İBB davasında 45'inci celse: Savunmalara devam edildi

İBB davasında 45'inci celse: Savunmalara devam edildi

İBB'ye yönelik soruşturma kapsamında, aralarında seçilmiş İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 tutuklu ve çok sayıda tutuksuz sanık, duruşmanın 11’inci haftasında hakim karşısına çıktı. Bugün görülen 45’inci duruşmada sanık savunmaları alındı. İmamoğlu'ndan dikkat çeken bir çağrı geldi. İşte bugünkü celsede yaşananlar...

CUMHURİYET Halk Partisi'nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 68'i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının 45. celsesi bugün görüldü.

İBB davasında dün Ekrem İmamoğlu'nun doğum günü kutlandı. İmamoğlu doğum gününü kutlayanlara dönerek "Fazla uzatmayalım anneme babama niye doğurdunuz diye dava açarlar" dedi.

Duruşmanın 44. gününde Erdinç Çolak, Ömür Yılmaz, Ahmet Köksal ve Hüseyin Köksal savunma yaptı. Savunması sırasında rahatsızlanan Çolak'ın savunması yarıda kalmıştı. Bugünkü celsede, savunmalara devam edildi.

17:38 | 45'İNCİ CELSE SONA ERDİ

İBB davasında 45. celse de sona erdi. Pazartesi günü, diğer tutuklu sanıkların savunmalarıyla devam edecek.

16:45 | KARAOĞLU: 'FESAT KARIŞTIRILDIĞI İDDİA EDİLEN İHALELER, TANITIM VE ORGANİZASYON İHALELERİDİR'

Son olarak İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, 'ihaleye fesat karıştırma' suçlamasına karşı savunma yapmak için kürsüye geldi.

Karaoğlu, 2002 yılından bu yana devlet memuru olarak görev yaptığını belirtti.

Bir dönem uzman çavuş olarak görev yaptığını, 13 aydır süren tutukluluğunun kendisini ve ailesini derinden üzdüğünü anlatan Karaoğlu, Fesat karıştırıldığını iddia edilen ihalelerin tanıtım ve organizasyon işleri olduğunu söyledi.

Karaoğlu, şöyle devam etti:

"Fesat karıştırıldığı iddia edilen ihaleler, tanıtım ve organizasyon ihaleleridir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin İstanbul genelinde yıllardır yapılan, gelenekselleşmiş olan milli bayramlar, özel gün kutlamaları; örnek verecek olursak 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve diğer özel gün etkinlikleri, açılışları, tanıtımlarıdır. Bu ihalelere ait teknik ve idari şartnameler geçmişten geldiği gibi aynı şekilde ya da gerekli olduğu durumlarda nevi, adedi, özelliği gibi ufak tefek eklemeler ya da çıkarmalar yapılarak devam ettirilmiştir. Geçmiş yıllarda yapılan ihalelere bakıldığında o ihalelerin de kısmi teklife açılmadığı mal ve hizmet alımlarının birlikte yapıldığı görülecektir."

16:00 | "BEYANLAR 'DUYDUM, 'TAHMİN EDİYORUM' GİBİ İFADELERE DAYANIYOR"

Yavuz Saltık’ın avukatı Doğa Şanlıoğlu, örgüt üyeliği suçlamasının hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yasal idari yapısının suç örgütü olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi.

Saltık’ın Muhtarlık İşleri Daire Başkanı olarak İstanbul’un 39 ilçesindeki muhtarlarla ve belediye yöneticileriyle yoğun iletişim kurmasının görevinin doğal sonucu olduğunu ifade eden Şanlıoğlu, HTS kayıtları ile baz istasyonu verilerinin ve etkin pişmanlık kapsamında verilen beyanların örgütsel bağın kanıtı sayılamayacağını savundu.

İddianamede yer alan beyanların 'duydum', 'tahmin ediyorum' gibi ifadelere dayandığını belirterek bunların delil niteliği taşımadığını söyledi.

15:00 | "ARINACAK, TEMİZLENECEK BİR SUÇUMUZ HİÇ OLMADI"

Davada savunma yapan diğer isim, İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı ve Ekrem İmamoğlu'nun önceki Özel Kalem Müdürü Yavuz Saltık oldu.

