‘Casusluk’ davasında üçüncü celse! Mahkemeden ara karar: 'Sanıkların tutukluluğuna devam!'
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü celsesi görüldü. Önceki celsede MİT’ten beklenen yanıtın henüz dosyaya ulaşmadığı belirtilirken dört sanığın da tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti. Bu celsede de ara kararını açıklayan mahkeme 'tutukluluğa devam' dedi.
İSTANBUL 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, önceki celselerde Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) müzekkere yazarak sanıkların casusluk faaliyetinde bulunduğuna ilişkin herhangi bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığının sorulmasına karar vermişti.
İkinci celsede MİT’ten beklenen yanıtın henüz dosyaya ulaşmadığı belirtilmişti. Mahkeme ayrıca Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 29 Eylül’e ertelemişti.
Bugünkü üçüncü celsede MİT’ten beklenen yazının dosyaya ulaşıp ulaşmadığı belli olacak. Mahkeme, dört sanığın tutukluluk durumunu da yeniden değerlendirecek.
Hollanda Konsolosluğu temsilcileri, YENİ Parti Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, TGS Başkanı Gökhan Durmuş, Dilek İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ın aileleri salonda duruşmayı takip ediyor. Gazeteciler, siyasiler ve izleyiciler salonda. Salon tamamen dolu.
20.00 - "CASUSLUK DAVASI"NDA ÜÇÜNCÜ DURUŞMADA DA TAHLİYE KARARI ÇIKMADI
İlk duruşması 11 Mayıs’ta Silivri’de görülmeye başlanan "Siyasal Casusluk Davası"nda üçüncü celsede de tahliye kararı çıkmadı.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi; Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün yaklaşık 1 yıllık tutukluluğunun devamına karar verdi.
Bir sonraki duruşma 23 Aralık’ta görülecek.
16.40 - MAHKEME BAŞKANI'NDAN, ÖZKAN'IN AVUKATINA RET
Kendisiyle birlikte avukatının da savunmasını tamamlamasının ardından Necati Özkan, İBB Davası’na katılmak üzere salondan ayrıldı.
Özkan’ın ikinci avukatı, başka bir davada olduğu için "casusluk" davasında savunma yapamadığını, o nedenle diğer avukatlardan sonra mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere söz almak istediğini dile getirdi.
Mahkeme Başkanı, bu talebi kabul etmedi.
"İFTİRAYA UĞRAYAN BENİM"
Sanıklardan son olarak Hüseyin Gün savunma yaptı. Gün, şunları söyledi:
"Casusluğun ‘c’ harfi yok. Hatta yargılamanın bu aşamasına kadar toplanan tüm delillerine baktığınızda casus yok. Ben casus değilim ve kimseye de bu iğrenç lekeyi atmadım, atmayacağım. Çünkü Atatürk’ümüzün söylediği gibi iftira atan insan kendi insanlığından vazgeçer. İftiraya uğrayan benim. İftira atanları da gördünüz. Ben gözaltına alınınca tüm dijital materyallerimi ve şifreleri kendi rızamla emniyet güçlerine verdim. Şimdi benden yıllar içinde çalınan günlüklerim benim teslim ettiğim ne dijital materyallerde ne fotoğraflarımda ne telefon rehberimde ne günlüklerimde ne de herhangi bir yazışmalarımda yargılamaya dayanak teşkil eden iddianamede hiçbir suç unsuru görülmemiştir. Hiçbir delil yok. Ben devletçi, Jön Türk felsefesini kendisine şiar etmiş bir iş insanıyım."
16.00 - YANARDAĞ: "HERHALDE UTANDI SEZEN AKSU..."
Savunmasına devam eden Yanardağ, şöyle konuştu:
"Bir televizyon yayınında bir gazeteci arkadaşımız, beni ziyaret edip etmeyeceğini, başvurup başvurmadığını sordu. ‘Hayır, böyle bir başvurumuz yok’ dedi. Doğru söylemiyor. 25 Haziran 2026 Türkiye Gazetesi’nde özel haber. Haberde imza da var. Diyor ki ‘Genel merkezden alınan bilgide Kılıçdaroğlu’nun Selahattin Demirtaş’la görüştükten sonra Osman Kavala, Merdan Yanardağ, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ı da ziyaret edeceği belirtildi’.
Haber burada. Adresler burada. Burada da arkadaşlar sorduğu zaman mutlak butlan kararından sonra ‘Hayır, görüşmeyeceğim’ dedim. ‘Görüşmeyeceğim’ deyince ‘Nasrettin Hoca-eşek’ hikayesine benziyor. ‘Ben zaten gitmeyecektim’ demiş. Doğru söylemiyor. Bu davaların tabii bazı faydaları da var. Sezen Aksu benimle ilgili davayı geri çekmiş. İçinde bulunduğum durumu gerekçe göstermiş. Sezen Aksu’yu ben ‘yetmez ama evetçi’ olduğu için eleştirmiştim. Herhalde utandı Sezen Aksu.
Merdan Yanardağ, şöyle devam etti:
"Bizim hücrede boyun eğmemizi bekleyenler boşa bekliyor. Namık Kemal'den gelen bir geleneğimiz var. Bu ülkenin aydınları, gazetecileri ve yazarları bu ülkeyi hiç terketmedi. Ülkenin tarihinde tutuklanmayan yazar ve aydın yok, hatta öldürülenler var. Bu zulüm Batıda olsa, oradaki aydınların yüzde 1'i ortada kalmazdı. Ne kadar farkındalar onu bilmiyorum ancak bu ülkenin halkı şanslı. O yüzden boşa beklerler. Burada geçirdiğim 11 aydan sonra meselenin ben olmadığını görüyorum."
