MUÇEV, koylar ve Göcek...

Türkiye’mizin en değerli koylarıyla süslü Göcek, devletin yanlış ve siyasi odaklı politikaları sonucu, telafisi giderek zorlaşan kayıpların girdabında çalkalanıp duruyor.

Sürekli geriye giden ve yoğun kan kaybeden mücevher değerindeki bu bölgemiz, vahşi ve ranta dayalı akılsız bir kullanımla, elden ve gözden çıkarılacak bir noktaya doğru sürükleniyor. Sadece bu bölge değil, ülkemizin tüm değerli bölgeleri 7 kocalı Hürmüz’e teslim adeta. Bir sürü kurum ve kuruluş karışıyor buralara. Birinin yaptığını öteki bozuyor, konuyla hiç ilgisi olmayanlar böylesine önemli değerlere burnunu sokuyor, ikide bir değişen kararlarla güzelim yerler (ciddi yönetilemez) hale düşürülüyor. 35 yıl önce koruma altına almıştık buraları. Planlı-programlı ve bilime dayalı çalışmaları başlatmıştık. Ama siyasi istikrarsızlığın yarattığı gel-gitler, sık yönetim değişiklikleri, yaz-boz haline getirilen kararlar, Göcek’de disiplini tepetaklak ederek, yerine frenlenemeyen ve çıkara dayalı sert bir rüzgarı hakim kılmıştı.

Göcek içdeniz konumunda olup, akıllı ve disiplinli bir şekilde kullanılmazsa suyu kirlenir, ekosistemi mahvolur. Onun için en fazla 1, bilemediniz 2 marinadan fazlasını kaldırmaz. Göcek-Dalaman koyları için 1000 tekne bile çoktur. Hal böyleyken, yıllar geçtikçe tüm itirazlara rağmen marina sayısı 7’ye, tekne sayısı ise 5 bin'in üzerine çıkarıldı. Ülker’in marinasının yapılmaması için verdiğim mücadeleyi hatırlıyorum,başardım zannederken dönemin Çevre Bakanı'nın başının yenmesine sebep oldum. Ülker’in marina olayından sonra da film koptu adeta. Arkasından vahşi rant kasırgası tüm şiddetiyle eserek, Göcek’in bugünkü üzücü görüntüsünü ortaya çıkardı. Koyların çoğu marinacıklar haline gelmiş, binlerce tekne aklına esen yere demirlemiş, demir paralarını bileği güçlü olanlar toplamış. Hikaye çok uzun ve üzücü. Bazı koylardaki ağaçların arkasına gizlenmiş yapılaşmayı görseniz, buraların sahipsizliğine gözyaşı dökersiniz.

Siyaset kavgaları da Göcek’in kaderini çok olumsuz etkiledi.Muğla Büyükşehir ve ilçe belediyelerini CHP’ye kaptıran iktidar, bu bölgelerdeki gücünü ve hakimiyetini koruyabilmek için Valilik kanalıyla (MUÇEV) adlı bir dernek kurarak, turizm bölgelerindeki iskele-bağlama yerleri ve çok sayıdaki koyun yönetimini ele geçirdi. Kılıfına uydurulan ve sonradan vakıf görüntüsü kazandırılmak istenen bu dernek,bölgede terör estirerek yerel belediyelere ait olması gereken yerleri çakma marinalara bile çevirdi.İnanılacak gibi değil ama gerçek işte. Bir dernek devletin yerine nasıl geçer ve yetkilerini nasıl kullanır? Bugün Göcek merkezdeki etrafı tellerle çevrilmiş, sahile ruhsatsız ve kaçak binaları kondurmuş marinayı görünce,anlarsınız nasıl olduğunu.Ayda 4-5 milyon lira geliri olan ve görevli belediyeyi bile içeri sokmayan bu derneğin icraatı,mahkeme kararıyla durdurulmuş,kaçak binalarına yıkım kararı çıkarılmış.Ama bu nasıl bir güçtür ki,sadece belediye değil yargı bile sözünü geçirememiş MUÇEV’e.

