Mamak'ta 'uyuşturucu'nun yarattığı facia!

TÜRKİYE’de özellikle 15-25 yaş arası gençler arasında madde bağımlılığının hızla artması, uyuşturucu tehlikesinin artık bireysel bir sorun olmaktan çıkıp toplumsal bir felakete dönüştüğünü gösteriyor. Bu yangın sadece bağımlı bireyi değil; aileleri, çocukları ve geleceği de yakıyor.

Son dönemde yaşanan olaylar, uyuşturucunun aileleri nasıl paramparça ettiğini gözler önüne seriyor. Anne babalar hayattan kopuyor, çocuklar yetim ya da öksüz kalıyor, yuvalar dağılıyor.

Bu acı tablonun son örneği Ankara’nın Mamak ilçesinde yaşandı.

esra-muratoglu-resim-01.jpg

Üç çocuk annesi Esra Muratoğlu (28) boğularak öldürüldü. Olayın perde arkasından ise uyuşturucu bağımlılığı çıktı.

Edinilen bilgilere göre Esra Muratoğlu, madde bağımlılığı nedeniyle eşinden boşandı; Üç çocuğu devlet korumasına alındı. Annesi Çilem Y. ile birlikte yaşamaya başlayan genç kadın, uyuşturucu temin edebilmek için annesinden para istedi. Evde Esra’nın sevgilisi olduğu ileri sürülen Orhan K. ile tartışma çıktı.

Krize giren Esra Muratoğlu’nun mutfaktan aldığı bıçakla annesinin üzerine yürümesi üzerine evde arbede yaşandı. Anne ve sevgili olduğu iddia edilen Orhan K.’nin müdahalesi sırasında Muratoğlu boğularak hayatını kaybetti.

Olayla ilgili gözaltına alınan anne Çilem Y. ile Orhan K., ifadelerinde Muratoğlu’nun uyuşturucu kullandığını, olay sabahı kriz geçirerek bıçakla üzerlerine yürüdüğünü ve kendilerini korumaya çalıştıklarını öne sürdü. Her iki şüpheli de tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Geride ise annesiz üç çocuk kaldı.

Benzer bir facia da İstanbul’da yaşandı. Uyuşturucu parası için daha önce ailesine şiddet uyguladığı öğrenilen Ali Çiftçi, babası Erol Çiftçi ile tartıştı. Tartışma sırasında ailesine silah çeken gençle babası arasında arbede çıktı. Silahın el değiştirmesi sonucu Erol Çiftçi, oğlunu vurdu. Ağır yaralanan genç, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Bu tür olayların neredeyse her gün yaşanır hâle gelmesi, uyuşturucu tehdidinin ne kadar derinleştiğini açıkça ortaya koyuyor.

Uyuşturucu aileleri içten içe çökertmeye devam ediyor.

Uyuşturucu bağımlılığı, sadece kullanan kişiyi değil, ailenin tüm bireylerini farklı şekillerde etkileyen yıkıcı bir sürece girmiş durumda.

Ekonomik sorunlar da bu sürecin kaçınılmaz sonucudur. Madde temini için harcanan paralar, iş kayıpları ve borçlar aileleri çıkmaza sürükler. Temel ihtiyaçların dahi karşılanamadığı durumlar ortaya çıkabilir.

En tehlikeli sonuçlardan biri ise aile içi güvenliğin ortadan kalkmasıdır. Kontrolsüz davranışlar, öfke patlamaları ve şiddet riski özellikle çocuklar için ciddi bir tehdit oluşturur. Bu ortamda büyüyen çocuklar, derin psikolojik travmalarla baş başa kalır.

Uyuşturucu bağımlılığı aynı zamanda utanç, suçluluk, umutsuzluk ve depresyon gibi duyguları da beraberinde getirir. Bu duygusal yük, aile bireylerinin sağlıklı ilişkiler kurmasını engeller ve uzun vadede kalıcı yaralar açar.

Uyuşturucu bir kişiyi öldürmüyor sadece. Bir aileyi, bir sokağı, bir geleceği öldürüyor.

En ağır bedeli ise çocuklar ödüyor. Devlet korumasına alınan çocuklar, travmalarla büyüyen gençler, yarın aynı döngünün içine düşmeye aday bireyler olarak yetişiyor.

Uyuşturucu bağımlılığının en ağır sonuçlarını ise çocuklar yaşıyor. Henüz gelişimini tamamlamamış bireylerin bu ortamda büyümesi; eğitim hayatlarını, sosyal ilişkilerini ve geleceklerini olumsuz etkiliyor. Erken yaşta maruz kalınan bu travmalar, ilerleyen yıllarda psikolojik sorunlara ve bağımlılık riskinin artmasına neden olabiliyor.

Bu nedenle uyuşturucu, yalnızca bireysel bir tercih ya da sağlık sorunu olarak görülmemeli; aileyi, toplumu ve geleceği tehdit eden ciddi bir toplumsal sorun olarak ele alınmalıdır.

Uzman desteği, aile içi iletişimin güçlendirilmesi, erken müdahale ve toplumsal farkındalık çalışmaları bu karanlık tablonun önüne geçebilmenin en önemli adımlarıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.