İBB davası 48'inci celse...
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında olduğu, 68 kişinin tutuklu yargılandığı 414 sanıklı İBB davasının 48’nci günü Silivri’de görülüyor.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB davasında 48’nci duruşma günü başladı.
Sözcü18, davada yaşanan gelişmeleri dakika dakika aktarıyor...
18:30 I DURUŞMA SONA ERDİ
İBB davası bugünlük de sona erdi. Yarın savunmalarla devam edecek
14:45 I AVUKAT ERGENEKON KUMPAS DAVASINI HATIRLATTI: "SİLİVRİ HUKUKU DEVAM EDİYOR"
Reklamcı Nihat Sütlaş’ın çapraz sorgusunun ardından avukatı Cihan Arık savunma yaptı. Arık, 2008-2013 yıllarında görülen Ergenekon Kumpas Davası’nda yargılandığını ve 16 ay tutuklu kaldığını hatırlatarak, hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan verilen 7,5 yıllık hapis cezasının, delil bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulduğunu söyledi. Arık, "Daha sonra bu sistemin adı Türkiye’de Silivri hukuku oldu" dedi.
"Silivri hukuku dediğimiz nedir?" diye soran Arık, ceza muhakemesi kurallarının uygulanmadığını öne sürerek, cezaevi yanında kurulan duruşma salonlarında tutuklular ile avukatların temasının sınırlandırıldığını savundu. Bu uygulamaların Ergenekon Kumpas Davası sürecinde başladığını ileri sürdü.
Arık, mevcut davada da benzer yöntemlerin kullanıldığını iddia ederek, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin ve gizli tanıkların hukuki statülerinin net olmadığını söyledi. Ergenekon Kumpas Davası’nda bazı gizli tanıkların sonradan sanık ya da soruşturma süreçlerinde görev alan kişiler olarak ortaya çıktığını belirten Arık, aynı yöntemlerle sağlıklı sonuçlara ulaşılamayacağını savundu.
İddia makamına seslenen Arık, söz konusu yöntemlerin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek, "Bu metotlar hatalıdır. Hukuken de yanlış ve aykırı metotlardır" dedi.
Arık, şu ifadeleri kullandı:
"Hani tabirle ‘Lozan'ın gizli maddeleri vardı biz mi bilmiyoruz?’ diye soruyorlar ya toplumda... Ceza muhakemesinin de gizli maddeleri var biz mi bilmiyoruz? Cezaevi yanına kurulan duruşma salonları ve bu duruşma salonlarında müdafilerle tutukluların temasının kesilmesi... Bunların mimarı tamamen 2008'de atılan adımlardır. İlk bizim davayla başladı. Benzer bir süreç var, devam ediyor. Yani aynı metotları izleyerek farklı sonuçlara varacağınızı düşünmeyin. İddia makamına sesleniyorum. Çünkü bu metotlar hatalı metotlardır. Hukuken de yanlış ve aykırı metotlardır."
Avukat Cihan Arık, savunmasında iddianamede ve tanık beyanlarında çok sayıda usul ve içerik çelişkisi bulunduğunu öne sürdü. Gizli tanık ifadelerinin düzenleniş biçiminin mevzuata aykırı olduğunu savunan Arık, bazı tutanaklarda savcı ve zabıt katibi imzalarının bulunmadığını, bazı ifadelerde ise parmak izi ya da imza yer almadığını söyledi. Selman Narman’ın dosyanın farklı bölümlerinde hem “tanık” hem de “şüpheli” olarak gösterildiğini, iddianamede “Şüpheli Selman Narman” ifadesinin 42 kez geçtiğini belirterek bunun sehven açıklanamayacağını savundu.
Ayrıca bazı ifadelerin başka kişilere ait beyanlarla karıştırıldığını ve iddianamenin bu nedenle CMK kapsamında iade edilmesi gerektiğini ileri sürdü.
