Sözcü18'in varlığı ya da yokluğu 'Çankırı' için ne yazar?!

Ülke ile Çankırı gündemi arasında 'git-gel' yaşayan bünyeme bir de yaşadığım bölgenin 'gündemi'ni eklediğimde vücudumdaki 'elektrik' 220 voltun çok mu çok üzerine çıkıyor! Böylesi bir durum da hak verirsiniz ki ne 'düzen'i ne de 'intizam'ı dengede tutabilmek mümkün olabiliyor...

Ancak, şahsımı yakından tanıyanlar çok iyi bilirler ki, 'olabildiğince' (!) sakin ve de gerginlikten uzak yaşamayı başarabilmiş bir birey olarak toplumdaki yerini muhafaza etmiş olan bendeniz, son bir aydır sebebini bilemediğim neden ya da nedenlerden ötürü Sözcü18 mesaimden, buraya ayırdığım zamandan çok mu çok şikayetçiyim!

Gerçekten Sözcü18'e bu derece 'zaman' ayırmanın, Sözcü18'e bu kadar 'kafa yormanın' çevreye, ülkeye, şahsıma, aileme ve herşeyden önemlisi Çankırı'ya ne faydası var ki?!

Ben yazıyorum, 'biz' yazıyoruz, Sözcü18 sayfaları şehrin milletvekiline-belediye başkanına, etkilisine-yetkilisine, STK başkanına-siyasi partilere, amirine-memuruna, polisine-savcısına sesleniyor da ne ya da 'neler' oluyor?!

- Neyi hallediyoruz?

- Hangi sorunu çözüyoruz?

- Çözdüğümüz sorun/problemlerin hangisi topluma hangi faydayı/faydaları sağlıyor?

Verilen her emeğin bir 'kâr-zarar' hesabı olur?

Benim yaptığım bu işte (Sözcü18) kâr-zarar hesabıma baktığımda 'külliyen' (!) zarar var...

Bu zarar(lar) sadece 'maddi' olsa yüreğim hiç gam yemeyecek! Bir de işin 'manevi' boyutu var...

Bazılarına 'ağır' gelebilir lakin ifade etmekten çekinmeyeceğim; Mevcut iktidarın ülke genelinde sağlamış olduğu 'adalet' düzeni (!) daha doğrusu 'düzensizliği' nedeniyle başımdan geçen soruşturmalar, yıllarca süren yargılamalar, üstüne üstlük yaşadığım 'gözaltı' ve 'cezaevi'nde tutuklu olarak kaldığım 120 günü düşündüğümde içinde bulunduğum hayatın 'bo.tan mı bo.ktan' bir durum aldığını görmemek için 'kör' olmak gerekir!

İşin muhasebesi 'zarar', manevi yönü 'enkaz' olan bir projenin 'akılcı' ya da 'uygulanabilir' olmasını düşünmek ancak ve ancak benim gibi "şeyim hıyar diyenlere tuzu benden" diyerek koşturanlara has bir davranış şekli olabilir!

Bazılarınız da "Hocam yanlış düşünüyorsun! Yaptığın iş gerçekten belirttiğin gibi özveri ve fedakârlık isteyen bir meslek! Sayende Çankırı'da olası yapılacak birçok olumsuzluğun önüne geçtiğin gibi yaptığın haberlerle de problemlerimizin çözümüne büyük katkılar sağlıyorsun. O yüzden Çankırı adına senin yaşaman ve de Sözcü18'in varlığı bizler için gerekli" diyebilir...

- Bu ihtimal dahilinde olan lakin 'görün(e)meyen gerçek' (!) neyi değiştiriyor?!

- Benim huzurlu ve mutlu olmamı mı sağlıyor?

Üzülerek belirteyim ki hiçbir işe yaramıyor! Sadece ve sadece 'yüzüme söylendiğinde' az da olsa gururum okşanıyor, kısa bir süreliğine vücudumu 'rehavet' kaplıyor! Hepsi o!

Bütün bunlardan sonra şunu da söyleyebilirsiniz:

- Ne diyorsun Vedo? Sadete gel!

Ahh bir gelebilsem!

Şuna inanın ki 'geldiğim' an, başta 'ne istediğim' (!) olmak üzere tamamını 'tek tek' sıralayacağımdan şüpheniz olmasın...

* * *

İki gün önce sayfalarımızda "Siz Soruyorsunuz Seçilmişler Cevaplıyor" başlıklı bir duyuru ile "AK Parti Çankırı Milletvekili Salim Çivitcioğlu'na sormak istediğiniz soruları bizlere gönderiniz" duyurusunu yaptım!

Vay sen misin böylesi bir yazı dizisiyle Salim Çivitcioğlu'nu manşete çıkartan?!

Ortalık ayağa kalktı!

Sosyal medyadan ayrı, özel telefonlarımdan ayrı sayısız 'sitem' aldım!

Geçmişte sayın milletvekili hakkında yaptığım haberler önüme 'tespih tanesi' gibi dizilmekle kalmadı, hemen arkasından "AKP" ve "Erdoğan düşmanlığım" sahne aldı!

Ne demek "AKP ve Erdoğan düşmanlığı" ?!

"Muhalif" olmak ne zamandır "düşmanlık" haline dönüştü bu ülkede?

Ya da ben ne zaman kaleme aldım "Ben AKP'ye muhaliflikten öte düşmanım" (!) şeklinde bir ifade?!

Şahsımın başta Çankırı olmak üzere Ankara ve ülkenin dört bir yanında, AKP'li parti yöneticileri, milletvekili, belediye başkanları, meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri ve danışmanlar olmak üzere sayısız 'dostum' ve de 'arkadaşım' olan isimler mevcut...

Sohbetlerimiz hiç de öyle 'düşmanlık' (!) seviyesinde değil!

Ben, hayatımda bana en büyük kötülüğü yapan AKP'li İrfan Dinç'e dahi 'düşman' (!) ol(a)madım ki halen ülkenin Cumhurbaşkanlığı makamında olan Erdoğan'a 'düşman' olayım!

"Muhalif olma" ile "düşman olma""eşdeğer" tutan ya da tutabilen zihniyetin ne Çankırı ne de "ülke" sevdası olduğunu şahsıma kimse izah etmeye kalkmasın! Gayret(ler)i "nafile" bir çabadan öteye gitmez!

Bu vesileyle "Siz Soruyorsunuz Seçilmişler Cevaplıyor"un ilk konuğu Salim Çivitcioğlu'ndan sonra Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen'le devam edecek onu da duyurmuş olayım...

Şimdilik kaydıyla kalın 'sağlıcakla'...

Bu yazı toplam 725 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
2 Yorum