İBB Davası'nda 5. hafta: Tutuklu sanıklar savunma yapacak
İBB Davasında bugün duruşmaların 5. haftasına girildi. Geçen perşembe günü 18 ismin tahliye edilmesinin ardından 16. duruşma günü, tutuklu isimlerin savunmalarıyla devam edecek. İşte İBB Davası'nda anbean yaşananlar...
CUMHURİYET Halk Partisi'nin (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 88’i tutuklu 402 kişinin yargılandığı İBB Davası, 5. haftada da görülmeye devam ediyor.
Hatırlayacağınız gibi geçtiğimiz Perşembe günü 18 ismin tahliye edilmesinin ardından 16. duruşma günü, tutuklu isimlerin savunmalarıyla devam edecek.
Bugün ilk olarak, 18. sıradaki İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel savunma yapacak.
İşte İBB Davası'nda anbean yaşananlar...
12.00 | SEYFULLAH DEMİREL'İN SAVUNMASI TAMAMLANDI: İMAMOĞLU'NDAN DEMİREL'E SORULAR
Demirel savunmasını tamamladı. Mahkeme Başkanı’nın ardından Ekrem İmamoğlu soru sormak üzere söz aldı.
“Saygıdeğer Daire Başkanı Seyfullah Bey” diyerek hitap eden İmamoğlu, “Bu insanlar kolay yetişmiyor ve bu insanlardan biz de bir şey öğreniyoruz” dedi.
Demirel’in iddianamedeki çelişkilere ilişkin savunmasına değinen İmamoğlu, “İfade ettiği şekliyle, işbirliği ile hazırlanan iddianameyle Türkiye’de hapis yatıramayacağınız bürokrat yok. Herkesi atın hapse… (Seyfullah Demirel’e) Sizinle, göreve başlamadan önce bir tanışıklığımız, ideolojik iş birliğimiz, masamız oldu mu, olmadı mı?” diye sordu.
Seyfullah Demirel ise, "Bir işbirliğimiz olmadı, tanışıklığımız yok. İdeolojik olarak yakınlığımız yok" diye yanıt verdi.
İmamoğlu ardından, "İş görüşmelerinde ve kabulde herhangi bir özel şart, telkin, yönlendirme gibi şartlarla karşılaştınız mı?" diye sordu.
Esprili bir yanıt veren Demirel, "Karşılaştık. Sayın Başkanımıza Daire Başkanlığı'nı tanıttık, bize ilginç bir talimat verdi. ‘Ben Beylikdüzü Belediye Başkanıyken İBB’den tuz istedim, bana çok gördüler. Size talimatımdır; Belediye ve parti ayırmaksızın ne kadar tuz isterlerse vereceksiniz’ dedi. Biz talimatı yerine getirmedik… İstedikleri kadar değil, gerektiği kadar tuz verdik. Bugüne kadar hiç kimseden gayri meşru denebilecek hiçbir teklif almadım" ifadelerini kullandı.
11.40 | DEMİREL: 'İMAMOĞLU İLE ÇALIŞMASAYDIK HATTA FARKLI BİR CHP'Lİ BELEDİYE BAŞKANI İLE ÇALIŞSAYDIK KARŞINIZDA OLMAZDIK'
Tutuklanma gerekçesi ve iddianamedeki eylemler yönünden çelişkiler olduğunu belirten Demirel, savunmasında şunları söyledi:
"Siz genelde bizim savunmalarımız bittikten sonra, ilk gözaltına alındığımızda emniyet tarafından ve savcılıkta verdiğimiz ifadelerle şu anda verdiğimiz ifadeleri kıyaslayarak sorular sormaktasınız. Ancak bana bu soruyu soramayacaksınız. Niçin? Çünkü benim emniyette ve savcılıkta verdiğim ifadeyle, yani tutuklanma gerekçelerimle daha sonra çıkan iddianame aynı değil. Ben, ‘ihaleye fesat karıştırdığım’ iddiasıyla tutuklandım; ancak 'kış şartlarıyla mücadele' konusundan dolayı iddianame çıktı, ondan da cezaevinde devam ediyorum. Bu dosyalarla ilgili ne emniyet ne de savcılık tarafından herhangi bir ifadem alınmadığı gibi bir tutuklama kararım da yoktur. Yani ortada kalmış bir durumdayız; neyle tutuklandık, neyle yargılanıyoruz biz de şaşırmış durumdayız. İddianamede özellikle bir cümle geçmektedir: 'Sanık Seyfullah Demirel, cezaevinde olduğundan ifadesi alınamamıştır' diyor. Yani cezaevindeysem daha rahat ve sağlıklı bir şekilde ifadem alınabilirdi ki her ay SEGBİS mahkemelerine çıkmaktaydık.
