İBB Davası'nda ikinci celse: Muzaffer Beyaz için ikinci kez tutuklama talebi

İBB Davası'nda ikinci celse: Muzaffer Beyaz için ikinci kez tutuklama talebi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen İBB davasının ikinci celse duruşması, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda başladı. Dünkü duruşma günü 13 saat sürerken şu ana kadar 22 tutuksuz sanığın savunması alındı.

EKREM İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Mehmet Murat Çalık, Necati Özkan, Murat Ongun ve Mehmet Pehlivan gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın ikinci celsesinde üçüncü duruşma günü başladı.

İMAMOĞLU'NUN KORUMASI SAVUNMA YAPTI

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen davada bugünkü ilk savunmayı İmamoğlu’nun yakın koruma ekibinden Emin Türe yaptı.

İmamoğlu’nun programları sırasında otelde bulunan kameraları bantlama suçunun isnat edildiği eylem 15 ile suçlanan Türe, verdiği ilk ifadeyi tekrar ettiğini belirtti.

Daha sonra ise yine kamera bantlama eylemiyle suçlanan İBB ulaştırma personeli Emre Manav’ın savunmasına geçildi. Manav, söz konusu eylemde yalnızca görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğini söyledi.

Ardından yine aynı eylem için savunma yapan İBB Protokol Görevlisi Özgür Türkmen de kamera bantlama eylemi için kimseden talimat almadığını, bunun İmamoğlu’na yönelik tehditler yüzünden rutin bir işlem haline geldiğini ve kıyafet değiştirme esnasında uygulandığını söyledi.

İşte Silivri'de anbean yaşananlar...

17.00 | MAHKEME BAŞKANI VERDİĞİ FARKLI SAVCILIK İFADELERİNİ SORDU, ÖZGÜNER HEPSİNİN İÇERİĞİNE "DOĞRU" DEDİ

Özgüner’in savunmasını tamamlamasının ardından çapraz sorgulamasına geçildi. Özgüner; 29 Nisan, 14 Mayıs, 10 Temmuz ve 30 Ekim 2025 tarihlerinde savcılıkta verdiği ifadelerin doğru olduğunu belirterek aynen tekrar etti.

Mahkeme Başkanı ile aralarında şu diyalog yaşandı:

Hakim: “30 Ekim 2025 tarihli savcılık ifadeniz var, doğru mudur içeriği?”

Özgüner: “Doğru.”

Hakim: “Yine 10 Temmuz 2025 tarihli bir ifadeniz var. İfade içeriği doğru mu?”

Özgüner: “Doğrudur sayın başkanım.”

Hakim: “29 Nisan 2025 tarihli bir ifadeniz söz konusu, doğru mu ifadeniz?”

Özgüner: “Doğrudur.”

Hakim: “14 Mayıs 2025 tarihinde iki ayrı ifade mi var aynı gün?”

Özgüner: “Valla savcılık öyle takdir etti efendim. Ben tek tek oturumda anlattım hepsini.”

Hakim: “Doğru mu ifadeleriniz?”

Özgüner: “Evet.”

Hakim: “Aynen tekrar ediyor musunuz bunları?”

Özgüner: “Doğru.”

Hakim: “Bir ekleyeceğiniz başka husus var mı?”

Özgüner: “Beraatimi istiyorum.”

İMAMOĞLU İLE ÖZGÜNER ARASINDA "TELEFON" VE "ÖRGÜT" DİYALOĞU

Özgüner'in savunmasının ardından başlanan sorgusunda Ekrem İmamoğlu da söz aldı. İmamoğlu’nun, "Benim telefonumu neden evinizde sakladınız?" sorusuna Özgüner, "Ben sizin telefonunuz olduğu için evimde saklamadım, muhafaza ettim diyelim buna çünkü siz o akşam da çıkabilirdiniz, iki gün sonra da çıkabilirdiniz" diye yanıt verdi.

