İBB Davasında 72. duruşma günü... Şahan: 'Bana emanet edilene sahip çıktım'

İBB Davasında 72. duruşma günü... Şahan: 'Bana emanet edilene sahip çıktım'

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine 72. gününde devam ediliyor. Bu hafta, tutuklu isimler ve onların avukatları tahliyeye ilişkin beyanda bulunacak. Bugün, Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık’ın söz alması bekleniyor.

İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin yeni duruşma salonunda, 72. gününde devam ediyor.

Bu hafta, 53 tutuklu isim ve avukatlarının tahliyeye ilişkin beyanda bulunacak. Bugün, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın söz alması planlanıyor.

Öte yandan, Perşembe günü Ekrem İmamoğlu’nun da söz almasıyla tahliyeye ilişkin beyanların tamamlanmasının ardından duruşma savcısının ara mütalaa vermesi ve mahkeme başkanının bir ara karar kurması bekleniyor. Bu haftanın sonunda, dosyada yeni tahliye veya tahliyeler olması öngörülüyor.

18:15 | DURUŞMA GÜNÜ SONA ERDİ

İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu ise davaya yapılan "siyasi dava" yorumlarını hatırlatarak Geçek’in suçlandığı eylemlerdeki bilirkişi raporunun Cumhurbaşkanlığı’na bağlı USOM’dan alınmasına tepki gösterdi.

Koçoğlu’nun beyanlarının ardından davada 72.duruşma günü sona erdi.

Dava yarın, ilk olarak İmamoğlu’nun kampanya danışmanı Necati Özkan ve ardından diğer tutukluların tahliye talepleriyle devam edecek.

16:30 | CEYHUN AVŞAR: “BUNU ARTIK VİCDANEN TAŞIYAMIYORUM”

Sonrasında kürsüye, İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar geldi. “Olmayan bir SGK borcu, olmayan bir noter evrakı ve olmayan bir ihbar üzerinden yargılanıyorum" diyen Avşar, davada suçlandığı ihalenin daha sonra yenilendiğini ve 651 milyon lira daha uygun bedelle sonuçlandığını belirterek kamu zararı oluştuğu iddiasını reddetti.

Dosyada suç unsuru bulunmadığı yönünde Danıştay, Sayıştay, İstanbul Valiliği, bölge idare mahkemeleri ve savcılık kararları bulunduğunu belirten Avşar, hakkındaki iddiaların temelini oluşturan bilirkişi raporunun hazırlanmasına da tepki göstererek bilirkişi İbrahim Süren’in mahkemede dinlenmesini isteyerek "Bir insanın 16 ay cezaevinde kalmasına sebebiyet veren raporu yazan, burada raporunu savunsun" dedi.

Tahliye talebinin sonunda ailesi ve yakınları hakkında konuşan Avşar, sözlerini şöyle noktaladı:

"Cezaevine geldiğimde büyük oğlum 6. sınıfa gidiyordu, bugün 8. sınıfa başlayacak. LGS sınavına girecek. 4. sınıfa giden oğlum 6. sınıfa başlayacak. Ne ben onların ortaokul başlangıcına ne okul mezuniyetlerine tanıklık edebildim. Ne için? Bu iddialar için. Bakın bu iddialar, bu haksız iddialar benim cezaevinde haklı yere, haksız yere değil, ben haklı yere yattım. Ve bunu motivasyon olarak ayakta tuttum ama artık yeter Sayın Başkanım. Ben haklıyken, haksız yere cezaevinde kalmak istemiyorum. Eşimin, ailemin, çocuklarımın artık bu duruma maruz kalmasını istemiyorum.

Hasta babamın yanında olmak istiyorum. En yakın arkadaşlarımın en zor günlerinde ben yanında olamıyorum. Bunu hak etmeyecek hiçbir eylemin içerisinde ben bulunmadım. Bu kadar eminim kendimden. Ben bunu vicdanen taşıyamıyorum artık. Ben haklıyken artık cezaevinde kalmak istemiyorum. Tahliyemi talep ediyorum."

“CEZAEVİNDE 66 YAŞINA GİRDİ”

Avşar’ın ardından davanın önemli isimlerinden, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in ağabeyi Zafer Keleş’in avukatı Yağmur Kavak tahliye talebinde bulundu.

Keleş’in etkin pişmanlıkçı eski İBB İştirakler Sorumlusu Ertan Yıldız’ın tek bir beyanıyla tutuklu olduğuna dikkat çeken Kavak, "Güvenilir ve samimi bir tanık beyanından bahsedemiyoruz. Bırakın duyuma dayalı beyanı, artık sadece insanların dedikoduları savcılık makamına anlattığı ve insanların da tutuklandığı bir düzeni açık bir şekilde son iki haftadır görüyoruz" dedi.

