İBB davasında 63'üncü celse: İmamoğlu salona getirilmedi

İBB davasında 63'üncü celse: İmamoğlu salona getirilmedi

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 63. günü başladı. Perşembe günü duruşmadan çıkartılan İmamoğlu, bugün salona getirilmedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 414 sanıklı davanın duruşmasına, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediliyor.

Ekrem İmamoğlu'ndan sonra en fazla eylemle suçlanan kişi olan ve savunması dün yarıda kalan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş bugün savunmasına devam ediyor.

İşte duruşmada anbean yaşananlar...

21:40 | DURUŞMA SONA ERDİ

Keleş'in avukatı Nergiz İnce, savunmasının son kısmını tamamlayamadan kalan kısmına yarın devam etmek istedi.

Yarın ilk olarak İnce'nin daha sonra ise Keleş'in diğer avukatı Baran Kaya'nın savunması tamamlanacak. Öğle arasından sonra ise Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına başlaması bekleniyor.

21:00 | BAŞKAN'IN 9 TEMMUZ KARARI SÜRÜYOR

Fatih Keleş'in avukatı Nergiz İnce, savunmasına kanun önünde eşitlik ilkesine vurgu yaparak başladı. İsrail'in Batı Şeria'da yalnızca Filistinli mahkumlara uygulanacağını belirttiği idam cezasını örnek gösteren İnce, "Bu örneği hukuk önünde eşitlik ilkesinin ihlalini uzaktan görmenin kolay, yakındaki ihlalleri tespit etmenin ise daha fazla titizlik ve cesaret gerektirdiğini anlatmak için veriyorum" derken devamında "Geçtiğimiz bir yıl içerisinde en çok hissettiğim şey eşitsiz ve yurtsuz hissetmek oldu. Ertan Yıldız'ın şoförü Bayram Yıldırım'ın beyanıyla 6 şoför tutuklanıp aylarca hapiste kaldı. Tek bir kişinin beyanı, 6 kişinin beyanından üstün mü?" dedi.

İnce, davanın başından bu yana bazı sanıkların kendilerine etkin pişmanlık teklifinde bulunan ve para talep eden avukatlardan söz ettiğini de hatırlatarak, "Mesleki faaliyetleri sebebiyle bir yıldan uzun süredir tutuklu bulunan meslektaşımız Avukat Mehmet Pehlivan ile bu avukatlar kanun önünde gerçekten eşit mi?" diye sordu.

Soruşturma sürecinde delil güvenliğinin zedelendiğini savunan İnce, "Basına sızdırılan ifadelerden yeni ifadeler alınarak dosyadaki delil güvenliği bozuldu. Bir de bunun tersi var. Sahte ve yalan haberler medyada köpürtülüyor, ardından bu haberler üzerinden ifadeler alınıyor" dedi.

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanı Süleyman Atik'in beyanlarına da değinen İnce, Atik'in dosyada birbirinden farklı çok sayıda ifadesi bulunduğunu belirterek "Süleyman Atik'in sorgusunu gerçekten nasıl yapacağınızı bilmiyorum. On ayrı ifadesi var. Hangisini dayanak alacağız, ifadeler arasındaki çelişkileri hangisine göre soracağız?" ifadelerini kullandı.

İnce, soruşturma makamlarının ceza muhakemesi kurallarını ikinci plana ittiğini öne sürerek, "Karı-koca, kardeş ve yakın akrabalar eş zamanlı gözaltına alınıp tutuklanıyor. Bu yolla sanıkların iradesi fesada uğratılarak itirafçılığa zorlanıyor" iddiasında bulundu.

Fatih Keleş'in avukatı Nergiz İnce yorulduğunu, yarın devam etmek istediğini söyledi. Heyet yarın sabah Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına geçmekte kararlı. Duruşmayı 9 Temmuz'da bitirme tavrı sürüyor.

Keleş'in avukatlarının ısrarı üzerine duruşmanın bugün 1-1,5 saat daha devam etmesi, yarın ise en geç öğlene kadar savunmanın tamamlanarak Ekrem İmamoğlu'na geçilmesi konusunda uzlaşıldı.