İBB Davasını takip eden gazetecilere, desteğe gelen izleyicilere ve savunma yapan avukatlara teşekkür ederek sözlerine başlayan Saltık, "Bir teşekkürü ve özrü de buradan sevgili eşim ve kızlarıma yapmak isterim. Beni doğuran anne, baba, yetiştiren öğretmenlerim, üzerimde emeği olan tüm büyüklerim, hepsi gönlünü ferah tutsun. Biz kimsenin başını öne eğdirecek insanlar değiliz. Arınacak, temizlenecek bir suçumuz hiç olmadı" dedi.

"SOSYAL HİZMETLERİ SİYASETİN ARACI OLMAKTAN ÇIKARDIK"

İddianamede suçlamalara gerekçe konuların, Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı yaptığı iki yıllık döneme ait olduğunu anlatan Saltık, "Sayın Başkan, yoksul hanelerde yoksulluk çok boyutlu yaşanıyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de tüm gücüyle bu yoksullukla çok boyutlu mücadele etti. Kadınların güçlenmesini, çocukların sağlıklı ve eşit koşullarda gelişimini, gençlerin eğitime katılımını önemsedik. Bunlar üzerinde kafa yorduk. Geliştirdiğimiz, hayata geçirdiğimiz her projede bu grupların ihtiyaçlarını gözeten, onları koruyan ve güçlendiren bir yaklaşım benimsedik. Sosyal hizmetleri, siyasetin aracı olmaktan çıkarmak da temel ilkelerimizden birisiydi" diye ekledi.

"GÖZALTINA ALMAK İÇİN HİÇBİR GERÇEK SEBEBE İHTİYAÇ DUYULMADI"

Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı döneminde yürüttüğü hizmet anlayışını, Şubat 2022 itibarıyla atandığı ve henüz yeni kurulmuş olan Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı görevinde de sürdürdüğünü söyleyen Saltık, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla başlayan hukuksuzluklar neticesinde, birçok mesai arkadaşım gözaltı süreçlerinden sonra tutuklandılar. İlk gözaltılarla benim gözaltına alınmam arasında yaklaşık 2 aylık bir süre var. Gözaltına alınıp tutuklanan çalışma arkadaşlarımla ilgili medyaya sızdırılan iddiaları takip ettikçe şunu anladım ki; Gözaltına almak için hiçbir gerçek sebebe ihtiyaç duyulmadı" dedi.

"2018 YILINA KIYASLA 7 MİLYON TL TASARRUF SAĞLADIK"

Saltık, 23 Mayıs 2025’te sabah saatlerinde gözaltına alındığını, emniyet ve savcılık ifadelerinde kendisine gerçeklikle ilgisi bulunmadığını söylediği birkaç soru yöneltildiğini, bu nedenle sürecin tutuklamayla sonuçlanacağını öngördüğünü belirtti.

Örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandığını ifade eden Saltık, aylar sonra hazırlanan iddianamede ise örgüt üyeliğinin yanı sıra ihaleye fesat karıştırma suçlamalarıyla da karşı karşıya kaldığını söyledi.

Saltık, iddianamede 94 ve 95 numaralı eylemler olarak yer alan mobil iletişim ihalelerinin, Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından her yıl düzenlenen ve kendisinden önce de sonrasında da aynı şekilde yapılan ihaleler olduğunu belirtti.

Göreve başladıktan sonra mobil iletişim ihalesi dosyasının önüne getirildiğini anlatan Saltık, önceki dönemde yapılan ihaleleri incelettiğini ve herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediği yönünde bilgi aldığını belirtti. Sayıştay raporlarında da önceki dönem ihalelerine ilişkin herhangi bir bulgu bulunmadığının kendisine bildirildiğini söyleyen Saltık, kendi dönemindeki şartnamelerin önceki dönem şartnameleriyle büyük ölçüde aynı olduğunu kaydetti. Saltık, yapılan değişikliklerin kamu yararına olduğunu savunarak, 2018 yılındaki ihaleye kıyasla enflasyondan bağımsız yaklaşık 7 milyon TL tasarruf sağlandığını ifade etti.

DUYGULANDIRAN ANISINI ANLATTI

Yavuz Saltık, tutukluluğunun üçüncü ayında görüşüne tanımadığı bir avukatın geldiğini anlattı.