Keleş’in cezaevinde dün 66 yaşına girdiğini ve çok sayıda sağlık sorunu yaşadığını belirten Kavak, "Müvekkil tüm hayatını Türkiye’de geçirdi. Müvekkilin kökü burada, hiçbir yere gitmeye niyeti yok. Tahliye olmak, sağlığına kavuşmak ve ailesinin yanında durmak istiyor. Tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.

“HÜSEYİN GÜN İLE BERABER AĞLANACAK HALİMİZE GÜLDÜK”

Günün son tahliye talebi, İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek’ten geldi.

"İddianamede çok şey var ama olmayan tek şey var: Benim bir satırlık ifadem. Türkiye'nin ilk süper mobil uygulamasını yaptık diye gururlanırken 3,5 milyon kişinin verisini kullanmakla suçlanıyoruz" diyen Geçek, İBB’nin 20 milyon insanın verisine sahipken 3,5 milyon kişinin verisine ihtiyacı olmadığını söyledi.

Veri sızıntısı iddiasıyla suçlandığı İBB Hanem uygulamasının adını cezaevindeyken duyduğunu belirten Geçek, "Adını bile bilmediğim bir işin sorumluluğunu kabul etmiyorum" dedi.

Geçek, casusluk davası kapsamında tutuklu bulunan ve İBB iddianamesinde örgüt yöneticisi olarak geçen Hüseyin Gün’ün altında "örgüt üyesi" olarak yer aldığını hatırlatarak "Cezaevindeki görüş kabininde yan tarafta Hüseyin Gün'e selam verdim. Gün 'Kimsiniz?' diye sordu, ben de 'Yöneticim oluyorsunuz. Ben Melih Geçek' dedim. Beraber ağlanacak halimize güldük" ifadelerini kullandı.

16.00 | MEHMET MURAT ÇALIK’IN AVUKATI KONUŞTU

Daha sonra sıra, tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’a geldi. Ancak Çalık’ın yerine avukatı Fatih Selami Mahmutoğlu tahliye talebinde bulundu.

Müvekkilinin tutukluluğunun devamına ilişkin mahkeme kararlarında Çalık’la ilgisi bulunmayan gerekçelerin kullanıldığını savunan Mahmutoğlu, 8 Temmuz tarihli kararda bilirkişi raporu, MASAK ve HTS kayıtlarının gerekçe gösterildiğini ancak bunların Çalık yönünden aleyhe bir tespit içermediğini söyledi. HTS ve baz kayıtları bakımından da “Müvekkille bu konuya ilişkin dosyada uzaktan yakından aleyhe bir tespit yoktur” diyen Mahmutoğlu, MASAK raporunda da Çalık hakkında herhangi bir olumsuz tespit bulunmadığını ifade etti.

Mahkemenin henüz dinlenmeyen kişilerin beyanlarını bekleyerek tutukluluğu sürdürmesini eleştiren Mahmutoğlu, bunun 400’ün üzerinde sanığın bulunduğu davada keyfi sonuçlara yol açabileceğini belirterek "Asıl devlet hazırlığını yapar, bütün delilleri ortaya koyar, tutuklama konusunu da takdir edebilir" dedi. Çalık’ın tutukluluk durumunun iddianamenin kabulünden sonra yalnızca örgüt üyeliği suçlaması kapsamında devam ettiğini savunan Mahmutoğlu, bu suçun da katalog suçlar arasında bulunmadığına da dikkat çekti.

İkinci duruşmada savunma yapan ve Çalık’la ilişkili eylemlerde yer alan bazı tutuksuz isimlerin Çalık’ın kendilerinden menfaat talep etmediğini ve baskı yapmadığını açıkça söylediğini aktaran Mahmutoğlu, "Toplam 11 kişiden 8'inin müvekkile doğrudan bir suçlaması bulunmamaktadır. 3 kişiden biri biraz soru işaretlerine neden olabilecek ifadeler vermektedir, 2 kişinin ise suçlamaları da bulunmaktadır. Ancak bu beyanlarda, müvekkilin kendilerinden bir talebinin olmadığı, baskı ve zorlama yapmadığı, sadece tavsiye olduğunu, duyumlara göre açıklama yaptıklarını ifade ettikleri ve sorulan pek çok konuyla doğrudan bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı.

"CEZAEVİ KOŞULLARI YENİDEN HASTALIK RİSKİ YARATABİLİR"

Konuşmasının sonunda Çalık’ın sağlık durumuna da değinen avukatı, Çalık’ın geçmişte lösemi ve lenfoma tedavisi gördüğünü, cezaevinde yaşadığı kilo kaybının ardından hastaneye sevk edildiğini anlatan Mahmutoğlu, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporunda “hastada lösemi şüphhesi açısından nüks riski mevcuttur” tespitinin yer aldığını hatırlattı.

Çalık’ın şu anda kanser hastası olmadığını ve tedavi görmediğini özellikle vurgulayan Mahmutoğlu, buna rağmen cezaevi koşullarının yeniden hastalık riski yaratabileceğine dikkat çekerek, "Böyle bir kişi konutu terk etmeme adli kontrolü içerisinde olsa, kamu sağlığı bakımından nasıl bir sıkıntı doğabilir?" diye sorarak Çalık’ın tahliyesini talep etti.