17:50 | AVUKAT SAVUNMALARIYLA DEVAM EDİYOR

İBB Davası, Fatih Keleş’in avukat savunmalarıyla devam ediyor.

17:00 | İKİNCİ ARA VERİLDİ

Daha sonra Aykut Erdoğdu, Necati Özkan, Ceyhun Avşar ve Yener Torunler’in Keleş’e sorduğu kısa soruların ardından duruşmaya ikinci ara verildi.

16:00 | ÇAPRAZ SORGU BAŞLADI

Keleş’in savunmasının ardından duruşmada mahkeme başkanı ve duruşma savcısının sorularına geçildi.

Çapraz sorgusunda mahkeme başkanı Keleş’e etkin pişmanlık kapsamında ifade veren isimlerin beyanları ile iddianamedeki çeşitli suçlamaları sordu. Hakimin, birçok tanık ve şüphelinin kendisini Ekrem İmamoğlu'nun "kasası" olarak nitelendirdiğini hatırlatması üzerine Keleş, bu iddiaların CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin görüntülerden sonra ortaya atıldığını savundu. Uğur Güngör'ün ilk ifadelerinde adının geçmediğini belirten Keleş, "Para kuleleri görüntülerinden sonra gidip ifade verdi ve ismimi söyledi. Dört yıl boyunca hakkımda ne para aldığıma ne de senet verdiğime ilişkin tek bir iddia yoktu" dedi.

Hakimin, Çuhadaroğlu, Muzaffer Beyazıt ve Adem Soytekin arasındaki ticari ilişkilerde neden arabuluculuk yaptığı yönündeki sorusunu da yanıtlayan Keleş, tarafların birbirlerine güven konusunda tereddüt yaşadıklarını, kendisinin ise yalnızca yazılı sözleşme ve protokol yapılmasını tavsiye ettiğini söyledi. İşe alım taleplerine ilişkin sorular üzerine de siyasette çok sayıda özgeçmiş yönlendirdiklerini belirten Keleş, Ömer Savaş'ın da bu kapsamda yönlendirdiği isimlerden biri olduğunu ifade etti.

Savcının soruları ise ağırlıklı olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sırasında taşınan paralar, Murat Gülibrahimoğlu ile ticari ilişkileri ve Cebeci'deki faaliyetler üzerinde yoğunlaştı. CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alım sürecine ilişkin soruları yanıtlayan Keleş, "Bir Tuğla da Sen Koy" kampanyası kapsamında toplanan bağış paralarını dönemin ilçe başkanı Turan Taşkın Özer'den teslim aldığını, il başkan yardımcısının yönlendirdiği adrese götürdüğünü anlattı. Görüntülerde telefonla görüştüğü "başkan"ın Ekrem İmamoğlu değil, Turan Taşkın Özer olduğunu savunan Keleş, "Benim taşıdığım para bağış parasıydı" dedi.

Savcı ayrıca Dörtel Mermer ile Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketleri arasındaki para transferleri, 125 milyon TL'lik ödeme, taşeronluk sözleşmeleri ve MASAK tespitlerini de sordu. Keleş, söz konusu ticaretin gerçek bir taşeronluk faaliyeti olduğunu, kum üretimi ve hafriyat işleri yaptıklarını, para hareketlerinin de bu ticari ilişkinin sonucu olduğunu söyledi. 125 milyon TL'lik ödemenin planlanan ortaklık için gönderilmiş bir ön ödeme olduğunu ancak ortaklığın gerçekleşmediğini belirten Keleş, "Avukatlarım bu belgeleri zaten sunacaklar" diyerek sözleşmelerin, faturaların, vergi kayıtlarının ve muhasebe belgelerinin mahkemeye ibraz edileceğini ifade etti.

14:30 | KELEŞ SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR

Yaklaşık 2 saatlik aranın ardından tutuklular salona getirilirken Fatih Keleş savunmasına kaldığı yerden devam etti.