15.45 - YANARDAĞ: "BİZ BİLİYORUZ NEDEN TUTUKLU OLDUĞUMUZU"
"Casusluk davası"nda tutuklu yargılanan gazeteci Merdan Yanardağ savunma yaptı. Yanardağ, savunmasında şunları söyledi:
"Biz biliyoruz neden tutuklu olduğumuzu ve neden yargılandığımızı. Bir yabancı devlet ya da yabancı istihbarat örgütü lehine bu işleri yapmış olmak lazım."
"ORTADA TEK BİR GİZLİ BELGE YOK"
"Soruyorum şimdi, ortada bir gizli belge var mı? Savcılık ortaya tek bir gizli belge koydu mu? Bu duruşmanın savcısını kastetmiyorum. Bu iddianamenin altında imzası olan savcılar var. Ortada ele geçirilen, devlet sırrı niteliğinde tek bir gizli belge yok. Devlet sırrı olup olmadığı tespit edilmemiş. Bu iddianamede devlet sırrı nedir? Bunu bize söylemek zorundasınız. Çocuk oyuncağı değil. İnsanları hürriyetinden alıkoyuyorsunuz. İnsanları hürriyetinden alıkoymak bir suçtur. Açık bir suç.”
"HANGİ DEVLET ADINA CASUSLUK YAPILMIŞ?"
"Peki, gizli bilgi var mı? Yok. Gizli belge var mı? Yok. Hangi devlet adına casusluk yapılmış? Yok. Yabancı bir istihbarat örgütü var mı? Yok. Peki, bunları da benim adıma söylerse eğer, TELE1 gibi 400 haber kanalı içinde yer alan bir televizyon kanalı nasıl kullanılmış? Bu gizli belgeler orada ifşa mı edilmiş? Açıklanmış mı? Ne yapılmış?"
"BU DAVA ÇOK AÇIK BİR BİÇİMDE SİYASİDİR"
"Bu dava çok açık bir biçimde siyasidir. Kemal Kılıçdaroğlu’na buradan saygılarımı, sevgilerimi iletiyorum. Bir adayı, partiyi desteklemek, oy kullanmak, bir siyasi partinin seçim kazanması için faaliyet yürütmek, seçim kazanmak, İstanbul’da ve Türkiye’de söz sahibi olmak… Bu siyasetin tanımı. Savcılık bunu suç sayıyor."
TELE1’E EL KONULMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
"144 kişinin çalıştığı, RTÜK lisansı bulunan, Basın Kanunu’na göre çalışan TELE1’e el konuldu. Kapattılar, uydu yayınını kestiler. Atadığınız kayyum bir medya kuruluşunu yok etti. Suç işliyorsunuz. Kayyumun görevi o kurumu ayakta tutmak. Bir haber kanalını belgesel kanalı yaptılar."
"TELE1 VERİRDİ BUNU"
"Nedeni şu: Bir intihar gerçekleşti Anayasa Mahkemesi önünde. ‘Derdimiz para değil, onurumuz’ diyen emekli bir polis memuru intihar etti. Bakın televizyon kanallarına, bu intihar verilebiliyor mu? Hayır. TELE1 verirdi bunu. RTÜK cezasını göze alır, verirdi. Diğer kanallardaki nitelikli gazeteci arkadaşlarımız, onlar da verirdi ama veremiyorlar."
"PARALARI FONDİPLEDİLER"
"Fon dip ekonomisi kurdular ya. Paraları fondiplediler. Yaklaşık 2 milyon yurttaşın parasını çaldılar. Sabahları ekonomi yazarları programa çıkıp ‘Biliyorduk, söyleyemedik’ diyor. Birçoğunu tanıyorum, arkadaşım. ‘Söyleyemedik çünkü çalıştığımız kurumları koruduk’ diyorlar."
"BU DAVANIN İKİ AMACI VAR"
"TELE1’e bu nedenle el koydular. İki amacı var bu davanın; 2019 seçimlerini lekelemek ve İmamoğlu’na kurulan ablukayı genişletmek, ikincisi TELE1’i ve arkadaşlarımı susturmak."
15.30 - "SEGBİS İLE TANIK DİNLENMEZ AMA DİNLEDİNİZ"
Akalın’ın savunmasını tamamlamasının ardından Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Fikret İlkiz söz alarak beyanda bulundu.
Üç tanığın da Kocaeli’nde SEGBİS aracılığıyla dinlenmesini eleştiren İlkiz, şunları söyledi:
"SEGBİS ile tanık dinlenmez ama dinlediniz. Ara kararda mahkemeye çağırdığınız tanıklar Kocaeli’nde dinlendi. Tanıklardan birinin Emniyet tutanağında, ‘İstanbul’daki esas mahkemeye katılacağını’ ifade ettiği beyanı var. Nasıl oluyorsa Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi ön büroya bir başvuru yapıyorlar. Bugün dinlediğimiz 3 tanık başvuruyor… Üçü de aynı dilekçeyi veriyor, ‘Bizi SEGBİS ile burada dinleyin’ diyor.”
"ONLAR SUÇSUZ OLDUKLARINI İSPAT ETMEYE ÇALIŞIYOR"
İlkiz sözlerine şöyle devam etti:
"Hüseyin Gün, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Ekrem İmamoğlu’nun ifadeleri iddianamede özetleniyor, sonra savcılık genel bir değerlendirme yapıyor; ‘… faaliyetlerin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır…’
İnsanlar burada ‘Biz casusluk yapmadık, bu bir hakarettir, bize vatan haini diyemezsiniz’ diyorlar. Casus olmadıklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Sizin suçu kanıtlamanız gerekirken onlar suçsuz olduklarını ispat etmeye çalışıyorlar."