15.00 | RESUL EMRAH ŞAHAN KÜRSÜDE: "BEN, BANA EMANET EDİLENE SAHİP ÇIKTIM"

Duruşmada tahliye talebinde bulunan diğer isim, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan oldu. 17 ay önce "kent uzlaşısı" dosyası kapsamında tutuklandığını, İBB davası kapsamında da 10 aydan uzun süredir tutuklu bulunduğunu belirten Şahan, "Tutuklanalı tam 17 ay oldu. Dile kolay tam 17 ay. 17 aydır makamımızda da kayyum oturuyor. Bugün bir kez daha tutukluluk incelemesinde karşınızdayım" ifadelerini kullandı.

İddianamede yer alan hakkındaki iddialara karşı ilk celsede detaylı savunma yaptığını ifade eden Şahan, “Ben bu dosyaya 3 soruyla bakacağım; Ben ne yaptım? Yetkim neydi? Şahsen ne elde ettim 17 aydır hücremde kendime aynı soruları soruyorum ve cevabını arıyorum. Ne kendim için para, menfaat istedim, ne görev yetkinim dışına çıktım… Ben, bana emanet edilene sahip çıktım. Ben işimi yaptım” dedi.

EYLEMLERE TEK TEK DEĞİNDİ

Şahan, hakkındaki suçlamalara konu edilen işlemlerde kişisel bir menfaatinin bulunmadığını söyledi. Taşyapı, Profilo AVM, Torun Center, Rotana ve Medicana’ya ilişkin iddiaları ayrı ayrı değerlendiren Şahan, belediye tarafından yürütülen işlemlerin kamu yararı doğrultusunda ve mevzuata uygun şekilde gerçekleştirildiğini dile getirdi.. Taşyapı’dan kamuya ait park yapılmasının istendiğini, Profilo AVM sürecinde ise bugün yaklaşık 700 milyon TL değerinde olduğunu belirttiği alanın Şişli Belediyesi’ne kazandırıldığını söyledi.

Torun Center’a ilişkin suçlamada, yapının statiğini etkileyen tadilat nedeniyle yaklaşık 1 milyar TL ceza kesildiğini belirten Şahan, işlemlerin müfettiş ve bilirkişiler tarafından da incelendiğini ifade etti. Medicana’dan alınan bağışla ise Devlet Malzeme Ofisi’nden 67 çöp kamyonu alındığını söyleyen Şahan, söz konusu bağışın resmi ve açık şekilde gerçekleştirildiğini savundu. Rotana dosyasında ise şirket sahibi veya yetkilileriyle herhangi bir görüşmesinin bulunmadığını söyledi.

“Bir belediye başkanının işi, kendisine emanet edilene sahip çıkmaktır” diyen Şahan, “Şişli de bana oyunu verirken, devlet bana o yetkiyi verirken kurulan şey buydu Sayın Başkanım. Ve bilin ki tam da böyle ayakta durulur. Sırf kanunla değil; insanların birbirlerine, kurumlarına, devletine duyduğu güvenle… Benim asıl kaygım, gerçekten bu dosya değil. Benim asıl kaygım, etkin pişmanlık kavramının bu toplumda yaratacağı tahribat. Bir düzen var; insanlara ‘Kendini kurtarmak istiyorsan birinin adını ver’ diyor. Ya böyle bir düzen dava çözebilir mi?” diye sordu.

"BIRAKIN ÜLKENİN GELECEĞİ İÇİN ÇALIŞALIM"

Şahan savunmasını şu sözlerle tamamladı:

"Sayın Başkanım, herkesin zayıf anları vardır. İnsan korkar. İnsanların yarası vardır, olur. Ama devlet, kurumlar, hukuk; insanın zayıf anını kullanmak için değil, korumak için vardır ya. Bir düzen, insana kendi kurtuluşunun bir başkasının adını vermekten geçtiğini öğretirse, az önce anlattığım bu toprakların ana mayası olan o güven duygusuna büyük zarar verirsiniz. Bağlar çözülür. Şüphe büyür, şüphe zehirdir. Sayın Başkanım, bunun adı hukuk değil. Bunun adı yalnızlık, koca bir yalnızlık. Çocuklarımız yarın nasıl bir ülkede yaşayacak? Doğruyu söylemenin insanı koruduğu bir ülkede mi, yoksa kendini kurtarmak için başkasına zarar vermek zorunda kaldığı bir ülkede mi? Devlet insana ‘Doğruyu söylersen korunursun’ duygusu vermelidir. ‘Bir başkasını suçlarsan kurtulursun’ duygusu değil. Ve bu kapıdan çıkacak zarar yalnız bize değil, herkese.

