Keçiören'de neler oluyor?

KEÇİÖREN Belediyesi’nde yaşandığı öne sürülen bir şiddet olayı, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

İddialara göre belediyede görev yapan bir personel, Belediye Başkan Yardımcısı Tolga Turgut ve Zabıta Müdürü’nün de adının geçtiği bir olayda ağır şekilde darp edildi. Söz konusu personelin ağız ve burnunun kırıldığı, vücudunun çeşitli bölgelerinde ciddi darp izleri oluştuğu ileri sürülüyor.

Henüz resmi makamlarca ayrıntılı bir açıklama yapılmamışken, iddialar kamuoyunda sert tartışmaları beraberinde getirdi.

Olayın gündeme gelmesinin ardından eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, sert ifadeler içeren bir açıklama yaptı. Altınok, "Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Tolga Turgut ve Zabıta Müdürü siz çete misiniz, organize örgüt müsünüz? Personeli öldüresiye dövmek ne demek? Belediyecilik hizmet midir, barbarlık mı?" diyerek tepkisini dile getirdi.

Altınok ayrıca, seçimlerden sonra belediye bünyesinde ciddi bir mobbing ve personel kıyımı yaşandığını, kadın çalışanların ve üniversite mezunlarının liyakat dışı görevlere zorlandığını iddia etti.

Tartışmalara bir diğer eski Başkan Melih Gökçek de dahil oldu. Gökçek, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, "Keçiören Belediyesi’nde Başkan Yardımcısı Tolga Turgut ve arkadaşları önüne geleni tekme tokat dövüyor. Olay karakola intikal etti... Bakalım yaptığı yanına kâr kalacak mı?" ifadelerini kullandı.

Keçiörenliler ise yaşananları sosyal medyada "skandal" olarak nitelendiriyor. "A Takımı yeniden mi kuruldu?", "Başkent’in ortasında barbarlık olur mu?" gibi tepkiler dikkat çekerken, bazı kullanıcılar da geçmişe atıfta bulunarak, belediye zabıtalarının esnaf ve vatandaşla yaşadığı eski olayları hatırlatıyor.

Bu yorumlar, Keçiören’de belediye–vatandaş ilişkilerinin uzun yıllardır tartışmalı bir zeminde ilerlediğini gösteriyor.

Keçiören’in geçmişi bu tartışmalar açısından önemli bir arka plan sunuyor.

Turgut Altınok "açtırmasın kutuyu" örneği kimse pürüpak değildir. Keçiören’de uzun yıllar yaşamış bir gazeteci olarak, Keçiören’in dününü ve bugününü çok iyi bilen birisiyim. Geçmişte de benzer gerginliklerin ve sert uygulamaların yaşandığını hatırlatıyorum.

1994 yılında Belediye Başkanlığı'na gelen Turgut Altınok döneminde, önceki SHP’li Belediye Başkanı Hamza Kırmızı’nın ekibinin kısa sürede tasfiye edildiği, görevde kalan personele yoğun mobbing uygulandığı kamuoyunda uzun süre tartışılmıştı.

Pazarlarda yüksek sesle satış yaptığı için pazarcıların yerlerinin alınması, parklarda içki içildiği gerekçesiyle gençlere yönelik sert müdahaleler de hafızalardaki yerini koruyor.

Keçiören tarihinin en acı olaylarından biri ise Ovacık Mahallesi’nde yaşandı. "Kendi evini kendin yap" projesi kapsamında, tapusu ve ruhsatı yasal olan evlerin bulunduğu bölgede, projenin durdurulması girişimleri büyük gerilim yaratmıştı.

30 Ağustos 1995 gecesi belediyeye ait bir araçla Ovacık’a gelen bir grubun saldırısı sonucu 22 yaşındaki Erdal Yıldırım hayatını kaybetti. Olay sonrası yargılamalar yapılmış, failler ağır cezalara çarptırılmış ancak bu cezalar daha sonra düşürülmüştü. Bu olay, Keçiören’in belleğinde derin bir yara olarak duruyor.

Tüm bu geçmiş ve bugün yaşanan iddialar ışığında, Keçiören’deki son olay sadece münferit bir şiddet vakası olarak görülmüyor. Keçiören’in yönetim anlayışı, belediye personeline yaklaşımı ve şeffaflık sorunu yeniden sorgulanıyor.

Bugün Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a önemli bir sorumluluk düşüyor. Kamuoyunda yankı uyandıran bu iddiaların tüm yönleriyle araştırılması, olayın tarafsız biçimde soruşturulması ve elde edilen bilgilerin açık bir basın toplantısıyla Keçiörenliler'le paylaşılması, hem belediyeye olan güvenin tesisi hem de adalet duygusunun güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Keçiören, geçmişin gölgeleriyle değil, şeffaflık ve hukukla anılmayı hak ediyor.

(Bu yazı www.sonsoz.com.tr'den alınmıştır)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.