Arık, bazı eylemlerde adı şüpheliler arasında geçen kişilere herhangi bir suç isnat edilmediğini, bazı şirket ve kişilerin ise dosyada yer almasına rağmen soruşturma dışında bırakıldığını belirterek iddianamenin “çalakalem” hazırlandığını iddia etti. Dosyada soruşturmayla ilgisi bulunmayan HTS kayıtları ve yazışmaların da bulunduğunu öne süren Arık, savcılığın değerlendirme bölümünde belirtilen bazı işlemlerin 3G kapsamındaki istisnai usulle yapıldığını, bu nedenle Yargıtay içtihatlarına göre ihaleye fesat suçunun oluşmayacağını savundu. Ayrıca müvekkiline yöneltilen bazı suçlamalarda fail ve iştirak koşullarının oluşmadığını ileri sürdü.
14:10 I DURUŞMA DEVAM EDİYOR
İş insanı ve reklamcı Nihat Sütlaş'ın savunması ile başlayan 48. duruşma, verilen aranın ardından devam ediyor.
13:00 I DURUŞMAYA İLK ARA VERİLDİ
Sütlaş, duruşmaya verilen ilk ara öncesi savunmasını tamamladı. Aradan sonra çapraz sorgulama ile devam edecek.
11:05 I DURUŞMA İŞ İNSANI SÜTLAŞ'IN SAVUNMASIYLA BAŞLADI
Tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı. İBB davasında 48. duruşma günü, iş insanı Nihat Sütlaş'ın savunması başladı.
Nihat Sütlaş, İBB’yle 5 yıllık sözleşme yaptığını ve ticari dengenin İBB lehine olduğunu belirtti. Sütlaş, "Ben hiçbir örgüte para aktarmıyorum. Hesaplarım şeffaf, faturalarım doğru. Hiçbir şekilde gizli muhasebem yok" diye konuştu.
Medya A.Ş.’den ihale almanın suçmuş gibi gösterildiğini söyleyen diyen Nihat Sütlaş, "Televizyonda yatlar katlar anlatılıyor. 2019'dan sonra 16 tane tapusu olmuş yazıyorlar. Öyle değil, çoğu 2019'dan önce miras yoluyla edindiğim tapulardır" dedi.
Hakkında yapılan yayınlara tepki gösteren Sütlaş, "Gidiyorum, ‘şuradan bir ihale ver bana’ diyorum. Sonra kamyonum var, vezneye çekiyorum, parayı dolduruyorlar" ifadelerini kullandı.
2019 öncesindeki mal varlıklarının miras yoluyla geldiğini, 2019'dan sonra sadece bir ofis aldığını onun da inşaat halinde olduğunu söyleyen Sütlaş, "Benim işim ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık olsa, bugüne kadar iş yapamazdım. Selam dahi vermezlerdi" dedi.
Nihat Sütlaş, çıplak aramaya maruz bırakıldığını ve savcının kendisini çocuklarıyla tehdit ettiğini söyleyen Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in savunması sonrası uyuyamadığını söyledi.
Sütlaş, "Ben dün akşam inanın uyumadım. Dün duyduklarımdan sonra sabaha kadar sandalyede oturdum yani. Uykusuz bir şekilde geldim. Çok moralim bozuldu, çok stres oldum, yani çok üzüldüm yani. Yani insanlar bunları da hak etmediğini söyleyebilirim" dedi.
Nihat Sütlaş, Gizli Tanık İlke’nin "Şirketinin asıl sahibi Murat Ongun’dur" ifadesiyle suçlanmasına tepki gösterdi.
Murat Ongun’u 35 yıldır tanıdığını söyleyen Nihat Sütlaş, "Fakat benim işlerimle şirketlerimle bir dahili yoktur. Bir tek kuruş aramızda para trafiği yoktur. Meşe gidiyor İlke geliyor, İlke sonrası gizli tanıklıktan çekiliyor. Murat Ongun’la öyle bir ilişkimiz olmamıştır. Bir dostluğumuz, selamımız, sabahımız olmuştur. Şirketimin tek sahibi benim, tamamı benimdir. Kendisiyle de işlerimle ilgili bir şey konuşmamışımdır. Ticari faaliyetim de olmamıştır. Öyle konulara da meraklı değildir zaten" dedi.
