Abbas SATIR
Kurşun geçirmez okul önlükleri!
ÇOCUKLARIMIZI okula gönderiyoruz... Ama artık yalnızca kitaplarını, defterlerini, kalemlerini değil; can güvenliklerini de düşünerek gönderiyoruz. Daha doğrusu düşünmek zorunda bırakılıyoruz.
Ankara’da öğrenciler için geliştirildiği belirtilen ve 'kurşun geçirmez' olduğu öne sürülen bir okul çantası, sosyal medyada gündem oldu. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir sırt çantasından farkı olmayan ürünün, tehlike anında öğrencinin önünde bir kalkan olarak kullanılması amaçlanıyor.
Çantanın atış testlerine ilişkin görüntüler de sosyal medyada yayıldı. İşte tam da burada insanın aklına şu soru geliyor:
Çocuklarımızı okula mı gönderiyoruz, savaşa mı?
Yakında bunun devamı gelir mi? Kurşun geçirmez okul çantası... Ardından kurşun geçirmez okul önlüğü... Belki kurşun geçirmez kalem kutusu!
Şaka bir yana, mesele hiç de komik değil.
Çünkü bir çocuğun okula giderken "Acaba bugün okulda başıma bir şey gelir mi?" korkusunu taşıması, eğitim sisteminin en ağır başarısızlıklarından biri olur.
Son dönemde Türkiye’de yaşanan okul saldırıları, anne ve babaların kaygısını daha da büyüttü.
15 Nisan 2026’da Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda 9 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetti, 15 öğrenci yaralandı. Bu olay Türkiye’de ilk kez yaşanmış en acı olaydı.
Ardından Siverek’te, Kahramanmaraş’ta okul saldırılarının ardından önceki gün de, İstanbul Başakşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'na düzenlenen bıçaklı saldırıda yaralanan bir öğrencinin yaşamını yitirdi. Saldırıda 8 öğrenci yaralandı
Bütün bunlar olurken anne ve babaların korkusunu anlamak hiç de zor değil. Okul kapısına gidin…
Çocuğunu sınıfına bıraktıktan sonra okul kapısında bekleyen anne ve babaları göreceksiniz.
Çocukları ders görürken onlar okulun önünde bekliyor. Çocukları teneffüse çıkıyor, bekliyorlar.
Çocukları okuldan çıkıyor, kapının önünde karşılıyorlar.
Çünkü artık bazı anne babalar için "Çocuğum okulda güvende mi?" sorusu, "Çocuğum derslerinde başarılı olacak mı?" sorusunun önüne geçmiş durumda.
Çocukların kalkanı okul çantası olmamalı. Şimdi birileri çıkıp “Ama bu çanta çocukları koruyabilir” diyebilir. Elbette bir saldırı sırasında herhangi bir koruyucu ekipmanın hayat kurtarma ihtimali olabilir.
Ancak asıl soruyu kaçırmayalım: Neden çocukların kendilerini koruyabilmek için kurşun geçirmez çantaya ihtiyacı olsun? Okulun görevi çocuğa güvenli bir eğitim ortamı sağlamaktır. Çocuğun görevi saldırı sırasında çantasını kalkan gibi kullanmayı öğrenmek değildir.
Bizim tartışmamız gereken; daha iyi çanta nasıl üretilir değil, okullar nasıl daha güvenli hale getirilir sorusudur.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin mesajında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin merkezinde "yetkin ve erdemli insan" anlayışının bulunduğunu söyledi. Bakanlığın model tanımında da öğrencinin yalnızca bilgi ve becerilerle değil, değerler ve sosyal-duygusal gelişim açısından da bütüncül biçimde yetiştirilmesi hedefleniyor.
Güzel… Ama eğitim yalnızca müfredat değildir. Eğitim aynı zamanda güven duygusudur. Çocuğun okul kapısından içeri girerken kendisini güvende hissetmesidir.
Anne babanın, çocuğunu okul kapısından bırakırken arkasından korkuyla bakmamasıdır.
Öğretmenin sınıfa girerken "Bugün de sağ salim bugünü tamamlayabilecek miyiz?" endişesi taşımamasıdır.
Eğer çocuk okula girerken kendisini güvende hissetmiyorsa, eğitimde ne kadar güzel modeller hazırlarsanız hazırlayın, ortada çözülmesi gereken çok daha temel bir sorun vardır.
Sayın Bakan...
Okulların kapısına güvenlik görevlisi koymak elbette gerekli olabilir. Ancak okul güvenliğini yalnızca kapıda duran bir görevliye indirgemek yeterli değildir. Çünkü okul güvenliği; kapıdan başlayıp sınıfa, koridora, bahçeye, rehberlik servisine ve okulun bütün sosyal çevresine kadar uzanan kapsamlı bir sistem meselesidir.
Şiddetin kaynağını önceden görebilen, riskli davranışları fark edebilen, çocukların psikolojik ve sosyal sorunlarına zamanında müdahale edebilen, okul ile aile arasında güçlü iletişim kurabilen, acil durumlara hazırlıklı bir sistem gerekiyor.
Çocuklarımızın güvenliği bir çantanın omuzlarına yüklenemez.
Hele hele çocukların sırtındaki çantayı, saldırı anında kullanabilecekleri bir “kalkan” haline getirmek eğitim sisteminin geldiği noktayı tartışmamız gerektiğini gösteren acı bir fotoğraftır.
Çünkü okul; savaş alanı değildir.
Çocuk da asker değildir.
Çantası da kalkan değildir.
(Kaynak: sonsoz.com.tr)

