İBB Davası'nda 62. gün: İmamoğlu ve avukatların yasağı kaldırıldı

İBB Davası'nda 62. gün: İmamoğlu ve avukatların yasağı kaldırıldı

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasında 62. celse bugün görülüyor. Geçen haftaki oturumlarda yaşanan tartışmalar ve savunma süresine ilişkin kriz sonrası gözler bir kez daha Silivri'deki duruşmaya çevrildi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanığın yargılandığı davanın 62. duruşması başladı.

Silivri'deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülecek duruşmada, önceki celselerde savunmasını tamamlayamayan sanıklar ve avukatlarının beyanlarının alınması bekleniyor.

İşte davada yaşananlar...

20.00 - DURUŞMA SONA ERDİ: 'ÇARŞAMBA SABAH EKREM BEY'E GEÇECEĞİZ'

Duruşma devam ederken Mahkeme Başkanı araya girerek duruşma gününü sonlandırdı.

Keleş’in yarın devam etmesini söylerken "Avukatlarınızla beraber yarın akşama kadar savunmanızı toparlayın. Çarşamba sabah Ekrem Bey’e geçeceğiz" dedi.

18.00 - FATİH KELEŞ’İN SAVUNMASI BAŞLADI

Yılmaz’ın ikinci avukatı Atacan Işık’ın kısa savunmasının ardından kürsüye, davada Ekrem İmamoğlu'ndan sonra en fazla eylemle suçlanan kişi olan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş geldi.

Keleş, savunmasına "Ailem başta olmak üzere bu sürecin başından beri bizi yalnız bırakmayan, maruz kaldığımız haksızlık ve kötülüğün karşısında itiraz ederek hak, hukuk ve adalet mücadelesine cesaretle omuz veren, bu uğurda ağır bedeller ödese de taviz vermeyen herkesi selamlıyor ve yürekten teşekkür ediyorum" sözleriyle başladı.

Kendisi ile beraber 3 aile üyesinin ve eski şoförünün de soruşturmada tutuklandığını belirten Keleş, "Benim, abim Zafer’in, oğlum Mustafa’nın, yeğenim Murat’ın ve emekçi Hüseyin’in ortak bir özelliğimiz var: Kimseye iftira atmadık. Bizim suçumuz akraba olmak, yol arkadaşı olmak, emeğiyle çalışmak ve iftira atmamaksa, bilinmelidir ki; biz onurumuzu özgürlüğümüze tercih ettik. Adalet er ya da geç tecelli eder. Biz başımız dik, alnımız açık şekilde o günü bekliyoruz" diye konuştu.

11 Kasım’da basınla paylaşılan iddianameyi 3 Şubat’a kadar inceleyemediğini belirten Keleş, iddianamenin 6 CD halinde kendisine gönderildiğini ancak bir CD’nin bozuk çıktığını ekleyerek şöyle devam etti:

"Yaklaşık 4 bin sayfadan oluşan iddianameyi ve binlerce sayfadan oluşan eklerini, tutuklu bulunduğum cezaevinde bugüne kadar yaklaşık 10 saat kadar inceleyebilme imkânım oldu. Yani saat başına 10 bin sayfa okumam gerekiyor. Bu durumun fiili imkânsızlığı açıktır. Bu nedenle tüm savunmamı aslında iddianameyi 'okuyabildiğim kadarıyla', hakkımdaki suçlamaların tamamını kavrayamadan yapabileceğim."

2025 yılının yaz aylarında, Aziz İhsan Aktaş’ı öldürmek için birilerini azmettirdiği şeklinde basına yansıyan haberlerle hedef alındığını ve bu konuda yaptığı suç duyurusu kapsamında herhangi bir gelişme yaşanmadığını belirten Keleş, şu ifadeleri kullandı:

"Bir yıl boyunca ismim konuşuldu, hakkımda yorumlar yapıldı, kanaatler oluşturuldu. Ancak ben konuşmadım, hürriyetimden yoksun bırakıldığım için konuşamadım. Bugün, aradan geçen bu uzun sürenin sonunda, nihayet kim olduğumu; siyasi geçmişimi, iş hayatımı, mal varlığımı, bugüne kadar İstanbul için neler yaptığımı, hangi görevlerde bulunduğumu, kısacası Fatih Keleş’in kim olduğunu anlatma imkânı buluyorum."