Ben 1994 yılında Avcılar Belediyesi'nin açmış olduğu bir sınavla belediyecilik hayatıma başladım. 32 yıl oldu. İlk belediye başkanım, rahmetli Tahsin Salihoğlu’ydu; partisi Anavatan Partisi'ydi. 1999 yılında Mustafa Değirmenci ile yine Avcılar Belediyesi'nde çalıştım; 2004 yılına kadar partisi Demokratik Sol Parti'ydi. 2004 yılından 2014 yılına kadar Küçükçekmece'de çalıştım; belediye başkanının seçildiği parti AK Parti'ydi. 2014 yılından 2019 yılına kadar siyasi sebeplerle görevden alındım. 2019 yılından itibaren de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı olarak görev yapmaya başladım. 1994'ten Büyükşehir Belediyesi'ne kadar geçen süreç içerisinde biz sadece devletimize ve milletimize hizmet ettik; 16 milyon İstanbulluya hizmet etmeye devam ettik."
Ben, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde göreve gelirken; kayırmacılıkla, partizanlıkla veya herhangi bir siyasetin aracılığıyla, 'bizden biri' veya hemşehri/akraba bağlantılarıyla gelmedim. Bu işleri yaptığım için önerildim, istendim ve kabul edildi. Daha önceki belediyelerde yaptığım tüm ihalelerde ve işlerde ne yaptıysam aynısını İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde de yaptım. Ne ihalenin yeterlilik kriterlerinde ayrı bir metot uyguladım ne de sahada çalışırken ayrı bir teknoloji veya ayrı bir iş gücü getirdim. Daha önceki belediyelerde tutuklanmayıp bu belediyede yaptığım bu işlerden dolayı tutuklanmamı çok manidar görüyorum. Şuna yoruyorum: Biz, Büyükşehir Belediyesi'nde Sayın Ekrem İmamoğlu ile çalışmayıp başka birisiyle çalışsaydık; hatta o çalıştığımız kişi Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir belediye başkanı olsaydı, biz sizin karşınıza inanın gelmeyecektik.
Sayın Başkanım; üç dosyadan savunmam isteniyor: 133, 134 ve 137 nolu dosyalar. Ben 2019 yılında Büyükşehir'de başladım; 2022 yılının Temmuz ayında Altyapı Daire Başkanlığı görevinden ayrılıp Fen İşleri Daire Başkanlığı'nda mühendis olarak çalışmaya başladım. Yani üç yıl bu görevi yaptım. Ancak 137 nolu eylem dosyası Aralık 2022 tarihine ait bir dosyadır; yani görevde olmadığım tarihe aittir. Diğer arkadaşlarımızın emniyetteki ifadelerinde; Seyfullah Demirel'in bu dosyalarda imzasının olmadığını ve görevde olmadığını belirtmelerine rağmen dosyalarda hâlâ ismimin geçmesi, bu iddianamenin ne kadar çalakalem hazırlandığının veya ifadelerimiz alınmadan önce iddianamenin hazırlandığının bir göstergesidir. Bu sebeple 137 nolu eylem dosyasıyla ilgili, görevde olmadığım için söyleyebilecek bir şeyim yoktur. Sizin de beni o eylem dosyasından ayırmanızı rica ediyorum."
11.25 | SEYFULLAH DEMİREL'İN SAVUNMASI BAŞLADI
İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanı Seyfullah Demirel’in savunması başladı.
1994 yılından beri çok sayıda belediyede ve çeşitli siyasi partilerden seçilmiş belediye başkanlarıyla çalıştığını vurgulayan Demirel savunmasında şunları söyledi:
"Daha önce çalıştığım belediyelerde ne yaptıysam aynısını yaptım, ihalelerde aynı metodu uyguladım. Daha önce tutuklanmayıp İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışırken tutuklanmamı manidar buluyorum. Eğer Ekrem İmamoğlu ile çalışıyor olmasaydık hatta CHP’li başka bir belediye başkanı ile çalışıyor olsaydık şimdi karşınızda olmazdık."
11.00 | AYKUT ERDOĞDU İSYAN ETTİ
Tutuklu isimlerin mahkeme salonuna getirilmesinin ardından heyete seslenen Aykut Erdoğdu, "Aşağıda işkence başladı, ekmeğin arasında incecik kaşar peyniri koyuyorlardı onu da artık vermiyorlar. Aşağıda yemek yok, aşağıda etrafımız pislik içinde. Bu kadar olur mu? Ben milletvekiliyim. Benden kimseye zarar gelmez" dedi.
10.40 | DURUŞMA BAŞLADI... İMAMOĞLU SÖZ ALDI: 'YARGILAMANIN BUNDAN SONRAKİ SÜRECİ...'
Tutuklu sanıklar ve mahkeme heyetinin salona gelmesinin ardından duruşma başladı.
Ekrem İmamoğlu savunmalardan önce söz aldı. İmamoğlu tutuksuz yargılama çağrısında bulunarak, "Gerçekten çok masum insanlar; kadınlar, evlatlar, kardeşler, aileler var" dedi.
İmamoğlu sözlerine, "Öncelikle yargılamanın bundan sonraki süreci inşallah hayırlara vesile olsun. Herkesin katkılarıyla, başta sizlerin ve burada bulunan hukukçuların, hatta katılımcıların, seyircilerin herkesin katkılarıyla hayırlara vesile olsun. Çünkü hayra ihtiyacımız çok yüksek" diyerek başladı.
