Murat Ongun'dan Akın Gürlek analizi: 'Sadece kabine arkadaşlarını değil, Erdoğan'ı bile geçti'
Tutuklu yargılanan İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, cezaevinden yaptığı yeni açıklamada Adalet Bakanı Akın Gürlek'i ele aldı. Ongun, "Görünürlük ve medya gündemi olma bağlamında Bakan Gürlek, sadece kabine arkadaşlarını değil, net olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bile geçti" dedi.
İBB Davası kapsamında “örgüt yöneticisi” olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, aynı isimli Youtube kanalı aracılığı ile kamuoyuna seslendi.
"O gizemli ölümle unutulmasın" başlığı ile yayımlanan videoda Ongun, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında açıklamalarda bulundu.
Ongun, Gürlek'in görünürlük ve medya gündemi olma bağlamında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bile geçtiğini ifade etti. Ongun, ülkeyi Akın Gürlek yönetiyor algısının oluştuğunu kaydetti.
Ongun, "faili meçhul suçlar" konusunda ise 8 isim sıraladı ve bu olayların aydınlanmasını beklediğini ifade etti.
"DAHA ÖNCE GÖRÜLMEMİŞ BİR VAK'A"
Murat Ongun'un söz konusu videoda yaptığı açıklama şu şekilde:
"Dikkatinizi çekiyor mu? Türkiye artık sadece tek bir kişiyi konuşuyor: Adalet Bakanı Akın Gürlek'i. Görünürlük ve medya gündemi olma bağlamında Bakan Gürlek, sadece kabine arkadaşlarını değil, net olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bile geçti. Medya takip raporlarından bu verilere ulaşmak mümkün. Ülke gündemi ekonomi ve sorumlusu Bakan Mehmet Şimşek ama gördüğümüz tek kişi Akın Gürlek. Hal böyle olunca Şimşek de kendini unutturuyor. Vatandaş kötü ekonomi yönetiminin faturasını Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kesiyor.
ABD İran savaşı olsun, bölgesel konular olsun hem Erdoğan hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan proaktif bir siyaset güdüyor, ama gündeme bile neredeyse gelmiyorlar. Çünkü Adalet Bakanının her yeni gün için daha medyatik icraatları oluyor. Basında en çarpıcı ve ilgi çekici hangi konuysa onu büyütüyor. Böyle olunca ünlü isimlerle bezeli operasyonlar, ABD, Katar, Pakistan, İran, Suudi Arabistan görüşmelerinin haber vaktinden hayli çalıyor.
"HERKES ERDOĞAN'I KONUŞURDU, ŞİMDİ GÜRLEK..."
Herkes Erdoğan'ı konuşurdu; şimdi herkes Akın Gürlek'i konuşuyor. Herkes Erdoğan'dan çekinirdi, şimdi herkes Akın Gürlek'ten korkuyor, hem de çok korkuyor. İstanbul'un kalburüstü tüm kesimleri ona bakıyor; Türkiye'de neler olacak diye onu takip ediyorlar. Hal öyle bir vaziyet aldı ki adeta ülkeyi Akın Gürlek yönetiyor algısı oluştu ve hızla yayılıyor. Bir bakanın 5 ayda Türkiye'yi böyle domine etmesi, daha önce görülmemiş bir vakaydı.
Rahmi Koç soruşturmasıyla tüm kararları Akın Gürlek'in tek başına verdiği algısı iyice oturdu. Öyle ki vatandaşlar, kabinenin başı olarak Bakan Gürlek'i görmeye başlamış olabilir; bunu mutlaka ölçmek lazım.

"POPÜLİST OPERASYONLARLA YERİNİ SAĞLAMLAŞTIRDI"
Ben kendisini tebrik ediyorum. Bürokrasi'den gelen bir ismin bu kadar büyük bir dominasyonu gerçekleştirmesi iletişim başarısıdır. Akın Gürlek iletişimin gücünü doğru içselleştirmiş; iyi olan her şeyi sahiplenip kitleleri mutlu edecek popülist operasyonlarla yerini sağlamlaştırdı. Hiç boşluk bırakmıyor. Bunu merhume Gülistan Doku soruşturmasında da gördük. Tunceli Başsavcısı Ebru Hanım, iki buçuk yıl nakış gibi dokuyup kapanmış bir dosyayı kanıtlarla açmayı başardı.