"Ceza yargılaması, 'birisi öyle söyledi' diye değil, 'deliller bunu gösteriyor' diye hüküm kurar. Bu dosyada ise deliller susmakta, yalnızca etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişilerin anlatımları konuşuyor" diyen Keleş, iddianamenin yalnızca etkin pişmanlık beyanlarına dayandığını öne sürdü.

Kendisine Boğaziçi İmar Müdürlüğü üzerinden yöneltilen 13 eylemin hiçbirinde mağdurların kendisini tanımadığını, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlananlar dışında hiçbir şüphelinin kendisiyle görüştüğünü söylemediğini ve kendisine para ulaştığına ilişkin maddi bir bulgu bulunmadığını belirten Keleş, "Bu dosyada suç delili yoktur, bu dosyada sadece ‘isim zikretme birliği’ vardır. Herhalde ben, kendi ‘yönettiği’ iddia edilen yapının içinde hiç kimse tarafından tanınmayan dünyadaki ilk örgüt yöneticisiyim" dedi.

DEPREMDEN 1 SENE ÖNCE DEPREMLE İLGİLİ RÜŞVET PAZARLIĞI İDDİASI

İddianamede yer alan 55 numaralı eyleme de değinen Keleş, söz konusu eylemde, 2023’te gerçekleşen Kahramanmaraş Depremleri ile ilgili diyalogların 2022’de gerçekleştiği öne sürülen bir rüşvet pazarlığıyla eşleştirildiğini belirtirken "Bu, ifadenin ‘hatırlanarak’ değil, alelacele ‘kurgulanarak’ verildiğinin, takvim yapraklarına bile bakılmadığının resmidir. Gerçek bükerek suç imal etmek yetmemiş olacak ki zaman bükerek suç imal etmeye yeltenilmiş" ifadelerini kullandı.

Kendisine suç olarak yöneltilen eylemlerde etkin pişmanlık beyanlarının birbiriyle örtüşmediğini ve güvenilir olmadığını ileri süren Keleş, İBB İştirakler Sorumlusu Ertan Yıldız’ın başlattığını söylediği beyan zincirinin çöktüğünü savunarak "Birbirinin kopyası olan, imla hatalarına kadar benzeşen bu ifadeler maddi gerçeği aydınlatmak için değil, belirli isimleri, Sayın İmamoğlu’nu ve şahsımı dosyanın içine çekmek için sipariş edilmiş birer metindir" dedi.

Sözde etkin pişmanlık ifadelerinin dayanaksız olduğunun en açık örneklerinden birinin iddianamedeki 18 numaralı eylem olduğunu söyleyen Keleş, bu eylem nedeniyle 2016 yılından beri İBB’de, 2020’den itibaren ise kendi makam şoförü olarak görev yapan Hüseyin Yurtdaş’ın tutuklandığını belirtti. Yurtdaş ile diğer şoförlerin tutuklanmasının tek dayanağının Ertan Yıldız’ın şoförü Bayram Yıldırım’ın etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları olduğunu söyleyen Keleş, "Savcılığın, şoförüm Hüseyin Yurtdaş hakkında ileri sürdüğü ‘kurye’ ve ‘taşıyıcı’ iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum. Hüseyin Yurtdaş, emeğiyle çalışan ve ailesinin geçimini sağlayan bir emekçidir. Ben de bugüne kadar kendisinden hukuka aykırı herhangi bir iş yapmasını hiçbir zaman istemedim" diye konuştu.

"AİLEYLE SINANMAYI EN İYİ BEN BİLİRİM"

Kendisi hakkında şikayetçi olan Eyüp Subaşı'nın dosyaya sunduğu mesaj kayıtlarına da değinen Keleş, bu yazışmaların iddiaları değil, kendi savunmasını doğruladığını öne sürdü. Mesaj içeriklerinde rüşvet alan ya da veren herhangi bir kişi bulunmadığını savunan Keleş, "İfadelerde kullanılan üslup ve tarafların konuşma tarzı da bunun teyididir" dedi.