Saltık, "Ağrı Doğubeyazıt'a yardım götürmüştük. Bot verdiğimiz kızlardan biri çöp toplama işçisinin kızıymış. Avukata, ‘git ona benim yerime sarıl’ demiş" dedi. Saltık ve sanık sıralarında oturan isimler gözyaşları döktü.

Saltık, savunmasında şu sözlere de yer verdi:

"Bizler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ülkesini, milletini, bayrağını seven, bizi biz yapan tüm değerlere saygılı, yaptığı işlerde kamu yararını gözeten vatansever bürokratlarıyız. Bu anlamda bir deli saçması bile diyemeyeceğimiz iddianamedeki suçlamaların her bir cümlesini bir kere daha reddediyorum. Ülkeye, millete hizmet edebilmek için yola çıkmış bir bürokratım.

Bütün motivasyonum millete hizmet etmek ve ülkenin çocuklarına, gençlerine daha güzel bir memleket bırakabilmek. Sayın heyet, en güzel mahkeme tarihin kendisidir. Elbette tarih kimin hangi tarafta olduğunu en gerçek haliyle yazacaktır. Hakikati yüceltenlerle hakikati incitenleri eksiksiz kaydedecek tek şey zamandır. Ben de bu zamanın adaletine inanıyorum."

12:40 | İLK ARA VERİLDİ

İBB davasına saat 12:40 itibarıyla ilk ara verildi.

12:20 | SEPETÇİ: 'ÇOCUKLARIMIZA BUNU YAPMAYIN'

Savunmasına başlayan Sinan Sepetçi, "Ben hala neye savunma yapacağımı bilemiyorum. Kendimi ifade edecek ne bir hakim, ne bir savcı bulamadım. Kendimi ifade ederken kimi zaman telefonuyla uğraşan, kimi zaman kafasını kaldırıp yüzüme bakmayanlar tutukluluk devam kararı verdi" dedi.

Sepetçi devamında şunları belirtti:

"Gözaltına alındığımda oğlum Mustafa Kemal’in birinci yaş günüydü. Ben evlatlarımdan ayrı kalmayı hak edecek hiçbir şey yapmadım, yapmadığım gibi buna ilişkin bir delil de yok. Bana çocuğumun ilk adımlarını parmaklıklar ardından izlettiler, empati kurabilir misiniz? Eşim aylardır kar, kış, yağmur demeden hem çocuklarımla ilgilendi hem ziyaretime geldi. Bugün eşim yine gelemedi, çünkü oğlum Mustafa Kemal’in ateşi çıkmış. Geçtiğimiz günlerde ayağı sakatlanmıştı. Bu kadın kendine mi baksın, çocuklara mı baksın? Ailem bakıma muhtaç hale düştü, bir sürü borcumuz var. Ben birilerinin ‘Sinan bu işleri organize ederdi’ demesiyle tutuklu yargılanıyorum."

İtirafçı ifadeleriyle tutuklu olduğuna dikkat çeken Sinan Sepetçi, "Tek bir yerden maaş alan, iki çocuğuna bir çatı katı dairede bakmaya çalışan, yıllardır kredi kartları ve kredilerle hayatını idame ettirmeye çalışan, sebepsiz hiçbir zenginleşmesi olmayan, alt soyu, üst soyu ve yakın arkadaşları üzerinde mal varlığı edinmeyen, para saklamayan, ülkenin zor, ekonomik koşullarında ayakta kalmaya çalışan benim bu kürsüde olmamı ve yaklaşık 13 aydır tutuklu olmamı ben kabullenemiyorum" dedi.

Sepetçi, devamında şunları söyledi:

"Ben tutuklandığım güne kadar oğlum Mustafa Kemal'i her gece türkü söyleyerek uyuturdum. Ben içeri girdikten sonra ise geceleri o türküleri söyleyemediğim için oğlum uyumadı. Ben kızım üç yaşına gelene kadar, yani ben içeri girene kadar, hep yanındaydım. Ama sonrasında bayramda başımızı öne eğip buruklukla yaşamak zorunda kaldık. Siz bizleri ayırdınız. Ne yaptığınızın farkında mısınız acaba? Biz burada cezaevindeki günlerle yaşamaya çalışıyoruz. Bu çocuklara bunu yapmayın lütfen. Çocuklarımıza bunu yapmayın. Kimseye de yapmayın. Sadece adil olun, adaletli olun."