Keleş, daha sonra İBB Spor Kulübü kapsamında yaptığı çalışmaları anlatmaya başladı. İBB Spor Kulübü Başkanlığı’na atandığını değil seçildiğini vurgulayan Keleş, görev süresi boyunca 35-40 milyon dolar tasarruf sağladıklarını belirtirken "AK Parti döneminden kalan personelle çalışmaya devam ettim, Spor Bakanı'yla da her zaman yapıcı ve olumlu bir diyalog içinde olduk. 11 milyon dolar seviyesindeki yıllık harcamayı önce 6 milyon dolara, ardından 3-4 milyon dolar bandına kadar düşürdük. Bu sonuç, kamu kaynağının verimli' kullanımı açısından son derece önemlidir" dedi.

"SAVCILIK SAYISIZ SUÇ İSNAT EDİYOR AMA DAVANIN ÖZÜNÜ OLUŞTURAN SORUYA CEVAP VEREMİYOR: PARA NEREDE?"

Savunmasında, İBB’deki görevinden önceki iş tecrübelerini anlatan Fatih Keleş, açıklanamayan herhangi bir malvarlığı artışı olmadığını belirtti. Malvarlığının tamamının ticari faaliyetlerden, şirket ortaklıklarından, stok satışlarından ve aile içi kira gelirlerinden geldiğini söyleyen Keleş, "Ayrıca örgütten bahsedilir ancak olmayan bir örgütün parası tespit edilemiyor" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Karşımızda öyle büyük bir tablo çiziliyor ki; havada uçuşan milyar dolarlar, gizemli bir ‘sistem’, adeta ahtapotun kolları gibi ülke geneline yayıldığı iddia edilen devasa bir mali ağ. Savcılık sayısız suç isnat ediyor, sayfalar dolusu senaryo yazıyor ancak en temel, en kritik ve davanın özünü oluşturan o yalın soruya cevap veremiyor. Dahası, bu sorunun cevabını arama ihtiyacı bile hissetmiyor: Peki, iddia edilen bu para nerededir? Madem bu kadar büyük bir mali kaynak oluşturuldu, peki bu para nerede? Bu paranın fiziki varlığı, banka kaydı, somut izi nerede?"

İddianamede sıkça geçen “sistem” kelimesine de atıf yapan Keleş, şu ifadeleri kullandı:

"Savcılık, Türkiye’nin en büyük holdingleri kadar milyarlarca liralık mali hacmi olan bir örgüt olduğunu, mekânsal varlığının nerede olduğu meçhul bu sözde finansal ağın adının ise ‘sistem’ olduğunu iddia ediyor. Savcılığın ‘sistem’ kelimesini her yerde kullanması aslında ortada bahsedilen bir paranın olmadığının itirafıdır. ‘Sistem’ esasında her ne ise iddianamenin hiçbir noktasında somutlaştırılamamış, bazen mekânsal bir yer, bazen bir fon, bazen de örgüt adı gibi kullanılmıştır. Yani aslında savcılık, ispat edemediği her şey için ‘sistem’ kelimesini kullanarak soyutlama yapmıştır."

İddianamede suçlandığı 137 eylemden 120’sinin olay örgüsünde isminin geçmediğine dikkat çeken Keleş "Eğer ben gerçekten milyarların aktığı bir örgütün ‘ana kasası’ isem ve bu devasa operasyonu bir sırt çantasıyla yönetebiliyorsam, üstelik herhangi bir para izi de bırakmıyorsam, teknolojik imkânsızlıklar içinde yarattığım bu mucizeden ötürü cezaevine değil, iktisat fakültelerine ders vermeye gönderilmeliyim" diye konuştu.