"BU DAVA 11 AY 3 GÜNDÜR DEVAM EDİYOR"
"Bu dava 11 ay 3 gündür devam ediyor. İlk celsenin ara kararlarında MİT, Emniyet ve BİK’ten rapor istendi. Mahkemenizde alınmış ara kararlara göre durum bu… Geldik 2. celseye, bugün söylediklerinizi tekrarladınız."
"ÜÇÜ DE BİRDENBİRE KOCAELİ’NDE ZUHUR ETTİ"
“Dinlenen tanıklar ellerine almışlar, oradan bize okuyorlar ama böyle olmaz. Her üçünün de ne olduğu anlaşıldığı gibi üçü de birdenbire Kocaeli’nde zuhur ettiler ve ifade vermeye başladılar. Kim bunlar? Üçü de birlikte olan şahıslar. Üçünün de karşı olduğu tek bir insan var, Hüseyin Gün.”
“YAPMADIĞINIZ İŞLERDEN DOLAYI TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINI TALEP EDİYORSUNUZ”
"Savcılık zaten bunları çok önceden yapmak zorundaydı. Bunları iddianameden önce yapmalıydınız. Tutukluluk halinin devamına karar verirken de ‘delil toplama aşamasındayız’ yazdınız. Bütün bunları yapmanız gerekiyordu, yapmadığınız işlerden dolayı tutukluluk halinin devamını talep ediyorsunuz."
"TAHLİYE EDİN"
"4 ay iddianame hazırlanmasını beklediler, 7 ay sonra mahkeme önüne çıktılar, 9 ay sonra 2. celseyi yaptık, 11 ay sonra bugün 3. celsedeyiz. Tahliye edin, saygılarımla."
15.00 - "İBB VERİ TABANINA ERİŞİM YETKİM YOK"
Dosyaya giren bilirkişi raporlarının iddianamede yer alan suçlamaları boşa çıkardığını söyleyen Necati Özkan, "O kadar kafayı yedik ki e-mailleri internete sızdırarak para kazanıyoruz..." dedi.
Özkan, "İBB ve iştirak şirketlerinin veri tabanına ne benim ne de bu davada yargılanan herhangi bir kişinin erişim yetkisi yok. Erişim imkanım olmadığı gibi benim böyle bir yeteneğim de yok... Anlamam ben bunlardan... internetle ilgili bir işim olduğunda ofisimdeki çalışanlar yardım eder" ifadelerini kullandı.
“BU İSNAT HAKİKAT VE HUKUK DIŞIDIR”
"Siyasal casusluk" davasının ülke gündemini, medyayı ve yargıyı bir yıldır “gereksiz şekilde” meşgul ettiğini savunan Özkan, "Bu isnat hakikat ve hukuk dışıdır, keyfidir. ‘Yazalım ya şunlara böyle bir şey...' Yazılmış" diye devam etti.
SAVCIYA SESLENDİ: "GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKARAK SÖYLEYİN"
Üç celsedir dört isim için de tutukluluklarının devamı yönünde mütalaa açıklayan duruşma savcısına da seslenen Özkan, "Bir sonraki mütalaanızı gözümüzün içine bakarak söyleyin lütfen" dedi.
Özkan, savunmasına şu sözlerle devam etti:
"SİZ BANA VATAN HAİNİ DİYORSUNUZ"
"Siz bana vatan haini diyorsunuz sayın iddia makamı. Lütfen dikkat. Bunların insani, vicdani, ahlaki ve cezai sorumluluğu var... Ortada gizlice temin edilmiş herhangi bir gizli bilgi yok, veri yok, böyle bir şeyin teminine çaba bile yok, Türkiye zararına bir faaliyet yok. Ortada tuhaf, absürt, devlet ve yargı sistemi için utanç verici bir iddianame var.
"MANİPÜLASYONUN ‘M’Sİ, CASUSLUĞUN ‘C’Sİ YOK"
Manipülasyonun ‘m’si, casusluğun ‘c’si yok. Tek bir delil dahi olmadan 20 yıla kadar cezalandırılmamızı talep ediyorsunuz. Sayın savcım sizin annenize babanıza bu isnatlar yapılsa ne yapardınız? Ben sizin babanızın yaşındayım… Acaba siz o koltukta oturup, ‘tutukluluğun devamı’ der misiniz? Bunu nasıl yapabiliyorsunuz? Hukuk insanlığı bu mu sayın savcım? Yazık yani, yapmayın bunu.
"BU HUKUK DEĞİL, ADALET DEĞİL"
Tek bir emare yok sayın başkanım. Şaka gibi hakikaten, inanamıyorum. Bu hukuk değil, adalet değil. Bu devlet, bu hukuk, bu adalet sistemi, bu demokrasi hasta. Daha uzun süre böyle devam edemez. Buna müsaade etmemek lazım. Sizler bu hakikat dışı davaya dur diyebilirsiniz.
"İTİBARIMI VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜ İADE ETMENİZİ TALEP EDİYORUM"
Sizin bu duruşmada tahliye vermek için MİT’ten bir rapor beklemenize gerek yok, gerçek çırılçıplak ortada. Sizlerden bu adaletsizliğe son vermenizi, bana itibarımı ve özgürlüğümü iade etmenizi talep ediyorum."
Özkan’ın ardından avukatı Kazım Yiğit Akalın söz aldı.
14.20 - NECATİ ÖZKAN SAVUNMA YAPIYOR
Casusluk davasına verilen ara sona erdi. Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan savunma yapıyor.