Bu salonun dışında, şu anda ülkede güven duygusuna her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Her gün açıklamalar duyuyoruz, her gün okumuyor musunuz? Kardeşlik, birlik, iç cephe, güven, birbirimize güven... Biz burada kim ne duymuş, kim ne hissetmiş dinlerken, duvarların dışında ülke, 40 yıldır birbirine hiç güvenmeyen, birbirine güveni zedelenen insanları aynı masaya oturtmaya çalışıyor. Bir yandan güveni yeniden kurma çabası varken, öbür yandan güveni tüketen bir yöntem izliyorsunuz. Olmaz. Olmaz.

Bugün sizlere bu toplumu ayakta tutan şeyin güven olduğunu anlatmaya çalıştım. İşte bugün burada çıkacak karar da tam bununla ilgili. Bu ülkede insan, işini doğru yaptığı için korunacak mı, korunmayacak mı? 17 aydır bunu vicdanımda tartıyorum sayın başkan. 17 aydır. Ve gururla, gönül rahatlığıyla söylüyorum: Ben işimi yaptım. Ailem, dostlarım, çalışma arkadaşlarım, mesai arkadaşlarım gönül rahatlığıyla söylesinler: Resul Emrah Şahan sadece işini yaptı. Ve izninizle son bir söz. 17 aydır uzağında olduğum Şişli'nin sokaklarında, gençler bir cümleyi dolandırıyor, duvarlara yazıyor, afişlerini asıyor: ‘Bırakın Resul Emrah işini yapsın’ diye. Bunu ben yazmadım. Yüzde 70'e yakın oyla kazandığım, oyunu aldığım Şişli yazdı. Aynı cümleyi bugün bu kürsüden tekrar etmek istiyorum. Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım."

14.10 | ALİ SUKAS’IN AVUKATINDAN TAHLİYE TALEBİ

Aradan sonra, Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın avukatı Kaptan Yılmaz tahliye talebinde bulundu. Yılmaz, iddianamede Ağaç A.Ş. üzerinden kurulan suçlamaların şirketin resmi kayıtlarıyla örtüşmediğini savundu. İddianameye konu edilen 12 şirketten 10’unun 2019 öncesinden beri Ağaç A.Ş. ile çalıştığını belirten Yılmaz, şirketlerin 2019 öncesi ve sonrasındaki iş hacimleri arasında da kayda değer bir fark bulunmadığını öne sürdü. Yılmaz, bu nedenle firmaların 2019’dan sonra sisteme dahil edilerek kayırıldığı yönündeki iddianın dosyaya sundukları kayıtlarla çürütüldüğünü söyledi.

Savunmasında Ertan Yıldız’ın duruşmadaki beyanlarına dikkat çeken Yılmaz, Yıldız’ın soruşturma aşamasında 2020’de kendisi, Fatih Keleş ve Ali Sukas arasında yapılan toplantıda bazı firmaların belirlendiğini ileri sürdüğünü, ancak duruşmada bu sürecin işletilmediğini söylediğini aktardı. Yıldız’ın, “O bahsettiğiniz süreç yürümüyor. Çünkü zaten desteklenmiyor. Ali Sukas da niyetli değil, yapmıyor.” şeklindeki ifadesini hatırlatan Yılmaz, iddianamede sistematik bir organizasyonun delili olarak gösterilen “firma listesi” konusunda da Yıldız’ın duruşmada herhangi bir listenin hazırlanmadığını, yalnızca bazı firma isimlerinin konuşulduğunu söylediğine işaret etti.

Yılmaz, Sukas’a isnat edilen eylemleri de ayrı ayrı değerlendirerek para teslimine ilişkin anlatımlar ile MASAK ve banka kayıtları arasında tarih ve miktar bakımından çelişkiler bulunduğunu savundu. Tamer Gümüş’e ilişkin eylemde 30 bin avronun Ocak-Şubat 2024’te teslim edildiğinin ileri sürüldüğünü, buna karşılık MASAK raporunda ilişkilendirilen 26 bin avroluk para çekme işleminin 14 Mayıs 2024 tarihli olduğunu belirtti. DY Group’a ilişkin suçlamada ise ödenmeyen hak edişler karşılığında rüşvet verildiği ve ihale fiyatının yükseltildiği iddialarının resmi cari hesap ve ihale kayıtlarıyla çeliştiğini öne sürdü. Yılmaz, ihaleye ilişkin rakamları aktarırken, “D.E. grubunun bırakın ihalede rakamı yükseltmesini, 4,5 milyonluk rakam düşürerek ihaleyi almış” dedi.

Diğer eylemlerde de “birikmiş hak ediş” iddialarının şirket kayıtlarıyla uyuşmadığını, bazı para çekme işlemlerinin ise iddia edilen teslim tarihinden aylar önce veya sonra gerçekleştiğini savunan Yılmaz, MASAK verilerinin suçlamaları doğrulamadığını ileri sürdü. Savunmasının sonunda Ali Üner ve Evren Şiroğlu’na ilişkin eylemlerde Sukas’a isnat edilebilecek somut bir fiil veya rüşvet delili bulunmadığını belirten Yılmaz, 12 eylem bakımından kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut delil olmadığını söyledi. Sukas’ın 15 aydır tutuklu olduğunu belirten Yılmaz, tahliyesini, aksi halde adli kontrolle serbest bırakılmasını talep etti.