Sinan Sepetçi’nin avukatı İbrahim Burak Eskici, Sepetçi’nin emniyette örgüt üyeliği, rüşvet, irtikap, ihaleye fesat, nitelikli dolandırıcılık ve edimin ifasına fesat suçlamalarıyla ifade verdiğini, ancak iddianamede yalnızca 119 numaralı eylem kapsamında BVA şirketindeki muhasebe faaliyetleri nedeniyle 'örgüte yardım' ve 'suç gelirlerini aklama' suçlamalarıyla yargılandığını belirtti.

Eskici, müvekkiline yöneltilen 'sahte faturaların miktarını belirlediği' ve 'usulsüzlüğü yasal kılıfa soktuğu' iddialarının somut delillere dayanmadığını, iddianamede hangi faturaların sahte olduğunun dahi belirtilmediğini savundu.

Mahkemenin tutukluluk kararlarında iddianamede yer almayan örgüt üyeliği, rüşvet ve ihaleye fesat suçlamalarına dayandığını öne süren Eskici, etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin beyanlarının delil olarak kabul edilmesini eleştirdi. Naylon fatura iddialarının soyut olduğunu, dosyada herhangi bir faturanın sahte olduğuna dair somut tespit bulunmadığını ifade etti.

12:00 | 'SOYADI' DİYALOĞU

İmamoğlu’nun itirazının ardından savunma sırası, etkin pişmanlık ifadelerini geri çeken iş insanı Murat Kapki'nin muhasebecisi Sinan Sepetçi’ye geldi.

Mahkeme Başkanının, "Sinan Şerbetçi" diyerek Sinan Sepetçi'yi savunma kürsüsüne davet etmesi üzerine, "Basında ‘Murat Sinan Sepetçi’ diye yazıldı, siz de ‘Sinan Şerbetçi’ dediniz ama benim adım soyadım Sinan Sepetçi" diyerek esprili bir şekilde sitemde bulundu.

Mahkeme Başkanı ise tebessüm ederek, "Öyle mi? Basını takip etmedik" ifadeleriyle karşılık verdi.

11:40 | İMAMOĞLU SÖZ ALDI: 'BU DEVLETİN HAZİNESİNİ EMANET EDECEĞİM YÖNETİCİLER VAR BURADA…'

Ekrem İmamoğlu, usule ilişkin taleplerini iletmek amacıyla söz aldı.

Tutukluluk incelemesinin aylık olarak yapılmaması yönünde çağrıda bulunan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Sayın Başkan, Sayın Heyet, bugünkü duruşmayla aslında bu haftayı tamamlayacağız. 3 aydır bu salonda birbirimizin gözlerine bakıyoruz. Soruşturma süreçlerine dair pek çok sıra dışı, hukuk dışı olayları, ‘bu da mı yaşanır’ diye düşündüğümüz birçok süreci yaşadık, üzüldük ve çok zor anlar geçiren arkadaşlarımız oldu. Bizler de o anları yaşayarak, aslında aynı psikolojiye büründüğümüzü hepimiz biliyoruz. Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Gerçekten apaçık bir zulüm ve zulmün getirdiği dramla, çok sayıda arkadaşımız yüzleşti ve yüzleşmeye devam ediyor. Dramın aynı zamanda mağduriyeti de en yüksek seviyeye taşıdığı bir gerçek. Ben sizin de heyetçe çok üst seviyede bir duyguyla bu sürece tanık olduğunuzu, hissettiğinizi düşünüyorum.

Burada 15 ayını doldurmuş ve ilk defa bugün, dün söz alan insanlar var. Tam 15 ay sonra ilk defa kendini ifade edebilen insanlar var. Ben, böyle bir yargılama sürecinin Türkiye tarihinde çok az olduğunu düşünüyorum. İçerik açısından handikaplarıyla belki de bu tarihte ilk olarak yaşandı ve yaşanıyor. Bu manada insanların, koymuş olduğunuz birtakım kurallara dair ciddi itirazları var; ben dahil.