13.00 - SAVCIDAN TUTUKLULUĞUN DEVAMI TALEBİ
Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşma savcısı ara mütalaasını açıkladı.
Savcı, üçüncü celsede de mahkemeye ulaşmayan MİT Başkanlığı’na yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasını talep etti.
İMAMOĞLU, ÖZKAN, YANARDAĞ VE GÜN İÇİN TALEP
Savcı ayrıca, "kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil bulunduğu" gerekçesiyle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını belirterek Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluklarının devamını istedi.
DURUŞMAYA 1 SAAT ARA
Savcının ara mütalaasının ardından Mahkeme Başkanı duruşmaya 1 saat ara verdi.
Aranın ardından duruşmanın, savcının tutukluluğun devamı talebine karşı yapılacak savunmalarla sürmesi bekleniyor.
12.40 - HÜSEYİN GÜN’ÜN TOPLANTILARINA İLİŞKİN KONUŞTU
Ekrem İmamoğlu’nun İBB davasına katılmak üzere salondan ayrılmasının ardından 'casusluk' davasında tanıkların dinlenmesine devam edildi. İlk tanık Zeynep Şen, Hüseyin Gün’ün 'manevi annem' dediği Seher Deniz Alaçam’ın sekreteri olduğunu, halen Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam’ın yanında çalıştığını söyledi.
Şen, Gün’ün toplantılarını gizlilik içinde yaptığını, kendisinin İngilizce bilmemesi nedeniyle yabancı konuklarla yapılan görüşmelerin içeriğini anlamadığını anlattı.
ESKİ ŞOFÖRÜNDEN "EURO" İDDİASI
Hüseyin Gün’ün eski şoförü Berkay Yağlıcı ise Gün’ün "Biz de destek olalım" dediğini, hesabından farklı tarihlerde 5 bin ve 10 bin Euro çekerek bu paraları TELE1 binasının turnike girişinde Merdan Yanardağ’a teslim ettiğini öne sürdü.
YANARDAĞ İDDİAYI REDDETTİ: "YALAN SÖYLÜYOR"
Yanardağ, tanığın iddiasını reddederek, "Daha önce de ifade ettim, hiçbir şekilde almadım. Turnikede bizim görevlilerimiz de var, böyle bir durum olmadı. Seher Alaçam bizim sponsorlarımızdandı ancak bir şoförün böyle bir para verdiğini söylemesi, bizim böyle bir ilişkinin içinde olmamız mümkün değil. Yalan söylüyor" dedi.
Gün’ün avukatının sorusu üzerine Yağlıcı da halen Ümit Deniz Alaçam’ın yanında çalıştığını söyledi.
Daha sonra Seher Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam, SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı.
AVUKATLARDAN TANIK İFADESİNE İTİRAZ
Hüseyin Gün ile husumetli olduğu belirtilen Alaçam, Gün’ü annesini kandırmakla suçladı.
Alaçam’ın önündeki metinden anlatımda bulunması üzerine avukatlar, tanığın bildiklerini doğrudan anlatması gerektiğini belirterek itiraz etti. Alaçam, metnin emniyette verdiği ifade olduğunu söyledi.
Mahkeme hakimi de Alaçam’dan önündeki kâğıdı kaldırmasını istedi.
İMAMOĞLU "CASUSLUK" DURUŞMASINDAN AYRILDI
Ekrem İmamoğlu, savunmasını tamamlamasının ardından “casusluk” davasının görüldüğü duruşma salonundan ayrıldı.
İmamoğlu, aynı gün görülen İBB Davası’nın duruşmasına katılmak üzere diğer duruşma salonuna geçti.
12.00 - "BU SOYGUNU İZLEMEKLE YETİNMİŞTİR"
Ekrem İmamoğlu savunmasını şu sözlerle tamamladı:
"Defalarca dile getirilen bu soygunu Sermaye Piyasası Kurulu, İMKB, Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, yargı ve iktidar izlemekle yetinmiştir. Sadece izlemedikleri, bu soyguna ortak oldukları, soygundan pay alan resmi görevlilerin, yakınlarının, çocuklarının, akrabalarının tek tek ortaya çıkmasından bellidir."
"30-40 MİLYAR DOLAR HACMİ OLDUĞUNU GÖRMEKTEYİM"
"Bugün yaklaşıp 30-40 milyar dolar hacmi olduğunu görmekteyim. Birçok çevre de bunu doğrulamaktadır. Bu soygunun faturası da AKP iktidarı tarafından şüphesiz yine halkın sırtına bocalama gayreti içerisinde olduklarını da görüyorum. Bütün bu süreçleri yaratanların davranışları elbette beni şaşırtmıyor. Çünkü aynı insanlar bu absürt davayı benimle muhatap kılan insanlardır."
"ASIL TEHLİKE YARGININ DA BUNUN İÇİNDE BULUNMASIDIR"
"Geçmişte yaşanan büyük krizler bunu gösteriyor ki asıl tehlike ve üzücü olanı bu büyük yolsuzluğu izleyenlerin arasında yargının da bulunmasıdır."
İmamoğlu’nun savunmasını tamamlamasının ardından salondaki izleyiciler alkışlarla destek verdi.