Subaşı'nı son olarak 19 Mart'taki gözaltı sürecinde Vatan Emniyet Müdürlüğü'nde gördüğünü anlatan Keleş, eşi ve oğlunun da gözaltına alınması nedeniyle büyük bir üzüntü içinde olduğunu söyledi. Subaşı'nın bakıma muhtaç engelli bir çocuğu bulunduğunu ve dışarıda onunla ilgilenecek kimsenin kalmadığını sürekli dile getirdiğini aktaran Keleş, "Yaşadığı çaresizlik sebebiyle etkin pişmanlık başvurusunda bulunduğunu ve gerçeğe aykırı sözler söylemek zorunda kaldığını düşünüyorum. Aileyle sınanmanın ne olduğunu en iyi ben bilirim" ifadelerini kullandı.

Savunmasının sonunda tutukluluk sürecinin ailesi üzerindeki etkilerine değinen Keleş, "15 ayı aşkın süredir özgürlüğümden mahrumum. Ailem bu süreçte parçalanmış durumda. Oğlum, yeğenim ve yıllarca emeğiyle çalışan şoförüm bu dosyanın gölgesinde aylarca tutuklu kaldılar. Abim ise hâlâ burada tutuklu. İddialar ağır ancak iddiaların ağırlığı, delilin varlığı anlamına gelmez. Ceza hukuku, kanaatle değil kanıtla hüküm verir. Varsayımla değil ispatla karar verir" dedi.

Ortada somut bir para, izah edilemeyen bir malvarlığı, banka hareketi, hiyerarşi, talimat zinciri, örgüt ve maddi delil yok diyen Keleş, savunmasını şöyle tamamladı:

"Hakkımda 'para kasası, parkelerin altında milyon dolarlar bulundu' gibi asılsız ve uydurma haberler servis edilirken, hakkımda her türlü haysiyet ve itibar cellatlığı yapılırken oğlum cinayet zanlılarıyla aynı koğuştaydı. Evladımı o koğuşta yalnız bırakmanın tarifini, ne hissettiğimi size anlatabilmem mümkün değil. Bu haberleri servis edenlere şunu söylemek isterim: Emin olun, o koğuşlardaki cinayet zanlıları bile bu yalan haberleri yapanlardan daha vicdanlı, daha insancıldır. Sizden beklentim, ortaya konulan delillere bakarak adil ve tarafsız bir yargılama yapmanız. Şahsıma ve aileme yönelik bu haysiyet cellatlığına son verilmesiyle tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum."

12:45 | İLK ARA VERİLDİ

Fatih Keleş’in savunması sürerken duruşmaya ilk ara verildi.

Tutuklular salondan çıkarılırken Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, izleyicilere "Kayhan Ayhan’ı yalnız bırakmayın, ona destek olun" diye seslendi.

11:30 | KELEŞ SAVUNMASINA DEVAM EDİYOR

Savunmasına kaldığı yerden "16 aydır savunma yapmayı bekliyorum. Son iki gündür bu talihsizlik mi bana denk geldi?" diye başlayan Fatih Keleş, iddianame kapsamında suçlandığı 137 eyleme yönelik savunmasına başladı.

İki numaralı eylemde, Metin Gül tarafından Kübist Projesi'nin iskânını alabilmek amacıyla kendisine 2 milyon 500 bin TL rüşvet verildiğinin iddia edildiğini belirten Keleş, dosyada Gül'ün beyanları dışında bu iddiayı destekleyen somut bir delil olmadığını savundu. Delil olarak gösterilen telefon konuşmasının 2014 yılının Mart ayında olduğunu, dosyaya sunulan bazı teknik çalışmaların ise 2016 yılına ait olduğunu belirten Keleş, "Buna karşın iddia edilen suç tarihinin 2014 yılı sonu olduğu ileri sürülmektedir. İddia edilen olay tarihi ile delil olarak sunulan teknik kayıtlar arasında yaklaşık iki yıllık bir zaman farkı var" diye konuştu.