Perşembe günü 18 ismin tahliye edilmesi kararına değinen İmamoğlu, "Tahliyeler elbette bizleri sevindirmiştir. Tahliye öncesi verdiğiniz kararın bir başlangıç olduğu tarifi, bizlerin bakış açısından, vicdani olarak da adalet açısından da kıymetli bir değerlendirmedir. Elbette yaklaşımınızı önemsediğimizi ifade etmek isterim. Ancak bazı hatırlatmalar yapmayı da önemsiyorum bu çerçevede. Yani kesinlikle yargılamaya farklı bir bakışla yön vermeniz gerektiğinin de bir ihtiyaç olarak altını çizmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU: "GERÇEKTEN ÇOK MASUM İNSANLAR VAR..."
İmamoğlu konuşmasına şu sözlerle devam etti:
"Gerçekten onlarca mağdur kişinin her gün özgürlüklerinden alınan bir gün olması, can yakıyor. Bedeli ödenmeyecek bir zaman dilimine dönüştüğünü ifade etmek isterim. İnsanların gerçekten bir günü bile tutsak geçirmemesi inancı ve yargılamaya olan inancı, -sadece sizin yargılamanıza değil, daha önce de konuşmamda ifade ettim- buradaki yargılama sürecinin gerçekten hepimiz için çok önemli bir dayanak olan yüce Türk yargısının, yaşamsal bir dayanak olan yüce Türk yargısının itibarına da çok büyük katkı sunduğunu ve sunacağını, alınan her kararla eksi ya da pozitif yönüyle katkı sunacağını da belirtmek zorundayım.
Burada hala babalarından dolayı tutuklu olan evlatlar var, akrabası olduğu için tutuklu olan insanlar var. Gerçekten büyük ızdırap içerisinde olan kadınlar var. Hayatını bürokrasiye ve özellikle kariyerine adamış, devletine hizmet etmiş insanların çektiği acılar var. Bana göre birçok insan burada masum ve tamamı tutuksuz yargılanmalı. Bu yönüyle bunun ele alınmasının, hani ay sonunu beklemek, ara kararı beklemenin dışındaki hamlelerin de çok insani, çok vicdani, adalete büyük katkı sunacağının altını çizmek isterim.
Bunun yanı, sıra burada olmayan ama hala durumu belirsiz, bu soruşturma kapsamında tutuklu olan şoförler, emekçiler, bürokrasiden insanlar var. Ağır ameliyat geçirip, hapiste ameliyatın nekahat dönemini geçiren bürokrat arkadaşlarımız var.
Burada özellikle birtakım uygulamalara maruz kalan, tutsak olan veya dışarıda birtakım adli tedbirlerin büyük sıkıntısı altında ezilen aileler, insanlar, kadınlar, evlatlar, çocuklar olduğu yerde, yanlış uygulanan, tamamen kanuna aykırı olduğunu düşündüğüm ve hukukçuların tarifiyle etkin pişmanlık üzerinden, tabiri caizse toplumun karakterini de etkileyecek şekliyle ödüllendirilmiş gibi, sahadan naralar atacak şekilde hareket eden uygulamaların da çok ciddi kul hakkına sebep olduğunu düşünüyorum. Yani bunlar için hem hatırlatma hem iyi temennilerimi, iyi dileklerimin altını çizerek size sunmak ama bütün bu tedbirlerin alınması, gerçekten burada sizin adil yargılanmayla ilgili önünüzdeki sürece daha iyi bir zemin hazırlayacaktır. Bizlerin de ve bütün Türkiye'nin de sürece ve yargılamayla ilgili usule, esasa bakışta da çok büyük katkı sunacağını düşünüyorum.
Çünkü bir operasyonlar gündemi yaşıyoruz. Bunlara girmeyeceğim elbette, burayı ilgilendirmiyor. Ama yaşanıyor. Siyasi olan tarafı var yaşanıyor. Birtakım adli işler, tutuklananlar, gözaltına alınanlar… Bir bakıyorsunuz tamamı serbest bırakılmış, tamamı şu an sahada geziyor. Merkez Bankası'nı dolandıran insanlar sahada geziyor; 3 ayda serbest bırakılmış. Ama burada hayatını devletine adamış insanlar tutuklu, süreçte yargılama geçiriyorlar. Gerçekten çok masum insanlar var. Tekrar altını çiziyorum; kadınlar var, evlatlar var, kardeşler var, aileler var… Çok büyük yük var sırtınızda. İyi yargılama ve adil yargılama sürecinde, karşınızda yargılanan insanlar olarak attığınız her adımda yanınızda olacağımızı, ama aksi takdirde de gereken tepkiyi göstereceğimizi de ifade etmek isterim. İnşallah hayırlara vesile olan bir yargılama sürecini, bu mahkemede bütün arkadaşlarıma yaşatırsınız."
18 KİŞİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
On beşinci duruşmada mahkeme heyeti, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, İbrahim Özkan'ın şoförü Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta müdürü Nazan Başelli’nin tahliyesine karar verilmişti.