İmamoğlu daha sonra, "Yıllardır bizimle çalıştınız. Ve çalıştığınız ortam dürüst, namuslu insanların olduğu bir ortam diye düşünüyorum. Yani burada kimse namussuz değil. Bir namussuz olsa ben onunla ilgili gerekli işlemin yapılmasını ilk önce isteyecek kişiyim, doğru mudur Erol Bey?" diye sordu. Özgüner, "Doğrudur" yanıtını verdi.

İmamoğlu ile Özgüner arasındaki soru-cevap şu şekilde devam etti:

İmamoğlu: “Hiç suç örgütü şüphesi yaşadınız mı? 5-6 sene burada beraber çalıştık, böyle bir izlenim yaşadınız mı?”

Özgüner: “Ben o konuda net bir şey söyleyemem Başkanım ama ben bir suç örgütü üyesi değilim. Var ya da yok diye bir şey söyleyemem.”

İmamoğlu: ‘Söyleyemezsiniz’, tamam. ‘Platform veri sızdırabilir ama ben bunu bilmem’ diyorsunuz, ‘Bence de yoktur’ diyebiliyorsunuz. Böyle çelişkili cevaplar veriyorsunuz. Erol Bey, ne oldu size? Ne oldu size?

Hakim: “Bu soruya cevap vermek zorunda değilsiniz. Ya böyle bir soru yok ki yani?”

İmamoğlu: “Soruyorum. ‘Ne oldu size?’ diyorum. Ne oldu? Size ne oldu? Ne oldu ki yani, kötü bir soru sormadım yani? Aşağılamadım, bir şey yapmadım.

Hakim: “‘Ne oldu?’ diye bir soru mu var yani Ekrem Bey? Sıradaki sorunuza geçin.”

İmamoğlu: “Ama siz benim soruma niye itiraz ediyorsunuz?”

Hakim: “Nedir yani, tabii ki burada her şey sorulamaz ki böyle.”

İmamoğlu: "Benim daire başkanım. Bırakın kısıtlamayı da bırakın kendisi cevap versin.”

Hakim: “Kısıtlayacağız tabii”

İmamoğlu: "Bakın hakaret yok, bu sorunun içinde tehdit yok, bu sorunun içinde hiçbir şey yok. Yani ben diyorum ki Erol Bey, ben burada hapse girdiğimde siz üç tane bilişim şirketinin başındaki kişiydiniz. Yani bu görevi talep ettiniz, ben de layık gördüm size, Daire Başkanlığına bu görevi verdim. Kabul ettiniz, sonra da Genel Sekreterimiz, diğer arkadaşlarımız bu görevi size tevdi etti ve yaptınız. 31 Mart'tan öncesi ve sonrası ne değişti? Yani niye karar veremiyorsunuz suç örgütü var ya da yok?”

Hakim: “Ekrem Bey, biraz önce soruyu sordunuz.”

İmamoğlu: “Böldünüz. Sorumu böldünüz, ben şimdi sorumu tekrarlayıp bir sonraki soruya geçeceğim.”

Hakim: “Anlıyoruz Ekrem Bey, yani burada ne yapmaya çalıştığınızı şu an çok iyi anlıyoruz yani.”

İmamoğlu: “Müdahale ediyorsunuz yani.”

Hakim: "Müdahale edeceğim tabii ki yani.”

İBB DAVASINDA YENİ DÜZEN: “SANIKLAR SAVUNMA YAPAN SANIĞA DOĞRUDAN SORU SORAMAYACAK”

İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında yaşanan soru sorma polemiği üzerine avukatlar duruma tepki gösterince mahkeme başkanı, “Söz hakkı vermeden ses çıkaran avukat olursa çıkaracağım salondan" dedi.

Bundan sonra duruşmada CMK 201'i uygulayacağını dile getiren mahkeme başkanı, ”Sanıklar doğrudan soru sormayacak bundan sonra. Sanıklar sorusunu bize iletecek, biz savunma yapan tanığa soracağız" ifadelerini kullandı.

Ardından duruşmaya ara verildi.

İMAMOĞLU'NDAN “YENİLENİN” MESAJI

Ekrem İmamoğlu salondan ayrılırken izleyicilere seslenerek, “Birbirinize sahip çıkın, yenilenin. Yenilenmeyi unutmayın. Güçlü yenilenin" dedi.