13:00 | İLK ARA VERİLDİ

Or’un avukatının kısa beyanlarının ardından duruşmaya ilk ara verildi.

Aranın ardından Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın tahliye talebinde bulunması bekleniyor.

12:30 | TALEPLER DEVAM EDİYOR

Daha sonra talep sırası gelen ve etkin pişmanlık ifadeleri vermesine rağmen tahliye olmayan Ağaç AŞ çalışanı Ümit Polat salonda yer almadığı için avukatı Sevgi Dağdemir söz aldı.

Dağdemir’in kısa konuşmasının ardından iş insanı Hüsnü Yüksel Tunar, tahliye talebi için kürsüye geldi.

Tunar, tahliye talebinde hakkındaki suçlamaların yalnızca Kadir Gümüş ve Ali İhsan Mengir’in beyanlarına dayandığını belirterek, özellikle Gümüş’ün ifadelerindeki çelişkilere dikkat çekti. Gümüş’ün birden fazla kez ifade verdiğini ve iki kez etkin pişmanlıktan yararlandığını söyleyen Tunar, “Birincisinde söylediği ile ikincisinde söylediği tamamen farklı. Ne rüşvetin miktarı, iddia edilen rüşvetin miktarı tutuyor ne sefer sayısı. Birinde diyor ki iki kez verdim, birisinde diyor üç kez verdim” dedi.

Rüşvet iddiasının zaman bakımından da belirsiz olduğunu söyleyen Tunar, Gümüş’ün olayların yalnızca “2024 yılı içinde” gerçekleştiğini söylediğini, MASAK kayıtlarındaki para çekimlerinin ise mayıs ayına işaret ettiğini belirtti. Söz konusu tarihlerde Gümüş ile herhangi bir baz kaydının bulunmadığını aktaran Tunar, iddiayı tamamen reddetti.

Tunar’ın avukatı Elif Hilal Çopur ise Tunar’ın daha önce, aynı dönemde Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasına da bakan ve daha sonra HSK kararıyla Kahramanmaraş’a atanan hakim Ali Doğan tarafından tahliye edildiğini hatırlattı. Doğan, Tunar hakkındaki beyanların doğruluğunun henüz araştırıldığını ve bu beyanların tek başına tutuklama için yeterli olamayacağını belirterek tahliye kararı vermişti. Savcılığın itirazının reddedilmesinin ardından Tunar dört gün sonra yeniden tutuklandı.

Beyanları sırasında gözyaşı döktüğü görülen Çopur, “Müvekkilin kızı geçen hafta görüş sırasında bayıldı ve ambulans geldi. Babası dördüncü evre kanser hastası. Yani yanında olamıyoruz, telefonlarına çıkacak bir yüzüm yok. Anlatsam tesiri yok, sussam gönül razı değil. Tutukluluk çok ağır bir tedbir, hatta cezanın kendisi zaten. Mazlum olmak zalim olmaktan iyidir ama artık adil olmanızı istiyorum” diye konuştu.

“SAVCILIK İFADEM İDDİANAMEYE YANLIŞ YANSIMIŞ”

Daha sonra kürsüye, Ağaç AŞ çalışanı Murat Or geldi. Savcılıkta verdiği ifadesinin iddianameye yanlış yansıtıldığını hatırlatan Or, “Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas'ın herhangi birine para verdiğini kendi gözümle görmedim. Etkin pişmanlıktan yararlanmıyorum. Herhangi bir suça tanık olmadım” ifadelerini kullandı.

11.45 | SUÇUM BAKİ AYDÖNER’İN KARDEŞİ OLMAKSA BUNU DEĞİŞTİREMEM”

Daha sonra tahliye talebinde bulunmak için kürsüye CHP PM üyesi Baki Aydöner’in kardeşi Bulut Aydöner geldi. Aile şirketi üzerinden yaptığı bir ticari işleme yönelik iddialarla suçlanan Aydöner, şu ifadeleri kullandı: “Benim anlattıklarımın ve sunduğum resmî belgelerin hangi kısmı inandırıcı bulunmuyor? İnandırıcı kelimesi aslında tam buraya oturmuyor çünkü sunduğum belgeler sorgulanabilir değil. Tapu kayıtlarını, ödeme sürecini ve ticari işlemin bütün aşamalarını gösteren Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî belgelerini sundum. Buna rağmen benim delilli ve belgeli beyanlarıma değil, Serbülend Danış’ın uydurma beyanlarına itibar edilerek tutuklandım halen de tutukluyum.”

