• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara : 27 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • İzmir : 33 °C
  • Çankırı : 26 °C
  • Antalya : 30 °C
  • Eskişehir : 26 °C

Arınç'tan flaş açıklamalar

Arınç'tan flaş açıklamalar
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu sonrası açıklamalarda bulundu.

Arınç, Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden madencilerin şehit sayılmasıyla ilgili çalışmalarla ilgili "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız konuyla ilgili taslağı bizimle paylaştı ama verilmiş bir karar yok" dedi. Arınç, Soma'da "Başbakan Erdoğan'ın bir kişiyi yumrukladı" iddiasına ilişkin olarak ise "Başbakanımızın yumruk attığını görmedim. O görüntülere bakarken yanlışlıklar yapıldı. Orada birinin elini tutmak için elini uzatmış olabilir. Bir başbakanın nasıl yumruk atabileceğini düşünebilirsiniz" diye konuştu.

Soma'daki protestolar sırasında Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in yerdeki bir kişi tekmelemesine Arınç sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı; "Bu çok feci bir olay. Savunacak değilim. Rapor konusu trajikomik bir olay" dedi.

Bakanlar Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Başbakanlık Merkez Bina'da toplandı. Yaklaşık 8 saat süren toplantı sonrası, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç kameralar karşısına geçti.

Madenlerin çıkartılmasının ekonomik bir faaliyet olduğunu ve kapatılmasının söz konusu olmadığını söyleyen Arınç, "Ama çıkaracağımız 15 milyar ton kömür rezervi 1 kişinin canının bedeli değildir, bu şartlar altında üretim devam etmemeli" dedi.

Soma ziyareti sırasında Başbakan'ın bir protestocuya tokat attığı iddiasını da yalanlayan Arınç, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in yerdeki bir göstericiye tekme atarken görüntülenmesine de değindi.

"Bu çok feci bir olay" diyen Arınç, Yusuf Yerkel'in olay sonra rapor almasını ise "Trajikomik bir olay" sözleriyle değerlendirdi.

Arınç'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Elim faciadan dolayı yapılacaklar üzerinde ciddi bir çalışma yaptık. Bu konular üzerinde bakan arkadaşlarımıza görevlendirmeler yapıldı. Yasalar çıkmıştır ve gerekirse yine çıkar ama önemli olan uygulanması ve hayata geçirilmesidir. Uygulanmadığında tespit edilmesi de bizim görevimizdir. Adli yönden soruşturma başlamış ve birkaç kişi tutuklanmıştır. Sadece adli soruşturmanın yapılmasıyla sınırlı değiliz.

İdari bir soruşturma da başlatıldı. bazı kurumların ihlal ve hataları söz konusuyla idari soruşturma yapılacaktır. İlgili bakanlıklar konuyla ilgili soruşturma başlattı. Başbakanlığımız da gerekli gördüğü takdirde idari soruşturma mekanizmalarını da harekete geçirecektir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız bir taslağı bizimle paylaştı. Şehit sayılmaları konuşuldu ama henüz verilmiş bir karar yok. Bu insanlar genç insanlar, hepsi erkek. Bu arkadaşlarımızın ailelerini düşünüyoruz. Kendileri büyük bir mesai harcayarak zor şartlar altında ekmek parası için vefat ettiler.

Onları geri getirme imkanımız yok. Ama devlet olarak aileleri için ne yapacağızonu düşünüyoruz. Adli sürece bir dahlimiz olmaz. İş kanununda, iş kazası sonucu ölenler için, işe başlama süresine bakılmaksızın aylık bağlanmasını öngörüyor. Toplanan yardımlar da hak sahiplerine dağıtılacak. Bu aileler için bazı işadamlarımızın da talepleri var, kendilerine teşekkür ediyoruz.

Onların şehir olduğuna inanıyoruz. Benzer olayları da dikkate alarak, kanun içerisine yeni bazı hükümler koyarak hak sahibinin alacağı imkanı devlet olarak verebilir miyiz? Hak sahiplerinin acısını dindirecek, çocuklarının istikbalini garanti altına alabilecek çalışmayı kısa sürede tamamlayacağız.

Çok tehlikeli işkolu içerisinde madenciliği sayabiliriz. Özellikle buna yönelik tedbirlerin de buna uygun olması gerekiyor. Enerji Bakanı ilgili kanunda değişiklik yapılmasını öngören teklifi bize sundu. Biz meseleye daha kapsamlı baktık.

