• BIST 95.852
  • Altın 190,976
  • Dolar 4,6622
  • Euro 5,4311
  • Ankara : 24 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • İzmir : 29 °C
  • Çankırı : 26 °C
  • Antalya : 29 °C
  • Eskişehir : 23 °C

Siyasetin üç atlısı

Bahattin AYHAN

Çankırı'nın yerlisi  olan nüfusun 6 bin kişi kaldığını biliyor musunuz?

Toplam nüfus 186 bin olup bunun 100 bini Çankırı Merkez'de yaşıyor. Yani Çankırı’nın yerlisi merkez ilçe nüfusunun yüzde altısını oluşturuyor. Kırsal kesimden büyük göç almış, yerlisi ise Çankırı merkezi terk etmiştir.

Yerli nüfusun kent kültürü ve yaşamı kırsal kesiminkinden farklıdır. Kültürlü, okuyan, irdeleyen bir nüfustur. Aynı benzer durum ilçe merkezleri içinde geçerlidir. Önceden köyden kente gelenler, imkânlarının olmayışı nedeniyle kenar mahalleleri gelmiş, akraba veya komşuları ile birlikte varoşlarda kültürüne katkıda bulunmuş, alt kültür oluşturmuş, getto yaşamı benimsemiştir. Maddi zorluklar, eğitimsizlik ve buna bağlı kültür yoksunlugu kent dokusunu tamamen bozmuştur. Çünkü köy kültürünü kentte devam ettirmişlerdir. Zor durumda olan veya yeni gelenlere tarikatlar kollarını açmış, onlara kol kanat açmıştır. Kırsal kesimin tutuculuğunu ve dindarlığını tarikatlar çok iyi bir şekilde değerlendirilerek kendi saflarına çekerek oy deposu yaptılar. Seçim zamanı bu tarikatların pirleri hangi partiye oy verileceğini müritlerine ileterek seçim sonucuna etki etmektedirler.

Diğer bir etkin grup da "eşraf"tır. Kentin ileri gelenleri. İş sahibi, parası pulu olanlar çeşitli şekilde getto yaşam sürenlerle temas halindedir. Sorunları olanlar eşraftan -kentin ileri gelenleri-, yardım istemektedir,  eşraf da bunu seçim zamanı oya tahvil etmektedir. Siyasi tercihlerde eşraf ve cemaatlerin isteği doğrultusunda tecelli etmektedir. Ayrıca eşraf desteklediği siyasi partinin iktidara gelmesi ile ekonomik güç olmaktadır.

Üçüncü grubu da bürokratlar meydana getirir. Yerlerini koruyabilmeleri, terfi edebilmeleri için eşraf'la ve tarikatlarla iç içedir. Dolayısıyla tarikat ve eşraf'ın desteklediği partiye göre pozisyon almaktadırlar.

2010 yılında Ali Bey mahallesinde (TOKİ kapsamında olan bir bölüm yıkıldı) yaşamakta olan roman vatandaşlar üzerinde yaptığım ropörtajda mahalle sakinlerinin kara çarşaflı, evlerinin pencerelerinin kapalı ve erkeklerin sakallı olması dikkatimi çekti. Mahalle esnafı aynı zamanda roman vatandaş olan kişinin verdiği bilgileri aktarmak isterim. İsminin yazılmasını istemeyerek söze başladı. Esnaf vatandaş sadece merkezde değil ilçelerde de pazarlamacılık yapıyormuş. Kapalı toplumdan sıyrılabilmiş. Konuşması, kılığı, kıyafeti düzgün ve bakımlı biri idi. Mahallede yaşayan roman vatandaşlar içki içen, çengi, çalgı eğlencesini olan insanların neden bu hale geldiklerini anlattı.

"Fakir ve günü birlik yaşayan insanlar, fakirler. Bunlara merkezde bulunan tarikatlar kancayı takmışlar ve tarikata girmeleri halinde kendilerine yardımcı olacaklarını bildirmiştir. Onlar da yokluk mertliği bozar derler tarikata katılmışlar. Önceleri pencereleri açık iken koyu renk perde ile kapatmışlar. Evlerindeki televizyonları pencerelerden dışarı atmışlar. Kadınları kara çarşafa büründürmüşler, erkekler sakal bırakarak, don giymeye başlamışlar. Bu insanlar kime oy verecek elbette ki şıh kime yönlendirirse ona. Konuyu yetkili birisine anlattığımda bana tavsiyesi sakın ha bu konuyu gündeme getirme oldu."

Kısa bir zaman sonra seçime gideceğiz. Adayların kazanabilmeleri tarikat, eşraf ve bürokrasinin desteğini almaları halinde mümkün. Son 16 yıla bakın eşraf'tan16 yıldır parti başkanlığı yapan, imar oyunları ile paraya para katanlar vesaire vesaire bulunuyor. Siyasete hakimler. Kendileri, akrabaları, çocukları çok iyi yerlerde bulunacaklar. Dar gelirli, varoş ve kırsal kesim halkı ise nal toplamaya devam edecek.  

Sanırım Çankırı'da mevcut iktidara yüzde 80'ler dolayında oy verilmesinin nedenlerini anlatabildik. Seçimlerde aynı tutum devam ederse Çankırı geri kalmışlığına devam edecek. Kendi özünden olan,  kültürlü, donanımlı adaya destek vermek zorundalar. Vekil adayı olduğunda köy yollarını arşınlayan,  Çankırı'da bir gün bile yaşamamış olanlar için oy verirken bir değil bin kez düşünmek gerekiyor.

* * *

FİL HİKAYESİ (Hz. Mevlana)

Karanlıkta file dokunan insanlara sorulmuş: Dokunduğunuz nedir?

- Filin hortumuna dokunan "Hortum gibi bir şey"

- Kulağına dokunan "Kulak gibidir"

- Kuyruğuna dokunan "Yılan gibidir" cevaplarını veriyorlar. Herkesin kendine göre bir fil tarifi var.

Seçmeninde karanlıkta fil tarifi yapanlar gibi, birbirinden farklı siyasi görüşü var. Bazıları fanatik, bazıları ise zihin tutulması derecesinde.

Burada suç  seçmende mi? Yoksa sistemde mi?

Bu yazı toplam 255 defa okunmuştur.
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05333732940 | Haber Yazılımı: CM Bilişim