16.15 | ÖZGÜNER ‘İMAMOĞLU’NUN TELEFONUNU SAKLADI’ İDDİASINI REDDETTİ: “BU SENARYOYA FİLM YAZILMAZ”

Özgüner, savunmasının devamında İmamoğlu’nun kullanmadığı bir telefonun saklanarak suç delillerinin karartılmaya çalışıldığı iddiasının yer aldığı Eylem 16’ya ilişkin konuştu.

Özgünern gözaltına alınmasının ardından Saraçhane’de bulunduğu sırada, telefonu Kadriye Kasapoğlu’nun asistanının önce Melih Geçek’e vermek istediğini, Geçek’in kabul etmemesi üzerine kendisine teslim ettiğini öne sürdü. Özgüner, telefonu evine götürerek yatak odasında muhafaza ettiğini söyledi.

Tutuklandıktan yaklaşık 15 gün sonra avukatının kendisine telefonu sorduğunu belirten Özgüner, cihazın yerini tarif ettiğini ve telefonun 12 Mayıs’ta evinde yapılan aramada bulunduğunu aktardı.

Savcılıkta, Kasapoğlu’nun telefonun kendisine verildiğini bilip bilmediğinin sorulması üzerine “Bildiğim kadarıyla biliyordur” dediğini aktaran Özgüner, bunu telefonun Kasapoğlu’na bağlı bir asistan tarafından verilmesine dayanarak söylediğini anlattı.

Telefonu İmamoğlu’nun gözaltına alınacağını önceden bilerek sakladığı yönündeki iddiayı reddeden Özgüner, “Ekrem Bey’in alınacağını bileceğim, ondan sonra 40 gün bu telefonla yaşayacağım... Bu senaryoya film yazılmaz” dedi.

Özgüner, kendisine telefon sorulduğunda cihazın yerini bildirdiğini savundu.

16.00 | ETKİN PİŞMANLIKÇI ÖZGÜNER: “’27 KİŞİ SENİN YÜZÜNDEN TUTUKLANDI’ DİYORLAR, ÖYLE DEĞİL”

Ardından savunma yapan bir diğer tutuksuz isim, etkin pişmanlık ifadesi veren İBB Eski Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Naim Özgüner oldu.

İddianamedeki şemada “örgüt yöneticisi” olduğu iddia edilen Hüseyin Gün’ün altında gösterildiğini belirten Özgüner, “Örgüt üyeliği yönünden düşündüğümüz zaman Hüseyin Gün'le hiçbir emir talimat ilişkimin olmadığını, bir hiyerarşi yapısı içinde bulunmadığımı söylemek isterim. Hüseyin Gün'ün altında bir örgüt üyesi olarak konumlanma pozisyonunu örgüt üyeliği savı ile reddediyorum” dedi.

“İBB Hanem” ve “İstanbul Senin” uygulamaları üzerinden veri sızdırıldığı iddialarının yer aldığı ve 27 kişiyle dosyada en çok ismin tutuklandığı 13 numaralı eyleme ilişkin konuşan Özgüner, Mahkeme Başkanının ilk celsede “En anlamadığımız eylem” dediğini anımsatarak savunmasına devam etti.

Özgüner, “Sayın Başkanım, bu başkanlığın bir vizyon projesidir. Dolayısıyla İBB, 30 tane iştirak şirketi, 2 tane bağlı kuruluşun tamamındaki mobil uygulamaların ve çok kullanılan web sayfalarının tek bir platformda toplanması amacıyla geliştirilmiş bir başkanlık vizyon projesidir. Dolayısıyla paydaşı bu kadar çok olan bir projede, iş sadece ihaleyi kim yaptı gibi düşünüldüğünde konu yanlış anlaşılıyor ve eksik kalıyor” dedi.

Dava dosyasında yer alan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) raporuna itiraz eden Özgüner, “USOM raporunun hiçbir noktasında Erol Özgüner'e ait herhangi bir veri tabanına erişim ibaresi bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Eylem 13 kapsamında; Google Tag Manager (GTM) kodlarının sistemlere yüklenmesi ile ilgili iddialar yer aldığını anımsatan Özgüner, iddianamedeki tek tape çözümünün bu eylemde yer aldığını söyledi.

