İbrahim ZENCİRCİ

İbrahim ZENCİRCİ

Amenna!

 

Yeni yıl, yeni umut, yeni başlangıçlar.
 
Her yılbaşı öncesi gazete ve dergilerde görmeye alıştığımız, yeni yılla ilgili basmakalıp, alışılmış bir karikatür vardır. Hatırlar mısınız?
 
Hani, uzun aksakallı, elinde asası ile iki büklüm yürümeye çalışan ve sünnet çocuklarına çapraz asılan “maşallah” yazısı gibi boynunda eski yıla ait olduğunu belirten bir yafta asılı yaşlı adam, “geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan” geçerek bir belirsizliğe doğru gitmeye hazırlanır. Arkasından ağzında emzik, “maşallahında” yeni yıl rakamları taşıyan, nereden geldiği pekte belli olmayan ve emekleyen bir bebek vardır. İkisinin ortasında kocaman yuvarlak bir dünya.  Bu çok bilinen karikatürde, figürlerin tepesinde konuşma balonu yoktur.  Oysa yaşlı eski yılla, bebek yeni yıl arasında fısıltı halinde karşılıklı bir konuşma geçer. Yeni “bebek” yıl henüz konuşamadığı için, onun sesi derinlerden yankılanır. 
 
Yeni “bebek” yıl;
 
'Gençliğin bir anlamı yoktu. Asla ikinci bir düşünce gelmedi aklıma. Ta ki bir gün bu yaşlı adam gelinceye kadar ve bu onun bana söyledikleri” der. 
 
Eski “yaşlı” yıl sanki ona nasihat edercesine ve de Orson Welles’in karizmatik sesi tadında, destansı bir şekilde kulağına fısıldar.
 
“Ben genç olmanın ne demek olduğunu biliyorum.
Fakat sen; yaşlılığın ne olduğunu bilemezsin.”
 
Ve devam eder. 
 
“Bir gün, sen de aynı şeyleri söylüyor olacaksın.
Zaman geçip gidiyor ve bu hikaye anlatılıyor.
Birçok soru sordum. 
Tanıştığım bilge adamlara. 
Cevapları henüz kimse bulamamış. 
Hatırlanacak günler olacak; 
Kahkaha ve gözyaşları ile dolu. 
Yazdan sonra kış gelecek. 
Böylece yıllar geçecek.” der.
 
Yönetmen tam “Ve perde!” derken; birden Nasreddin Hoca çıkar sahneye.  Hocayı karşılarında gören, eski ve yeni yıl düet yaparak sorarlar Hoca’ya, 
 
“Hocam, daha önceleri söylemiştiniz, biliyoruz. Yeni ay girince, eski ayın kırpılıp kırpılıp yıldız yapıldığını. Bizim asıl merak ettiğimiz, Yeni yıl girince, eski yılı ne yaparlar?”
 
Hoca derin derin düşünür,  bir of çeker; 
 
“Bu beni aşar erenler, varıp ehline müracaat edelim” der.    
 
Siz ne dersiniz?
 
Eski yılları ne yaparlar?
 
Ehli kimdir?

Bu yazı toplam 1848 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
4 Yorum