11.50 - İMAMOĞLU’NDAN "FON VURGUNU" ÇIKIŞI
Ekrem İmamoğlu, "fon vurgunu" tartışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"MİLYARLARCA DOLARLIK FON VURGUNU ORTADA"
"Vatandaşın birikimlerinin korunduğuna, nasıl korunduğuna bugün hepimiz şahitlik de ediyoruz. Milyarlarca dolarlık fon vurgunu ortada. Kafasını kuma sokmuş insanlar ya! Böyle bir fotoğraf görüyorum; deniz sahili, böyle kocaman bir kumsal, kafasını kuma sokmuş yüzlerce insan... Yüzlerce! Kafası kumda, zannediyor kimse onu görmüyor, her şey ayazda. Böyle bir durumdayız yani. Şu anda Ankara'da Türkiye'ye gösterilen böyle bir fotoğraf. Ayıptır ya! Ayıptır, ayıptır! Niye? Vatandaşın birikimi buharlaşmış, emeklinin tasarrufu çalınmış."
"FON VURGUNCULARI HAKKINDA DAHA ÖNCE UYARI YAPILMIŞ"
"Fon vurguncuları hakkında daha önce gerekli yerlere de uyarı yapılmış bu arada. Hatta bu uyarıyı yapan insanları, birkaç insanı alıp hemen gözaltına atmışlar. Aynı gün, aynı gün! Hatta utanmadan, gözaltına aldıktan sonra bir kısım bu işin, bu vurgunun önde giden insanları "İyi ki tutuklatmadım" diye de laf etmişler. Yani tutuklatma yetkisini bile kendinde gören insanlar bunlar."
"EŞİ, DOSTU, AKRABASI... HEPSİ BU İŞİN İÇİNDE"
"Çünkü niye? Bu işin içinde olan herkes bu iktidarın fertlerinin insanları. Eşi, dostu, akrabası... Akrabası, damadı, gelini; hepsi bu işin içinde! Bu işin içinde, çünkü üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde. Bunu bilelim ya! Bu kadar ayan beyan. Düzenlenecek olanlar da onlar, denetleyecek olanlar da onlar, düzenleyecek düzenleyen de onlar ya! Böyle bir durumdayız ya."
"NEPOTİZM ZİRVE YAPMIŞ"
"Okuyunca şok oldum, düşünsenize: Devlet Denetleme Kurulu—yeni Cumhurbaşkanlığı sistemindeki en önemli Devlet Denetleme Kurulu'nun başkanı—aynı zamanda Borsa İstanbul yönetim kurulu üyesi! Haydi bakalım! Buna ne deriz, bunu nasıl anlatırız? Buradan soru çıkacak. Eşler, dostlar, akrabalar, nepotizm böyle yani zirve yapmış."
"35 YILDA BİRİKTİREMEDİĞİMİ 4 AYDA ALMIŞ"
"Benim babam burada, biz 35 yıldır ticaret yapıyoruz. 35 yıldır ticaret yapıyoruz. Benden önce bir 30 yılı daha var. Ben, 35 yılda biriktiremediğimi, 3 bin 300 tane daire, villa, iş yeri yapan bir insan olarak, bir tacir olarak biriktiremediğimi vatandaş karı-koca 4 ayda almış ya! 4 ayda almış ya! Rezalete bakar mısınız, binlerce insan çalışsın... Ve biz aile boyu, aile boyu hesapları blokaj altında, hesapları blokaj altında, hayatı blokaj altında, tecrit altındayız."
"SOYANI KORUR, SORGULAYANI HAPSEDER"
"Anlatıyorlar ya bize sistem sistem diye; Kişi kendinden bilir işi misali onların zihniyeti, yarattıkları sistem denetleyeni denetlenenle aynı koltuğa oturtur. Soyanı korur, sorgulayanı hapseder. Konuşanın hesabını kapatır, susanı ödüllendirir. Casusluk diye seçmen analizini mahkemeye taşır, milyarlarca dolarlık soygunu ise 'soruşturuyoruz' diye rafta tutar."
EYLEMDE İNTİHAR EDEN EMEKLİ POLİS MEMURU ŞEKEROĞLU'NU HATIRLATTI
"Bu ülkenin gerçek davası bu salonun dışında. Ali Şekeroğlu, rahmetli, bu ülkede artık emeklik maaşıyla geçinemediği için Anayasa Mahkemesi önünde canına kıyarken, birilerinin fon soygununun faillerini koruduğu bir Türkiye'deyiz. Ey halkım bunu duyun! Allah rahmet eylesin, öldü gitti; yoksulluğunu, açlığını bile yaşayamadı. Ama aynı anda bu ülkede birilerinin fon soygununun failleri ko-ru-nu-yor! Bir kişiye bakmamızı istiyorlar. Yüzlerce kişi var orada. Aldanmayın! Aldanırsanız yokuz, aldanmazsanız varız ey halkım!"
"MİLLET BÜTÜN BUNLARA ŞAHİTTİR"
"Bu iktidar emeklinin açlığa mahkûm edildiği bir ülke yarattı. Seslerin kesildiği, muhaliflerin casuslukla yargılandığı bir ülke yarattı. Millet bütün bunlara şahittir, tarih her birini not edecektir. Çağlar geçecek bu iktidarın yasakçı, jurnalci, despot uygulamaları unutulmayacak."
"GÜNÜ GELDİĞİNDE MİLLET HESABINI SORACAKTIR"
"Kürsüde vatan, millet edebiyatı yapanlar kendi elleriyle imzaladıkları anlaşmaların hesabını verecektir. Bu kof hamasetin arkasındaki gerçeklerin hepsi kayıtlara geçti; günü geldiğinde millet hesabını soracaktır."
"CASUSLUK FAALİYETİ VAR MI, YOK MU?"
Ekrem İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi:
"Sayın başkan, sayın heyet; dosyadaki duruşma tutanakları ve müzakerelerin gösterdiği üzere bir hatırlatmayı çok önemsiyorum. Mahkemeleri, son derece keyfi biçimde casuslukla suçlanan ve daha da keyfi biçimde tutuklanan bizler üzerinden hiçbir gerekçe olmadan tutukluluğu sürdürülen ve bu zalimliği yaşatılan insanlar haline dönüştürdünüz.