Beyanlarıyla tutuklandığı Serbülend Danış’ın önce İBB dosyası kapsamında firari duruma düştüğünü, daha sonra CHP’li abisi Baki Aydöner’in tutuklanmasıyla ifade vermek için savcılığa gittiğini aktaran Aydöner, "İddia ettiği bir zararı varsa bile Serbülend kamu kuruluşu mu? Neden tutuklanıyorum? Neden gidip hukuk davası açmıyor? Çünkü derdi arsalar değil, şüpheli olduğu dosyadan kurtulmak için Ekrem İmamoğlu diyor, ‘sistem’ diyor, Baki Aydöner diyor ve beni tutuklatıyor. Aklım, mantığım almıyor artık" diye konuştu.

Aydöner, savunmasının sonunda şu ifadeleri kullandı:

"15 metrekarelik odada 9 kişi kalıyorum Tuvalet için 1 saat, duş almak için ise saatlerce sıra bekliyorum. Bir yandan da sağlığımla ilgili mücadele veriyorum. Ameliyatımı daha iyi koşullarda olabilmek, sonrasında hayati risk yaşamamak için aylardır bekliyorum. İnsan onuruna yakışır şekilde tedavi olmak benim hakkım değil mi? Allah kimseye bu kötü koşulları yaşatmasın diyeceğim ama bana suç isnatında bulunan şahıs ben bunları yaşarken teknesinde tatil yapıyormuş. Tutuklu olma sebebim Baki Aydöner’in kardeşi olmamsa bunu değiştiremem. 14 aydır sabrediyorum, hala adaletin gerçekleşeceğine inanmak istiyorum.”

"AYKUT ERDOĞDU VERİLEBİLECEK CEZAYI PEŞİNEN ÇEKMİŞ OLDU"

Günün ilk beyanda bulunan ismi ise tutuklu CHP’li eski milletvekili Aykut Erdoğdu’nun avukatı ve aynı zamanda eşi Tuba Torun oldu.

Torun, Erdoğdu hakkında TCK 282 kapsamında doğrudan ve somut delil bulunmadığını savunarak suçlamanın Ertan Yıldız’ın etkin pişmanlık beyanı, Serkan Aydın’ın ifadesi, baz kayıtları ve bir dekonta dayandırıldığını söyledi. Bu delillerin birbiriyle örtüşmediğini belirten Torun, Yıldız ile Aydın’ın ifadelerinde iddia edilen paranın 'bağış' olarak nitelendirildiğini, miktarlara ilişkin anlatımların da farklılık gösterdiğini kaydetti.

Dosyadaki HTS ve baz kayıtlarında Erdoğdu’nun Fatih Keleş, Ekrem İmamoğlu veya İSTAÇ yetkilileriyle suçlamaya konu bir görüşmesinin bulunmadığını belirten Torun, Vega Hereko projesine ilişkin işlemlerin hukuka uygun biçimde yürütüldüğünü savundu. Torun, İSTAÇ Yönetim Kurulu’nun sözleşmeyi rüşvet olduğu iddia edilen paranın verildiği ileri sürülen tarihten bir gün önce onayladığını, işlemin daha sonra Belediye Encümeni tarafından da oy birliğiyle kabul edildiğini söyledi. Ertan Yıldız’ın beyanlarının çelişkili olduğunu öne süren Torun, Serkan Aydın’ın sağlık durumu ve ifadesindeki “hatırlamıyorum” şeklindeki anlatımlar nedeniyle beyanının güvenilirliğinin de tartışmalı olduğunu savundu.

Erdoğdu’nun 15 aydır tutuklu olduğunu vurgulayan Torun, "Müvekkil ne yazık ki verilebilecek cezayı peşinen çekmiş oldu" dedi. Torun, delillerin toplandığını, kaçma veya delil karartma şüphesinin bulunmadığını belirterek Erdoğdu’nun tahliyesini istedi.

14.10 | ALİ SUKAS’IN AVUKATINDAN TAHLİYE TALEBİ

Aradan sonra, Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın avukatı Kaptan Yılmaz tahliye talebinde bulundu. Yılmaz, iddianamede Ağaç A.Ş. üzerinden kurulan suçlamaların şirketin resmi kayıtlarıyla örtüşmediğini savundu. İddianameye konu edilen 12 şirketten 10’unun 2019 öncesinden beri Ağaç A.Ş. ile çalıştığını belirten Yılmaz, şirketlerin 2019 öncesi ve sonrasındaki iş hacimleri arasında da kayda değer bir fark bulunmadığını öne sürdü. Yılmaz, bu nedenle firmaların 2019’dan sonra sisteme dahil edilerek kayırıldığı yönündeki iddianın dosyaya sundukları kayıtlarla çürütüldüğünü söyledi.

