Özgür Özel, Üsküdar seçimlerinde yaşananları satır satır anlattı

Özgür Özel, Üsküdar seçimlerinde yaşananları satır satır anlattı

YENİ Parti lideri Özgür Özel, katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin sorulara yanıt veriyor. Özel, Üsküdar seçimlerinde yaşananları satır satır anlatarak 'İBB'de de aynı süreç işler mi?' sorusunu yanıtladı. Özel, ABB Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesine ilişkin, bilgisinin olduğunu açıkladı.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Koza TV yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.

Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Üsküdar'da demokrasi adına olmaması gereken her şey oldu. "Bunu da yapamazlar" dediğiniz her şeyi yapıyorlar. Seçimler anlamında en utanç vericisi yaşandı. Bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk.

İlk önce belediye başkanımız tutuklandı, sonrasında 5 Ağustos günü seçim yapıldı. O seçim CHP adayı kazandı. 4 kişi taraf değiştirmişti, AK Parti'ye aldılar. Seçim sonucuna AK Parti itiraz etti, mahkeme seçimleri yeniledi. Kazandığımız seçimi iptal ettiler. İkinci kez yapılırken 2 kişiyi tutukladılar ki oy kullanamasınlar. Ayrıca partinin içindeki bir takım kişilerle pazarlık yaptılar. Son turda iki kişi daha taraf değiştirdi.

Üsküdar Belediyesi AK Parti'ye geçmedi aslında. Sinem Dedetaş seçilmiş belediye başkanı. Şu anda tutukluluk tedbiri sebebiyle görevden geri çekildi yerine vekili AK Parti'den seçildi. Ama "Özgür Bey seçime kadar AK Parti'de" deseniz ve iddiaya girsek iddiayı siz kazanırsınız.

Hangi savcı yargılayacak suçsuz bulacak Sinem Dedetaş'ı ya da tutuksuz yargılanmasına cevap verecek? Yaptıkları iş hem bugün için haksızlık hem de belediye başkanlarının yıllarda içeride kalmasına sebep oluyor.

Topluma algıyı Üsküdar AK Parti'ye geçti diye yerleştiriyorlar. Hakim Sinem Dedetaş lehine karar vermeye kalksa o hakimi sürecekler. Geleceğini karartacaklar."

(İBB'de de aynı süreç işler mi?) Bu işin gidişatına bakıldığında, çünkü sürekli İstanbul'da belediye meclisini oluşturan arkadaşlarımıza operasyonlar yapılıyor, böyle bir işin seyrinin adım adım oraya gittiğinin bir erken tespitidir. Üsküdar'a yaptığını diğer belediyelere de yapmasının önünde ne engel var?

Yaklaşmakta olan tehlikeyi görüyoruz ve buna karşı ciddi tedbirler almak gerekiyor.

YURTTAŞLARA ÇAĞRI

İlk olarak Cumartesi akşamına Üsküdar Meydanı'na bütün İstanbullular'ı davet ettik. Endişe duyan herkesi, bu yaşanan rezaletten utanç duyan herkesi Üsküdar Meydanı'na bekliyoruz. Ondan sonrasını da milletimizin katılımıyla mücadele evrelerimizi planlayacağız.

Büyük bir mücadele var ama bir yandan da dönemdeki mitinglerin tamamının tepkiyi örgütlediğini ama iktidar umudu ile ilgili bir mesajı veremediğini söylüyorlardı. Yeni Parti'nin iktidarda nasıl yöneteceği, sorunları bilmek yetmez, çözüm önerisi olarak neyi ortaya koyduğumuzu anlattığımız bir süreç içindeydik. Üsküdar'da yaşananlar bir protesto mitingi bir tepki ihtiyacını yeniden gündemimize getirdi. Ancak il gezilerini sürdürmeye, ilin sorununa dair söyleyeceklerimize devam edeceğiz. Yeni Parti iktidar umuduyla yürüyüşe başladığında kötülük durmayıp bizi kendi çukuruna çekmeye devam ediyor. Gidip bir gün o çukurda onlarla boğuşup sonra doğru yerde iktidar yürüyüşünü sürdürmeye çalışıyoruz. Bu kadarı utanmazlık, milletin gözünün önünde oluyor. Rasyonaliteyi kaybetmiş bir iktidarla karşı karşıyayız. İstanbul seçimlerini hatırlayın, mazbatanın iptali rasyonel miydi? Göz göre göre o hatayı yaptılar. Ekrem Bey kazandı.

"MEYDAN OKUYORUZ, YEREL SEÇİMLERİ ÖNE ALALIM"

5 yıl kötülük yaptılar. Yok yürüyen merdivene taş sokuşturdular, kredileri onaylamadılar. Bu sefer 1 milyon farkla kazandı Ekrem Bey. Meydan okuyoruz. Yerel seçimleri öne alalım. 45'in altında kazanırsak gidip mazbatayı almayacağız.

Millet böyle şeylere, haksızlıklara tahammül etmiyor. Şu anda bu yaptıkları özgüvenden değil. Bir çaresizlik, bir kontrolü kaybetmişlik. Kimin aklına uyuyorlarsa çok yanlış yapıyorlar. Korkut Hoca'nın bir yazısı var, bu topraklarda sosyal patlama sandıkta olur diyor. Bu milletin bir sandık sabrı var. Biz o sandığa varırız ve bu seçimi alırız. Kimse enseyi karartmasın. Ekrem Başkan aramızda olsun isterdik yok, Sinem aramızda olsun isterdik yok. Ama ne olursa olsun biz tükenmeyeceğiz. Eninde sonunda o sandığa varıp alacağız.