Kendisinin de bu tape gerekçesiyle tutuklandığını savunan Özgüner, “Şimdi bana ’27 kişi senin yüzünden tutuklandı, biz Naimzedeyiz’ diyen sesler duyuyorum. Çok garip. Öyle değil. GTM kodu işinin mutlaka bir bilirkişi tespitiyle çözümlenmesi gerekiyor. Çünkü hepimizin canı yandı burada, hiç kimsenin canının yanmasını da istemiyorum açıkçası” dedi.

14.45 | "İBB İLE İLK TEMASIM 1994 YILINDA AKBİL PROJESİ İLE BAŞLADI, PROJEYİ ERDOĞAN TAKİP ETTİ"

KOBİL adlı firmanın Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Koyun savunmasına, “Ben niçin burada olduğumu bilmiyorum” diyerek başladı. Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ ile birlikte tutuklu yargılanan iş insanı Hüseyin Gün’ü daha önce hiç görmediğini ve kendisi ile hiç konuşmadığını söyleyen Koyun, “İddianamede Hüseyin Gün 2019 tarihinde benimle bir işlem yapmış diyorlar. Ben bundan herhangi bir şekilde bir haberim yok” dedi.

KOBİL’in, “İstanbul Senin” için kurulan bir şirket olmadığını, 1990 yılında kurulduğunu söyleyen Koyun, İBB ile ilk temasının, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İBB Başkanı olarak görev yaptığı 1994 yılına dayandığını anlattı. Koyun, “Benim İBB ile ilk temasım 1994 tarihinde AKBİL projesiyle başlamıştır. Ve o zaman Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dı. Bilakis kendisi bu projeyi takip etmiştir. Türkiye’de e-Devlet projesinin ilk vizyonunu da ben getirdim” ifadelerini kullandı.

Hakkındaki suçlamaların çok ağırına gittiğini söyleyen Koyun, “20 senedir hep şunu söylerim, ‘Datasına sahip olmayan ülkesine sahip olamaz. Datalar kutsaldır.’ Bir ülkenin bir Kara Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri olduğu gibi Siber Kuvvetleri’nin olması lazımdır. Hatta bana dediler ki beni tanıyanlar, ‘Sen Sayın Cumhurbaşkanımıza git de, Türkiye'nin Siber Kurumu var, onun başına geç’ dediler” diye konuştu.

"ÖMRÜMÜ VERDİĞİM ŞEYLE BENİ SUÇLUYORLAR"

Firma olarak yıllarca yaptıkları teknolojik yeniliklerden bahseden Koyun, "Onun için çok ağrıma gidiyor, gerçekten çok ağrıma gidiyor. Yapılan şeyi hak etmediğimi düşünüyorum. Çünkü bunu yapan bir insanla bana göre gurur duymak lazım. Neyse, demek ki büyük konuşmuşum. Şirketlerime gidemiyorum. 8 aydır buradayım maalesef bu yurt dışı çıkış yasağından dolayı. Çok büyük zarar gördüm. Bunu yapan adamın alnına kurşun dayasan yapmaması lazım ya da çok salak olması lazım. Salak olsaydım 20 markla bunları kuramazdım. Benim ömrümü verdiğim şeyle beni suçluyorlar. Ağrıma giden o, sayın başkanım" dedi.

MAHKEME BAŞKANI: "YAŞADIĞINIZ HAYAL KIRIKLIĞI ANLATMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ AMA VAKTİMİZ YOK"

Koyun savunmasına devam ederken Mahkeme Başkanı, "Yaşadığınız durumdan dolayı, anlattığınız kadarıyla da bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz, bunu bize anlatmaya çalışıyorsunuz ama bizim bunları dinleyecek kadar uzun vaktimiz yok" diyerek araya girdi.

