenen yazının dosyaya ulaşıp ulaşmadığı belli olacak. Mahkeme, dört sanığın tutukluluk durumunu da yeniden değerlendirecek.
Hollanda Konsolosluğu temsilcileri, YENİ Parti Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, TGS Başkanı Gökhan Durmuş, Dilek İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ın aileleri salonda duruşmayı takip ediyor. Gazeteciler, siyasiler ve izleyiciler salonda. Salon tamamen dolu.
11.30 - "BUGÜN DE AYNI GÜNDE 2 DURUŞMAYLA TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ"
Ekrem İmamoğlu, savunmasında şunları söyledi:
"Bugün de aynı günde 2 duruşmayla yine tarihe not düşmeye devam ediyoruz. Casusluk... Yani arkaya dönüp baktığımda çok yakinen tanıdığım, dostluk yaptığım ya da yoldaşlık yaptığım Necati Özkan'dan casus çıkartmak, yani bu ülkenin silahlı kuvvetlerinde görev yapmış bir insandan, kendini memleketine adamış bir insandan casus çıkarmak... Uzaktan izlediğim, okuduğum, takip ettiğim, fikirlerine hayranlıkla baktığım Merdan Yanardağ'dan casus çıkarmak ya da televizyonuna çökmek, adı her neyse."
"HÜSEYİN GÜN'Ü DİNLEMEYE BAŞLADIM BU MAHKEMEDE"
"Şimdi burada tanıdığım yani kimdir, nedir bilmediğim, hiç tanışmadığım bir defa fotoğraf çekildiğim... Görüyorum ki gerçekten artık biz zaten mahkemede buna şaşırır olduk. Bazen arkadaşlarım bir mahkemede diyor ki "Ya ben masumum diye haykırasım geliyor sonra biriniz çıkıyor, dinliyorum ondan sonra diyorum ya bu benden daha masum" deyip ona üzülmeye başladım, ben de Hüseyin Gün'ü dinlemeye başladım bu mahkemede. Yani gerçekten o insandan da casus çıkarmak ve bu devlet adına utanç verici bir durumla karşı karşıyayız.”
"HAYDİ ORADAN! BÖYLESİNE AĞIR BİR SUÇLAMA..."
"Yani ülkesine ihanet eden, yabancı güçlerle çalışan... Bize bu deniyor. Devletin güvenliğine karşı hareket eden bir insan olduğumuz bize söyleniyor. Kim tarafından? O Allah akıl versin diye dua ettiğim iddia makamında bunu yazan kimse onlar tarafından. Haydi oradan! Haydi oradan! Böylesine ağır bir suçlama karşısında iddianın ağırlığıyla orantılı bir hukuki ciddiyet yaşamak isteriz biz. Yani hukuki ciddiyeti olsun bu işin, öyle değil mi? Burada hukuki bir ciddiyet üzerinden bir süreç işletilsin, sorular sorulsun, cevaplar alınsın. Yazıklar olsun. Bu mahkemeyi, mahkemeye dönüşmesine bile imza atanlara yazıklar olsun.”
"ELİNİZDE HANGİ DELİL VAR?"
"Ya ben hangi bilgiyi temin etmişim? Yani kime aktarmışım? Hangi talimatı vermişim de böyle bir işlem yürümüş? Tek bir konusu dahi geçmedi yani, ne mahkeme heyeti bana soru sordu bugüne kadar, ne de bir arkadaşıma sordu yani buraya gelenlere de böyle sorular sorulmadı ama biz bununla yargılanıyoruz. Yani hangi eylemle devletin güvenliğine karşı hareket etmişiz biz? Hangi eylemle? Hangi ispatla? Hangi ispatla? Hangi akılla bunu yazdınız? Hangi akılla bunu mahkemeye getirdiniz? Neyi savunuyorsunuz? Elinizde hangi delil var?"
"BİR TANE DELİL YANSITILMAZ MI ŞURAYA?"
"Ya ben onlarca mahkemeye geldim. 105. 107. duruşmaya giriyorum, 107, 108 duruşma. 15 tane mahkeme, ya bir tane delil yansıtılmaz mı şuraya? Bak şu davada şu delil, şu ses kaydı, şu şunu söyledi, bu bunu yazdı, bu bunu çizdi demez mi? Diyemiyorsunuz, yazıklar olsun size. Bu kadar net. Utanç verici bir durum, utanın yerin dibine girin. Bak bu kadar söylüyorum."
