İBB'deki 'kumpasın' ispatı! Kayıp 72 kg altın ve yargıda rüşvet ağı
Halktv.com.tr'nin yazarlarından Bahadır Özgür, bugün köşesinden yayımladğı "İBB'deik 'kumpasın' ispatı! Kayıp 72 kg altın ve yargıda rüşvet ağı" başlıklı yazısında "Aziz İhsan Aktaş'a suikast dosyasında eski Ankara Başsavcıvekiline verildiği iddia edilen 300 bin dolar" ile ilgili açılan davadaki bilgi ve belgelerin Ekrem İmamoğlu'nun 'örgüt lideri' olarak yargılandığı İBB Davası' ile ilişkilerini ortaya çıkardı. Bahadır Özgür'ün o yazısıyla sizleri başbaşa bırakıyoruz.
İBB iddianamesinde "İmamoğlu'nun kasası" olarak suçlanan Fatih Keleş'in savunma yaptığı gün, Başkent'te de bir 'yargıda rüşvet' skandalı patladı. NATO tartışmalarının gölgesinde belki gözden kaçtı ama, iki olay arasındaki bağlantı, memleketin nasıl bir 'kumpas sarmalına' itildiğini kanıtlıyor.
Sarmalın içinde yok yok!
Savunma sanayisine çöreklenmiş çeteler, Saray'da iş bitirenler, milyarlarca liralık kamu ihalelerinin paylaşımı, 5 yıl önce Süleyman Soylu'nun övündüğü operasyon ve hepsinin yargıda kurulan 'rüşvet ağı' ile kapatılması...
İşte üzeri örtülen onca kirli ilişki, dönüp dolaşıp İBB davasının arkasındaki bir kumpasta karşımıza çıktı şimdi.
Nasıl mı?
Filmi geriye doğru saralım...
HER ŞEY SUİKAST İDDİASI İLE BAŞLADI
Geçen yıl Ağustos ayında Fatih Keleş'le ilgili iktidar yanlısı medyada bir suikast iddiası manşetlere çekilmişti. İddiaya göre Keleş, İmamoğlu'nun da yönlendirmesi ile Aziz İhsan Aktaş'ın öldürülmesi için bir çeteye talimat verdi. Operasyon yapıldı ve MHP'li isim Selahattin Yılmaz dahil aralarında avukatların ve savunma sanayisi şirketlerinin yöneticilerinin de olduğu bazı isimler gözaltına alındı.
Lakin bunun İBB soruşturmasında kurulmuş bir kumpas olduğu, Keleş'in savcılığa verdiği dilekçe ile ortaya çıktı. Keleş'e bir gece iki avukat gitmiş, etkin pişman olmazsa Aktaş'a suikast ile suçlanacağı söylenmişti. Keleş de olayı hemen bildirmişti.
'Suikast kumpası' kısa sürede çöktü yani. Nitekim ne olduğunu bile anlamadığımız tuhaf olayla ilgili olarak geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturmaya yer olmadığına karar verdi. Ancak savcılık, Selahattin Yılmaz'ın başında olduğunu ileri sürdüğü suç örgütü ile ilgili bir başka iddianame hazırladı. Ve o iddianame ucu İBB davasına bağlanan büyük bir skandalı da ortaya çıkardı.
İddianamenin ayrıntılarını halktv.com.tr'de Dinçer Gökçe yazdı. Şu yazıda anlatılan olay gerçekten feci:
Fakat skandal içinde başka bir skandal daha vardı. İddianameye göre, Aktaş'a suikast soruşturmasında gözaltına alınan Avukat Semra Ilık'ın telefonundan, 2022'de Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili olan savcı Ahmet Yıkılmaz'ın, 300 bin dolar rüşvet karşılığında 'malvarlığına tedbir kararlarını' kaldırdığını belgeleyen kayıtlar çıktı.
Rüşvet verdiği ileri sürülen kişi Çağrı Silahtaroğlu'ydu.
Kimdir bu kişi?
SOYLU'NUN ÖVÜNDÜĞÜ OPERASYON
Adını çoğu kimse ilk kez Haziran 2022'de demir çelik şirketlerine yapılan 'Demir Yumruk' operasyonunda duydu. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Operasyonu aylarca nakış gibi işledik" demişti.
Susurluk'un meşhur siması Erol Evcil'in başında olduğu bir suç örgütünün demir çelik sektöründeki şirketleri ele geçirdiği, devleti naylon faturalarla 25 milyar lira dolandırdığı belirtiliyordu. Çok sayıda şirkete el koyuldu.