Bu MUÇEV faciasını kurcaladıkça,altından yoğun biçimde usulsüzlükler çıkıyor.Yahu bir dernek,Göcek adasındaki bir koyu FİMİ adlı bir restoran ve yat yatırımcısına nasıl kiraya verebilir? Aynı dernek Marmaris Karacasöğüt’deki basit yat bağlama iskelesini, hangi yetkiyle yıllarca çalıştırabilir ve sonuçta marina yapmak üzere bir müteahhide verebilir? Burasını da mahkeme durdurdu. MUÇEV’in Muğla hatta Antalya sahillerine kadar uzanan işletmelerinin başı yargı yoluyla belaya girmeye başlayınca,şimdi duyuyoruz ki yerine Şehircilik ve Çevre Bakanlığınca Çevre Kalkınma Ajansı kuruluyor ve MUÇEV kapatılarak, yerine Cumhurbaşkanlığı desteği ile yola çıkacak bu ajans devreye sokuluyor. Çevir kazı yanmasın modeli…Çok merak ediyorum acaba bu ajans,şimdiye kadar yapılan usulsüzlükleri düzeltecek mi,yoksa yenilerini mi ekleyecek? Ajans devreye girecekse,devrede  olması gereken onca devlet kurumu ne olacak? Neden Turizm Bakanlığı'nın buralarda hiç söz hakkı yok? Ayrıca Sıralıbük’te, sonradan iptal edilen mapa ihalesini kazanan Kayserili İncirlioğlu Otomotiv firmasının ağaçların arkasına yaptığı inşaatı kim yıkacak?

Her neyse, bu kadar üzücü ve moral bozucu gelişmelerden sonra, gelelim memnuniyet verici bir oluşuma. Belediyeler ve deniz-turizm meslek kuruluşları bir araya gelerek, Fethiye körfezi Göcek ve Dalaman koylarının korunması ve yönetimini gündeme getirip, mükemmel bir çalıştay hazırlamışlar. Konuyla ilgili bilim adamlarının,uzmanların, denizci ve turizmcilerin katıldığı, hatta balıkçıların bile değerli önerilerde bulundukları bu çalıştayda, bölgenin son durumu ele alındı, çok önemli ve ciddi önlemler dile getirildi. Özetle Göcek’i bekleyen tehlikeler ve gerekli önlemlerin alınmaması halinde ortaya çıkacak doğa felaketleri etkileyici bir dil ve örneklerle anlatıldı. Bu çalıştaya son yılların en ciddi toplantısı diyebiliriz. Bir avuç yurtsever, bu ülkeye karşı ödev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirerek, bölgenin geleceğini kurtaracak çarpıcı görüşlerini, tekliflerini büyük bir açık yürekle dile getirdi. Bunlar sonuçta olgunlaştırılacak, bir rapor haline dönüştürülüp, (çözüm önerileri) adıyla Ankara’daki yetkililerin önüne konulacak.

İki günlük çalıştayda neler öğrenmedik ki?

Marinaların dışında körfezde 906 tekne yanaşma yeri varmış. Göcek denizinde 133 milyon metreküp su mevcutmuş. Suyun iç sirkülasyonu çok zayıfmış.

Denizin içinde çiçekli ve tohumlu 5 su bitkisi bulunuyormuş. Oksijen üreten deniz çayırlarını mahvetmişiz.Her yarım saatte bir, bir futbol sahası büyüklüğünde deniz çayırı kaybediyoruz. Böyle giderse deniz tabanında çölleşme, sonra da kokuşma olacakmış.

Ne feci değil mi?

Plastik veba denilen bir felaket hepimizi esir almış. Plastik tüm sular vasıtasıyla insan kanına ve akciğerlere yerleşiyormuş. Gıda yoluyla da insana geçiyormuş plastik parçacıkları. Bir insan haftada bir kredi kartı büyüklüğünde plastik yiyormuş.

Fethiye körfezinde 1535, Gökova’da 685 deniz canlı çeşidi varmış. Bunlardan 93’ü yerel tür değil. Başka denizlerden, Okyanuslardan gemilerle, büyük teknelerle, iklim değişiklikleri ile geliyormuş. Bunları çok değerli profesörlerimizden,bilim adamlarımızdan ve uzmanlardan öğrendik.

Bu faydalı çalıştaydan ve çok değerli konuşmalardan çıkardığımız sonuç, bölgenin ciddi bir otoriteye kavuşması, yedi kocalı Hürmüz görüntüsünden kurtulması, bilimsel verilerin ışığında gerekli önlemlerin alınması, tekne ve marina yoğunluğunun azaltılması, kullanma ve korunma dengesinin akıllıca sağlanmasıdır.

Bu yazı toplam 1088 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.