"CUMHURBAŞKANIMIZLA AYNI MASADA YEMEK YEMİŞ ADAMIM"

İBB'ye yaptığı projede 10 milyonun üzerinde zararı olduğunu ifade eden Koyun, “Ben bugüne kadar, 40 sene içinde bir tane müşterimle mahkemelik olmamışımdır. Ama şu vardır, bunu Sayın Ekrem Bey de biliyor, biz bir ihtarname yolladık. Ben o projeden 10 milyon avro üzerinde zarar ettim. Ben Almanya Şansölyesi'ni tanıyorum. Bakın, ben burada anlatmak istemiyorum, ben Sayın Cumhurbaşkanımızla, Gerhard Schröder ile aynı masada yemek yemiş adamım. Ben tanınmış bir adamım” diyerek savunmasını tamamladı.

İMAMOĞLU İŞLE KOYUN ARASINDA DİKKAT ÇEKEN SORU CEVAP: "ONLAR BİR TEK BANA BAKIYOR"

Daha sonra Ekrem İmamoğlu, Koyun’a soru sormak üzere söz aldı.

İddianamede, “İstanbul Senin” uygulaması üzerinden vatandaşların kişisel verilerinin ele geçirildiği ve yurt dışına sızdırıldığının iddia edildiğini, kendisinin ayrıca “Casusluk” davası kapsamınnda da tutuklu yargılandığını anımsatan İmamoğlu, "Bizim bu memleketin herhangi bir ferdinin yurt dışına sızdırılmasıyla ilgili bir sistem kurmamız mümkün mü? Bu sistem üzerinden böyle bir veri sızdırmamız mümkün müdür? Bunun altyapısını mı kurdunuz İsmet Bey? Böyle bir altyapıyı hayatınız boyunca hiç kurmaya yeltendiniz mi? Bu kadar işin uzmanısınız, biz size bunu teklif etsek dahi yapar mısınız? Ya da bu nasıl yapılır? Biz böyle bir sistem mi kurduk İsmet Bey?" diye sordu.

İsmet Koyun ise şu yanıtı verdi:

"Şimdi birincisi, böyle bir sistemi kursaydım, İstanbul'daki 3.7 milyon insan için kurmazdım, başka yerde kurardım. Çünkü şu anda dünyada 100 milyon insan benim dijital kimliğimi kullanıyor. İkincisi; ben Türkiye'de maalesef Sayın Başkanım şunu görüyorum, bakın şunu görüyorum: Gerçekten insanlar her konuda uzmanım diye geçinenler bile her konuda profesör gibi konuşuyorlar ve çok anlıyorlar, çok biliyorlar. Teknik olarak bugün orada söylemiş oldukları, yurt dışına yolladık dedikleri şey herhangi bir data falan değildir. Bugün sizin bakanlığınızda da aynısı vardır. Yani mümkün değil. Öyle bir şey olmadı, olamaz da."

Ekrem İmamoğlu, "Yani ‘İstanbul Senin’ uygulamasıyla veri sızdırılması mümkün değil. Öyle bir şey olmazdı, olamaz da" diye konuştu.

İsmet Koyun, "Sızdıramazsınız da. Sızdırıldığı zaman sistem kendini kilitliyor. Nasıl sızdıracaksın? Onun cep telefonunu kırman lazım. Cep telefonunu kırdığın zaman sistem kendini kilitliyor" yanıtını verdi.

Koyun, "Sistem orada. Gider, bakar, der ki ‘Şurada kırılmış’" sözleriyle devam edince İmamoğlu, "Yok, onlar bir tek bana bakıyor, başka bir yere baktığı yok" karşılığını verdi.

MUZAFFER BEYAZ İÇİN İKİNCİ KEZ TUTUKLAMA TALEBİ

İBB Davasında duruşma savcısı, tutuksuz sanık Muzaffer Beyaz hakkında dün istediği tutuklama talebinin mahkemece oy çokluğuyla reddedilmesinin ardından karara itiraz etti. Savcı, "çelişkili beyanları" gerekçesiyle Beyaz’ın tutuklanmasını yeniden talep etti.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB Davasında, duruşma savcısı tutuksuz ve hem "şikayetçi" hem de "şüpheli" olarak dosyada yer alan iş insanı Muzaffer Beyaz hakkında verilen tutuklama talebinin reddi kararına itiraz etti.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmada Beyaz’ın savunması ve sorgusu sırasında, önceki ifadeleri ile mahkemedeki beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu belirten duruşma savcısı Beyaz’ın tutuklanmasını talep etmişti. Mahkeme heyeti ise savcının talebini oy çokluğuyla reddetmişti.