Nihat Sütlaş, çocuğu ve eşi tutuklanan iş insanı Eyüp Subaşı’nın, etkin pişmanlık ifadesinde ismini geçirmesi hakkında konuştu. Sütlaş, şunları söyledi:
"Ben Eyüp Subaşı'nı severim. Bu Broadsign yazılımını Burhan kendisine verdi ve kendisiyle bir tanışıklığımız, bir selamımız sabahımız oldu Başkanım. Faturalı işlerimizdir hepsi çünkü bu yabancı bir yazılım. Onlara da ödeme yaparsınız, her lisans için önce ödemesini yaparız sonra aylık taksitleri vardır, ha aktivasyon bedeli falan ödersiniz. Salih Bey ile buradan tanışırız. Ben Salih Bey ile ticaret yaptım dert yaptım. Kendisi beyefendi uysal karakterli bir insandır. Kendisiyle ticaretimizde hiçbir sorunumuz olmadı. Bugün benim aleyhime ne olacak bazı şeyler söylemiş sayın başkanım. Şunu söyleyeyim size, Salih bey ne derse yine ben buna hakkımı helal ediyorum. Ama dedikleri doğru değil. Niye diyeceksiniz? Vatan Emniyet'te başkan sayın başkanım, duruşmalarda işte 3 kişi 5 kişi yukarı gidiyordu, yukarı gidiyor tutuklanıyor geliyor, yukarı gidiyor tutuklanıyor geliyor şey gibi yani. Black Mirror, bilmiyorum izlediniz mi Black Mirror dizisi gibi yani. 3-5 kişi yukarı gidiyor, 1 saat sonra geliyor tutuklandı. Bir 5 kişi gidiyor tutuklandı geliyor.
Bakın, Salih Bey'in, Eyüp Bey'in, piyasada Salih Bey gibi bilinir. Eyüp Bey'in hanımı ve çocuğu tutuklandı. Aynı nezaretteyiz, adamcağız yığıldı kaldı. Yanına gittim, Eyüp Bey dedim Eyüp Bey inanın beni tanımadı. Çok üzüldüm o halini işte geçen burada Erdinç Bey'di galiba. Aynı bu şekilde gitti adam ya. Kolay bir şey değil ki bir de hanımını da görüp yani ifadeye gelince göreceksiniz. Bildiğiniz Anadolu kadını, yurdun insanı bir hanımefendi. Yani ticaretle micaretle alakası yok. Şirketine ortak yapmış belki eşi demiştir ki 'ölüm kalım dünyası', olur bunlar ticarette yani. Ölüm kalım dünyası olur. Bir malımız mülkümüz eşimize kalsın. İşte oğlunu ortak yapmış. Hem hanımı hem oğlu tutuklandı adam gitti. İşte su getirdiler, yüzünü müzünü yıkadılar. Kendine gelemedi ya, gitti adam ya. Aklını yitirdi yani. Sonra duydum ki bu ifadelerinde dedi ki poliste zaten doğruları anlatmış. Sonra başka bir şeyler isimler, kişiler, kişiler anlatmış. O dedikleri yok. Onlar yok yani, öyle bir şeyler yok. Özel bir çocuğu olduğunu öğrendim. Geçmiş olsun. Allah yardımcısı olsun. Ben kendisini anlıyorum. Yani ne derse desin, dedikleri doğru değil ama ben hakkımı helal ediyorum. Gördüm çünkü adamı yani. Kolay değil başkanım ya."
Mahkeme başkanı Nihat Sütlaş’a "Murat Ongun’la tanışıklığınız nedir?" diye sordu. Sütlaş, "Kendisini 30-40 yıldır tanırım. Kendisini fikir adamı olarak bilirim. Bir yarışmanın sonunda hayırlı olsuna gittim. Yıllar sonra o zaman görüştüm, iş ile ilgili kendisiyle münasebetim yoktur" diye yanıt verdi.
Sütlaş, "Emrah Bağdatlı'yla tanışıklığınız var mı?" sorusuna ise "Murat Ongun'un yanında tanıştım. Ticaretimiz olmadı" sözleriyle yanıtladı.
GAZETECİLERE "ÇANTANDA PASTA, PANKART VAR MI?" SORUSU
Geçen hafta Ekrem İmamoğlu'nun doğum gününde yaşanan pasta ve pankart krizinin ardından bugün de Serap Karay'ın doğum günü olması sebebiyle Silivri'de garip bir uygulama yapıldı.
Mahkeme salonlarının bulunduğu binaya basın kartını göstererek giren bazı gazetecilere Jandarma personeli, "Çantanda pasta, pankart falan yok değil mi?" diye sordu.