Onlardan birisi de Çağrı Silahtaroğlu'nun şirketi Teknomel Yapı'ydı.
Gerçekten de şirkete atanan kayyım, birkaç ay sonra kaldırılmıştı. Nasıl olduğunu da bugün başsavcı vekilinin aldığı belirtilen 300 bin dolar rüşvet iddiası ile öğrenmiş olduk.
Kayyımın kalkmasından sonrasında ne oldu biliyor musunuz?
Teknomel şirketine birkaç ay sonra 2.7 milyar liralık Sabiha Gökçen Havalimanı için 'TEM bağlantı yolu tünel güçlendirme ihalesi'nin verildiğini, CHP milletvekili Ali Mahir Başarır açıkladı. Başarır, "Devleti dolandırdığı için el koyulan şirkete nasıl ihale verdiniz?" diye sordu. Elbette yanıt alamadı. Çünkü Van Ercişli olan ve AKP'ye yakınlığı ile bilinen Silahtaroğlu ailesine yıllarca kamu ihaleleri yağdırıldı.
Gelelim şu an firari olan Çağrı Silahtaroğlu'nun adının bugün nerede karşımıza çıktığına...
İBB DAVASI'NDAKİ RÜŞVET İTİRAFI
İBB davası'nda etkin pişmanlıktan yararlanan TECO Petrolcülük'ün sahibi Sarp Yalçınkaya, savcılığın en önemsediği itirafçıların başında geliyor.
Neler anlatmadı ki!
Paraların özel jetle Londra'ya kaçırıldığı, İmamoğlu'nun ihalelerden yüzde 20 komisyon aldığı, bunun da 'Cumhurbaşkanlığı seçim fonu'na aktarıldığı, döviz büroları üzerinden de para kaçırıldığı, kreşlerin aslında rüşvet parası olduğu, AVM'lerden haraç alındığı gibi davanın en 'çarpıcı' ifadelerini veren kişi Yalçınkaya. Fatih Keleş'e yönelik suçlamaların kaynağı da O.
Ancak Yalçınkaya, savcılığa verdiği bir dilekçede, serbest kalmak için rüşvet verdiğini de itiraf etti aslında. Keleş de bu hafta yaptığı savunmada buna dikkat çekti. Yalçınkaya'nın dilekçesinde, "Kenan Silahtaroğlu (Silahtaroğlu ailesinden) bana tahliye olursun dedi. Bunun karşılığında 300 milyon lira verdim" dediğini aktardı.
Aslında rüşvet trafiğini aylar önce CHP milletvekili Murat Emir belgeleriyle kamuoyuna duyurmuştu. Emir, 22 Aralık 2025'te yaptığı açıklamada şöyle diyordu.
"Yalçınkaya cezaevindeyken Çağrı Silahtaroğlu aracılığıyla yönlendiriliyor. 10 milyon dolar isteniyor. Pazarlıkla iş 8 milyon dolara bağlanıyor. Para önce CSY Global'in hesabından Yalçınkaya'nın hesabına, oradan da Eytaş Kuyumculuk'a transfer ediliyor. Burada 300 milyon lira karşılığında 72 kg altın faturası kesiliyor. Cezaevindeki Yalçınkaya adına Silivri 4. Noterliği tarafından düzenlenen vekaletnamenin altına da 'bedel karşılığı elden altın teslim aldım' notu düşülüyor. Emniyet olayda adı geçen kuyumcuyu ifadeye çağırıyor. Ama savcı emniyeti arayıp söz konusu ismin ifade için hazır edilmesine gerek kalmadığını söylüyor."
Emir savcılara "Bunu araştırın" çağrısı yapmıştı. Tabi ki, yine ses seda çıkmamıştı. Silahtaroğlu şu an iddia edilen 72 kg altın ile beraber kayıplarda...
* * *
Özetle İBB davasında kurulduğu anlaşılan rüşvet ağı, sadece İBB davasıyla sınırlı kalmamış. Çok daha önce karanlık ilişkiler hep aynı tezgahın içinde dokunup durmuş. Soruşturmalar kapatılmış, kayyımlar kaldırılmış, ihaleler alınmaya devam edilmiş.
Ve yılların birikimi olan tüm bu kirli ağ, şimdi İBB davasında bir aparata dönüşmüş, 'yüzyılın davası'nın tanığı, itirafçısı, kanıtı, avukatı olmuş!