Adli soruşturmada bilirkişi incelemeleriyle bu iş kazasının sebebini mutlaka öğreneceğiz. Nedeni nedir, bunu öğreneceğiz. İşveren bunu düşünmüyor olabilir ama hükümet düşünmek durumundadır. Sadece maden kanununda değişiklikle sınırlı değil işimiz.

Madenlerin kapatılması konusunu gerçekçi bulmuyoruz. Türkiye için gerçekçi değil. Mesele ekonomik açıdan sürdürülmesi gereken bir iştir. 15 milyar ton rezervi bulunan bir Türkiye'de her şeyi ithalat yoluyla ikame etmeye çalışırsanız cari açığımız bundan 100 misli fazla olur ve bu dünyanın hiçbir yerinde ekonomik karşılanmaz.

Madenlerimizi çıkartmalıyız, aydınlatmada, ısınmada kullanmalıyız. Bu sektör kendi içinde tek değil, başka sektörleri de besliyor. Soma'daki kömür nakliyesinde çalışan nakliyeciler kooperatifinin 3 bine yakın kamyonu var. Son yıllarda bu üretimi Türkiye'ni her tarafına taşımak için ayrı bir sektör haline geldi.

Madenlere sahipsek, çıkarmalı ve değerlendirmeliyiz. Bu bir ekonomik bir faaliyettir. Ama çıkaracağımız 15 milyar ton kömür rezervi 1 kişinin canının bedeli değildir. Bizim bütün bu işler yapılırken, kazaları önleyecek tedbirleri almamız gerekir. Eğer bu tedbirleri alamıyorsak, 301 değil, 10 kişi 20-30 kişinin ölümüyle karşılaşacaksak o zaman madenleri kapatmaktan söz edebiliriz.

Her sektörün kendi içinde riski vardır. Madende de ağır risk var. Bir insan olarak şunu söylemeliyim; bu şartlar altında üretim devam etmemeli. Alınan bütün tedbirlere rağmen yetersizse, ölüm mukadderse kapatmayı düşünmemiz lazım. Ama yüzlerce maden ocağı var, tüm dünyada var ve çıkartılıyor.

Başbakanımız Belediye önünde bir konuşma yaptı, "hükümet istifa" sesleri geldi. Başbakanımız "Ben sizin acınızı paylaşmaya geldim, siyaset yapmaya gelmedim" dedi. Daha sonra Akhisar'a gitmek üzere araca bindik. Orada el sallayanlar oldu, alkışlayanlar oldu.

O insanların yanında yuhlayanlar oldu. Başbakan "istifa et" diyenlerin yanına gitti. "Ben neden istifa edeyim" dedi. Kızlar mahçup oldu Orada abartanlar oldu. Başbakan'ın "Neden katil olayım ben" dediğini duydum. Kızlarla konuştu. Sola doğru yalpalanma oldu. Saldırgan bazı kişiler gördüm. Sola doğru bir geçiş oldu.

Orada bir market varmış, Başbakanımız markete girdi. 7-8 kişi bir markete doğru süratle girdiler. Ben biraz geride kaldım. Görebildiğim kadarıyla Başbakanımız kimseye yumruk atmadı. O kişide 4. kez ifadesini değiştirdi. Başbakanımızın yumruk attığını görmedim. O görüntülere bakarken yanlışlıklar yapıldı. Orada birinin elini tutmak için elini uzatmış olabilir. Bir başbakanın nasıl yumruk atabileceğini düşünebilirsiniz.

O görüntüleri izledim. (Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir göstericiyi tekmelemesi) Çıplak gözle baktığım zaman, yerde birisi var, iki özel harekatçı yere yatırmış ve bir kişi tekmeliyor. Bu çok feci bir olay. Bu kişi eylem yapmış ve polis etkisiz hale getirmiş. Yerde olan bir insana tekme atılmaz.