Savunmasında Ertan Yıldız’ın duruşmadaki beyanlarına dikkat çeken Yılmaz, Yıldız’ın soruşturma aşamasında 2020’de kendisi, Fatih Keleş ve Ali Sukas arasında yapılan toplantıda bazı firmaların belirlendiğini ileri sürdüğünü, ancak duruşmada bu sürecin işletilmediğini söylediğini aktardı. Yıldız’ın, “O bahsettiğiniz süreç yürümüyor. Çünkü zaten desteklenmiyor. Ali Sukas da niyetli değil, yapmıyor.” şeklindeki ifadesini hatırlatan Yılmaz, iddianamede sistematik bir organizasyonun delili olarak gösterilen “firma listesi” konusunda da Yıldız’ın duruşmada herhangi bir listenin hazırlanmadığını, yalnızca bazı firma isimlerinin konuşulduğunu söylediğine işaret etti.

Yılmaz, Sukas’a isnat edilen eylemleri de ayrı ayrı değerlendirerek para teslimine ilişkin anlatımlar ile MASAK ve banka kayıtları arasında tarih ve miktar bakımından çelişkiler bulunduğunu savundu. Tamer Gümüş’e ilişkin eylemde 30 bin avronun Ocak-Şubat 2024’te teslim edildiğinin ileri sürüldüğünü, buna karşılık MASAK raporunda ilişkilendirilen 26 bin avroluk para çekme işleminin 14 Mayıs 2024 tarihli olduğunu belirtti. DY Group’a ilişkin suçlamada ise ödenmeyen hak edişler karşılığında rüşvet verildiği ve ihale fiyatının yükseltildiği iddialarının resmi cari hesap ve ihale kayıtlarıyla çeliştiğini öne sürdü. Yılmaz, ihaleye ilişkin rakamları aktarırken, "DY grubunun bırakın ihalede rakamı yükseltmesini, 4,5 milyonluk rakam düşürerek ihaleyi almış" dedi.

Diğer eylemlerde de “birikmiş hak ediş” iddialarının şirket kayıtlarıyla uyuşmadığını, bazı para çekme işlemlerinin ise iddia edilen teslim tarihinden aylar önce veya sonra gerçekleştiğini savunan Yılmaz, MASAK verilerinin suçlamaları doğrulamadığını ileri sürdü. Savunmasının sonunda Ali Üner ve Evren Şiroğlu’na ilişkin eylemlerde Sukas’a isnat edilebilecek somut bir fiil veya rüşvet delili bulunmadığını belirten Yılmaz, 12 eylem bakımından kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut delil olmadığını söyledi. Sukas’ın 15 aydır tutuklu olduğunu belirten Yılmaz, tahliyesini, aksi halde adli kontrolle serbest bırakılmasını talep etti.

15.00 | RESUL EMRAH ŞAHAN KÜRSÜDE: "BEN, BANA EMANET EDİLENE SAHİP ÇIKTIM"

Duruşmada tahliye talebinde bulunan diğer isim, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan oldu. 17 ay önce "kent uzlaşısı" dosyası kapsamında tutuklandığını, İBB davası kapsamında da 10 aydan uzun süredir tutuklu bulunduğunu belirten Şahan, "Tutuklanalı tam 17 ay oldu. Dile kolay tam 17 ay. 17 aydır makamımızda da kayyum oturuyor. Bugün bir kez daha tutukluluk incelemesinde karşınızdayım" ifadelerini kullandı.

İddianamede yer alan hakkındaki iddialara karşı ilk celsede detaylı savunma yaptığını ifade eden Şahan, "Ben bu dosyaya 3 soruyla bakacağım; Ben ne yaptım? Yetkim neydi? Şahsen ne elde ettim 17 aydır hücremde kendime aynı soruları soruyorum ve cevabını arıyorum. Ne kendim için para, menfaat istedim, ne görev yetkinim dışına çıktım... Ben, bana emanet edilene sahip çıktım. Ben işimi yaptım" dedi.

13:00 | İLK ARA VERİLDİ

Or’un avukatının kısa beyanlarının ardından duruşmaya ilk ara verildi.

Aranın ardından Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın tahliye talebinde bulunması bekleniyor.

12:30 | TALEPLER DEVAM EDİYOR

Daha sonra talep sırası gelen ve etkin pişmanlık ifadeleri vermesine rağmen tahliye olmayan Ağaç AŞ çalışanı Ümit Polat salonda yer almadığı için avukatı Sevgi Dağdemir söz aldı.

Dağdemir’in kısa konuşmasının ardından iş insanı Hüsnü Yüksel Tunar, tahliye talebi için kürsüye geldi.

Tunar, tahliye talebinde hakkındaki suçlamaların yalnızca Kadir Gümüş ve Ali İhsan Mengir’in beyanlarına dayandığını belirterek, özellikle Gümüş’ün ifadelerindeki çelişkilere dikkat çekti. Gümüş’ün birden fazla kez ifade verdiğini ve iki kez etkin pişmanlıktan yararlandığını söyleyen Tunar, “Birincisinde söylediği ile ikincisinde söylediği tamamen farklı. Ne rüşvetin miktarı, iddia edilen rüşvetin miktarı tutuyor ne sefer sayısı. Birinde diyor ki iki kez verdim, birisinde diyor üç kez verdim” dedi.