Duruşma savcısı, ret kararının ardından İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi sundu.

Savcı dilekçesinde; Beyaz’ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini, alabileceği ceza miktarını, soruşturma aşamasındaki çelişkili beyanlarını ve dosyadaki delilleri gerekçe gösterdi.

Beyaz hakkında uygulanan mevcut adli kontrol hükümlerinin “yetersiz kalacağını” savunan savcı, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tutuklama talebinin reddine ilişkin kararına itiraz ederek Beyaz’ın bu aşamada tutuklanmasına karar verilmesini talep etti.

14.30 | İBB DAVASINDA ARA SONA ERDİ

İBB davasında verilen ara sona erdi. Tutuklu isimlerin ardından mahkeme heyetinin de yerini almasıyla birlikte savunma yapmak üzere KOBİL şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Koyun kürsüye geldi.

14.20 | ETKİN PİŞMANLIKÇI ERTAN YILDIZ DA DURUŞMA SALONUNDA

Duruşmaya öğleden sonra tutuksuz olarak yargılanan etkin pişmanlıkçı eski İBB İştirakler Sorumlusu Ertan Yıldız da katıldı. Verdiği etkin pişmanlık ifadeleri pek çok kişiye tutuklanma sebebi olarak yöneltilen Yıldız için, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan Adalet Bakanı Akın Gürlek, “İBB soruşturmasının dönüm noktası Ertan Yıldız’ın itirafçı olması” diye konuşmuştu.

Yıldız’ın, tutuksuz sanıkların bulunduğu bölüme geldiğinde yalnızca kendisi gibi etkin pişmanlıkçı olan İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner ile selamlaştığı görüldü.

İBB davasına bakan İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi celse sonunda açıkladığı ara kararında; duruşma savcısının da talebi doğrultusunda, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliye olan Naim Erol Özgüner hakkında "kişisel verilerin kaydedilmesi" ile "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar vermişti.

13.00 | İLK ARA VERİLDİ: MAHKEME BAŞKANI'NDAN İKİNCİ CELSE İÇİN SÜRE AÇIKLAMASI

Kiler’in savunmasının ardından duruşmaya ilk ara verildi. Aradan sonra, İstanbul Hanem ve İBB Senin uygulamaları hakkında veri sızıntısı iddialarının olduğu eylem 13 ile ilgili savunmalara geçilecek.

Bu kapsamda ilk olarak KOBİL yazılım şirketi sahibi İsmet Koyun, daha sonra etkin pişmanlıkçı, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner savunma yapacak.

Ara kararının ardından avukatların talebi üzerine açıklama yapan mahkeme başkanı, her gün 20 savunma almaya çalışacaklarını ve duruşmanın bu kısmını eylül ayının sonuna kadar tamamlamayı düşündüklerini açıkladı.

12.45 | ESKİ AKP’Lİ VEKİLİN KARDEŞİNDEN SAVUNMA

Ardından eski AKP’li milletvekili Vahit Kiler'in abisi, iş insanı Nahit Kiler savunmasına başladı. Daha önce verdiği ifadeleri tekrar ettiğini belirten Kiler, 2019’dan önce de belediyeye ve vakıflara bağış yaptığını belirtti.

"Mehmet Murat Çalık bize kreş yapmamızı söyledi. Biz de iş yoğunluğu nedeniyle kendimiz yapamayacağımızı söyledik, yapan şirket olan Adem Soytekin'e ait Asoy İnşaat'a maliyetini gönderdik" diyen Kiler’e Mehmet Murat Çalık da çeşitli sorular yöneltti.

Çalık’ın "Kendi menfaatim için sizden bir para istedim mi?" sorusuna Kiler, "Hayır. Yalnızca kreş bağışı için bir yetkili şirkete yönlendirdiniz" yanıtını verdi.