IFrame
Bu olayı tasvip etmediğimi söylüyorum. O kişi şikayet ederse, tekme atan kişi tarafından adli soruşturma başlatılabilir. İdari soruşturmaya da konu olabilir. Soruşturma sonucunda kendisin atayan makam, işlem yapabilir. Rapor konusu trajikomik bir olay. Tekmelerken ayağını burkmuş diye düşündüm. Raporu veren doktoru suçlayamam." Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu sonrası açıklamalarda bulundu. Arınç, Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden madencilerin şehit sayılmasıyla ilgili çalışmalarla ilgili "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız konuyla ilgili taslağı bizimle paylaştı ama verilmiş bir karar yok" dedi. Arınç, Soma'da "Başbakan Erdoğan'ın bir kişiyi yumrukladı" iddiasına ilişkin olarak ise "Başbakanımızın yumruk attığını görmedim. O görüntülere bakarken yanlışlıklar yapıldı. Orada birinin elini tutmak için elini uzatmış olabilir. Bir başbakanın nasıl yumruk atabileceğini düşünebilirsiniz" diye konuştu.

Soma'daki protestolar sırasında Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in yerdeki bir kişi tekmelemesine Arınç sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı; "Bu çok feci bir olay. Savunacak değilim. Rapor konusu trajikomik bir olay" dedi.

Bakanlar Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Başbakanlık Merkez Bina'da toplandı. Yaklaşık 8 saat süren toplantı sonrası, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç kameralar karşısına geçti.


Madenlerin çıkartılmasının ekonomik bir faaliyet olduğunu ve kapatılmasının söz konusu olmadığını söyleyen Arınç, "Ama çıkaracağımız 15 milyar ton kömür rezervi 1 kişinin canının bedeli değildir, bu şartlar altında üretim devam etmemeli" dedi.

Soma ziyareti sırasında Başbakan'ın bir protestocuya tokat attığı iddiasını da yalanlayan Arınç, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in yerdeki bir göstericiye tekme atarken görüntülenmesine de değindi.

"Bu çok feci bir olay" diyen Arınç, Yusuf Yerkel'in olay sonra rapor almasını ise "Trajikomik bir olay" sözleriyle değerlendirdi.

Arınç'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Elim faciadan dolayı yapılacaklar üzerinde ciddi bir çalışma yaptık. Bu konular üzerinde bakan arkadaşlarımıza görevlendirmeler yapıldı. Yasalar çıkmıştır ve gerekirse yine çıkar ama önemli olan uygulanması ve hayata geçirilmesidir. Uygulanmadığında tespit edilmesi de bizim görevimizdir. Adli yönden soruşturma başlamış ve birkaç kişi tutuklanmıştır. Sadece adli soruşturmanın yapılmasıyla sınırlı değiliz.

İdari bir soruşturma da başlatıldı. bazı kurumların ihlal ve hataları söz konusuyla idari soruşturma yapılacaktır. İlgili bakanlıklar konuyla ilgili soruşturma başlattı. Başbakanlığımız da gerekli gördüğü takdirde idari soruşturma mekanizmalarını da harekete geçirecektir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız bir taslağı bizimle paylaştı. Şehit sayılmaları konuşuldu ama henüz verilmiş bir karar yok. Bu insanlar genç insanlar, hepsi erkek. Bu arkadaşlarımızın ailelerini düşünüyoruz. Kendileri büyük bir mesai harcayarak zor şartlar altında ekmek parası için vefat ettiler.

Onları geri getirme imkanımız yok. Ama devlet olarak aileleri için ne yapacağızonu düşünüyoruz. Adli sürece bir dahlimiz olmaz. İş kanununda, iş kazası sonucu ölenler için, işe başlama süresine bakılmaksızın aylık bağlanmasını öngörüyor. Toplanan yardımlar da hak sahiplerine dağıtılacak. Bu aileler için bazı işadamlarımızın da talepleri var, kendilerine teşekkür ediyoruz.

Onların şehir olduğuna inanıyoruz. Benzer olayları da dikkate alarak, kanun içerisine yeni bazı hükümler koyarak hak sahibinin alacağı imkanı devlet olarak verebilir miyiz? Hak sahiplerinin acısını dindirecek, çocuklarının istikbalini garanti altına alabilecek çalışmayı kısa sürede tamamlayacağız.

Çok tehlikeli işkolu içerisinde madenciliği sayabiliriz. Özellikle buna yönelik tedbirlerin de buna uygun olması gerekiyor. Enerji Bakanı ilgili kanunda değişiklik yapılmasını öngören teklifi bize sundu. Biz meseleye daha kapsamlı baktık.

