İBB davası 48'inci celse...

İBB davası 48'inci celse...

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında olduğu, 68 kişinin tutuklu yargılandığı 414 sanıklı İBB davasının 48’nci günü Silivri’de görülüyor.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB davasında 48’nci duruşma günü başladı.

Sözcü18, davada yaşanan gelişmeleri dakika dakika aktarıyor...

11:05 I DURUŞMA İŞ İNSANI SÜTLAŞ'IN SAVUNMASIYLA BAŞLADI

Tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı. İBB davasında 48. duruşma günü, iş insanı Nihat Sütlaş'ın savunması başladı.

Nihat Sütlaş, İBB’yle 5 yıllık sözleşme yaptığını ve ticari dengenin İBB lehine olduğunu belirtti. Sütlaş, "Ben hiçbir örgüte para aktarmıyorum. Hesaplarım şeffaf, faturalarım doğru. Hiçbir şekilde gizli muhasebem yok" diye konuştu.

Medya A.Ş.’den ihale almanın suçmuş gibi gösterildiğini söyleyen diyen Nihat Sütlaş, "Televizyonda yatlar katlar anlatılıyor. 2019'dan sonra 16 tane tapusu olmuş yazıyorlar. Öyle değil, çoğu 2019'dan önce miras yoluyla edindiğim tapulardır" dedi.

Hakkında yapılan yayınlara tepki gösteren Sütlaş, "Gidiyorum, ‘şuradan bir ihale ver bana’ diyorum. Sonra kamyonum var, vezneye çekiyorum, parayı dolduruyorlar" ifadelerini kullandı.

2019 öncesindeki mal varlıklarının miras yoluyla geldiğini, 2019'dan sonra sadece bir ofis aldığını onun da inşaat halinde olduğunu söyleyen Sütlaş, "Benim işim ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık olsa, bugüne kadar iş yapamazdım. Selam dahi vermezlerdi" dedi.

Nihat Sütlaş, çıplak aramaya maruz bırakıldığını ve savcının kendisini çocuklarıyla tehdit ettiğini söyleyen Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in savunması sonrası uyuyamadığını söyledi.

Sütlaş, "Ben dün akşam inanın uyumadım. Dün duyduklarımdan sonra sabaha kadar sandalyede oturdum yani. Uykusuz bir şekilde geldim. Çok moralim bozuldu, çok stres oldum, yani çok üzüldüm yani. Yani insanlar bunları da hak etmediğini söyleyebilirim" dedi.

Nihat Sütlaş, Gizli Tanık İlke’nin "Şirketinin asıl sahibi Murat Ongun’dur" ifadesiyle suçlanmasına tepki gösterdi.

Murat Ongun’u 35 yıldır tanıdığını söyleyen Nihat Sütlaş, "Fakat benim işlerimle şirketlerimle bir dahili yoktur. Bir tek kuruş aramızda para trafiği yoktur. Meşe gidiyor İlke geliyor, İlke sonrası gizli tanıklıktan çekiliyor. Murat Ongun’la öyle bir ilişkimiz olmamıştır. Bir dostluğumuz, selamımız, sabahımız olmuştur. Şirketimin tek sahibi benim, tamamı benimdir. Kendisiyle de işlerimle ilgili bir şey konuşmamışımdır. Ticari faaliyetim de olmamıştır. Öyle konulara da meraklı değildir zaten" dedi.

Nihat Sütlaş, çocuğu ve eşi tutuklanan iş insanı Eyüp Subaşı’nın, etkin pişmanlık ifadesinde ismini geçirmesi hakkında konuştu. Sütlaş, şunları söyledi:

"Ben Eyüp Subaşı'nı severim. Bu Broadsign yazılımını Burhan kendisine verdi ve kendisiyle bir tanışıklığımız, bir selamımız sabahımız oldu Başkanım. Faturalı işlerimizdir hepsi çünkü bu yabancı bir yazılım. Onlara da ödeme yaparsınız, her lisans için önce ödemesini yaparız sonra aylık taksitleri vardır, ha aktivasyon bedeli falan ödersiniz. Salih Bey ile buradan tanışırız. Ben Salih Bey ile ticaret yaptım dert yaptım. Kendisi beyefendi uysal karakterli bir insandır. Kendisiyle ticaretimizde hiçbir sorunumuz olmadı. Bugün benim aleyhime ne olacak bazı şeyler söylemiş sayın başkanım. Şunu söyleyeyim size, Salih bey ne derse yine ben buna hakkımı helal ediyorum. Ama dedikleri doğru değil. Niye diyeceksiniz? Vatan Emniyet'te başkan sayın başkanım, duruşmalarda işte 3 kişi 5 kişi yukarı gidiyordu, yukarı gidiyor tutuklanıyor geliyor, yukarı gidiyor tutuklanıyor geliyor şey gibi yani. Black Mirror, bilmiyorum izlediniz mi Black Mirror dizisi gibi yani. 3-5 kişi yukarı gidiyor, 1 saat sonra geliyor tutuklandı. Bir 5 kişi gidiyor tutuklandı geliyor.

Bakın, Salih Bey'in, Eyüp Bey'in, piyasada Salih Bey gibi bilinir. Eyüp Bey'in hanımı ve çocuğu tutuklandı. Aynı nezaretteyiz, adamcağız yığıldı kaldı. Yanına gittim, Eyüp Bey dedim Eyüp Bey inanın beni tanımadı. Çok üzüldüm o halini işte geçen burada Erdinç Bey'di galiba. Aynı bu şekilde gitti adam ya. Kolay bir şey değil ki bir de hanımını da görüp yani ifadeye gelince göreceksiniz. Bildiğiniz Anadolu kadını, yurdun insanı bir hanımefendi. Yani ticaretle micaretle alakası yok. Şirketine ortak yapmış belki eşi demiştir ki 'ölüm kalım dünyası', olur bunlar ticarette yani. Ölüm kalım dünyası olur. Bir malımız mülkümüz eşimize kalsın. İşte oğlunu ortak yapmış. Hem hanımı hem oğlu tutuklandı adam gitti. İşte su getirdiler, yüzünü müzünü yıkadılar. Kendine gelemedi ya, gitti adam ya. Aklını yitirdi yani. Sonra duydum ki bu ifadelerinde dedi ki poliste zaten doğruları anlatmış. Sonra başka bir şeyler isimler, kişiler, kişiler anlatmış. O dedikleri yok. Onlar yok yani, öyle bir şeyler yok. Özel bir çocuğu olduğunu öğrendim. Geçmiş olsun. Allah yardımcısı olsun. Ben kendisini anlıyorum. Yani ne derse desin, dedikleri doğru değil ama ben hakkımı helal ediyorum. Gördüm çünkü adamı yani. Kolay değil başkanım ya."

GAZETECİLERE "ÇANTANDA PASTA, PANKART VAR MI?" SORUSU

Geçen hafta Ekrem İmamoğlu'nun doğum gününde yaşanan pasta ve pankart krizinin ardından bugün de Serap Karay'ın doğum günü olması sebebiyle Silivri'de garip bir uygulama yapıldı.

Mahkeme salonlarının bulunduğu binaya basın kartını göstererek giren bazı gazetecilere Jandarma personeli, "Çantanda pasta, pankart falan yok değil mi?" diye sordu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.