Çünkü otoriter rejimler umutsuzluktan besleniyorlar. Şöyle göstermeye çalışıyorlar: "Biz Üsküdar'da her şeyi yapıyoruz, bilin Türkiye'de beterini yapacağız. Bu seçimi bizden alamazsınız" hissini yerleştirmeye çalışıyor. Tüm dünyada diktatörlerin yüzde 80'le seçim kazandığı yerlerde seçime katılım oranı yüzde 36. Milleti yıldırmış. Kendi adamlarını mobilize edip sandığa götürüyor. Buradaki de benzer psikolojik mücadele. Hiç öyle bir şey yok. Biz genel seçimlerin ertesi sabahı çok büyük bir galibiyete uyanacağız.

"PESPAYE BİR OVP AÇIKLADILAR"

Başaramayacaklar. Çünkü bunca yıl iktidar oldular. OVP açıkladılar. Programda umut yok, hedef yok, beklenti yok. 24 yılın sonunda pespaye bir OVP açıkladılar. Ekonomik olarak verecekleri hiçbir şey yok. Genel başkanlarının ilçesi Üsküdar'ı açık farkla kazandık, ancak böyle alıyorlar. Sadece ve sadece korkutmaya, sindirmeye yöneliyorlar.

Asla teslim olmayacağız, sonuna kadar mücadele edeceğiz, o sandığa varacağız, o seçimi alacağız.

"SEÇİMİ KAYBEDERSEM GİDİYORUM, NET"

Seçimi kaybedersem gidiyorum. Net. Genel seçimleri de alacağız. Millet bunları göndermeyi kafasına koymuş. Bunlar milletle didişiyor.

(CHP'nin kuruluş yıldönümüne katılmamak bir burukluk hissettirdi mi?) Burukluk hissettirdi de orası işgal altında. Şu anda CHP'yi AK Parti yargısı kapattırdı. 4 kez üst üste seçilen genel başkanın mazbatasını yok saydı. CHP'nin bugün gerçekten bir kutlama yapamıyor oluşunun, işgal altında oluşunun yüreğimde sızısı var.

(Mansur Yavaş'ın Erdoğan ile görüşmesi) Benim haberim var. Mansur Bey, bir takım yatırımlar için randevu istemişti. Mansur Bey bu konularda çok hassastır. Son görüşmemizde böyle bir görüşmenin olacağını söylemişti. Mansur Bey'den şüphem olmaz.

KILIÇDAROĞLU'NA SERT TEPKİ

(Kılıçdaroğlu'nun İmamoğlu için yaptığı "siyasi tutuklu değil" açıklaması) İçimden geçenleri söylesem hakikaten bu anlayışa tüketilen her nefes israf. "Ben sizin için kullanışlıyım, ben devam edeyim". Sloganlarına bakın, sözlerine bakın. "Ben kullanışlıyım, ben burada kalayım" bunu söylüyorlar. Ben kime ne anlatayım. Benim bu yaklaşıma cevap vermemi bu millet israf görür.

Biz muhalefetle birlikte oluruz da meşru muhalefetle birlikte oluruz. Sağdan sola herkesle birlikte olurum ama sandıktan çıkanlarla birlikte olurum. İktidarın atanmış aparatlarıyla birlikte olmam.

"BİZİM BUTLAN YÖNETİMİYLE BİRLİKTE YÜRÜYECEK BİR SANTİM YOLUMUZ YOKTUR"

Kılıçdaroğlu'nun elini sıktığım için insanlar bana kızdılar, "meşruiyet veriyorsun" dediler. Ben meşruiyet vermemek için "kurultay yoksa görüşmem" demişim. Yoksa bana neler teklif etmediler.

Bizim butlan yönetimiyle birlikte yürüyecek bir santim yolumuz yoktur. Onlarla birlikte herhangi bir işbirliği yapmamız asla ve asla mümkün değil. Toplumsal herhangi bir karşılığı olmayan birileriyle cumhurbaşkanı adayını konuşmak o adayı yıpratır.

Tarih ders almak için var. Tarihten ders çıkarmak lazım. Üzerimize düştüğünde sorumluluk almaya, fedakarlık etmeye hazır olan, ülke için doğrusunu yapmak üzere kararlılık ifade eden bir partinin genel başkanıyım. Üstümüze düşeni yaparız.

Seçimden çok önce seçim işbirliklerini konuşmaya başlamak herkesin koşusunu engelliyor. Yeni parti olarak hedefimiz milletvekili seçiminde 50+1, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de 60+1'i yakalamak. Alamıyorsak seçim zamanı geldiğinde konuşulur. Biz seçim zamanı ittifak teklif ettik, adil bir yöntem önerdik. Görüştüler, reddettiler, biz de teşekkür ettik. Ama millet itifakı sandıkta kurdu.

Bir ittifak ihtiyacı varsa olgunlanmış bir fikrin önünde kimse duramaz. Doğrusunu millet sandıkta yapar. Tabii ki siyaseten bazı partiler bize sert konuşmayı bir avantaj olarak değerlendiriyor olabilirler. Herkese saygım var. Ama millet izliyor, millet doğru kararı verecektir.

Ben bana kötü sözler söylemelerine rağmen, geçen seneki kuruluş yıldönümümüze davet ettim, gelmedi. Eski Genel Başkanlarımızın hepsi, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50. yıl dönümüne geldi, Ecevit kabinesinden 2 bakan orada, bir tek o gelmedi. Ben onu babalar gününde bile aradım. Ben bilmiyor muydum onları ihraç etmeyi..."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.