Adli soruşturmada bilirkişi incelemeleriyle bu iş kazasının sebebini mutlaka öğreneceğiz. Nedeni nedir, bunu öğreneceğiz. İşveren bunu düşünmüyor olabilir ama hükümet düşünmek durumundadır. Sadece maden kanununda değişiklikle sınırlı değil işimiz.

Madenlerin kapatılması konusunu gerçekçi bulmuyoruz. Türkiye için gerçekçi değil. Mesele ekonomik açıdan sürdürülmesi gereken bir iştir. 15 milyar ton rezervi bulunan bir Türkiye'de her şeyi ithalat yoluyla ikame etmeye çalışırsanız cari açığımız bundan 100 misli fazla olur ve bu dünyanın hiçbir yerinde ekonomik karşılanmaz.

Madenlerimizi çıkartmalıyız, aydınlatmada, ısınmada kullanmalıyız. Bu sektör kendi içinde tek değil, başka sektörleri de besliyor. Soma'daki kömür nakliyesinde çalışan nakliyeciler kooperatifinin 3 bine yakın kamyonu var. Son yıllarda bu üretimi Türkiye'ni her tarafına taşımak için ayrı bir sektör haline geldi.

Madenlere sahipsek, çıkarmalı ve değerlendirmeliyiz. Bu bir ekonomik bir faaliyettir. Ama çıkaracağımız 15 milyar ton kömür rezervi 1 kişinin canının bedeli değildir. Bizim bütün bu işler yapılırken, kazaları önleyecek tedbirleri almamız gerekir. Eğer bu tedbirleri alamıyorsak, 301 değil, 10 kişi 20-30 kişinin ölümüyle karşılaşacaksak o zaman madenleri kapatmaktan söz edebiliriz.

Her sektörün kendi içinde riski vardır. Madende de ağır risk var. Bir insan olarak şunu söylemeliyim; bu şartlar altında üretim devam etmemeli. Alınan bütün tedbirlere rağmen yetersizse, ölüm mukadderse kapatmayı düşünmemiz lazım. Ama yüzlerce maden ocağı var, tüm dünyada var ve çıkartılıyor.

Başbakanımız Belediye önünde bir konuşma yaptı, "hükümet istifa" sesleri geldi. Başbakanımız "Ben sizin acınızı paylaşmaya geldim, siyaset yapmaya gelmedim" dedi. Daha sonra Akhisar'a gitmek üzere araca bindik. Orada el sallayanlar oldu, alkışlayanlar oldu.

O insanların yanında yuhlayanlar oldu. Başbakan "istifa et" diyenlerin yanına gitti. "Ben neden istifa edeyim" dedi. Kızlar mahçup oldu Orada abartanlar oldu. Başbakan'ın "Neden katil olayım ben" dediğini duydum. Kızlarla konuştu. Sola doğru yalpalanma oldu. Saldırgan bazı kişiler gördüm. Sola doğru bir geçiş oldu.

Orada bir market varmış, Başbakanımız markete girdi. 7-8 kişi bir markete doğru süratle girdiler. Ben biraz geride kaldım. Görebildiğim kadarıyla Başbakanımız kimseye yumruk atmadı. O kişide 4. kez ifadesini değiştirdi. Başbakanımızın yumruk attığını görmedim. O görüntülere bakarken yanlışlıklar yapıldı. Orada birinin elini tutmak için elini uzatmış olabilir. Bir başbakanın nasıl yumruk atabileceğini düşünebilirsiniz.

O görüntüleri izledim. (Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir göstericiyi tekmelemesi) Çıplak gözle baktığım zaman, yerde birisi var, iki özel harekatçı yere yatırmış ve bir kişi tekmeliyor. Bu çok feci bir olay. Bu kişi eylem yapmış ve polis etkisiz hale getirmiş. Yerde olan bir insana tekme atılmaz.

Bu olayı tasvip etmediğimi söylüyorum. O kişi şikayet ederse, tekme atan kişi tarafından adli soruşturma başlatılabilir. İdari soruşturmaya da konu olabilir. Soruşturma sonucunda kendisin atayan makam, işlem yapabilir. Rapor konusu trajikomik bir olay. Tekmelerken ayağını burkmuş diye düşündüm. Raporu veren doktoru suçlayamam." 

UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : .../... | Haber Yazılımı: CM Bilişim