Casusluk faaliyeti var mı, yok mu? Bunu doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı’na bu mahkeme sordu. Bir değil, 2 kez sordu. Mayıstan bu yana 4 aydır MİT'in çok basit 2 soruya yanıt vermesini bekliyoruz."
"MİT'İN ELİNDE BİR RAPOR VEYA TESPİT VAR MIDIR?"
"1: Benim ve diğer yargılanan arkadaşlarımın casusluk faaliyetinde bulunduğumuza ilişkin MİT'in elinde bir rapor veya tespit var mıdır?
Sorunun bir tanesi bu. 2: Sayın Hüseyin Gün'e ait olduğu söylenen veriler ve ibb.gov.tr'ye ait olduğu söylenen veriler, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgilerden midir?"
"BEN HÜSEYİN BEY'LE FOTOĞRAF ÇEKTİRDİĞİM İÇİN NASIL CASUS İLAN EDİLİYORUM?"
“Artı bu soruyu ben sordum. Sayın Hüseyin Gün'le fotoğraf çektiren İbrahim Kalın bizi yabancı casuslardan korumakla görevli Milli İstihbarat Teşkilatının başına getirilirken, ben Hüseyin Bey'le fotoğraf çektirdiğim için nasıl casus ilan ediliyorum diye sordum. MİT'in başkanına bunu sordum."
"4 SORU SORULDU, 0 YANIT"
"Tarafından kendisine verilen yetkilendirme yazısını gündeme getirdim ve bunun anlamını sordum. 4 soru soruldu, 0 yanıt. Milli İstihbarat Teşkilatı, 4 aydır bu sorulara cevap vermiyor ya. Milli İstihbarat Teşkilatının bunlara bu cevapları vermesi bir gün bile değil. Kutsal, hepimizin kıymetli teşkilatı Milli İstihbarat Teşkilatının bunlara cevabı bir gün bile değil. 0 yanıt."
"DOSYAMIZ TUTUKLULUĞUN DEVAMI KARARLARIYLA ŞİŞTİKÇE ŞİŞİYOR”
“Öte yandan, dosyamız heyetinizin, yani 25. Ağır Ceza Mahkemesinin ve sizin verdiğiniz kararlara yaptığımız itirazları değerlendiren 26. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluğun devamı kararıyla şiştikçe şişiyor. Yazık ediyorsunuz. Kaç karar tebliğ ettiniz artık sayamıyorum ama 10-15 karar oldu."
"HANGİ SOMUT DELİLLER?”
"Sonuncu kararınızı aynen okuyacağım: ‘Tutuklu sanıklar Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan üzerine atılı siyasal veya askeri casusluk suçuna ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması.’
Hangi somut deliller? Bir senedir hapiste ya bu insanlar, hangi somut deliller? Aşamalardaki beyanlar, dijital veri inceleme raporlarında yer alan tespitler, ilgili araştırma tutanakları; hangi tutanaklar? Neye karar veriyorsunuz siz? Hangi tutanaklar? Allah aşkına! Hapse giriyoruz ama 12 metrekare yerde yatıyoruz, çocuk oyuncağı değil bu."
11.41 - "ZAT-I MUHTEREM SORSUN DİYE BEKLEDİM"
Ekrem İmamoğlu, savunmasında şunları söyledi:
"NATO'nun bütün devletleri buraya geldi. Bekledim ki zat-ı muhterem sorsun onlara "Ya bu Ekrem casusmuş. Tanıyan var mı?"”
“EY CIA! EY MI6!”
"Ey CIA! Ey MI6! Veya diğer ülkeler ya da onların faaliyet gösteren şeyleri, istihbarat teşkilatları." Yani sorsun, diyordu ya "Ey Amerika! Ey Amerika, ya Ekrem İmamoğlu casus mu, anlat bakalım, dostum" diyor ya."
"ONU ALAMADIN, BARİ BUNU ÖĞRENİP GELSEYDİN"
"Yani 20 senedir F-35 alacağı var ya mesela, hani onu alamadı bari bunu öğrenip gelseydi New York'tan. Onu alamadın, bari bunu öğrenip gelseydin, işine yarasaydı."
"YAPAMAZ, ÇÜNKÜ YOK!"
"Bunu bile, bunu bile bekledim biliyor musunuz, NATO'da sorarlar diye. Veya New York'tan sorarlar diye bekledim. Bunu yapamadı. Yapamaz, çünkü yok! Ekrem İmamoğlu öyle bir insan değil."
11.30 - "BUGÜN DE AYNI GÜNDE 2 DURUŞMAYLA TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ"
Ekrem İmamoğlu, savunmasında şunları söyledi:
"Bugün de aynı günde 2 duruşmayla yine tarihe not düşmeye devam ediyoruz. Casusluk... Yani arkaya dönüp baktığımda çok yakinen tanıdığım, dostluk yaptığım ya da yoldaşlık yaptığım Necati Özkan'dan casus çıkartmak, yani bu ülkenin silahlı kuvvetlerinde görev yapmış bir insandan, kendini memleketine adamış bir insandan casus çıkarmak... Uzaktan izlediğim, okuduğum, takip ettiğim, fikirlerine hayranlıkla baktığım Merdan Yanardağ'dan casus çıkarmak ya da televizyonuna çökmek, adı her neyse."