17.30 - İKİNCİ ARA VERİLDİ

Yıldız’ın savunmasının ardından duruşmaya ikinci ara verildi.

Aranın ardından Yılmaz’ın avukat savunmaları devam edecek.

14.00 - AVUKAT ALİ KEMAL YILDIZ SAVUNMA YAPTI

İlk olarak söz alan duruşma savcısı, Tuncay Yılmaz'a "CHP İl binasının alınma sürecinde Fatih Keleş neden işin içindeydi?" diye sordu.

Yılmaz, "Partinin belediye meclis üyesi olduğu için" diye yanıtladı.

Daha sonra ise Yılmaz’ın avukatı Ali Kemal Yıldız’ın savunması başladı.

Yıldız, Yılmaz’ın yalnızca bir şirket çalışanı olduğunu vurgularken iddianamede yer alan örgüt isnadına ilişkin somut bir eylem bulunmadığını belirterek "Müvekkilim şirket çalışanıdır. Var olduğu iddia edilen örgütle ilgili kendisine yöneltilmiş bir eylem isnadı yoktur" ifadelerini kullandı.

Yıldız, Yılmaz’a suçlama konusu olarak yöneltilen ev satın alma sürecinin borçla gerçekleştiğini belirterek suçlamaların mantıkla bağdaşmadığını savunurken "Oturmak için aldığı evi borçla satın almış. Nasıl bir örgüt üyesi bu? İddianın akla mantığa uygun olması gerekiyor" dedi.

Soruşturmanın temelinin gizli tanık beyanlarına dayandırıldığını belirten Yıldız, "İddia makamından beklentimiz objektif katkı sunmasıdır. Müvekkilim hakkında hiçbir delil yok; kendisi gizli tanık ifadeleriyle tutuklandı. Gizli tanık beyanıyla bir soruşturmanın yürütülmesi mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

"Müvekkilime etkin pişmanlıktan yararlanıp ifade verenleri anlattım. Kendisine etkin pişmanlık hakkı olduğunu söyledim. Müvekkilim bana ‘Olmayan şeyleri mi anlatayım?’ dedi" diye konuşan Yıldız, tutukluluk sürecinin ekonomik sonuçlarına da dikkat çekerek Yılmaz’ın banka hesaplarına el konulduğunu ve ailesinin geçim sıkıntısı yaşadığını ifade etti.

13:20 / İMAMOĞLU VE AVUKATLARIN YASAĞI KALDIRILDI

Perşembe günü yapılan son duruşmada Ekrem İmamoğlu ile beraber avukatı Tora Pekin ve diğer avukatlar Mehmet Can Seyhan ile Deniz Yavuzyılmaz da duruşma salonundan çıkarılmıştı.

Söz konusu avukatların sabah ilk olarak duruşma salonuna alınmadığı ancak Mahkeme Başkanı'nın kararıyla duruşmaya katılma yasaklarının kaldırıldığı öğrenildi.

İmamoğlu da diploma davasında söz konusu yasakla ilgili konuşurken duruşma salonunda bulunan avukatı Tora Pekin, Mahkeme Başkanı'nın kararıyla yasağın kaldırıldığını söyledi.

13.15 / DURUŞMA ARADAN SONRA TEKRAR BAŞLADI

Yaklaşık yarım saat süren aranın ardından duruşma, duruşma savcısının Yılmaz’a sorularıyla devam ediyor.

12.00 / TUNCAY YILMAZ SAVUNMA YAPIYOR

Bir önceki duruşma gününde tansiyonunun yükselmesi sebebiyle hastaneye kaldırılan Yılmaz, savunmasında İmamoğlu İnşaat'taki görevinin şirket yöneticiliğiyle sınırlı olduğunu belirtti.