Rüşvet iddiasının zaman bakımından da belirsiz olduğunu söyleyen Tunar, Gümüş’ün olayların yalnızca “2024 yılı içinde” gerçekleştiğini söylediğini, MASAK kayıtlarındaki para çekimlerinin ise mayıs ayına işaret ettiğini belirtti. Söz konusu tarihlerde Gümüş ile herhangi bir baz kaydının bulunmadığını aktaran Tunar, iddiayı tamamen reddetti.

Tunar’ın avukatı Elif Hilal Çopur ise Tunar’ın daha önce, aynı dönemde Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasına da bakan ve daha sonra HSK kararıyla Kahramanmaraş’a atanan hakim Ali Doğan tarafından tahliye edildiğini hatırlattı. Doğan, Tunar hakkındaki beyanların doğruluğunun henüz araştırıldığını ve bu beyanların tek başına tutuklama için yeterli olamayacağını belirterek tahliye kararı vermişti. Savcılığın itirazının reddedilmesinin ardından Tunar dört gün sonra yeniden tutuklandı.

Beyanları sırasında gözyaşı döktüğü görülen Çopur, “Müvekkilin kızı geçen hafta görüş sırasında bayıldı ve ambulans geldi. Babası dördüncü evre kanser hastası. Yani yanında olamıyoruz, telefonlarına çıkacak bir yüzüm yok. Anlatsam tesiri yok, sussam gönül razı değil. Tutukluluk çok ağır bir tedbir, hatta cezanın kendisi zaten. Mazlum olmak zalim olmaktan iyidir ama artık adil olmanızı istiyorum” diye konuştu.

“SAVCILIK İFADEM İDDİANAMEYE YANLIŞ YANSIMIŞ”

Daha sonra kürsüye, Ağaç AŞ çalışanı Murat Or geldi. Savcılıkta verdiği ifadesinin iddianameye yanlış yansıtıldığını hatırlatan Or, “Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas'ın herhangi birine para verdiğini kendi gözümle görmedim. Etkin pişmanlıktan yararlanmıyorum. Herhangi bir suça tanık olmadım” ifadelerini kullandı.

11.45 | SUÇUM BAKİ AYDÖNER’İN KARDEŞİ OLMAKSA BUNU DEĞİŞTİREMEM”

Daha sonra tahliye talebinde bulunmak için kürsüye CHP PM üyesi Baki Aydöner’in kardeşi Bulut Aydöner geldi. Aile şirketi üzerinden yaptığı bir ticari işleme yönelik iddialarla suçlanan Aydöner, şu ifadeleri kullandı: “Benim anlattıklarımın ve sunduğum resmî belgelerin hangi kısmı inandırıcı bulunmuyor? İnandırıcı kelimesi aslında tam buraya oturmuyor çünkü sunduğum belgeler sorgulanabilir değil. Tapu kayıtlarını, ödeme sürecini ve ticari işlemin bütün aşamalarını gösteren Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî belgelerini sundum. Buna rağmen benim delilli ve belgeli beyanlarıma değil, Serbülend Danış’ın uydurma beyanlarına itibar edilerek tutuklandım halen de tutukluyum.”

Beyanlarıyla tutuklandığı Serbülend Danış’ın önce İBB dosyası kapsamında firari duruma düştüğünü, daha sonra CHP’li abisi Baki Aydöner’in tutuklanmasıyla ifade vermek için savcılığa gittiğini aktaran Aydöner, “İddia ettiği bir zararı varsa bile Serbülend kamu kuruluşu mu? Neden tutuklanıyorum? Neden gidip hukuk davası açmıyor? Çünkü derdi arsalar değil, şüpheli olduğu dosyadan kurtulmak için Ekrem İmamoğlu diyor, ‘sistem’ diyor, Baki Aydöner diyor ve beni tutuklatıyor. Aklım, mantığım almıyor artık” diye konuştu.

Aydöner, savunmasının sonunda şu ifadeleri kullandı: “15 metrekarelik odada 9 kişi kalıyorum Tuvalet için 1 saat, duş almak için ise saatlerce sıra bekliyorum. Bir yandan da sağlığımla ilgili mücadele veriyorum. Ameliyatımı daha iyi koşullarda olabilmek, sonrasında hayati risk yaşamamak için aylardır bekliyorum. İnsan onuruna yakışır şekilde tedavi olmak benim hakkım değil mi? Allah kimseye bu kötü koşulları yaşatmasın diyeceğim ama bana suç isnatında bulunan şahıs ben bunları yaşarken teknesinde tatil yapıyormuş. Tutuklu olma sebebim Baki Aydöner’in kardeşi olmamsa bunu değiştiremem. 14 aydır sabrediyorum, hala adaletin gerçekleşeceğine inanmak istiyorum.”

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

BİRLEŞEN DOSYA

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu bulunuyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.