"HÜSEYİN GÜN'Ü DİNLEMEYE BAŞLADIM BU MAHKEMEDE"
"Şimdi burada tanıdığım yani kimdir, nedir bilmediğim, hiç tanışmadığım bir defa fotoğraf çekildiğim... Görüyorum ki gerçekten artık biz zaten mahkemede buna şaşırır olduk. Bazen arkadaşlarım bir mahkemede diyor ki "Ya ben masumum diye haykırasım geliyor sonra biriniz çıkıyor, dinliyorum ondan sonra diyorum ya bu benden daha masum" deyip ona üzülmeye başladım, ben de Hüseyin Gün'ü dinlemeye başladım bu mahkemede. Yani gerçekten o insandan da casus çıkarmak ve bu devlet adına utanç verici bir durumla karşı karşıyayız.”
"HAYDİ ORADAN! BÖYLESİNE AĞIR BİR SUÇLAMA..."
"Yani ülkesine ihanet eden, yabancı güçlerle çalışan... Bize bu deniyor. Devletin güvenliğine karşı hareket eden bir insan olduğumuz bize söyleniyor. Kim tarafından? O Allah akıl versin diye dua ettiğim iddia makamında bunu yazan kimse onlar tarafından. Haydi oradan! Haydi oradan! Böylesine ağır bir suçlama karşısında iddianın ağırlığıyla orantılı bir hukuki ciddiyet yaşamak isteriz biz. Yani hukuki ciddiyeti olsun bu işin, öyle değil mi? Burada hukuki bir ciddiyet üzerinden bir süreç işletilsin, sorular sorulsun, cevaplar alınsın. Yazıklar olsun. Bu mahkemeyi, mahkemeye dönüşmesine bile imza atanlara yazıklar olsun.”
"ELİNİZDE HANGİ DELİL VAR?"
"Ya ben hangi bilgiyi temin etmişim? Yani kime aktarmışım? Hangi talimatı vermişim de böyle bir işlem yürümüş? Tek bir konusu dahi geçmedi yani, ne mahkeme heyeti bana soru sordu bugüne kadar, ne de bir arkadaşıma sordu yani buraya gelenlere de böyle sorular sorulmadı ama biz bununla yargılanıyoruz. Yani hangi eylemle devletin güvenliğine karşı hareket etmişiz biz? Hangi eylemle? Hangi ispatla? Hangi ispatla? Hangi akılla bunu yazdınız? Hangi akılla bunu mahkemeye getirdiniz? Neyi savunuyorsunuz? Elinizde hangi delil var?"
"BİR TANE DELİL YANSITILMAZ MI ŞURAYA?"
"Ya ben onlarca mahkemeye geldim. 105. 107. duruşmaya giriyorum, 107, 108 duruşma. 15 tane mahkeme, ya bir tane delil yansıtılmaz mı şuraya? Bak şu davada şu delil, şu ses kaydı, şu şunu söyledi, bu bunu yazdı, bu bunu çizdi demez mi? Diyemiyorsunuz, yazıklar olsun size. Bu kadar net. Utanç verici bir durum, utanın yerin dibine girin. Bak bu kadar söylüyorum."
"ALNINI KARIŞLARIM! HAYATIM BOYUNCA ONLAR İLE MÜCADELE EDERİM"
"O bakımdan ben devletin aleyhine iş yapacağım ben, Ekrem İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu, yani 40 haneli bir köyde doğmuş Ekrem İmamoğlu devletin aleyhine iş yapacağım, daha dünkü çocuklar benim hakkımda böyle bir şey yazacak. Alnını karışlarım! Hayatım boyunca onlar ile mücadele ederim, edeceğim de. Bunu bilsin ya! O bakımdan öyle bir ciddiyetsiz bir ortamda karşı karşıyayız."
11.00 - "İSMİ BİLE İNSANLARI GÜLDÜRECEK CASUSLUK DAVASINDA BU SALONDAYIZ"
Duruşmada ilk olarak Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, şunları söyledi:
"Burada yine bir yargı saldırısı altına olduğumuz dönemde ismi bile insanları güldürecek casusluk davasında bu salondayız. Asrın akıl tutulmuşluğu ile mücadele eden bir toplum halindeyiz.
Ekim ayında hatırlatmam gereken şeyler var. Bakan yardımcılığından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atanan bir isim var tüm itirazlara rağmen.
O isim Esenyurt'a ilk operasyonunu yaparak görevine başlamıştır. 2 yıldır Türkiye tam da bu başlangıçla devletin tüm kurumlarını vahşice kullanarak korkutarak kullanarak bir süreç tariflemiş ve tarihe asrın hukuksuzluğu olarak geçen planlamasını saraydan çizdikleri uygulayıcısı İstanbul başsavcısı olan bir süreci başlatmışlardır."
"TÜRKİYE ÇOK İLGİNÇ BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR"
"Türkiye çok şey yaşıyor. Türkiye çok ilginç bir dönemden geçiyor. Akıl tutulması desek kelime yetmiyor.
Her sabah nasıl bir Türkiye uyandığını bu millet farkında değil ve gerçekten cahillikle, yani çağın, asrın cahilliğiyle, asrın akıl tutulmuşluğuyla mücadele eden bir toplum halindeyiz.
87 milyon dışarıda nasıl bilemiyorum. Tahmin bile edemiyorum. Çok üzülüyorum milletimiz adına. Ekim ayına giriyoruz. Ekim ayına girerken tabii hatırlatmam gereken hususlar var."
"TAM İKİ YIL ÖNCE BUGÜNLERDE..."