Örneğin; 1 aylık tutukluluk inceleme kuralı koydunuz. Bu kuralı değiştirmek veya esnetmek de sizin uhdenizde. Onun için 1 ayı 1 haftaya indirebilirsiniz. Anlık bile karar verebilirsiniz diye düşünüyorum. Bakınız; dün burada sağlık sorunu yaşayan arkadaşımızla aylardır aynı hapishanede yan yana hukuk görüşü yapıyoruz ve o arkadaşımın, sayısını bile söylemekten ar edeceğim sayıda stendi olan, kalp operasyonu geçiren, hipertansiyonu olan bir insan olduğunu da biliyorum. Ve her defasında sağlığını soruyorum. Ve burada yere yığıldığını görmek hepimize çok acı hissettirdi. O manada iki dudağınızın arasındaki bazı uygulamaların yapılmaması, artık başka hiç kimseye değil, direkt sizi ve sayın heyetinizi bağlar."

"BURADA BİR İNSANIN TUTUKLU KALMASINA İÇİM ELVERMİYOR"

"Daha önceki 7-8 ayda tek bir kişinin bile, bakınız tek bir kişinin bile tahliye edilmemiş olması da tarihi bir durumdur. Kasıtlıdır ve gerçekten acıdır. Bundan kim haz alabilir, bundan kim mutlu olabilir ben bilmiyorum. Ve böyle bir insan, böyle bir yaratık tanımlayamam yani. İddianamemiz çıktı, 3 aydır da buradayız ve sizin huzurunuzda arkadaşlarım her gün çıkıyor ifade veriyor ve elinizin enteresan bir şekilde bütün bu olanlara rağmen çok sıkı olduğunu görüyoruz. Yani avukatlar pek çok isim verdi, yine veriyorlar, ‘infazları tamamlanan 12-13 tane insan var aramızda’ diyorlar. Bu insanların serbest kalmamasının; yani bir milletvekili diye mi, belediye başkanı diye mi veya başka bir şey mi diye ben anlayamıyorum.

Değerli Başkan, Allah aşkına, Allah aşkına ben açıklayamadım kendime. Iraz Bayrak, niye 1 ay daha yattı, ben açıklayamadım Sayın Başkan. Bakınız eleştiriyorum, içim yandığı için eleştiriyorum. Orhan Erdoğan niye 1 ay daha tutuklu kaldı? Benim 1 gün bile burada bir insanın tutuklu kalmasına içim elvermiyor.

Bakın buraya yığılan arkadaşımızın burada durması ya da sürüklene sürüklene günlerce haftalarca buraya taşıdığımız bir başka arkadaşımızın geçen tutukluluk incelemede bırakılması… Bu insanlar, bakın buradaki hanımefendilerin her birisine, bu devletin hazinesini emanet edeceğim yöneticiler var burada. Bu devletin hazinesini emanet ederim, bakın bu kadar net söylüyorum."

"İDDİANAME BANA BAĞLANMIŞ SAYIN BAŞKAN"

"Ben bu manada sürecin çok uzadığını ve insanların çok canı yandığını, toplumun canının yandığını, insanlardaki yargıya dayalı algının daha da kötüleştiğini düşünüyorum. Gerçekten birçok sorunun yanıtı yok. Her celse sanki bir bakiye yaratılıyor ve sonraki celseye bırakıyoruz ve bu beni çok üzüyor. Beni ‘örgüt lideri’ diye yazdı bu iddianame. Burada öğrendiğim her konuyu bana bağladı bu iddianame. Dolayısıyla beni ilgilendiriyor. Bu şekilde sürecin ilerlemesi gerçekten çok can yakıcıdır.

Bir başka talebim; müsadere deniyor, işte el koyma deniyor, TMSF vesaire… Ya insanların köyündeki arsasındaki aile mezarlığına dahi müsadere kararı var. Bakınız 80 yaşındaki bir insanın emekli maaşına el koymuş, hiç bunu duymadınız. Kaç defa söylendi, ben de söyledim, hiç ilgilenmediniz. Bunlara ne zaman bakacaksınız? 8 ay sizin döneminizde geçti.

Bu mahkemeye kimsenin eli değemez, sizin ve heyetinizin dışında kimsenin burada karar verme yetkisi olamaz. Ben 86 milyonu temsil ediyorum bana göre Sayın Başkan. Sizin nereden baktığınızın inanın önemi yok. Ama buradaki insanları siz bana bağlamışsınız zaten. İddianame bana bağlanmış Sayın Başkan.”

İMAMOĞLU: 'BENİM TEK TALEBİM VAR...'