Daha sonra Kiler’in ifadelerinde olmamasına karşın Kiler’den rüşvet istediğinin iddianamede yer aldığına dikkat çeken Çalık, "İddia makamının rüşvet pazarlığı yapıldı dediği tarihte ben cezaevindeydim. Nahit Bey ancak Adalet Bakanlığı'nın izniyle gelip benimle pazarlık yapabilirdi" ifadelerini kullandı.

12.30 | “ANLATTIKLARINIZDAN DOLAYI 18 AYDIR İÇERİDE YATIYORUM”

Savunmasını yapan, inşaat şirketi hissedarı Erhan Ünal ise hakkındaki iddiaları reddederken şirketteki payının küçük olduğunu, iş ve işlemler hakkında bilgi ve yetki sahibi olmadığını vurguladı.

Mahkeme Başkanı, Ünal'a "Projede 4 daire Hasan İmamoğlu'na devredilmiştir. Karşılığında da ödeme alınmamıştır. Böyle olmuş diyorlar' demişsin. Bu ne demek?" diye sordu. Ünal, "Ortaklarımdan duydum, bir bilgim yoktur" yanıtını verdi.

Mahkeme Başkanı, bunun üzerine ortağı olduğu şirketin devir ve satışlarını takip edip etmediğini Ünal’a sorunca Ünal yalnızca sermayedar olduğunu söyledi.

Ardından soru soran Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, "Size 22 günde inşaat ruhsatı vermişiz. Bunu çok büyük bir gecikme olarak mı görüyorsunuz?" sorusunu yöneltti. Ünal, "Bana öyle anlatıldı. Duyduklarım bu şekildeydi" yanıtını verdi.

"Bu anlattıklarınızdan dolayı ben 18 aydır hapis yatıyorum, o nedenle sormak istiyorum kusuruma bakmayın" diyen Çalık şöyle devam etti:

“Belli ki ortaklar tarafından birbirini yanıltıcı beyanlarda bulunuluyor. Bunları soruyorum çünkü ben de yoruluyorum. Dün gece saat 4’te yattım, sabah 8’de tekrar buraya geldim. Bazen bir kişiyi kaçırmayayım diye tuvalete bile gitmiyorum.”

12.00 | BEYLİKDÜZÜ DÖNEMİNE İLİŞKİN SAVUNMALAR SÜRÜYOR

Emin Türe'nin ardından savunma sırası, iddianamede müşteki ve şüpheli olarak yer alan Gül İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Metin Gül’e geldi.

Etkin pişmanlıkçı Adem Soytekin ve İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in kendisinden Beylikdüzü’nde yapılacak bir proje için iskan karşılığında para istediğini öne süren Gül, önceki ifadelerini tekrar ettiğini söyledi.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, iddianamede kendisinin Gül’ü Adem Soytekin ve Fatih Keleş’e yönlendirdiğine yönelik bir iddia yer aldığına dikkat çekerek bunun doğru olup olmadığını sordu. Gül ise bu iddianın doğru olmadığını belirtti.

Fatih Keleş'in avukatı Baran Kaya ise Gül'e, "Keleş beni arayıp 2 milyon TL istediler demişsiniz. O konu nedir?" sorusunu yöneltti. Gül, "Bizim muhasebeden böyle bir şey geldi, sonra iptal oldu" yanıtını verdi.

NE OLMUŞTU?

Dünkü duruşma günü 13 saat sürerken tutuksuz sanıklar Seyfi Beyaz, Muzaffer Beyaz, Veysel Erçevik, Furkan Hamzaoğlu, Yüksel Hamzaoğlu, Zafer Gül, Oktay Hamzaoğlu, Mustafa Keleş, Dursun Keleş, Fuat Keleş, Cemal Üneş, Esra Huri Bulduk, Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş savunmalarını yaptı. Saat 10.45’te başlayan duruşma, gece yarısından hemen önce sona erdi.

Böylece ilk iki günde 325 tutuksuz sanıktan 20’sinin savunması tamamlanmış oldu.

Dün ayrıca duruşma savcısının, iş insanı Muzaffer Beyaz hakkında, savunması sırasında yaptığı tutuklama talebi mahkeme heyetinin oy çokluğuyla reddedildi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.