İmamoğlu ile ilişkisinin belediye faaliyetleriyle değil, uzun yıllara dayanan ticari geçmişe dayandığını belirten Yılmaz, "Ben sadece ve sadece İmamoğlu İnşaat'ın genel müdürüyüm. Belediyeyle hiçbir zaman irtibatım veya iddianamede iddia edildiği gibi bir iltisakım bulunmamaktadır. Ekrem Bey'le tek ilişkim işçi işveren ilişkisidir" ifadelerini kullandı.

Hakkındaki 'örgüt üyeliği' suçlamasını kabul etmediğini söyleyen Yılmaz, iddianamede belediyelerle bağlantısının ortaya konulamadığını, bu nedenle doğrudan İmamoğlu'na bağlı bir yapı içerisinde gösterildiğini öne sürdü.

Belediye bünyesinde resmi ya da gayriresmi hiçbir görev üstlenmediğini savunan Yılmaz, iddianamede yer alan telefon görüşmeleri ve baz kayıtlarının ise inşaat sektöründeki ticari ilişkilerinden kaynaklandığını ifade etti.

Le Meridien Otel'deki görüşmesinin şirket işleriyle ilgili kısa bir randevu olduğunu, hukuk bürosundaki buluşmanın ise hesaplarına bloke konulmasının ardından hukuki bilgi almak amacıyla gerçekleştirildiğini söyledi.

“SADECE PARA GÖTÜRDÜM”

Savunmasında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin iddialara da değinen Yılmaz, binanın alım sürecinde yer almadığını, yalnızca Fatih Keleş'in talebi üzerine içinde para bulunan bir çantayı belirtilen adrese götürdüğünü belirtti.

Paranın kaynağına ilişkin herhangi bir bilgi sahibi olmadığını ifade eden Yılmaz, "Benim o iş yerinde bulunmamın tek sebebi para transferidir" dedi. Yılmaz ayrıca CHP kurultayına katılmadığını ve parti faaliyetlerinde hiçbir rol üstlenmediğini savunarak, bu hususların örgüt üyeliği iddiasıyla bağdaşmadığını öne sürdü.

"KAYNAĞI OLMAYAN PARA BENİM ELİMDE DE DEĞİL"

Yılmaz, iddianamede yer verilen villa satışları, Bodrum'daki taşınmaz işlemleri ve çeşitli ticari faaliyetlere ilişkin suçlamaların tamamının gerçek ticari işlemler olduğunu savundu. Kendisi ile birlikte Necati Özkan ile ilgili iddialarda da bulunan inşaat şirketi sahibi Adem Kameroğlu'nun iddialarını reddeden Yılmaz, "Bu villa tamamen gerçek bir ticari ilişkiyle satın alınmış olup kesinlikle belediyeyle olan herhangi bir işi karşılığında alınmış bir villa değildir" dedi.

Kendisine yöneltilen suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlamalarını da reddeden Yılmaz, "Kaynağı olmayan bir para benim elimde de değildir" dedi.

Savunmasının sonunda yaklaşık 16 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Yılmaz, "Sırf Ekrem İmamoğlu'na ait şirketlerin genel müdürü olmam sebebiyle yaklaşık 16 aydır haksız yere tutuklu durumdayım" ifadelerini kullandı.

Savunmasının ardından Mahkeme Başkanı, Tuncay Yılmaz'a Ekrem İmamoğlu ile ne kadar süredir birlikte çalıştıklarını sorarken Yılmaz, savunmasında da belirttiği gibi 2016'dan bu yana birlikte çalıştıklarını yineledi.

Duruşma savcısının sorgusuna geçilmeden önce Mahkeme Başkanı duruşmaya ara verdi. Mahkeme Başkanı, kısa bir ihtiyaç molası olarak 15 dakika ara verdiklerini söyledi.

11.40 / DAVA BAŞLADI

Dava, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın savunmasıyla başladı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.