"ALNINI KARIŞLARIM! HAYATIM BOYUNCA ONLAR İLE MÜCADELE EDERİM"
"O bakımdan ben devletin aleyhine iş yapacağım ben, Ekrem İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu, yani 40 haneli bir köyde doğmuş Ekrem İmamoğlu devletin aleyhine iş yapacağım, daha dünkü çocuklar benim hakkımda böyle bir şey yazacak. Alnını karışlarım! Hayatım boyunca onlar ile mücadele ederim, edeceğim de. Bunu bilsin ya! O bakımdan öyle bir ciddiyetsiz bir ortamda karşı karşıyayız."
11.00 - "İSMİ BİLE İNSANLARI GÜLDÜRECEK CASUSLUK DAVASINDA BU SALONDAYIZ"
Duruşmada ilk olarak Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, şunları söyledi:
"Burada yine bir yargı saldırısı altına olduğumuz dönemde ismi bile insanları güldürecek casusluk davasında bu salondayız. Asrın akıl tutulmuşluğu ile mücadele eden bir toplum halindeyiz.
Ekim ayında hatırlatmam gereken şeyler var. Bakan yardımcılığından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanan bir isim var tüm itirazlara rağmen.
O isim Esenyurt'a ilk operasyonunu yaparak görevine başlamıştır. 2 yıldır Türkiye tam da bu başlangıçla devletin tüm kurumlarını vahşice kullanarak korkutarak kullanarak bir süreç tariflemiş ve tarihe asrın hukuksuzluğu olarak geçen planlamasını saraydan çizdikleri uygulayıcısı İstanbul başsavcısı olan bir süreci başlatmışlardır."
"TÜRKİYE ÇOK İLGİNÇ BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR"
"Türkiye çok şey yaşıyor. Türkiye çok ilginç bir dönemden geçiyor. Akıl tutulması desek kelime yetmiyor.
Her sabah nasıl bir Türkiye uyandığını bu millet farkında değil ve gerçekten cahillikle, yani çağın, asrın cahilliğiyle, asrın akıl tutulmuşluğuyla mücadele eden bir toplum halindeyiz.
87 milyon dışarıda nasıl bilemiyorum. Tahmin bile edemiyorum. Çok üzülüyorum milletimiz adına. Ekim ayına giriyoruz. Ekim ayına girerken tabii hatırlatmam gereken hususlar var."
"TAM İKİ YIL ÖNCE BUGÜNLERDE..."
“Çünkü tam iki yıl önce bugünlerde 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki ağır yenilgi sonrası iktidarın seçim kaybetmesi sonrası alınan karar gereği bir kişi bakan yardımcılığından yani siyasi bir görevden kanuna aykırı bir biçimde tekrar bir yargı görevine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ataması yapılıyor.
Bu kanuna aykırı bir durumdur. Asla uygun değildir denmesine rağmen ısrarla bu uygulanıyor.”
"SİYASİ BİR TALİMATI YERİNE GETİRMEK İÇİN..."
"Tehdit edilen bu görev aslında sadece HSK'da belirlenmemiş tümüyle siyasi bir talimatı yerine getirmek için talimatlandırılmış olduğu ve açıkçası yol haritası çizilmiş bir stratejiyi yerine getirmek amacıyla İstanbul'daki bu göreve getirildiği fazla vakit geçmeden ortaya çıkıyor.
Tümüyle makam, mevki, menfaat odaklı bir görevdi bu görev. Zaten içinde olanların tamamı da menfaat, makam, mevki elde ettiler. Çok net, ispatlı."
"BU YOLCULUK SENARYOSU SARAY ZİHNİYETİ TARAFINDAN YAZILMIŞTIR”
"Bu yolculuk senaryosu Saray zihniyeti tarafından yazılmıştır.