Toplum nezdinde başarılı bulunan bu çalışma, Gürlek'in bakanlık dönemine denk gelince, o da akıllıca bir hareketle hem olaya sahip çıktı, hem de bakanlıkta faili meçhul suçları araştırma daire başkanlığı gibi bir birim kurdu. Yakınlarının çözülemeyen ölümleriyle kahrolan insanlara umut oldu. Aynı zamanda toplumsal beğeniyi de sadece kendine çekmeyi başardı.
Bununla yetinmedi, ilk iş milyonların kalbini çalmak diyerek 11 yıl önce Trabzon'da kurşunlanan Fenerbahçe otobüsü dosyasını yeniden açtırdı. Olayda ölü ya da yaralı yoktu. Sadece fail ya da failler için bir meçhul olma durumu vardı. Yine de bu dosyayı açarak milyonlarca Fenerbahçe taraftarının kalbini fethetmeyi amaçladı. PR ve iletişim faaliyeti olarak doğruyu yaptı. Başta Cumartesi Anneleri olmak üzere pek çok insana "Her olayın aydınlatılması mümkün değil" diyerek umut kırsa da, farklı bir agresyonu popüler konulardan eksik tutmadı.
"BEN DE BAZI ÖLÜMLERİ HATIRLATMAK İSTERİM"
Bu vesileyle ben de Sayın Bakan'a, hem toplumsal algı hem de gerçek bir merak konusu olan bazı ölümleri hatırlatmak istedim. Millilik ve milli güvenlik kavramı içinde bu ölümlerin gerçek yüzü meydana çıkartılırsa, Bakan Gürlek kurduğu yeni daire başkanlığının harika işlere imza attığını da kanıtlamış olur. Benim aydınlanmasını beklediğim, soru işaretleriyle dolu ölüm olaylarının listesi şöyle:
Hüseyin Başbilen: 2006 yılında özel aracının içinde boğazı ve bilekleri kesilmiş halde ölü bulundu. Dosya "intihar" denilerek kapatıldı. Hüseyin Başbilen ASELSAN mühendisiydi; F-16 ve tank yazılımları üzerine çalışıyordu.
Halim Ünsem Ünal: Aselsan'da elektrik mühendisiydi. O da F-16 modernizasyonunda çalışıyordu. 2007 yılında başından tek kurşunla vurulmuş halde ölü bulundu. "İntihar" dendi, dosya kapandı.
Evrim Yançeken: 2007 yılında 6. kattaki evinden düşüp yaşamını yitirdi. O da mikrodalga sistemleri üzerine çalışan ASELSAN mühendisiydi.
Burhaneddin Volkan: Milli savunma için çalışan yazılım mühendisiydi. 2007 yılında askerlik görevini yaparken nöbette intihar ettiği belirtildi. Ölüm dosyası kapandı.
Zafer Oluk: O da askerde elektrik çarpması nedeniyle yaşamını yitirdi. Tarih 2008 yılı; Zafer Oluk da savunma sistemleri mühendisiydi.
Hakan Öksüz: 2012 yılında trafik kazasında yaşamını yitirdi. Savunma alanında çalışan mikroelektronik mühendisiydi. Türkiye'de trafik kazalı ölümler hep şüphelidir.
Erdem Uğur: Savunma teknolojileri mühendisiydi, 2015 yılında evinde ölü bulundu. "Gaz zehirlenmesi" dendi, dosya kapandı.
Kerem Parıldar: ASELSAN mühendisiydi. 2017 yılında yüksekten düşme sonucu yaşamını yitirdi. Dosya kapandı.
"UZMAN OLMAYA GEREK YOK"
ASELSAN ve milli savunma odaklı bunca genç beynin yaşamdan bir vesile ile kopması yeterince merak konusu; komplo teorilerine de açık bir mesele. Bu olayların tamamının AK Parti iktidarında meydana geldiği de düşünülünce, Sayın Bakan'ın faili meçhul dosyasına bu isimleri eklemesi bir vazifeye dönüşüyor.
Bir yanda yaralısı bile olmayan otobüs kurşunlanması dosyasının yeniden açılması, öte yanda hâlâ kuşku taşıyan milli savunma mühendislerinin ölümü... Öncelik sırası yapmak için uzman olmaya gerek yok. Hele hele mesele milliyse, öncelik zaten belli. Umarım Adalet Bakanı, dairesine bu dosyaları da titizlikle yeniden taratır. Bekleyip göreceğiz."