“Çünkü tam iki yıl önce bugünlerde 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki ağır yenilgi sonrası iktidarın seçim kaybetmesi sonrası alınan karar gereği bir kişi bakan yardımcılığından yani siyasi bir görevden kanuna aykırı bir biçimde tekrar bir yargı görevine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ataması yapılıyor.
Bu kanuna aykırı bir durumdur. Asla uygun değildir denmesine rağmen ısrarla bu uygulanıyor.”
"SİYASİ BİR TALİMATI YERİNE GETİRMEK İÇİN..."
"Tehdit edilen bu görev aslında sadece HSK'da belirlenmemiş tümüyle siyasi bir talimatı yerine getirmek için talimatlandırılmış olduğu ve açıkçası yol haritası çizilmiş bir stratejiyi yerine getirmek amacıyla İstanbul'daki bu göreve getirildiği fazla vakit geçmeden ortaya çıkıyor.
Tümüyle makam, mevki, menfaat odaklı bir görevdi bu görev. Zaten içinde olanların tamamı da menfaat, makam, mevki elde ettiler. Çok net, ispatlı."
"BU YOLCULUK SENARYOSU SARAY ZİHNİYETİ TARAFINDAN YAZILMIŞTIR”
"Bu yolculuk senaryosu Saray zihniyeti tarafından yazılmıştır.
Siyasi başarısızlığını 25 yıl içinde ilk kez ikinci parti durumuna düşen hükümet partisi hükümeti yöneten AK Parti'nin halktan uzaklaşmış halkın menfaati değil bir avuç yandaşın kazancının derdine düşmüş, 87 milyon derdine derman olamayan bu hükümetin yeni çözümü yargı kollarının operasyonlarına yaslanarak bir yöntem olacak şekilde karar alınmış ve bunun uygulayıcısı olarak da o dönem bakan yardımcısı İstanbul'a başsavcı olarak atanmış görevini yerine getirmek için hazırlık yapmıştı zaten süreç başlatılmıştır."
"İLK HUKUKSUZ OPERASYONUNU 30 EKİM'DE…”
"Bu yöntem fazla değil. İki yıl önce haftalar içerisinde 30 Ekim'de ilk hukuksuz operasyonunu yani hem de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı kutladığımız bir gün sonrasında çünkü onların ne milli ne manevi hiçbir inanca, hiçbir duyguya, hiçbir yaşamın değerini hissettirecek hususa saygısı olmayan bir zihniyet. Gözü kör olmuş, gözü körleşmiş bir zihniyet.
Az önce söylediğim o makam, mevki, menfaat üçlemesiyle hareket ederek kıymetli Ahmet Özel başkanımızı Esenyurt'ta operasyon yaparak şafak operasyonu tarifini de literatürümüze kazandırarak ilk adımını atmış tutuklanmış ve işe başlamıştır."
"OPERASYONLARIN HEDEFİNDE ANA MUHALEFET PARTİSİ VAR"
"Bu operasyonların hedefinde yenildiği ana muhalefet partisi onun genel başkanı ve hiç yenemediği ve yenemeyeceğini bildiği muhtemel rakibi olduğunu da ortaya açıkça koymuştur."
“2 YILDA ŞAHSIMA 20 DAVA AÇILDI”
Ekrem İmamoğlu, savunmasının devamında hakkında açılan davalara ilişkin şunları söyledi:
"2 yılda şahsıma 20 dava açıldı. Mevcutta 13 ceza davam var. 23'e yakın hakim değişikliği yaşanan bir süreci yaşadık. Bir mahkemeden öbür mahkemeye hakimleri tanıyamaz duruma geldim."
"BİR GÜN DİPLOMAMI, BİR GÜN BELEDİYECİLİK FAALİYETLERİMİ SAVUNUYORUM"
"Birgün diplomamı, bir gün belediyecilik faaliyetlerimi savunuyorum bir gün kendi arabamı kamuda kullanmak için belediyeye tahsis ediyorum bununla yargılanıyorum."
"BUGÜN İSE CASUSLUK İDDİASIYLA SANIK KÜRSÜSÜNDEYİM"
"Hesapladım 30-35 milyon kamuya tasarruf sağlamışım. Bugün ise casusluk iddiasıyla sanık kürsüsündeyim. Bunların tamamı Allah akıl fikir versin dediğim iddia makamı tarafından kaleme alınmış."
10.35 - İMAMOĞLU ALKIŞLARLA SALONA GİRDİ
Tutuklular alkışlarla salona girdi.
Ekrem İmamoğlu babası Hasan İmamoğlu'na dönerek, "Baba hoş geldin" dedi. Hasan İmamoğlu, oğlunu ayakta karşıladı. İmamoğlu, kendisine seslenenlere "Kötüler kötü... Biz iyiyiz" dedi.
Merdan Yanardağ, meslektaşlarını "Hoş geldiniz" diyerek selamladı. Ekrem İmamoğlu, "Seni bekliyoruz başkanım" diye seslenen bir izleyiciye "Beni beklemeden harekete geçin, biz sonra katılırız aranıza" dedi.
Ekrem İmamoğlu, "Diğer salonda birbirimizi göremiyoruz, burası ne güzel. Bir fıkra anlatacaktım sesim duyulmadı" diyerek fıkra anlattı:
"Temel’le Dursun statta buluşalım demişler. Ama yanlışlıkla karşı tribünlere düşmüşler. Dursun bağırmış: Temel! Temel! Temel’den ses yok.
Dursun: ‘Bir dürbün verin de bakayım, belki oradadır.’ Dürbünü vermişler. Dursun karşı tribüne bakmış, sonra kısık sesle bağırmış: Temel! Temel!"
Tüm salon kahkahalarla güldü.
Ayrıntılar geliyor...





