• BIST 105.994
  • Altın 318,634
  • Dolar 6,2384
  • Euro 6,8405
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 12 °C
  • İzmir 16 °C
  • Çankırı 11 °C
  • Antalya 14 °C
  • Muğla 14 °C

Hey; Arapça okuyanlar! Allah Türkçe bilmiyor mu?

Oktay KILIÇASLAN

Tarikatlar ve de cemaatlerin; Din üzerinden nemalanarak edinmiş oldukları güç ile, dinini bilmeyen cahil halk nüfusunu da etrafında toplayarak ülkemiz içerisinde neler yapabileceklerini, 15 Temmuz gecesinde gördük.

Hiç kimse! tarikatların ve cemaatlerin meşru olduğunu söylemesin!

Çünkü, Kuran’ın: Rûm Suresi 32’nci ayetinde, Şûra suresi 13’ncü ayetinde ve En’am suresi 159’ncu ayetinde; 
“Dini sadece Allah’a özgüleyerek, dosdoğru tutmayı ve onda bölünüp fırkalara ayrılmamayı, bölünmemeyi,  Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar ile hiçbir ilişkinin olamayacağını” emrediyor ve de yasaklıyor.

Yine Kuran’ın; Kehf Suresi 102’nci ayetinde, Mümin Suresi 14’ncü ayetinde, Zümer suresi 11’nci ve de 66’ncı ayetinde, Sebe Suresi 40’ncı ayetinde, Fatiha Suresinin de 5’nci ayetinde; “İnsanlardan veli edinmemelerini, yalnız Allah’a ibadet ve kulluk etmelerini ve de yalnız Allah’tan yardım dilemelerini” emretmektedir.

Zümer Suresi 3’ncü ayetinde ise; “Allah’tan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler, Biz onlara sadece, bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyerek ilişki kuramayacağımızı, "ilişkiniz olamaz" uyarısı ile emrediyor ve de yasaklıyor. Hiç kimse! Bu ayetleri ve içerisinde yer alan Allah’ın emirlerini yok sayıp da, 'şirk'e bulaşmasın!

Değerli okuyucularım, size başımdan geçen bir anıyı anlatmak istiyorum;

Kırk-kırkbeş kişilik bir topluluk ile, 15 Temmuz gecesi yaşananlar ve bu geceye nasıl gelindiğini, tarikatların ve cemaatlerin din üzerinden faydalanarak, insanların tamamen duygusal ve de inançları doğrultusundaki hassasiyetlerini kullanarak, saf ve temiz duygular içerisindeki insanları nasıl zehirlediklerini, çocuklarımızın ne kadar tehlikeli durumlar içerisine düşebileceklerini tartışıyorduk...

Cahil halk kitlesi; Öğrenme, sorgulama, araştırma, merak etme yetisini kullanmamakta direten veya kullanamayan, gelişime kapalı, sabit fikirler ve düşünceler ile kendisini toplumdan uzaklaştıran kişilerden oluşur.

Sohbet içerisinde bütün arkadaşlara; Tamamen istem dışı olarak gelişmiş bir şekilde, "Size bir soru sormak istiyorum" dedim ve sorumu sordum:

- İçinizde Kuran’ı Kerim'i kaç kişi okudu?

Bu soruyu sorduğum anda, mahcup bir duruma düştüğümü hissetmiştim. Ancak soruyu sormuş bulunduğum için, artık dönüşü de yoktu.

Lakin, almış olduğum cevap, ülkemizin! ne kadar zor durumda olduğunu göstermişti bana.

Toplam beş kişi! 

Kırkbeş kişiden sadece beş kişi Kuran’ı Kerim'i okuduğunu dile getirmişti.

Tarikatların, cemaatlerin, şeyh, şıh kılığındaki hoca efendilerin, insanları din üzerinden nasıl kandırdığını tartışırken, cevabı bulmuştum aslında.

"Neden okumuyorsunuz?" diyerek sorduğumda ise; Kuran’ın Arapça yazıldığını ve de Arapça'dan başka bir dil ile okunamayacağını, etraflarındaki hocalarından öğrendiklerini dile getirenler oldu.

Hayret ve şaşkınlık ile dinliyordum onları...

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun, ‘Kuranı Kerim’in tercüme, meal ve açıklamalarını okumanın çok sevap ve genel anlamı ile ibadet olduğunu açıklaması ve de "Kuran’ın sadece Araplar ve Arapça'yı bilenler için değil, bütün insanlara hakkı ve hakikati öğretmek, hidayet ve gerçek saadet yolunu göstermek için indirildiğini" söylemesi benim için yeterli bir yoldu.

Dinimizi öğrenmek…

Tarikatlar ve cemaatler tarafından şeyh, şıh ve de hoca efendiler tarafından sömürülmemek, kandırılmamak için, kendi lisanımız ile Kuran’ı okumamız ve Kuran’daki Müslümanlığı anlamamız gerekmektedir.

Şeyhlerin, şıhların ve 'hoca efendi' adı ile aramızda gezen kişilerin, Cennete açılan kapının anahtarı olduğunu düşünen saf ve temiz kalpli insanlar, hem kendilerini sömürtüyor, hem de affedilmez şirklere bulaşıyorlar. 

Bu insanların kandırılamaz olabileceklerini düşünmek, en büyük hata olurdu benim için. 

Görmemiz için göz veren, onu korumak için kirpik veren kaş veren,

Duymamız için kulak veren, düşünmemiz için akıl veren,

Yürümek için ayak, tutmak için kol veren, dokunmak için el veren,

Allah!

Türkçe'yi, İngilizce'yi, Farsça'yı veya Latince'yi bilmiyor zannediyorlar her halde.?

Kuran’ı Kerim'i, Türkçe okursak Allah bizi anlamaz mı zannediyorlar acaba?!

Arapça bilmiyoruz bahanesi ile okumamalarının sebebi, bu olabilir mi?

Ey Müslüman alemi; Okuyun!

Okuyun da; Sizi din ile sömürenlere kanmayın, dinimizi kirletenler ile ortak olmayın, şirke, günaha bulaşmayın...

Ve daha da önemlisi; Devleti yıkmaya kalkışacak bir cemaate daha 'cesaret' vermeyin...

Bu yazı toplam 501 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05333732940