Siyasi başarısızlığını 25 yıl içinde ilk kez ikinci parti durumuna düşen hükümet partisi hükümeti yöneten AK Parti'nin halktan uzaklaşmış halkın menfaati değil bir avuç yandaşın kazancının derdine düşmüş, 87 milyon derdine derman olamayan bu hükümetin yeni çözümü yargı kollarının operasyonlarına yaslanarak bir yöntem olacak şekilde karar alınmış ve bunun uygulayıcısı olarak da o dönem bakan yardımcısı İstanbul'a başsavcı olarak atanmış görevini yerine getirmek için hazırlık yapmıştı zaten süreç başlatılmıştır."
"İLK HUKUKSUZ OPERASYONUNU 30 EKİM'DE…”
"Bu yöntem fazla değil. İki yıl önce haftalar içerisinde 30 Ekim'de ilk hukuksuz operasyonunu yani hem de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı kutladığımız bir gün sonrasında çünkü onların ne milli ne manevi hiçbir inanca, hiçbir duyguya, hiçbir yaşamın değerini hissettirecek hususa saygısı olmayan bir zihniyet. Gözü kör olmuş, gözü körleşmiş bir zihniyet.
Az önce söylediğim o makam, mevki, menfaat üçlemesiyle hareket ederek kıymetli Ahmet Özel başkanımızı Esenyurt'ta operasyon yaparak şafak operasyonu tarifini de literatürümüze kazandırarak ilk adımını atmış tutuklanmış ve işe başlamıştır."
"OPERASYONLARIN HEDEFİNDE ANA MUHALEFET PARTİSİ VAR"
"Bu operasyonların hedefinde yenildiği ana muhalefet partisi onun genel başkanı ve hiç yenemediği ve yenemeyeceğini bildiği muhtemel rakibi olduğunu da ortaya açıkça koymuştur."
“2 YILDA ŞAHSIMA 20 DAVA AÇILDI”
Ekrem İmamoğlu, savunmasının devamında hakkında açılan davalara ilişkin şunları söyledi:
"2 yılda şahsıma 20 dava açıldı. Mevcutta 13 ceza davam var. 23'e yakın hakim değişikliği yaşanan bir süreci yaşadık. Bir mahkemeden öbür mahkemeye hakimleri tanıyamaz duruma geldim."
"BİR GÜN DİPLOMAMI, BİR GÜN BELEDİYECİLİK FAALİYETLERİMİ SAVUNUYORUM"
"Birgün diplomamı, bir gün belediyecilik faaliyetlerimi savunuyorum bir gün kendi arabamı kamuda kullanmak için belediyeye tahsis ediyorum bununla yargılanıyorum."
"BUGÜN İSE CASUSLUK İDDİASIYLA SANIK KÜRSÜSÜNDEYİM"
"Hesapladım 30-35 milyon kamuya tasarruf sağlamışım. Bugün ise casusluk iddiasıyla sanık kürsüsündeyim. Bunların tamamı Allah akıl fikir versin dediğim iddia makamı tarafından kaleme alınmış."
10.35 - İMAMOĞLU ALKIŞLARLA SALONA GİRDİ
Tutuklular alkışlarla salona girdi.
Ekrem İmamoğlu babası Hasan İmamoğlu'na dönerek, "Baba hoş geldin" dedi. Hasan İmamoğlu, oğlunu ayakta karşıladı. İmamoğlu, kendisine seslenenlere "Kötüler kötü... Biz iyiyiz" dedi.
Merdan Yanardağ, meslektaşlarını "Hoş geldiniz" diyerek selamladı. Ekrem İmamoğlu, "Seni bekliyoruz başkanım" diye seslenen bir izleyiciye "Beni beklemeden harekete geçin, biz sonra katılırız aranıza" dedi.
Ekrem İmamoğlu, "Diğer salonda birbirimizi göremiyoruz, burası ne güzel. Bir fıkra anlatacaktım sesim duyulmadı" diyerek fıkra anlattı:
"Temel’le Dursun statta buluşalım demişler. Ama yanlışlıkla karşı tribünlere düşmüşler. Dursun bağırmış: Temel! Temel! Temel’den ses yok.
Dursun: ‘Bir dürbün verin de bakayım, belki oradadır.’ Dürbünü vermişler. Dursun karşı tribüne bakmış, sonra kısık sesle bağırmış: Temel! Temel!"
Tüm salon kahkahalarla güldü.
Ayrıntılar geliyor...