CEBECİ MADEN SAHASI SUÇLAMALARINA YÖNELİK KONUŞTU

Daha sonra iddianamede 110 milyar TL’lik kamu zararı oluşturulduğu öne sürülen Cebeci Maden Sahası’yla ilgili suçlamalara yönelik konuşan Keleş, yaklaşık 40 yıldır aktif bir maden sahası olan Cebeci’nin bir devlet projesi olduğunu belirtirken, kendisi hakkındaki döküm sahalarının kullandırılmadığı ve bölgedeki ihaleleri organize etmekle pek çok kişiye talimat vermek gibi iddiaların gerçek olmadığını savundu.

Keleş, "Burası için devlet tarafından yüzlerce düzenleme yapıldı. Cebeci’nin bir Maden Bölgesi olduğunu ve yetkinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı MAPEG’de olduğunu, diğer bir denetçinin ise İstanbul Valiliği olduğunu görmezden gelmiştir. Daha kötüsü kanunen hiçbir yetkisi olmayan İBB’yi buranın yetkilisi gibi nitelemiştir" dedi.

Cebeci ile ilgili hemen hemen her yetkinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nde (MAPEG) olduğunu belirten Keleş, şu ifadeleri kullandı:

"Cebeci Maden Bölgesi’nde MAPEG, İstanbul Valiliği, Sultangazi Kaymakamlığı, Sultangazi Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İBB iştiraki İSFALT ve ruhsat sahibi şirketlerin, MAPEG’in Resmî Gazete’de sunduğu projeyi ve talimatları yapmak ve yaptırmakla mükellef olduğu, tüm denetimlerin ise Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), İstanbul Valiliği ve Sultangazi Belediyesi tarafından düzenli olarak yapıldığı ve bugüne kadar hiçbir olumsuz tespitin bulunmadığı, iddianamede belirtilen 31 milyar TL’lik kaçak dökümler nedeniyle 80 milyar TL’lik maden rezervinin kaybına ilişkin yahut Orman Kanunu’na muhalefete ilişkin hiçbir tutanağın olmadığı, dökümlerin tamamının izinli ve kontrollü olduğu açık ve nettir."

Bölgede sorumlu olan firari Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketine 2025’in Mayıs ayında TMSF’nin kayyım olarak atanmasının ardından bölgedeki tüm işlemlerin aynı şekilde devam ettiğini belirten Keleş, "TMSF tarafından burada döküme aynı şekilde devam edilmiştir. TMSF, MAPEG, İstanbul Valiliği burada yapılan dökümün yasal olduğunu kabul ederken, Savcılık, buranın mevzuatını, yetkili izin mercilerini göz ardı ederek hukuka aykırı gibi lanse etmiş" diye konuştu.

11:20 | İMAMOĞLU CEZAEVİNDE

Tutuklular yine alkışlarla salona getirilirken Ekrem İmamoğlu'nun salona gelmediği görüldü. İmamoğlu'nun cezaevinde olduğu öğrenildi.

İmamoğlu'nun avukatları duruşma yasağına yönelik kararın tutanaklara geçmediğini belirtirken Mahkeme Başkanı, "Kendisi hakkında savunma sırası gelene kadar salona getirmeyeceğimizi söylemiştik zaten" ifadelerini kullandı.

"ADİL YARGILANMA HAKKININ AÇIK İHLALİDİR"

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İmamoğlu'nun duruşma salona getirilmemesine sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

Günaydın, şunları yazdı:

"Dün bir günde iki duruşmaya katılan Ekrem Başkan bugün duruşmaya getirilmiyor. CMK 203 uygulaması verildiği günü kapsar. Kendisinin, şu anda savunma yapan Fatih Keleş’i dinleyememesi ve soru yöneltememesi, adil yargılanma hakkının açık ihlalidir. Yargılama keyfiyete değil kurallara bağlı olarak yürütülmek zorundadır. Siyasetin mahkeme salonlarından dizayn edilemeyeceğini er geç öğreneceksiniz."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.