Ardından araya giren Mahkeme Başkanı, "Öyle bir şey yok, herkes kendinden sorumlu" ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, "Nasıl yok, bana bağlamışsınız. Sorularınız bile o şekilde, yani iddia makamının soruları o şekilde. Onun için, benim tek talebim var. Sizden ahlaka, adalete ve vicdana uygun talebimizi, insanların özgürlüklerini bir takvime değil, vicdanınıza sığdırmanızı istiyoruz. Takvime sığdırmayın bizi. Buradaki insanları bir takvime sığdırmayın, vicdanınıza sığdırın. Yüce Türk yargısına ve insanların, toplumun vicdanına zarar veren günler yaşıyoruz. Burada yaşananlar artık sizin sorumluluğunuzdadır. Burada sizin bilmediğiniz başka sağlık sorunları da var. İletiliyor, yazılıyor ama hissetmeniz mümkün değil. Bunların tamamıyla sizin vicdanınıza emanet ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

11:20 | AVUKAT İNCE: 'MUVAZAALI YAN TEKLİF' İDDİASI KARŞILIKSIZ KALDI

Hüseyin Köksal’ın avukatı Burak İnce, müvekkiline 61, 62, 63, 33 ve 73. eylemler kapsamında yöneltilen ihaleye fesat suçlamalarının hukuki dayanağı bulunmadığını savundu. İnce, 61. eylemde adı geçen Urban Medya’nın 28 Temmuz 2020’de kazandığı ihalede Köksal’ın şirketle hiçbir bağının olmadığını, şirketin o tarihteki sahibinin hayatını kaybeden Hüseyin Seçkin olduğunu belirtti.

İhaleye fesat suçunun TCK 235 kapsamında özgü suç olduğunu, yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebileceğini ifade eden İnce, Köksal’ın ana ihalelere katılmadığını, şartname hazırlamadığını, ihale sürecinde yetkili olmadığını ve alt kiralama ihalelerini kazanmasının suç sayılamayacağını söyledi.

İnce, aynı eylemler üzerinden hem ihaleye fesat hem de kamu kurumları zararına dolandırıcılık suçlaması yöneltilmesinin hukuken sorunlu olduğunu belirterek, savcılığın ihaleye fesat suçundaki hile unsurunu dolandırıcılık suçlamasına da dayanak yaptığını söyledi. Alt kiralamalarda Köksal’ın şirketlerinin kazanan teklifleri verdiğini, bu nedenle “muvazaalı yan teklif” iddiasının karşılıksız kaldığını savundu.

Ecrimisil kullanımına ilişkin 117. eylemde de Urban Medya’nın 2021’de yalnızca 124 bin TL’lik bir parapet için ödeme yaptığını, Köksal’ın şirketi 2022’de devraldığını ve idarenin bilgisi dahilinde tahakkuk eden ecrimisil ödemesinin dolandırıcılık olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

İnce, ecrimisil kullanımının suç olmadığını, bunun idari işlem veya denetim konusu olabileceğini kaydetti.

MASAK, tevdi ve bilirkişi raporlarında gerçeğe aykırı tespitler bulunduğunu savunan İnce, BVA şirketindeki ortaklık tarihinin yanlış gösterildiğini, kârlılık hesabı ve ödeme ilişkilerine ilişkin hatalı değerlendirmeler yapıldığını söyledi.

Tanık ve etkin pişmanlık beyanlarının duyuma dayalı olduğunu, HTS ve baz kayıtlarının ise Köksal’ın toplantı ve organizasyon iddialarıyla ilişkisinin bulunmadığını gösterdiğini belirtti.

Köksal’ın mal varlığına el konulması, şirketlerine TMSF kayyımı atanması ve genel müsadere talebine de itiraz eden İnce, CMK 133 koşullarının oluşmadığını, isnat edilen aklama eyleminin tamamlanmış bir gayrimenkul alımına ilişkin olduğunu ve diğer şirketler yönünden bu suçlamanın dahi bulunmadığını savundu. İnce, Köksal’ın 15 aydır haksız tutuklu olduğunu belirterek tahliyesini talep etti.

11:17 | İLYAS SALMAN DA SİLİVRİ'DE

Duruşmayı takip edenler arasında sanatçı İlyas Salman da yer aldı. Salman, İBB davasını izlemek üzere ikinci kez Silivri'ye geldi.

11:00 | DURUŞMA BAŞLADI

Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB davası, 45’inci günde iş insanı Hüseyin Köksal’ın ikinci avukatı Burak İnce’nin savunmasıyla başladı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.